Kitap Künyesi

Yazar: Soren Kierkegaard

Çevirmen: Merve Elma

Yayın Evi: Pinhan Yayıncılık

İSBN: 9786055302627

Sayfa Sayısı: 128

--reklam--

Müzikal Erotik Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Ruhsal aşk tam olarak ince ayrıntıların gerçekten önemli olduğu, bireysel hayatın zengin çeşitliliği içinde yol alır. Duyumsal aşk ise her şeyi bir araya koyabilir. Onun için temel olan tamamıyla soyut kadınlıktır ve olsa olsa daha fazla duyumsal ayrımdır. Ruhsal aşk zaman içinde sürekliliğe sahiptir; duyumsal aşk ise zamanda kayboluştur ve müzik onu ifade edecek tek gerçek aktarım aracıdır.

Müzik bunu başarabilecek en uygun araçtır; zira dilden daha soyuttur ve bu nedenle tekil olanı değil kendi evrenselliği içinde yine evrensel olanı açık bir şekilde ifade eder; ancak evrensel olanı düşüncenin soyutlanması ile değil, tersine dolayımsız olanın somutlaştırılmasıyla ifade eder.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Müzikal Erotik Alıntıları - Sözleri

  • Ölümsüz Mozart! Sen ki her şeyimi borçlu olduğum,sen ki aklımı kaybetmeme neden olan .
  • Geldim , gördüm, yendim
  • Onun aşkı ruhsal değil duyumsaldır.
  • Nasıl en ufak şeyler bir çocuğu mutlu edebiliyorsa,tıpkı ateşli aşıkların nedensiz yere tartışmalarının yalnızca onlar açısından anlamlı olması gibi,en acayip şeyler de aşıklara zevk vermeye yetebilir.
  • Arzulanan,arzunun üzerinde süzülür ve arzunun boğucu gücü yüzünden değil, yalnızca arzulandığı için arzunun içine batar .
  • Ruhumu ahenkli bir enstürmana dönüştürün,
  • Ruhsal aşk zaman içinde sürekliliğe sahiptir,duyumsal aşk ise zamanda kayboluştur ve müzik onu ifade edecek tek gerçek aktarım aracıdır.
  • Onlar için aptallık olan şey benim için bilgeliktir, onlar için sıkıcı olan şey benim için mutluluk ve eğlence kaynağıdır.
  • Fikrin en soyut hali nedir ?
  • Elvira,Don Giovanni için bir tehlikedir;çünkü onun tarafından baştan çıkarılmıştır.
  • Nasıl en ufak şeyler bile bir çocuğu mutlu etmeye yetiyorsa, tıpkı ateşli aşıkların nedensiz yere tartışmalarının yalnızca onlar açısından anlamlı olması gibi, en acayip şeyler de aşıklara zevk vermeye yetebilir.
  • ''ruhsal aşk zaman içinde sürekliliğe sahiptir; duyumsal aşk ise zamanda kayboluştur ve müzik onu ifade edecek tek gerçek aktarım aracıdır.''

--reklam--

Müzikal Erotik İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mozart aşığı Soren'in Don Giovanni operasından oldukça etkilenen, yaşadığı arzuyu betimleyerek hem opera incelemesi hem de felsefik olarak düşüncelerini bize aktardığı bir kitaptı. Kısa olmasına rağmen zorlanarak okuduğumu söyleyebilirim ,dilini anlamak bir güç oldu . Müzik sevgisinin fazlalığı erotik kelimesine yeni bir anlam kazandırıyor bu kitapla beraber .Bende müzik dinlemeye aşık olduğum için bu konuda Soren ile benzer hazlara sahibiz. Duyduğu arzuyu betimleyip aynı zamanda arzuyu kavramlandirmaya çalıştığı denemeye daha çok benzettiğim felsefik bir kitap . Okumanızı tavsiye ederim . (Tuğçe yücel)

