Kitap Künyesi

Yazar: Ali Haydar Zuğurlu

Yayın Evi: Buruc Yayınları

İSBN: 6058517806

Sayfa Sayısı: 214

Mus'ab bin Umeyr ve Davet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dillere destan güzellik ve zarafetin bir tanesi, güzelliğin incisi… Şimdi, narin elleri ve parmakları kollarından kopmuş, arşı selamlıyor. Uzun saçları bir yelpaze gibi başının etrafına dağılmış, yüzünü okşuyor. Üzerindeki siyah beyaz elbisesi kan ve çamurdan yapış yapış olmuş, kefeni oluyor. Yüzü onca darbeye ve onca işkenceye rağmen tebessümle dolmuş, sancağını taşıtan meleğe gülümsüyor. Bedeni kan ve gözyaşından arınmış, melekler onu yıkıyor. Ve şimdide Hz. Peygamber (s.a.v), onu cennete gönderiyor.

Mus'ab bin Umeyr ve Davet Alıntıları - Sözleri

  • İslam, hayatın tüm yönlerini kapsayan evrensel bir sistemdir. O, devlet ve vatandır; hükümet ve siyasettir; ahlak ve kuvvettir; rahmet ve adalettir; ilim ve kültürdür; kanun ve yargıdır; eylem ve inkılaptır; kazanç ve zenginliktir; cihat ve davettir; fikir ve inançtır; ibadet ve kulluktur.
  • O bendendir, ben de ondanım.
  • Sevgililer, bu kutlu yolda ölüp ölüp dirilse de sevgiyle ölür, sevgiyle dirilir.
  • Kocaman adamlar da ağlar mı annem?
  • Zaman ve mekâna en sevgilinin sevgisi için her şeyden vazgeçtiğini ispat etti...
  • Davet yolu, hiçbir zaman güllerle çiçeklerle döşenmemiştir. Bu yol basit, kısa ve kolay değildir; aksine uzun ve meşakkatlidir. Bu yol üzerinde kâfir, münafık ve din düşmanlarından elbette hakaretler ve saldırılar gelecektir. Fakat müslüman, kendi inancıyla yoğrulmalı ve imanıyla şekillenmelidir. Müslümanın yolu, hedefi ve gayesi bellidir.
  • Senin bizden ümidi kesme vaktin gelmedi mi?
  • İslam, insanın mayasında, fıtratında var olan cevheri istiyor. İslam, toprağın eritilip cevherin elde edilişi gibi insanı işlemeye tabi tutuyor, onu kendi potasında eritıyor. ırkçı düşünceler, batıl ideolojiler ve putçu İzmler, İslam karşısında ya köpük olup uçuşuyor veyahut cüruf olup aşağıya çöküyor;Çünkü İslam’ın ısısıyla köpük, cüruf ve cevher birbirinden ayrılıyor. İslam, hayatın tüm yönlerini kapsayan evrensel bir sistemdir. O, devlet ve vatandır: hükümet ve siyasettir;ahlak ve kuvvettir: rahmet ve adalettir;ilim ve kültürdür; kanun ve yargıdır; eylem ve inkilaptır; kazanç ve zenginliktir cihat ve davettir;fikir ve inançtır; ibadet ve kulluktur.
  • Var olmanın anlamı nedir? Yaşamanın, acı çekmenin, direnmenin ve ya bunca koşuşturmanın? Nereye savruluyor bu insanlar? Dertler neden bitmiyor? Acılar neden dinmiyor? İnsan hep kötülük üzere mi? Hep kin, öfke, zulüm ve acımasızlık üzerine mi... İyilikler! Peki, onlar neden harekete geçmiyor? Kelplerdeki merhamet ve vicdani duygulara ne oldu? Vicdanlar kurudu mu? ...
  • Koca şehirde Mus’ab’ın giydiğini giyen,kullandığı koku ve kremi süren bir başkası yoktu. Ata binmeyi çok seven Mus’ab,Arap atlarının en güzeline, en hızlısına da sahipti. Onca imkan ve rahatlığa,güzellik ve zarafete rağmen Mus’ab’ın sorunu neydi ? Üzerindeki elbisesinden başka elbisesi, sofrasındaki yemeğinden başka yemeği ve başını altına koyduğu evinden başka malı olmayan hz. Muhammed’e Mus’ab’ı götüren sebeb neydi ? Dünyanın cazibeliği; mallar, kadınlar içkiler, giysiler ve daha niceleri Mus’ab’ı neden mutlu etmiyordu ?
