Kitap Künyesi
Yazar: Hasan el-Benna
Çevirmen: Muhammed Ammara
Orijinal Adı: El-Mer'etü'l-Müslimetü ve vacibatuhâ
Yayın Evi: Ravza Yayınları
İSBN: 9786059261784
Sayfa Sayısı: 144
Müslüman Kızlara Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Müslüman genç kıza düşen; okumuş oluduğu İslâm'ın nasları üzerinde iyice düşünmesi, bu nasların manalarını kendine mal edmesidir. Toplumu yönlendirme, inancını kökleştirmek, ahlakını güzelleştirmek, doğru bilgilerle aklı beslemek...
Müslüman Kızlara Alıntıları - Sözleri
- Hanım kardeşlerimiz İslam coğrafyasının birçok bölgesinde bir lokma ekmeğe muhtaç milyonlarca din kardeşimizin yaşadığı bu çağda evlerini firavun saraylarına benzetmek için birbirleriyle yarış etmek yerine, Allah'a daha iyi bir kul olma gayreti içerisinde olmalıdırlar.
- İslâm da en büyük günahlardan biri; kadının, mahremi olmayan bir erkekle yalnız kalmasıdır.
- Kadın ümmetin yarısıdır.
- Muhakkak ki İslâm ümmeti, cihad ümmetidir ve yine muhakkak ki cihad kıyamet gününe kadar devam edecektir. Kitap ve sünnetle sabit olan cihadın ehemmiyeti hiçbir vakit yok olmayacaktır.
- Müslüman kadın için Annelikten daha ûlvi bir görev yoktur.
- Gayemiz, ALLAH Önderimiz, RASÛLULLAH Düsturumuz, KUR'AN Yolumuz, CİHAD Arzumuz, ALLAH YOLUNDA ŞEHİD OLMAK.
- Haramların etrafında dolaşanlar bir gün mutlaka kendilerini onun içinde bulurlar.
- Hanım kardeşlerimiz İslâm coğrafyasının birçok bölgesinde bir lokma ekmeğe muhtaç milyonlarca Din kardeşimizin yaşadığı bu çağda evlerini firavun saraylarına benzetmek için birbirleriyle yarış etmek yerine, ALLAH'a daha iyi bir kul olma gayreti içerisinde olmalıdırlar.
- Erkekler, kadınlar üzerinde idareci ve koruyucudurlar. (Nisa suresi, 34)
- Kur'an-ı Kerim gerçek anlamda bütün bu öğretilerin ve hakikatlerin hazinesidir. Bu mertebede, Kur'an'dan sonra gelen kelâm, ancak Peygamberin ﷺ sahih hadisleridir.
- İslâm, kadına esas olarak tabii bir vazife vermiştir. Bu da evin iç idaresi ve çocuk terbiyesidir. Kadın bir genç kız olarak aile olmak için hazırlık yapar. Bir eş olarak evine, kocasına ve çocuklarına ait olur. Bütün zamanını evine ayırır. O evin efendisi, idarecisi ve kraliçesidir.
- İslâm, kadının erkekle karışmasında büyük bir tehlike görür. Kadınla erkeğin arasını ancak evlilik bağıyla birleştirir. Bundan dolayı İslâm toplumu, infiradi bir toplumdur. Müşterek (karma) bir toplum değildir.
- Genç kızlara kendisinden uzak kalmayacakları okuma ve yazmayı öğretip, başta Dini ilimler olmak üzere tarih, siyer, matematik gibi ilimleri elde etmelerini sağlamak lâzımdır. Yine çocuk bakımı ve terbiyesi, adab-ı muaşeret kuralları, sağlık eğitimi, evinin tertip ve düzeni, çocukların eğitimi konusunda muhtaç olduğu her türden bilgiyi onlara kazandırmak onları terbiye etmenin bir parçasıdır.
- - Allah'a yemin olsun ki, o daha bir şey konuşmadan yüzünün parlaklığı ve teslimiyetinden onun Müslüman olduğunu anladık.