"Müzikten söz ediyorum. O bütün başka sanatlardan kopuk, tek başına durur. Müzikte dünyadaki yaratıkların ideasının taklidini, yeniden üretimini saptamayız. O, büyük, parlak bir sanattır. Müziğin insanın en derin doğası üzerindeki etkisi çok çok güçlüdür. Yetkin, evrensel bir dil olarak, insanın en derin bilincinde derinlemesine, tam olarak anlaşılır. Öyle ki onun açıklığı algılanır dünyanın kendisini bile geçer." -Arthur Schopenhauer Søren abiiiiiiii! Søren ağabey! Abi, beni sev! Müzikal Erotik adlı kitabını okuduğum için çok sevindim be abi. İçindeki duygu ile düşünceleri çok güzel dile getirmişsin. Seni anlamak, daha doğrusu anlamaya çalışmak gerçekten eşsiz denemelerdi. Zekânın inceliği ve içinin güzelliğine en içten saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Şimdi de kitaptaki seni, kitaptaki konuyu ve kitaptaki beni anlatmaya çalışayım. Herkese merhaba arkadaşlar! Yeni bir evlilik programıyla sizlerle birlikteyiz. Bu sezonda... Bir dakika ya! Bir dakika! Yanlış yerden girdim. Kafam karıştı. Bu erotizm, o erotizm değildi. Pardon, ayol! Müzikal Erotik bambaşka bir şeydi. Søren abimin kıyıda köşede kalmış, hayranlıkla bütünleşmiş ve Mozart tarafından oluşturulmuş arzusal ile estetik dünyasına bir yolculuk bu. Mozart'ın ünlü eseri Don Giovanni'nin sarsıntıya uğrattığı ruh ile aklın dışa yansıması bu. İçindeki zelzelerin sebep olduğu yıkım ve yıkımdan sonra ayakta kalan özsel yapıların sunuluşu bu. Şeffaf bir anlaşılma ve paylaşılma isteği, içten ve yüce bir hayranlık ile bir araya gelerek ortaya çıkan bir sonuç bu. Müziğin kusursuz ve muazzam tesirinden etkilenen öznenin, başka bir özneye dokunma çabası bu. Søren abimiz için her şeyin başlangıcı olmasa bile, onun için sanatın son zirvesiydi bu. Don Giovanni, Søren Kieerkegard'ı içine alarak kendi benliğinde kaybedişiydi bu. Ve tüm bunlar ile daha niceleri son olarak gelip beni vurdu. Søren abim, bu kitapta, Mozart'ın ölümsüz eseri olan Don Giovanni adlı yapıtına ve Mozart'a duyduğu hayranlığını dile getirmiş. Dile getirmeye çalıştığı duygu ve düşünce durumlarını belli bir mahçubiyet ile sarhoş eden hayranlıkla yapmış. Ki bana göre kitabın en eşsiz yanı buydu. Çünkü yaptığı işlere ve dehasına hayran olduğum birisi, başka bir deha tarafından etkilenişini anlatıyordu. Bu konunun ve ifade ediliş şeklinin, benim üzerimdeki tesirini az çok anlayabilirsiniz. Bu tıpkı boyu kısa olduğu için buzdolabının üzerindeki çikolataya ve onun hayaline erişemeyen bir çocuğun, oraya yetişen ve çikolatayı ona veren ebeveynine duyduğu hayranlığın; içeri odaya gittiklerinde diğer ebeveynin getirdiği başka bir çikolata ile ilk ebeveyn üzerinde hayranlık uyandırmasına tanık olması gibi. İstemsizce o çikolataya ve ebeveyne duyacağı duygusal yoğunluk muazzam oluyor. Søren abi bu hayranlığını dile getirirken naçizane bir giriş kısmı yapmış. Bu kısımda müzikle olan bağlantısını -daha doğrusu uzman olmadığını yani teknik bağlantısını olmadığını-, yapacağı yorumlamaların bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini ve üzerine vazife olmasına bile her şeye rağmen kendi anladıklarını anlatmak istediğini dile getirmiş. Klâsik kelimesinin anlamına değinerek, sanat dallarına ve bu dallardan çıkan büyük eserlerin bir kaçını anlatmış. Tabii bunların hepsi Don Giovanni adlı müzikal başyapıt etrafında dönmüştür. Kendisi klâsik eserlerde bir