  • Dediklerine göre Mus’ab, o zamanlar her yönüyle zenginlik ve ihtişam içinde yaşıyordu. Gösterişli hayatına,güzellik ve kibarlığına, olgunluk ve saygınlığına Mekke’nin gençleri hayrandı. Onun fıtratı ve güzelliği,söz ve davranışları, bir çok insanın büyülü dünyasındaydı. Fakat o, tertemiz fıtratıyla kendi dünyasındaydı;hatta kendi benliğini yitiren ve başkasına özenerek kılıktan kılığa giren zavallı insanlara acımaktaydı.
  • Sa'd b.Ebi Vakkas(ra), şehit düşmeden önce Abdullah b.Cahş'la arasında geçen konuşmayı anlattı: "-Savaşın şiddetle devam ettiği bir andı.Abdullah b.Cahş yanıma geldi,elimden tuttu ve beni bir kayanın dibine çekti.Bana dedi ki: 'Ey Sa'd! Şimdi burada sen dua et,ben 'amin' diyeyim. Sonra ben dua edeyim, sen 'amin' de! Ondan sonra kalkıp şu kafirlerle kıyasıya vuruşayım.. Ben de 'Peki!..' dedim ve şöyle dua ettim: 'Allah'ım! Bana çok kuvvetli ve çetin kafirleri gönder. Onlarla kıyasıya vuruşayım. Hepsini öldüreyim, gazi olarak geri döneyim.' Abdullah b.Cahş benim yaptığım bu duaya, bütün kalbiyle 'amin' dedi. Sonra kendisi şöyle dua etti: 'Allah'ım! Bana öyle zorlu kafirler gönder ki onlarla kıyasıya vuruşayım. Savaşmanın hakkını vereyim. Çarpışa çarpışa,biri hariç hepsini öldüreyim. En sonunda kalanla en çetin.. Savaşımı vereyim; fakat onu öldürmeyeyim, o beni öldürüp şehit etsin." Sa'd b.Ebi Vakkas bir kez daha içli içli ağladı: "Gönlüm böyle bir duaya 'amin' demek istemiyordu. Fakat o ısrar etti. Ben de önceden söz verdiğim için mecburen 'amin' dedim.. ... O şehit olunca kafirler.. Mübarek cesedine hücum ettiler. Burnunu, dudaklarını ve kulaklarını kestiler.. Ali Haydar Zuğurlu (@_ali_haydar__ ) Mus'ab b.Umeyr ve Davet/ 145-146
  • Mukaddes bir melek Mus'âb oldu . Onun suretine büründü ve yere düşen sancağı aldı . Şimdi sancak meleğin elinde , Hz. Peygamber(sav)'in önündedir. Hz. Peygamber(sav) hiç şaşırmıyor; doğrusu anlayamıyor : "Gel ey Mus'âb!" diyor. Mukaddes melek gülümsüyor : "Ben Mus'âb değilim ."diyor . Hz. Peygamber(sav) durup bakıyor . Melek yüzlü Mus'âb'ı meleğin yüzünde arıyor . Onun Mus'âbî yüzlü melek olduğunu anlayınca huşuyla başını öne eğiyor.
  • " Mus'ab haya ve iffetin bir başka sembolü ve abidesiydi. Hayasızlığın açıkça işlenildiği zamanlarda 'hayayı kuşanmak' ancak Mus'abca olabilirdi."
  • Mukaddes bir melek Mus'âb oldu . Onun suretine büründü ve yere düşen sancağı aldı . Şimdi sancak meleğin elinde , Hz. Peygamber(sav)'in önündedir. Hz. Peygamber(sav) hiç şaşırmıyor; doğrusu anlayamıyor : "Gel ey Mus'âb!" diyor. Mukaddes melek gülümsüyor : "Ben Mus'âb değilim ."diyor . Hz. Peygamber(sav) durup bakıyor . Melek yüzlü Mus'âb'ı meleğin yüzünde arıyor . Onun Mus'âbî yüzlü melek olduğunu anlayınca huşuyla başını öne eğiyor.

Mus'ab bin Umeyr ve Davet İncelemesi - Şahsi Yorumlar

'Mus’ab b. Umeyr ve Davet' sevgi, fedakarlık, sadakat örneği.: Mus’ab’ın (ra.) hayatı, İslam’ın emirlerine, Hz. Peygamber Efendimiz’in (sas.) öğretilerine ve İslam tarihinin seyrine sadık kalınarak hazırlanmıştır. Allah Rasulü’ne (sas.) olan bağlılığı, siyer akışı içerisinde özetlenmiştir... Mus’ab b. Umeyr (ra.) Medine’ye gittiğinde o vakit on bir yaşında olan Zeyd’in dilinden anlatılması çok akıcı bir tarz oluşturmuştur. Gayet başarılı, akıcı ve güzel. (Ali Haydar)

