Kitap Künyesi

Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar

Tasarımcı: Utku Lomlu

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9789752895010

Sayfa Sayısı: 255

--reklam--

Mürebbiye - Şeytan İşi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çağdaş Türk edebiyatının kurucu yazarlarından Hüseyin Rahmi Gürpınar, mizah öğeleri ağır basan, günlük hayattan beslenen yapıtlarıyla çok sayıda okurun zevkle okuduğu, belki de edebiyatımızın ilk "çok satan" yazarlarından biri. Yüzeydeki eğlenceli ve kolay okunan üslubun arkasında Gürpınar, Osmanlı'dan Gumhuriyet'e giden yoldaki yapısal değişiklikleri, topluma yayılan Batılılaşmanın günlük hayattaki izdüşümlerini başarıyla anlatır. Günlük hayatın ayrıntılarıyla bezediği romanları, Türk edebiyatının en eleştirel metinleri arasında sayılan Gürpınar'ın Mürebbiye adlı romanını 1899, Şeytan işi adlı romanını ise 1933 yılındaki ilk baskılarından, orijinal dil ve metni koruyarak yayma hazırladık. Mürebbiye'de Batılılaşmanın eski konak ahalisini düşürdüğü gülünç durumları, Şeytan Işi'nde ise batıl inançların yarattığı karmaşayı dile getiren Gürpınar, bir kez daha her devrin yazarı olduğunu ortaya koyuyor.

--reklam--

Mürebbiye - Şeytan İşi Alıntıları - Sözleri

  • Sabahleyin de bu, akşamüstü de bu. Hayatta başka zaten ne kaldı ki ? Yaşamak için öldürmek ...
  • Eğer ağlamakla ahlakın düzelmesi mümkün olsaydı, dünyada çocuklardan akıllı uslu kimse bulunmazdı.
  • İçimizde en bedbaht olanlarımız bir erkeğe cidden gönül vermek felaketine uğrayanlardır.
  • Gerçek aşklar böyledir.Aşıklar her tavır ve hareketleriyle birbirine gerçeği sessizce bildirirler de “Seni seviyorum “ sözünü telaffuza mümkün değil cesaret göstermezler.
  • Çünkü onu masum görmeye,onu affetmeye,yine evvelki gibi sevmeye şiddetle ihtiyacı vardı.Gönül,muhabbet sarayını harap olmuş görmektense bazı hakikatleri çiğnemekten çekinmez.
  • Hiç yazar olup da hassas olmamak, hassas olup da insaflı bulunmamak, insaflı olup da gereken şeyi yapmaktan çekinmek kabil midir? Hem yazarlar dalgın adamlardır.Hele romancı,tiyatrocu kısmını aldatmak kolaydır.Bunlar her gün eserlerinde bin türlü yalan yaza yaza yalanı sahiden,olanı olmayandan,gerçeği zıddından fark edemeyecek hale gelirler.Bütün hayat manzaralarına roman diye bakarlar.Her yalan dolu işi haikat şeklinde göstermeye ,her gerçeği roman yoluna sokmaya uğraşırlar.Yalanın sözle olanı bir ahlak edepsizliği sayılırken,kalemden çıkanı hüner sayılmak,kitap şeklinde para ile satılmak medeniyyet terakkisinin yazarlara verdiği garip bir imtiyazdır.
  • Her akıllının düşüncesı başka olur. Eğer ukaladan her birinin düşünmesi, anlaması bir olsaydı dünyada hemen her ilim ve fen ile her hususta akılların mesleği bir olurdu. Her şeyde görülen çeşitli fikirler bu kadar görüş ayrılıkları görülmezdi. İşte bu umumi kaideye göre kimi zengin damat arar kimi fakir. Başkasının davranışlarında gördüğümüz kendi fikir ve görüşümüze uymayan her şeye gülmemiz, şaşmamız lazım gelse ömrümüzün büyük bir kısmını gülmek şaşmak ile geçirmemiz lazım gelirdi. Herkes davranışına kendi aklıyla karar verir. "Akılları mezada vermişler de herkes gene aklını beğenip almış.' sözü meşhurdur.
  • Fakat kendisini güden aşk olunca insan bütün olamazları olur görme veya göstermekte zorlukları yenmeyi göze almaktan çekinir mi ?
  • Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?"
  • "Yalanın sözlü olanı ahlak yoksunluğu sayılırken yazılısının hüner sayılması, kitap şeklinde parayla satılması medenileşmenin yazarlara bahşettiği garip bir ayrıcalıktır."
  • "Eğer ağlamakla ahlakın düzelmesi mümkün olsaydı dünyada çocuklardan akıllı uslu kimse bulunmazdı."
  • "Ahlakçı olmak için ahlaksızlığı incelemek icap eder. Bir işle fazla uğraşmak, insanın o şeyle fazla laubali olmasıyla neticeleneceğinden tehlikeli bir fen deneyi yapanların bazen deney sırasında bilim yoluna kurban gittikleri vaki olduğu gibi, âleme ahlak dersi vereyim derken ahlaksızlık çukuruna düşüp de dibini görenler de görülmemiş değildir."
  • Fransa' da "fiy publik" denilen düşkün kadınlardan biriyken burada mürebbiyeliğe tayin edildiğine şaşar...
  • Annesi, "Kimin kızı olduğunu ben ne bileyim? İşte bunların içinden babanı ara da bul,"