- Tesettür; İslâm'ın âdabından, farzlarındandır
Müslüman Kızlara İncelemesi - Şahsi Yorumlar
''Müslüman kızlara'' başlığıyla kadınların islami yaşam şekline göre nasıl yaşamaları gerektiğinin dayatıldığı bir kitap. Dayatıldığı yerine anlatıldığı demek isterdim ancak kitabın yazarı, sık sık emir kipi ve yetersiz kaldığını hissettiği noktalarda (bolca) dini vecizeler kullanarak bir içerik oluşturmuş. Gelelim bu denli çok okunmuş olan kitabın içerik ve anlam analizine; paylaştığım ve paylaşılan diğer alıntılarda da göreceğiniz üzere yazarın islam toplumlarında kadın ve erkeğe dağıtılan toplumsal cinsiyet rollerinin bir anlatımını yapmakta ve bunu her noktada öznel bir dil ile ifade etmekte. Kitapta kadının yerinin evi olduğunu, çocukları büyütmekle sorumlu olduğunu sık sık işlemiş ve bunu islam şemsiyesi altında aktarmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri dağıtılırken kadının ekonomik, sosyal ve kültürel alandan soyutlandığı apaçık beyan edilirken, kadını ''evinin kraliçesi'' olmakla mükafatlandırmış yazar. Çocuk büyütmede, eğitimde ve ev işlerinde müşterek olma hususuna asla değinilmemiş ancak ''Kadın ümmetin yarısıdır.'' diyerek ve Ali İmran suresi 195. ayette geçen ''birbirinizdensiniz.'' sözüyle eşitlik vurgusu yapmaktan geri kalmamış. Kadının çalışması, politikayla ilgilenmesi, sosyalleşmesi açıkça karşı çıkılan bir durum olarak kaleme alınmış olması ve bunu yapan kadının aşağılanması erkek egemen bir zihniyetin (ataerkillik), din üzerindeki etkisini ortaya koymuş. Kadın için sosyal alanı evden ibaret kılan bu düşünce hakkında özetle, eşitsizlik temelinde dağıtılmış, hiyerarşik şekilde de yapılanmış bir gücün yansıması olarak tanımlamak mümkün olacaktır. Dünyanın neresine bakarsanız bakın, hangi tarihi incelerseniz inceleyin bir sınıf ve zümrenin iktidarlığında, politik ve sosyal yansımalar da o iktidar grubunun dünyasına, niteliğine göre şekilleniyor. Erkeği merkeze alan din yaşantısı da bu anlamda adı ataerkillik olan bir yaşam şeklini ''ümmetin yarısına'' dayatıyor. Ataerkil dini söylemin (Musevilik, Hristiyanlık da dahil), takıntı düzeyinde aile kavramına duyulan ilgisi ve cinsellik tabusu mevcuttur. Kitap özelinde ataerkil müslüman erkek, bu takıntı ve tabularını ''din'' adıyla anlatım yoluna gitmiş, namus vurgusunu kadın ile eşdeğer tutmuştur. Namusu kadına atfetme, kendine ait kılma, kadını sınırlama, kendi dünyasına göre yaşa-mayan kadını aşağılama, kadından istenilen asosyalite ile ataerkil müslüman erkekte benim tek gördüğüm şey Alfred Adler'in bahsetmiş olduğu aşağılık duygusunu üstünlük duygusuyla bastırma yolu oldu. Önce kadın karşısında kendini kanıtlama çabasına neden olan aşağılık kompleksine kapılmakta sonrasında bu ruhsal gerilimi yaşamakta, ardından eyleme geçip, başarmasıyla birlikte de üstünlük duygusunu elinde bulundurmaktadır. İncelemeyi bitirirken kitabı yazan her ne kadar erkek olsa da ben size aynı coğrafyada acının ve baskının çemberinden geçip direnciyle bizlere ulaşmış olan Neval el Sadawi'yi örnek vereyim. Sadawi, müslüman kadınların sınıfsal, ulusal ve cinsel olmak üzere üç konuda yoğun bir baskı altında olduğunu anlatır kitaplarında. Özellikle de islama hakim olan ataerkil (erkek egemen) emir, yorum ve uygulamaların kadınları ne denli çaresiz bıraktığını söyler. Türlü suçlamalar, hakaretler hatta recm edilmesi gündeme gelmiş ancak o kendinden ödün vermemiştir. Yaşamıyla buna kanıttır. Bu vesileyle Sadawi'nin kitaplarını şiddetle önereyim. Sadece müslüman kızlara değil, herkese. (Uğur De Molinari)
Müslüman kadınların kendilerini çeşitli alanlarda geliştirmeleri, uyanık olmaları, ilim öğrenmeleri, davet ve tebliğ çalışmalarında bulunmalarına yönelik tavsiyeler içeren bir kitap. İddia edildiği gibi herhangi bir "dayatma" içermiyor. Manipülatif kavramlar kullanarak yapılmış incelemeleri dikkate almayınız. Çağ ile bir hesaplaşmaya girmemiş, çağı tanıyamamış ve çağın dayatmalarını özgür iradesi zanneden şahıslar tarafından yanlış anlaşılmaya müsait olabilir. İslam düşüncesini tam kavramadan okunmasını önermem. Rasim Özdenören'in Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler kitabını veyahut benzerlerinin bu kitaptan önce okunmasını önerebilirim. Çünkü kavramların içini Müslümanca irdeleyebilir ve düzgünce doldurabilirsek sonrasında bu kitabı anlamak daha kolay olacaktır kanaatindeyim. Müslümanca düşünmeyi öğrendikten sonra bunu yaşamımıza aktarmanın önemi kitapta da genel olarak vurgulandığı gibi buradaki tavsiyeler daha çok direkt olarak yaşantıya uygulanabilecek türden. Demeye çalıştığım şu ki kitap güzel olmakla beraber Müslümanca bir hayat sürmeye yeni karar vermiş birisi için - ve özellikle bu kişi günümüzün popüler kültürünün dayatmalarına çokça kapılmış biri ise- ilk başvurulacak kitap olmayabilir. Çünkü kitap kısalığından anlaşılacağı üzere direkt bilgi veren bir kitap. Salt bilginin ardındaki hikmeti görememek yanlış düşünce ve önyargıya götürebilir. (Hilâl ☽)
Kadın: Kitapta kadınların kendini geliştirmesine, okumasına gerek olmadığı ve kadınım yerinin evi olduğu şeklinde ifadeler vardı. Ve daha fazla okumanın zaman kaybı olacağını düşünerek bıraktım. Hasan el Bennaya Allah’tan rahmet diliyorum ama bu kitaptaki görüşlerine katılmıyorum. (Minimalistce)
Kitabın Yazarı Hasan el-Benna Kimdir?
