Kitap Künyesi
Yazar: Emrah Serbes
Yayın Evi: İletişim Yayınları
İSBN: 9789750520976
Sayfa Sayısı: 163
Müptezeller Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak. Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.
“Üzülme baba,” dedim, “alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha.” “Ona üzülmüyorum ki ben,” dedi babam. “Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık.”
Güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler… Zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. Yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar.
Müptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak.
Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.
Yaz biter, güz biter, hep kış gelir.
Müptezeller Alıntıları - Sözleri
- Bir de yüreğin hafızası var,farklı işliyor...
- Her şeyi acıyla öğrendiyseniz mutluluktan da içiniz sızlar.
- "Seni seviyorum," diye bağırdım. "Bu gece ve her gece seni seveceğim. Kimi özlediğimi bilmediğim zamanlarda bile seni seviyordum. İçimdeki yokluğun ne yokluğu olduğunu bilmediğimde bile seni seviyordum. Sen yanımdayken içimde bütün bir şehre yetecek kadar mutluluk vardı. Ne yaptın sen kendine böyle, ne yaptın!"
- "Seni seviyorum," diye bağırdım. "Bu gece ve her gece seni seveceğim. Kimi özlediğimi bilmediğim zamanlarda bile seni seviyordum. İçimdeki yokluğun ne yokluğu olduğunu bilmediğimde bile seni seviyordum. Sen yanımdayken içimde bütün şehre yetecek kadar mutluluk vardı."
- Geçmişle arama bir duvar örüldü sanki. Özlesem ne olacak,' diyorum. Yine de insan özlemek istiyor. Derinden özlemek istiyor
- " Sanki şu dünyadaki, yedi milyar insanın en çekilmezi benmişim gibi.. "
- Yolun başında müptelaydım, yolun sonunda müptezel..
- Bir boşluk var hep,sözlerle doldurulmuş,içimi yakıyor o doldurulmuş boşluklar,elimi kolumu bağlıyor,neresinden tutayım,nasıl anlatayım.
- Bazı anlar vardır, geçen zamanın bir daha geri gelmeyeceğini kuvvetle hissettirir insana.
- Bu ülkede ölmek sıradan bir şakadır.
- Bir insana duyulan sevginin çaresizlikle kesiştiği anlar,hep aynı.Boşa konuşmak,aşkta da ölümde de,hepsi bir.
- Elini göğsüne götürmüştü sonra,tam kalbinin üstüne,"Burası da gülüyor",demişti."Burası çok mutlu".
- İyi insan diye bir şey kaldı mı dünyada?
Müptezeller İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa farklı bir tarz ile karşımıza çıkıyor kitabıyla. Bolca argo dolu, alabildiğine samimi ve başlığını hakkıyla yansıtan bir kitap olduğunu daha ilk sayfalarından anlayabiliyoruz. Acının, yalnızlığın, depresifliğin en yoğun hissedildiği, en ince ayrıntısına kadar müptezellerin ve alkoliklerin hayatının anlatıldığı güzel bir kitap ortaya koymuş tarzının dışında olsa da. Artılarıyla, eksileriyle güzel bir kitap ama bir 163 sayfa daha fazla olsaydı, daha güzel olurdu. Keyifli okumalar... (FIRAT SUBAŞI)
1 puan veriyorum bu kitaba. Neden mi? Olay örgüsü baştan savma. Zaman saçma bi şekilde hızlı ilerliyor. Betimlemeler çok yetersiz. Üslup yerlerde : anca sövme. Yazarın bir dili yok. Sözler olayın akışına göre değilde, söze göre olay akışı şekillendirilmiş gibi. Kitaba giremiyor ve saçma bir diziyi başka bi şey yok diye öylesine izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Vermek istediği tek düşünce ümitsizlik. Özellikle kitap boyunca küfürü geçsek bile madde kullanımının had safhada olması, gençleri özendirici, merak uyandırıcı etkiler oluşturabilir. Bu kitabın yazılmasının ne sanata ne de okura bir katkısının olmayacağı görüşündeyim. Okumayın. (Hakan Tekin)