Bu eserde, Mus'ab İbn Umeyr'in (Ra) müslüman oluşundan Medine'deki Davet'ine, Davetteki tebliğinden Uhud'daki şehitliğine varıncaya kadar daha önce belki de hiç duymadığınız kısımlarıyla tüm hayatı anlatılıyor. Eser, alışık olduğumuz dini kitaplarımızdan değil. Medineli 10 yaşındaki yetim Zeyd'in dilinden, betimlemelerinden Hz.Musab'ı tanıyoruz. Eseri okurken anlatıcısının olmasından mütevellit bir roman ya da hikaye kitabı okuyormuş gibi hissedeceksiniz ancak unutmayınız ki bu eserdeki her şey gerçek ve yaşanmıştır. Ali Haydar Zuğurlu Hocanın okuduğum ilk eseridir, anlatış tarzını o kadar beğendim ki inşallah okuduğum son eseri olmayacaktır. Eseri yediden yetmişe herkesin anlama kapasitesine çok uygun olduğunu düşünüyorum ve Mus'ab b.Umeyr gibi ashabı kiramın iman şuurunu, yiğitliğini, iyilik, güzellik ve merhametini daha yakından tanımanız açısından okumanızı tavsiye ediyorum.. İstifade etmek duasıyla... İyi okumalar. (Gümüştül)

Zarafet Timsali, Adeta bir İnci Tanesi: Mus'ab bin Umeyr: 7'den 70'e herkesin anlayabileceği, yalın ve akıcı bir dille kaleme alınmış güzel bir eser. Her satırını merak ve heyecanla okuduğum sayılı kitaplardan birisi. Yazar, sahabe hayatlarını farklı bir üslup ile ele almış. Sahabe hayatlarına meraklı iseniz, kütüphanenizi, bu duygu yüklü ve anlamlı kitap ile taçlandırabilirsiniz. (Esma Nur)

Kitabın Yazarı Ali Haydar Zuğurlu Kimdir?

İslam tarihi üzerine araştırmalarıyla Ali Haydar Zuğurlu, özellikle siyer ve sahabe hayatı üzerine çalışmalar yapmaktadır. Eserleri alışagelmiş eserlerden farklı bir üslup ile hazırlanmıştır. Biyografi, siyer, fikir ve sahabe hayatının roman havasında verilmesi ayrıca iyi kaynak taramasının yapılması okuyucuya ayrı bir güven veriyor.

Ali Haydar Zuğurlu Kitapları - Eserleri

  • Mus'ab bin Umeyr ve Davet
  • Ammar Bin Yasir ve Sabır
  • Ka'b Bin Malik ve Tevbe
  • Bilal Habeşi ve Ahad
  • Habbâb Bin Eret ve Sebât
  • Bilal-i Habeşi ve Tevhid

  • Hz. Hamza ve Şehadet
  • Selman-ı Farisi ve Hakikat
  • Hz. Fatıma ve Hz. Ali İkliminde Aile Olmak
  • Hz. Ömer ve Adalet

Ali Haydar Zuğurlu Alıntıları - Sözleri

  • Hz.Ömer, Müslüman toplumun sade ve dengeli, mütevazı ve müsamahakâr bir hayat tarzını benimsemesini her zaman tavsiye ederdi. (Hz. Ömer ve Adalet)
  • Hz. Fatıma ile Hz. Ali! İmanî iklimde birbirine olan muhabbetleri özenle damıtılmış halde akıyordu. O denli özenle akıyordu ki birbirlerini ayırt edemiyorlardı. Hangisi Fatıma, hangisi Ali idi karıştırıyorlardı! Sevginin ve sevilmenin iksiri olmuşlardı adeta. Canından can sunup onun canından da kendi canına bir can katmak!.. (Hz. Fatıma ve Hz. Ali İkliminde Aile Olmak)
  • Ateşle eritilen madenin köpüğü, tortusu, cürufu var. Köpük madeni örtse de hararet arttıkça uçup gidiyor ve yarar sağlayan asıl cevher açığa çıkıyor. Hakeza insanda topraktır ve toprağın balçığından süzülüp, biçimlenmiştir. Şefkat tokatları, hakikatin acı, tatlı olayları ve kaderin darbeleri onu da arındırabilir, şekillendirip demir yapabilir. (Habbâb Bin Eret ve Sebât)
  • "Hasret çekmeye alışmışım; ona duyduğum özlemim, her acıyı, her zorluğu kolaylaştırıyor." (Selman-ı Farisi ve Hakikat)
  • Hz. Peygamber(sallallahu ələyhi və səlləm) buyurdu ki: "Cennet üç kişiyi arzular. Ali, Selman-ı Farisi ve Ammar b. Yasir'i." (Ammar Bin Yasir ve Sabır)
  • ''Ey kavgam! Yaşasak da ölsek de biz kazanacağız!'' (Hz. Hamza ve Şehadet)