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ Mısırlı siyasi ve dinsel önder. Müslüman Kardeşler adlı örgütün kurucusudur. Genç yaşta dinsel konulara büyük ilgi duymaya başladı. 1923'te Kahire'de dinsel ve toplumsal konularda geleneksel eğitim veren Darül-Ulum adlı öğretmen okuluna kaydoldu. 1927'de Arapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı. İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanları derinden sarsan olaylara tanık oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslamın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşleri kurdu. 1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula atandı. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğrenci, devlet memuru ve işçi Müslüman Kardeşlere üyeydi ve Örgüt Mısır toplumunun hemen bütün kesimlerini temsil eden bir önemli siyasi güç olmuştu. Örgüt üyelerinin birçoğu hükümetin ulusal çıkarlara ihanet ettiği görüşündeydi; Hasan el-Benna ise bir süre daha hükümeti destekleme taktiğine bağlı kalmaya çalıştı. Ama gerek kendisi, gerekse örgüt üyeleri yönetim açısından tehlikeli olmaya başlamıştı. Savaşı izleyen kargaşa ortamında el-Benna'nın sözünü geçiremediği örgüt üyelerinin adları, başta Başbakan en-Nukraşi'nin öldürülmesi olmak üzere (Aralık 1948), bir dizi suikast olayına karıştı. Hasan el-Benna Şubat 1949'da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Kahirede öldürüldü. Hasan el-Benna Davetuna, Nahvün-Nur, Akidetuna, el-İhvanül Müslimun tahte Rayetül-Kuran, Muskilatuna fi daval Nizamil-İslam, Müzekkiratüd-Dava ved-Dai gibi yapıtlarında emperyalizme karşı ulusal bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman ulusların İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. Ona göre Müslüman ulusların geri kalmasının nedeni din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde örgütlenmeli, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler örgütünün amacı da bu programı gerçekleştirmekti. Mısır'ın çeşlitli, yörelerinde kurduğu okullar ve toplumsal hizmet kurumları aracılığıyla görüşlerini yaşama geçirmeye çalışan Hasan el-Benna'nın başlattığı hareket Arap dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.
Hasan el-Benna Kitapları - Eserleri
- Müslüman Kızlara
- Hatıralarım
- Risaleler
- Davet Esasları
- Müslüman Kadın
- Müslüman Kardeşler Teşkilatı
- Tasavvuf ve Ahlak Eğitimi
- Dualar ve Zikirler / El- Me'surat
- On İlkemiz
- Davanın Esasları
- Gençlik ve Cihad
- İslam ve Siyaset
- İnsanları Neye Davet Ediyoruz?
- Dava ve Davetçinin Hatıraları
- Risaleler 1
- İslamın Işığında Meselelerimiz ve Çözüm Yolları
- İslamı Nasıl Anlamalıyız?
- İslam’da Kadının Değeri
- Davamızın İlkeleri
- Gençlik İman ve Cihad
- Risaleler 2
- Tefsir Risalesi
- Risaleler 4
- İslam Akaidinde Tevhid
- Risaleler 5
- Risaleler 3
- Akaid Risalesi
- İslam Nedir?