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku .. Çayımı hüpürdetip biralardan arta kalan tuzlu fıstıkları tırtıkladığım ve işe gitmeyip izin kullandığım, bayat ekmeklerle kargaları beslediğim bir günden daha hepinize selamlar İŞSİZ kardeşlerim.. Hemen girizgah yapmak istiyorum zira kitabı pekte beğenmiş değilim.. Mümkün olduğunca kısa kesmeye çalışıcam yani el verdiği müddetçe.. hazırsanız başlayalım .. - SÖZ VERDİĞİM GİBİ KuP KuP BoY ile BERABERİZ! - Kitabın başlığını aylar evvel ilk gördüğümde baya bir merak ettim ..Sonra sağdan soldan pıtırak gibi paylaşılan alıntılarına denk geldim.. Meraklandım doğrusunu söylemek gerekirse.. Yeraltı edebiyatına ve kötü olan herşeye , daha doğrusu sizin tabirinizle kötü olarak adlandırdığınız tüm negativiteye full destek verenlerdenim.. Birşeyin doğasının kötü olmasını ya da iyi olanın şartlar ve kendi isteği ile kötüye evrilmesini, kafamızı aksi yöne çevirerek yok sayma şansına sahip değiliz ..İster beğenin ister beğenmeyin onlarda bu toplumun içindeler ve iyi dediğiniz herşey daha doğrusu iyinin tanımı onlar sayesinde var .. etkiye tepki meselesi bu .. tabii bir de chaotic good dediğimiz bir sınıf daha var ki onlar bambaşka bir tartışma konusu olmasına rağmen kısa keserek açıklayayım .. Kimdir bunlar ? bünyesi itibari ile içinde barındırdığı iyiliğin ve kötülüğün birbirine egemen olamayıp yenişemediği tiplemeler .. Bir nevi limon suyu çok kaçmış mayonez tabiri yapabiliriz bu insanlar için .. Tabii insan psikolojisi her daim iyiliği görmeye alışkın olduğu için kötülüğü ve kötü olanın üstünü boardmarkerlarla çizmeye meğilli..dolayısıyla onlarda - opsiyonel - kötü sınıfındakiler topluma göre.. Bu tayfayı niçin açıkladım çünkü kitabın içinde bahse konu olan şahıslar tam olarak bu insanlar .. Bu yüzden , yok efendim kitapta çok küfür var , aman da uyuşturucu tüketimi gençlerimize zerk edilmek isteniyor , cinsellik gak guk gibi eleştirileri okumak isteyenler , size şu dakika kırmızı kadife koltuklarda şarap içip beyaz çikolataya bandırılarak dondurulmuş üzüm tanelerini tırtıklayacağınız "ustalara saygı kuşağı filmi" galasına bir adet one-way ticket (git geri gelme) veriyorum.. Charles Bukowski söyleyince pek bir hoşunuza gidiyor ..her neyse geri kalanlarla devam edebiliriz .. Müptezelin tanımı nedir ? Tdk ya göre bayağılaşmış , saygınlığını yitiren ;argo tabirde ise "hem satan hem de kullanan" kimseler .. Yani amiyane tabirle hem "keyifçiler" (içiciler) hem de "torbacılar" (seyyar ve taşeron tüccarlar ).. Romanda bu sınıfa mensup kimseler garsonlar .. Kitabın içerisindeki hikayeler de bu yozlaşmış takım cevresinde vuku buluyor.. Kendim de bir dönem hem öğrenciliğimde hem de iş aradığım sonraki dönemlerde boş kalmamak adına sayısız kalite ve ölçekte müessesede garsonluk ve barmenlik yaptığım için bu tayfayı gayet iyi bilirim ..Sekiz sene yaptım bu işi.. Garsonlar arasında bir tabir vardır garson kelimesine karşılık..Garson , erkeğin kötü yola düşmüşüdür ..Bir insan garsonluk yapıyorsa Türkiye gibi bir ülkede ya vasıfsızdır ya da öğrencidir..Hobi için barmenlik yapan belki çıkar tek tük ama garsonluk çekilecek bir kahır değildir.. Bu sektörün hammaddesi , iş gücü bellidir..Toplumun alt kesimi ya da öğrenciliğinde alt kesimi tatmış olanlar.. Bu bağlamda kitaptaki işleyişe geri dönecek olursak yazarın kendisi yani Emrah Serbes' te benimle aynı dönem Dil Tarih Coğrafya Fakültesin de okumuş bir arkadaş.. Tam emin olmamakla beraber sanırım bir kaç kez aynı masada oturup içmişliğimizde var kendisiyle.. Kitapta anlatımda bir sorun var ..Aslında birden fazla sorun sıkıntı var ..Hem kurgudaki zorlama olaylarda (ki burda spoiler verip limon sıkmak istemem keyfinize ) hem de anlatımdaki samimiyetsizlikte..Evet cidden garsonlar kendi aralarında konusurken bundan çok daha ağır tabirler ve küfürler kullanırlar hem kendi aralarında hem de baktıkları masalardaki müşteriler için (Sevmedikleri müşterilere neler yaptıklarını HİÇ anlatmayayım bir daha o cicili bicili ultra lux cafe ve restoranlara ve hatta sheroton ve hiltondakiler de dahil hiçbir restoranta adımınızı atmazsınız).. Yukarda da belirttiğim gibi kendi adıma bununla ilgili EN UFAK BİR PROBLEMİM YOK.. Hatta ve hatta bazı küfürlü diyaloglar cidden baya baya güldürdü. Ama.. Aması şu , yazarın tüm bunları yazarken gözlem gücü ve kurgusu yetersiz kalmış. Misal kendim barmenlik dönemlerinde beraber çalıştığım bir iş arkadaşımdan örnek vereyim..