  • Senin bizden ümidi kesme vaktin gelmedi mi? (Mus'ab bin Umeyr ve Davet)
  • Önden gidenlere, öncü olanlara ve öldü denilenlere kavuşmak mümkün olmasın mı? (Bilal-i Habeşi ve Tevhid)
  • "Ey yön! Yönsüzlüğe yön ol! (Hz. Hamza ve Şehadet)
  • Hangi sevgi türü olursa olsun şayet bir sevgide ilahi sevgi yoksa o sevgi eksiktir. Kalp huzurda, yüz tebessümde, el iyilikte, gönül sadakatte zayıftır. (Hz. Fatıma ve Hz. Ali İkliminde Aile Olmak)
  • İşte bu cennet! Kat kat köşkleri,altın ile gümüşten binaları ve miskten güzel meskenleri bulunan bu cennet... Gümüş kapıları,billur kupaları,altın tepsileri olan bu cennet, Canların çektiği,gözlerin hoşlandığı her şeyin bulunduğu bu cennet, Ölümün uğramadığı, gençlik ve güzelliğin sormadığımı bu cennet... Şimdi hasret içinde... Irmakları ve hurileri ile bu cennet, Şimdi özlem içinde... Bu cennet, Şimdi arzu içinde... Peki, cennet arzular mı? Hz. Peygamber buyurdu ki: “Cennet üç kişiyi arzular. Ali, Selman-ı Farisi ve Ammar b. Yasir’i” (Ammar Bin Yasir ve Sabır)
  • "Onu öylesine özledim ki, kuşlardan haber arar oldum ama kanadı kırık kuş uçabilir mi? Bilmiyorum!" (Selman-ı Farisi ve Hakikat)
  • Ne yazık ki ! Müslümanların insanlığa sunduğu binlerce güzelliği görmeyen ve kör inatlarına kapılıp aydınlıktan mahrum kalanlar,Müslümanlar arasına girmiş münafıkları görüyor. (Ka'b Bin Malik ve Tevbe)

  • "kıyamet günü Ademoğlu (her insan) şu beş şeyden sorulmadıkça Rabbimin huzurundan ayrılmayacaktır. Ömrünü nerde tükettiğini Gençliğini nerede geçirdiğini Malını nerde kazanıp nereye harcadığını Bildiğine ne nedenli amel ettiği İyiliği emredip, kötülüğü men ediyor mu (Habbâb Bin Eret ve Sebât)
  • Kocaman adamlar da ağlar mı annem? (Mus'ab bin Umeyr ve Davet)
  • "Eğri cetvelden düzgün çizgi çıkmadığı gibi hakkaniyet üzere olmayan kanunlardan da hak ve adalet çıkmaz." (Selman-ı Farisi ve Hakikat)
  • “Nasıl bir eş?” Cennet yolculuğunda bir eş! Öyle ya! Eş, eşi ile cennet yolcuğu yapmayacaksa o eş neye yarar ki? (Hz. Fatıma ve Hz. Ali İkliminde Aile Olmak)
  • "Çünkü hicret, Yüce Allah için atılan kutlu bir adımdır. Kuvveti üstün gören müstekbirlerin, despotların, zalimlerin düşünce tarzına karşı bir inkılaptır. Çünkü hicret, Müslümanca yaşamak için ilahi yaşam kavgasıdır. Çünkü hicret, maddeden manaya, mahlukattan yaratana, sebepten müsebbibe, eserden müessire sığınmadır." (Hz. Hamza ve Şehadet)
  • Hz. Ömer, ayetlerden çok etkilenirdi. Bazı ayetlerden öylesine etkilenirdi ki olduğu yere yığılıp kalırdı. Bir gün sokaktan geçerken evinde yüksek sesle “Andolsun Tur’a apaçık sayfalara satır satır yazılmış kitaba, onarılan eve, yükseltilen tavana, kaynayan denize andolsun ki Rabbinin azabı kesin gelecektir. Onu savacak kimse de yoktur."ayetlerini okuyan bir adamın sesini işitmişti. O denli sarsılıp korkmuştu ki bir adım dahi atamamış, evin duvarına dayanip olduğu yere çökmüştü. Onu o hâlde görenler, koluna girip zorlukla evine götürebilmişlerdi (Hz. Ömer ve Adalet)
  • "...Adalet, insanın iç huzuru ve dış güvenidir. Dolayısıyla adaletin olduğu kalp, huzurlu; adaletin olduğu yer de güvenilirdir." (Hz. Ömer ve Adalet)