--reklam--

Mürebbiye - Şeytan İşi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Gürpınar'ın kalemi hem mizahî hem edebî açıdan çok ama çok iyi devrine göre. İki hikâye de özellikle Mürebbiye çok ustaca yazılmış, tavsiye ederim. (Mert)

Hüseyin Rahmi Gürpınar Türk edebiyatının önemli isimlerinden ve okunması gerekenlerden. Sosyal eleştiri ile mizahı üslubunda çok iyi bir araya getirmiş usta yazarlardan. Halkın dilini eserlerine fazlasıyla gerçekçi ve olduğu gibi yansıtması onun en önemli özelliklerinden ayrıca. Gözlem yeteneğini eserlerine fazlasıyla yansıtır, bu başarısındaki temel sebeplerden. Mürebbiye isimli eserinde de 19. Yy. daki yanlış Batılılaşmayı konu edinmiş. Fransa'dan gelen genç ve güzel bir mürebbiye çevresinde gelişen olaylarda hane halkının düştüğü trajikomik durumlar anlatılıyor. Tavsiye olunur (Berol)

Mürebbiyelere kadınlıkları yüzünden saygı göstermeye, çocukların terbiyecileri olmak yüzünden de şükran borçluyuz.Fakat adını verdiğimiz bu hikayemizdeki mürebbiye Matmazel Anjel, yalnız isimce mürebbiye ,onun için de ne saygı,ne de şükrana değer olmayan bir sefiledir. Yazarın önsözünden alıntı yaptım.Hikayenin genel konusunu anlatıyor sanırım. İyi okumalar. (Şevket Erciyas)

--reklam--

Mürebbiye - Şeytan İşi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar - Mürebbiye - Şeytan İşi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Mürebbiye - Şeytan İşi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir?

17 Ağustos 1864 tarihinde İstanbul'da doğdu. Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu olan Hüseyin Rahmi, üç yaşında iken annesinin ölümü üzerine, Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula başladı ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar İstanbul'a anneannesinin yanına gönderildi ve eğitimine burada devam etti. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve idadide okuyan Hüseyin Rahmi, tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle Mekteb-i Mülkiye'ye girdi (1878). Okulun ikinci sınıfında iken ciddi bir hastalık geçiren Hüseyin Rahmi buradaki öğrenimini yarıda bıraktı (1880). Kısa bir süre, Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalışan Hüseyin Rahmi hayatını kalemiyle kazanmaya çalıştı.