İsmini vermediğim bu arkadaş lise yıllarında abisinin zoruyla gaspa karışıyor ..Sonrasında cezaevi yolları , çıkış ve lekeli sicille beraber garsonlukla tanışma.. Sevdiği bir de kız var ama aldığı para belli.. Annesi hatırlayamadığım bir hastalıktan muzdarip ve ilaç alınması lazım .. Abi hapiste, eve bu bakıyor.. Sewdiği kızı da bu arada başkasına verecekler .. Ne yapıyor bizimki dersiniz ? BİNGO!! gündüz garsonluk ve garsonluğa ek olarak geceleri ve gündüzleri full time torbacılık.. Öğle yemeklerinde personel yemeğine kaşık salladığımız masada her gün ama istisnasız hergün anlatırdı bunları bize .. Torbacılık yaptığını söyleyemezdi ama biz garsonlar bilirdik .. Belirli bir ahlak anlayışı işliyordu ona karşı .. Kendi kullanmıyordu ama satıyordu .. bilirdik hepimiz .. Emrah Serbes ' in Müptezeller' de işlediği konular cidden şu örnekten trilyarlarca ışık yılı uzakta .. Ha kendisini sucluyor muyum ? Hayır !!! Çünkü bu tayfanın içinden gelmiş bir insan değil .. Onda yazım hamuru var ama gözleme dayalı hammadde eksikliği mevcut .. Pek tabii Behzat Ç tayfası ve parmağı kesilen küçük enişteye gözyaşı döken Türk halkı onu bağrına basar mı ? Evet basar.. AMA BEN DEĞİL.. Sonuç itibariyle okunur mu ? Evet okunur.. Cerez niyetine okunur kardeşim .. Sıkıcı değil gideri var ..Ama daha iyi örnekler de var.. Emrah Serbes kötü bir yazar mıdır dersen ona da bir şey diyemiyorum çünkü okuduğum ilk kitabı.. Lakin bunun yerine 0.000001 mol dozajda alacağınız bir HAKAN GÜNDAY sizi zevkten kudurtur.. Bunun garantisini veriyorum .. Yeraltı edebiyatına başlamak isteyenler için KATRANA bağışıklık kazanmak adına bir basamak olarak görün derim ben bu kitabı .. NE ÇOK İYİ , NE ÇOK KÖTÜ ... not : OMO OLKOL VOR ..KOFOR ODOLOYOR diyenler yorum yazacaksanız size de OBÜSÜ AYRI TATTIRIRIM .. tehdit değil dost canlısı uyarı gözün görmez sokaktaki kaşarı burda goygoy senin için başarı yazarsan görürsün mitralyözlü AYARI uykuda kalıp düşmeyesin sakın ola ki damdan ben bir sahtekar ali şen sense bir ilyas salman dolu vurur da olmadan toplatırız inan seni daldan damıtıp şişeler de satarız seni zift diye baldan - KuP KuP BoY - (Tuco Herrera)
Kitabın Yazarı Emrah Serbes Kimdir?
Emrah Serbes, (d. 27 Ocak 1981, Yalova, Türkiye), Türk yazar ve senarist. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Tarihi ve Teorisi Anabilim Dalı Bölümü mezunudur.
Zaman zaman Birgün gazetesi için söyleşiler yaptı, Radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı. Hayvan dergisinin Ankara temsilciliğini yaptı. Bu dergide Ahmet İnam ve Cengiz Güleç ile düzenli olarak gerçekleştirdiği sohbetleri "Şen Profesörler: Metaforla Saadet Olmaz" (Say Yayınları, 2006) adıyla kitaplaştırdı. "Her Temas İz Bırakır" adlı ilk romanı İletişim yayınlarından çıktı. "Son Hafriyat" isimli ikinci romanı Şubat 2008 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Ayrıca Her Temas İz Bırakır romanı Almancaya çevrildi. Yazarın ilk öykü kitabı Erken Kaybedenler, Haziran 2009 itibarıyla kitapçı raflarındaki yerini aldı.
2011 yılında vizyona giren Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filminin senaristliğini üstlenmiştir. "Hikâyem Paramparça"da ise aforizmalar ve hayata dair düşüncelerini okurlarına aktarmaktadır. Son olarak iletişim yayınlarından Deliduman adlı kitabı yayımlanmıştır.