sıralama olmayacağını, yani hangisi daha iyi ya da kötü değerlendirme olamayacağını düşünmesine rağmen, bir sıralama yapılması kaçınılmaz olacaksa eğer ilk sıraya koyacağı eserin Don Giovanni olduğunu söylemektedir. Bu durumu da kitabın içinde bulunan giriş kısmı ve üç evre diye böldüğü kısımlarda ifade etmiştir. Evre kelimesine yüklediği anlam ise art arda gelen basamaklar değil, iç içe geçmiş ve birbirinden ayrılmadıkları gibi birbiriyle bütünleşmiş olarak düşünülmesi gerektiğini söylemektedir. Don Giovanni'nin anlaşılabilirliği için evre evre düşünülmüş ve aktarılmıştır, ancak evrelerin ayrışmazlığı düşünceden önce geldiğini de belirtmiştir. Müziği ve Mozart'ı çok farklı bir yere koyan Søren abim, daha sonra dışarıdaki bu olgunun algılanması üzerine konuşmalar yapmıştır. Dolaylı ve dolaysız ruhsal -bu kısım bana göre mental- anlamalar ile özsel duyumsama olayını yine Don Giovanni üzerinden anlatmıştır. Açıkçası, bu kısımlar genelleşen nadiren kısımlardan biriydi. Yani sadece eseri anlamaya değil, genel olarak dışarıda da kullanılabilecek türden yorumlamalar içeriyordu. Bu anlayış kısımlarını kendime göre anlatayım. Duyu organlarımızın dışarıdan yansıttıkları algıları geri plana itmeye çalışarak, nesneyi veya olguyu saf bir şekilde duyumsamaya çalışmaktan bahsediyor. Örnek: Bir kuşun sesini duyumsarken, onu kelimelerden uzak tutmak. Sesi olduğu gibi kendi içinde algılamaya çalışmak. İnsansı bir kalıba sokmamak. Başka bir örnekte ise ağaca dokunduğumuz zaman dokunma duyusu ile gelecek olanları bilgiyle değil, duyumsama ile bırakabilmek. Yani yine kelimeleri içeren katı, soğuk, pürüzlü vb. gibi sıfatlarla ya da düşüncelerle değil, ağacın ağaç oluşunu duyumsamaya çalışarken, içindeki etkiyi anlamak. Duyumsama kısmını az buçuk bir şekilde kendime göre söyledim. Kitapta daha açık -belki size kapalı ve karmaşık da gelebilir- bulabilirsiniz. Düşünceleri birbiri ardına en derine getirerek anlatması odaklanınca anlamayı kolay bir hâle getirmiş. Bana göre kitap güzeldi. Sıkıntı çektiğim bir kısım vardı. Ancak bu da büyük bir sıkıntı oldu. Don Giovanni adlı eserin müzikal operasını bilmiyordum. O yüzden önce internetten biraz araştırma yapmam gerekti. İzlemedim, ancak bir kaç bilgi edindim. Sonrası da Søren abimin anlatımı ve hayal gücümle birleşerek bir şeyler oluşmaya başladı. Fakat bu cahilliğim yüzünden kitaptan çok faydalanamadım. Dediğim gibi, kitap tamamen Don Giovanni etrafında dönüyor. Tıpkı müzikalin kendisi gibi. O yüzden, bu kitabı okuyacak arkadaşlara öncelikli tavsiyem Mozart'ın Don Giovanni adlı eserini araştırması ve mümkünse eğer izlemesini ve dinlemesini tavsiye ederim. Aksi takdirde kitabı anlamak ve okumak hem zor hem de anlamsız gelebilir. Sanırım, söyleyeceklerim kısaca bunlar. Søren abim, adamdır! http://i.hizliresim.com/PDj2Lb.jpg http://i.hizliresim.com/X6Z8Aj.jpg Søren Kieerkegard etkinliği (gonderi/34128416) düzenleyen AaSs1 sayesinde bu kitabı okudum. İyi ki de okumuşum. Çünkü öncesinde okuduğum kitaplardaki Søren abi tasavurrumda çok fazla boşluk doldu. Onu okumuş ve/veya okumak isteyen biriyseniz eğer, bir kaç eserinden sonra bu kitabı tavsiye edebilirim. Bu yüzden, okumama vesile olmasından dolayı AaSs1 Bey'e teşekkür ederim. İncelemeyi okuyan herkese de teşekkür ederim. Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Søren Kieerkegard, adamdır! (Quidam)