- Risaleler 8
- Risaleler 7
- Risaleler 6
- Hadis Risalesi
- Risaleler 14
- Risaleler 13
- Risaleler 12
- Risaleler 11
- Risaleler 10
- Risaleler 9
- Cuma Sohbetleri
- Çağımız ve Meselelerimiz
- Fıkıh Risalesi
- Davetimiz Nura Doğru
- Kur'an'a Giriş
- İslam Işığında Problemlerimiz
- Hasan El - Benna Konuşuyor
- Cihadın Esasları
- Allah Erine Hitabeler
- Hatıralarım
- Cuma Minberinden Hutbeler
- Bir İslam Şehidinden Mektuplar 1
- Öncü Şahsiyetler
- Bir İslam Şehidinden Mektuplar Seti-4 Kitap Takım
Hasan el-Benna Alıntıları - Sözleri
- Allah yolunda bir hicret İnşallah onun yolunda davet. (Dava ve Davetçinin Hatıraları)
- Milletin görüşüne saygı, milletin mecliste temsil edilmesi ve idareye tam olarak katılmasını gerektirir. (İslam Işığında Problemlerimiz)
- “Şüphesiz ki, Allah sizlerden cahiliyet devri gururlarını, babalarla övünmeyi kaldırmıştır. Bütün insanlar Hz. Âdem'in neslindendir. Hz. Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arabin Arab olmayana üstünlüğü ancak takva iledir.” (Tirmizî) (Davanın Esasları)
- Her hal üzere doğru Hükümle Hareket ederek ve adaletli olmaya önem vermelisin. Sinirin sana güzellikleri unutturmamalı. (Davamızın İlkeleri)
- Akıllı kişi iş olmadan önce düşünen ve tedbirini alandır. (İslamın Işığında Meselelerimiz ve Çözüm Yolları)
- Bizler, devamlı işin kolay tarafını arıyoruz. Başka bir şey düşünmüyoruz. Hürriyetin ve istiklâlin çalışmadan, gökten zembille ineceğini sanıyoruz. Halbuki gök ne altın yağdırır, ne de gümüş!.. Ne hürriyet verir, ne de, istiklâl!.. (Risaleler 2)
- "Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu." (Nisa/164) (Akaid Risalesi)
- "İnsan nefsinin ıslahı, arzulanan her hayrın temelidir.." (Tasavvuf ve Ahlak Eğitimi)
- İslam, İslam ümmetinin egemenliğinde ve diğer milletlere yol gösterici rolünde karar kılmış, Kur'an-ı Kerim de bu hususu birçok ayette desteklemiştir. (İslam ve Siyaset)
- "(Ey Muhammed!) Yüz çevirenlere de ki : 'Allah bana yeter. O' ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir." Tevbe, 129/7 (Dualar ve Zikirler / El- Me'surat)
- Eğer bugün kendi görüşümüzü ortaya koymazsak, öteki fikirlere boyun eğmek zorunda kalacağız. Yarın onları kabul edeceğiz -yarın ise çok yakındır- onlara boyun eğeceğiz. Ben küllerin içindeki bu kıvılcımı görüyorum. Korkarım ki bu kıvılcım yarın parlayacaktır. (İslam Işığında Problemlerimiz)
- "Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz?" (Nuh/13) (Tefsir Risalesi)
- İslâm, kadına esas olarak tabii bir vazife vermiştir. Bu da evin iç idaresi ve çocuk terbiyesidir. Kadın bir genç kız olarak aile olmak için hazırlık yapar. Bir eş olarak evine, kocasına ve çocuklarına ait olur. Bütün zamanını evine ayırır. O evin efendisi, idarecisi ve kraliçesidir. (Müslüman Kızlara)
- Mühim olan, çok söylemek değil, çok çalışmaktır. (Müslüman Kardeşler Teşkilatı)
- " Hasta dua eder, şifa bulur. Yolunu şaşıran dua eder, hidayete kavuşur. Çünkü her şey Allah'ın kudretiyle olur. Allah (c.c) arzu edilen şeyin elde edilmesi için kendine yönelmeyi, ondan yardım istemeyi bir sebep kılmıştır. Yeterki duanın kabulü için gereken şartlar bulunsun." (Risaleler 3)
- Üzerinde Allah'ın adının zikredilmediği abdest geçerli değildir. Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud ve İbn Mace (Fıkıh Risalesi)
- "Seni ALLAH için seviyorum." diyene, "Beni kendisi için sevdiğin ALLAH'ta seni sevsin" denir. (Risaleler)
- Biz müslümanların vazifesi, ilk önce kendini düzeltmek sonra başkalarını hakikate davet etmektir. (Risaleler 2)
- "Allah Teâlâ'ya hamd olsun. Efendimiz Muhammed (s.a.v.)'e O' nun âlına ve ashabına ve davetine kıyamet gününe kadar yayanlara salât ve selâm olsun." (İslam Nedir?)
- Hz. Ömer (ra) kıtlık senesinde hırsızların elinin kesilmesini yasaklamıştır. Yeryüzünde saf İslam nizamı kadar gelişmeleri kabul eden, İslam nizamı kadar kolay, kullanılır ve geniş prensipleri ileri süren başka bir sistem var mıdır? (İslamın Işığında Meselelerimiz ve Çözüm Yolları)
Yorumlar
0 yorum