Bir süre OT dergisi için kısa hikâyeler kaleme alan Serbes, şu an aylık yayımlanan KAFA dergisi için hikâyelerini kaleme almaktadır.
Trafik kazası ve tutuklanması
22 Eylül 2017 tarihinde İzmir-Aydın otobanında arkadaşı Kenan Doğru ile yolculuk yaparken trafik kazası yaptı ve aynı aileden üç kişi öldü. Olay anı kazayı arkadaşı Kenan Doğru üstlendi ve medyada Emrah Serbes'in adı geçmedi. Daha sonra 28 Eylül tarihinde sosyal medya hesabından kazayı kendisinin gerçekleştirdiğini ve tutuklanan arkadaşı Kenan Doğru'nun suçsuz olduğunu itiraf etti.
İtirafın ardından Torbalı Adliyesine ifade vermeye giden Emrah Serbes tutuklandı, Kenan Doğru serbest bırakıldı. Olay yeri tutanağına göre Emrah Serbes kusurluydu ve kazadan sonra 112'yi aramadıkları, sağlık kontrolünü kabul etmedikleri tespit edildi. Aracının arka koltuğunda veya aracın yanında içki şişesi bulunduğu iddia edildi.
Eserleri:
- Metaforla Saadet Olmaz (2006)
- Her Temas İz Bırakır (2006)
- Son Hafriyat (2008)
- Erken Kaybedenler (2009)
- Hikayem Paramparça (2012)
- Deliduman (2014)
- Müptezeller (2016)
- Üst Kattaki Terörist (2016)
Emrah Serbes Kitapları - Eserleri
- Erken Kaybedenler
- Her Temas İz Bırakır
- Son Hafriyat
- Hikayem Paramparça
- Deliduman
- Metaforla Saadet Olmaz
- Müptezeller
- Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat
- Üst Kattaki Terörist
Emrah Serbes Alıntıları - Sözleri
- Severdim onu. Bayramlarda toplu SMS atmazdı. (Deliduman)
- Madem delirecektim, mutlu bir deli olsaydım bari. (Deliduman)
- "Böyle insanlar vardı yani. Muadili olmayan insanlar. Yaptığı iyiliği karşı tarafın gözüne sokmaya çalışmayan insanlar." (Son Hafriyat)
- “Futbol zaten çok saçma bir şey, iki tane topun peşinden koşan 44 adam." "-Nasıl yani, bir top, 22 adam olması lazım." "Hayatımda bir sefer maç seyrettim. Arkadaşın evindeydik, anten bozuk olduğundan televizyon çift gösteriyordu.” (Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat)
- "Bazen her şey üstüne geliyor insanın." (Deliduman)
- Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun. (Erken Kaybedenler)
- İyiler ilk görüşte tanınmaz. (Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat)
- " Sanki şu dünyadaki, yedi milyar insanın en çekilmezi benmişim gibi.. " (Müptezeller)
- Öne çıktım, “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar zaten yeterince duygusal çocuklar." (Üst Kattaki Terörist)
- “Yoruldum artık evlâdım, yoruldum bu tantanalı dünyanın debdebesinden. Bu yalan çehrelerin sülalesinden.” (Deliduman)
- Her şeyi acıyla öğrendiyseniz mutluluktan da içiniz sızlar. (Müptezeller)
- "Hepimiz cinayet esnafıyız." (Her Temas İz Bırakır)
- Telafisi en güç şey dikkatsizlik sonucu kırılan kalplerdir. İş işten geçtiğinde bütün mazeretler tedavülden kalkar, kıran da kırılan da piç gibi ortada kalır. (Her Temas İz Bırakır)
- Öne çıktım, “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar zaten yeterince duygusal insanlar.” (Üst Kattaki Terörist)
- Yıkılmak için dizilen domino taşları gibiyiz. Biri gelir sana çarpar, seni yıkar ama onu da başka biri yıkmıştır. (Hikayem Paramparça)
- “Bir şeyin kıymetini bilmenin en klasik yolu onu kaybetmektir.” (Hikayem Paramparça)
- “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar yeterince duygusal insanlar.” (Üst Kattaki Terörist)
- Ankara'da yayalar böyledir, acelesi olanın yolunu keserler. (Her Temas İz Bırakır - Son Hafriyat)
- Vazgeçmek ender rastlanan ruh dinginliğidir (Hikayem Paramparça)
- Polisler grubu çembere alıp ellerindeki biber gazlarını sıkmaya başlayınca herkesin gözleri doldu. Öne çıktım, “Göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok,” dedim. “Arkadaşlar zaten yeterince duygusal insanlar.” (Üst Kattaki Terörist)
Yorumlar
0 yorum