Bu kitabı iyice anlamak için okumadan önce yapılması gerekenler; 1.Don Giovanni müzikalini bulup izlemek 2.Don Juan hakkında bilgi sahibi olmak 3.Cupid(Eros) ve Psyche nin hikayesini bilmek 4.Faust'u okumuş olmak 5.Herkül hakkında bilgi sahibi olmak 6.Baştan Çıkarıcının günlüğü'nü okumuş olmak 3. ve 5. ve 6. maddeler sadece bende var, gerisi maalesef yok. Hiç araştırma yapmamıştım kitabı almadan önce çünkü. Neyse hiçbir şey için geç değildir. 6. madde Müzikal Erotik'i okuduktan sonra da gerçekleştirilebilir. (Swift)

--reklam--

Müzikal Erotik PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Soren Kierkegaard - Müzikal Erotik kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Müzikal Erotik PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Soren Kierkegaard Kimdir?

Soren Aabye Kierkegaard (1813-1855), Danimarkalı filozof ve teolog.

Kierkegaard dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak ve katı bir dini atmosfer içinde yetişti.Tüm yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür.Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hıristiyanlığın yozlaşmış olduğunu ileri sürdü ve Hıristiyan inancinin tamamen yenilenmesine yönelik eleştiriler geliştirdi. Kierkegaard, din ve Tanrıyı tamamen bireysel bir konu olarak değerlendirdi. Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti. Felsefesinde bireyi merkeze aldı.

Felsefesi

Kierkegaard, varoluşçuluğun öncülerinden sayılır.Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır, ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgürlüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır. Kierkegaard'ın belli bir felsefî sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte (Kierkegaard bu anlamda Nietzsche gibi bağımsız ve dizgesiz filozoflardandır), kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır. Kierkegaard'ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel'dir. Hegel'in rasyonalist ve sistematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir.Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard'da görülür: saçma, bunaltı, korku ve kaygı.Kierkegaard'ın felsefî sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.

--reklam--

Soren Kierkegaard Kitapları - Eserleri

  • Baştan Çıkarıcının Günlüğü
  • Korku ve Titreme
  • Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
  • Kahkaha Benden Yana
  • Kaygı Kavramı
  • Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe
  • Kendinizi Sevmeyi Unutmayın
  • Hakikat Şaraptadır
  • Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş
  • Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir
  • Aforizmalar
  • Meseller
  • Tanrı'ya İhtiyaç Duymak
  • Tekerrür
  • Evliliğin Estetik Geçerliliği
  • Ya / Ya Da
  • Etik-Estetik Dengesi
  • İroni Kavramı
  • Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine
  • Müzikal Erotik
  • Sevginin İşleri
  • Günlüklerden ve Makalelerden Seçmeler
  • Ölüme Götüren Hastalık
  • Evliliğin Estetik Geçerliği / Korku ve Titreme
  • Toplu Eserler 1
  • İtirazlara Cevaben Evlilik Üzerine Muhtelif Gözlemler-Bir Kocanın Kaleminden
  • Dolayımsız Erotik veya Müzikal Erotik Evreler
  • Kierkegaard Yazılarından Seçmeler
  • Fear and Trembling and The Sickness Unto Death
  • For Self-Examination
  • Suçlu mu? Suçsuz mu?
  • The Difference Between a Genius and an Apostle
  • Aşk Eserleri