1887'de Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başlayan Hüseyin Rahmi, ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde mütercim ve muharrir olarak çalıştı. II. Meşrutiyet döneminde 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir gazete çıkardı. İbrahim Hilmi Bey ile birlikte çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı. 1925-1927 yılları arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu adlı derginin yazarları arasındaydı. Sonraki çalışmalarını İkdam, Söz, Zaman, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerine neşretti. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5. ve 6. dönemlerde Kütahya milletvekili olan Hüseyin Rahmi, ömrünün son otuz bir yılını geçirdiği Heybeliada'daki köşkünde 8 Mart 1944 tarihinde öldü ve oradaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Edebiyat hayatı

Hüseyin Rahmi Gürpınar; İstanbul halkının toplumsal, töresel yaşantılarını, aile geçimsizliklerini, batıl inançlarını, yaşadığı çağdaki Türk toplumunun geçirmekte olduğu krizleri hümuristik bir mizah dehasıyla anlatır. Servet-i Fünûncuların yaşıtı olduğu halde, ayrı bir sanat görüşünü sürdürür. Romanlarındaki kahramanların çoğu 19. yy sonu İstanbul'un canlı, renkli insan, hayat manzaralarıdır. Eserlerinde Anadolu yoktur. Mizahı, güldürücü olduğu kadar, gülünç yönlerimizin yansıtılması, hicvedilmesi için gerekli bir araçtır. Hüseyin Rahmi, seçtiği tipleri seviyelerine uygun, ustaca konuşturur ve olayları gülünçlü, acıklı yönleriyle belirtir. Kuvvetli bir gözlem gücü vardır. Realist, natüralist bir görüşle "toplum için sanat" yapar. Ertem Eğilmez tarafından 1976 yılında çekilen Süt Kardeşler sinema filminin konusu Hüseyin Rahmi'nin Gulyabani (1913) isimli romanından uyarlanmıştır. Bağımsız sanatçılardan biri olarak da anılır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanları ve öyküleri yeni nesiller tarafından da kolayca anlaşılabilmesi için 1960 sonrasında içinde Mustafa Nihat Özön'ün de yer aldığı bir edebî kurulca sadeleştirilmişti. Bu sadeleştirme kimilerince yerinde bulunurken kimileri de özgün dilin dokunulmadan bırakılması gerektiğini savunmuşlardı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Rahmi_Gürpınar

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kitapları - Eserleri

  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
  • Gulyabani
  • Efsuncu Baba
  • Mürebbiye
  • Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
  • Şık
  • Şıpsevdi
  • Hazan Bülbülü
  • Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Hakka Sığındık
  • Gulyabani - Gönül Ticareti
  • İki Hödüğün Seyahati
  • Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Ben Deli miyim?
  • Cadı
  • Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Kadınlar Vaizi
  • Gönül Ticareti
  • İffet
  • Sevda Peşinde
  • Kesik Baş
  • Mürebbiye - Şeytan İşi
  • Şeytan İşi
  • Deli Filozof
  • Meyhanede Kadınlar
  • Dirilen İskelet
  • Kaderin Cilvesi
  • Utanmaz Adam
  • Nimetşinas
  • Tesadüf
  • Boşanmış Kadın
  • Hayattan Sayfalar
  • Öldüren Öpücük
  • Kokotlar Mektebi
  • Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Cehennemlik
  • Ölüm Bir Kurtuluş Mudur?
  • İnsan Önce Maymun muydu?
  • Acı Gülüş
  • Ölüler Yaşıyorlar mı?
  • Can Pazarı
  • Toraman
  • Metres
  • Mezarından Kalkan Şehit - Mutallaka
  • Billur Kalp
  • Eşkıya İninde
  • Bir Sevda Denklemi
  • Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı
  • Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?
  • Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
  • Tünelden İlk Çıkış
  • Nimetşinas - Toraman
  • İmrenilecek Bir Ölüm
  • Namuslu Kokotlar
  • Kesik Baş - Utanmaz Adam
  • Kesik Baş - Ölüm Bir Kurtuluş mudur?
  • Efsuncu Baba - Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür
  • Tesadüf - Muhabbet Tılsımı
  • Eşkiya İninde / İki Damla Yaş
  • Kadın Erkekleşince
  • Aşk Batağı
  • Namusla Açlık Meselesi
  • Cadı Çarpıyor - Şakavet-i Edebiyye
  • Gulyabani
  • Eti Senin Kemiği Benim
  • Son Arzu - Tokuşan Kafalar
  • Gazetecilikte İlk Yazılarım
  • Tesadüf / Şeytan İşi
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 3
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 2
  • Şehirde Bir Şekavet
  • Tutuşmuş Gönüller
  • Son Arzu
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 1
  • Muhabbet Tılsımı
  • Gazetecilikte Son Yazılarım 4
  • Mezarından Kalkan Şehit
  • Nimetşinas - Hakk'a Sığındık - Meyhanede Kadınlar
  • Salgından Allah'a Sığındık
  • Çocuk Yüreklerde Seçme Öyküler
  • Çocuk Yüreklerde Gulyabani
  • Sanat ve Edebiyat

--reklam--

Hüseyin Rahmi Gürpınar Alıntıları - Sözleri

  • - Kocasını şiddetle seven bir kadın için mutlu olmasın? - Bir taraflı muhabbetlerden çoğunlukla felaketler doğar. Oğlan onu sevmedikten sonra geçim olur mu? (Kadın Erkekleşince)
  • Saçı uzun aklı kısa hükmüyle alnımıza birer ahmaklık damgası vurmuşlar, bu uğursuz etiketin altında insanlığımız unutulup gidiyor. (Kadınlar Vaizi)
  • "Zaten aileler içinde ne kadar fasit ve münasebetsiz olursa olsun hep kadının dediği olur. Erkeğin amirliği laftan ibarettir." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • İnsan insanın aynasıdır derler. (Hazan Bülbülü)
  • Acı bir tecrübenin verdiği uğursuz bir netice ile söylüyorum ki güzellikle zekânın birleşmiş olduğu bir kadınla evlenmeye kimse özenmesin. (Öldüren Öpücük)
  • Zaman her şeyin foyasını meydana çıkarmak kuvvetini haizdir. Haiz: sahip, malik (Şıpsevdi)
  • Bir kadının gönlüne cidden sahip ve hakim olamadıktan sonra onu zorla,baskıyla kendinize boyun eğdirmiş görünmekte ne lezzet bulunur? (Sevda Peşinde)
  • - "Bana bir kelime yalan söylemenin ne büyük bir cinayet olduğunu anlayabilsen." (Tesadüf)
  • insan yasak edildiği şeye şiddetle düşkün oluyor .. (Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • Hayriye hanım:"Zaman pek tuhaf oldu.Doğru söyledin mi adama sinirli diyorlar.Biraz daha ileri vardın mı deli diyorlar.Bu vakitte sinir herkeste var.Akıllısında da delisinde de.Ne işitirsen,ne görürsen ha evet efendim pekâlâ diyeceksin.Âlâ âlâ,hep aliyülâlâ.Fakat insaf ediniz.Âlâ denecek ortada ne var? Bu kıtlık mı âlâ.Evlatlar analarını babalarını öldürüyorlar o mu âlâ ?" (Mürebbiye - Şeytan İşi)
  • Kadın ölümle susturuluyor. Ne olduğu anlaşılmaya kalkışılmayan yara toprakla örtülüyor. Bu irinin binlerce benzeri toplum hayatında cerahatlerini saçıp duruyor. Kadın niçin gönlünü kocasından alıp da başkasına veriyor? Bu «fantazya» hercailiği midir? Yoksa bünyenin, ruhun yenilmez bir sempati, antipati zorlaması mıdır? (Gulyabani / Gönül Ticareti / Melek Sanmıştım Şeytanı)
  • "Köpek yestehlemekle deniz mundar olmaz." (Son Arzu - Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu?)
  • — Tayfur, yolumdan çekil... — Hangi yolundan ulan? Yollar belediyenindir. (İnsan Önce Maymun muydu?)
  • Kanın temizleyemeyeceği hiçbir leke yoktur (Kaynanam Nasıl Kudurdu? - Muhabbet Tılsımı)
  • Vücudu yıprandıran şeylerin başlıcası gam, keder, üzüntü... (Cehennemlik)
  • Her zaman bela bize gelmez, bazı bazı gidip onu buluruz. (Can Pazarı)
  • Ziyade kabzedemem rızkımı mukadderden "Rızkımı kaderimin bana verdiğinden fazla alamam." (Gazetecilikte Son Yazılarım 2)
  • her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir (Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç)
  • "Ömür denilen şey sürekli değişimden ibaret. İhtiyarlık bir kere insanın yakasına çökerse artık geçmiş ola..." (Hazan Bülbülü)
  • Hiçbir hususta gerçekleri gizlemekle mutluluğu temin etmek mümkün olamaz. (Sevda Peşinde)