--reklam--

Soren Kierkegaard Alıntıları - Sözleri

  • Benim için önemli olan, uğrunda yaşayıp uğrunda ölmek istediğim fikri bulmaktır. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
  • "Her insanda, kendisine karşı tamamen şeffaf olmaktan bir derece alıkoyan bir şeyler var. Bu şeffaflıktan uzak olma, kişinin kendi dışında yer alan yaşam şartları yumağına açıklanamaz bir şekilde dâhil olması ve bu yüzden neredeyse kendisini açıklayamaz hale gelmesi ölçüsünde gerçekleşmektedir. Kendisini açıklayamayan kişi sevemez ve sevemeyen kişi tüm insanların en mutsuzudur. Ve sen aynı serkeşlikle kendini herkese karşı bir bilmece olma sanatında eğitiyorsun. Genç dostum! Peki ya hiç kimse senin bilmeceni çözme zahmetine katlanmazsa O zaman yaptığının ne zevki kalacak? Ama her şeyden önce kendin için, kendi kurtuluşun için bu vahşi kaçışı, içinde kabaran bu imha etme hırsını durdur. Senin yapmak istediğin bu; sen her şeyi yok etmek yaşama dair kuşku açlığını doyurmak istiyorsun. Kendini bu amaca göre yetiştiriyorsun. Zihnini buna göre eğitiyorsun. Memnuniyetle kabul edeceğin gibi, başka hiçbir şeyde iyi olmasan da bunda iyisin. Sana zevk veren her şey yaşamın etrafını yedi kez dolanıyor ve borusunu üflüyor ve böylece her şeyin tepe taklak oluyor ki senin ruhun huzur bulabilsin. Evet ne üzücü ki yankı yapıyorsun ve yankı ancak boşlukta işitilebilir." (Toplu Eserler 1)
  • Asıl mesele kendimi anlamak, Tanrının gerçekten benden ne yapmamı istediğini görmek; asıl mesele, benim için doğru olan bir hakikati bulmak, uğrunda yaşayıp öleceğim fikri bulmak. (Kahkaha Benden Yana)
  • Evlenirsen pişman olursun; evlenmezsen yine pişman olursun. Evlen ya da evlenme, ikisinden de pişman olursun. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
  • Deliler ve gençler insan için her şeyin mümkün olduğunu düşünürler. Yanlış! (Korku ve Titreme)
  • "Korkaklığın en korktuğu şey karardır, zira karar, bir anlığına olsun, sisleri daima dağıtır. Bu yüzden korkaklık en sevdiği düşüncenin ardına saklanır: Zamanın koltuk değneği. Korkaklık ve zaman acele etmemek için "Bugün değil yarın " demeye daima bir neden bulur. Oysa göklerdeki Tanrı ve ebediyet der ki : "Bugün yap. Kurtuluş günü şimdidir." (Tanrı'ya İhtiyaç Duymak)
  • Kendi olmayı istememek, kendi ben 'inden kurtulmayı istemek, ve bu da şu anlama gelmektedir; kendi olmanın umutsuz istenci. (Ölümcül Hastalık Umutsuzluk)
  • . Aslında artık her şey için elkitapları var, yakın zamanda eğitim, tüm dünya çapında, az ya da çok sayıda ezbere yorumun öğrenilmesinden oluşacaktır. Baskı makinesinin mektupları tek elden çıkarması gibi, insanlar da muhtelif olguların arasından uygun olanı seçip çıkarma kapasitelerine bağlı olarak başarı gösterecekler, bu arada hiçbir şeyin anlamından haberleri olmayacak. . (Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine)
  • Benim için önemli olan, uğrunda yaşayıp uğrunda ölmek istediğim fikri bulmaktır. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
  • Hayat nasıl da boş ve anlamsız. (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
  • Aşk en üstün neşe olsa bile ondan vazgeçiyorum, birini gocundurmayı ya da kıskandırmayı istemeden; ve eğer aşk hayal edilebilecek en büyük faydayı bağışlama hali olsa bile bana onun için verilen fırsatı reddediyorum -fakat düşüncelerimi fahişeliğe sunmadım. (Kierkegaard Yazılarından Seçmeler)
  • “Ben kendim için acı çekerken tutunacak bir şeyim olabilsin diye ızdırabın yoluna işaretler yerleştiririm, ama başkası için acı çektiğim vakit, yolumu kaybederim, zira başkasının aslında nerede olduğunu haliyle bilemem ve her an sil baştan başlamam, bir sonraki an herhangi bir şeyi es geçmemek için kabusuna dayanmak zorunda olduğum daha da korkunç bir ihtimali düşünebilmeye hazırlıklı olmam gerekir.” (Suçlu mu? Suçsuz mu?)
  • “Oğul, babanın kendi yansımasını gördüğü bir ayna ve baba ise, oğulun kendisinin gelecekte ne olacağını gördüğü bir aynadır.” (Hayat Çözülecek Bir Problem Değil, Yaşanacak Bir Hakikattir)
  • İnsan konuşabiliyor diye, tam da bunun içindir ki susabilmek bir hünerdir. (Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş)
  • “sevgi her şeye inanır - ve yine de hiçbir zaman aldanmaz..” (Sevginin İşleri)
  • Hiç kimse sahici ben olmaya cesaret edemiyor. Herkes bir tür "beraberlik" içerisinde gizleniyor. Duyarlı organların bedenden korunduğu ve nesnelerde doğrudan temas içinde olmayışı gibi biz sıradan insanlar da ebedi olana kişisel, dolaysız bir temasa girmeye korkuyoruz. Bunun yerine geleneklere ve başkalarının sesine bel bağlıyoruz. Hakikatin önünde bireysel sorumluluktan korunan bir yaşam süren bir numune ya da nüsha olmaktan memnunuz.. (Tanrı'ya İhtiyaç Duymak)
  • “Hayata bakışım tek kelimeyle anlamdan yoksun. Kötü bir ruh burnumun üzerine bir gözlük yerleştirdi herhalde, gözlüğün bir camı dev gibi büyütüyor, öbür camı aynı ölçüde küçültüyor.” (Ya / Ya Da)
  • . Kendini kaybetmişleri veya her anlamda bütünüyle yoldan çıkmış olanları anmayacağım bile: Onlar para için köpek rolünü oynayanlardır... . (Şimdiki Çağ-Başkaldırının Ölümü Üzerine)
  • Belki de sana karşı aşırı derecede yumuşak sözlerle konuşuyorum. Belki de sana çok fazla katlanıyorum. Belki de tüm gururuna karşı üzerinde kullandığım otoriteyi artırmalıydım. Ya da belki seni bu konuya hiç katmamalıydım, zîra sen bir çok yönüyle tehlikeli bir kişisin ve bir kimse seninle ne kadar birlikte olursa, o kadar kötüleşir... (Evliliğin Estetik Geçerliği / Korku ve Titreme)
  • Herkes kendisi tarafından kandırılır. (Kaygı Kavramı)