Kitap Künyesi

Yazar: Murat Bardakçı

Yayın Evi: İş Bankası Yayınları

İSBN: 9786053327271

Sayfa Sayısı: 624

--reklam--

Naciyem Ruhum Efendim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Enver Paşa’nın, eşi Naciye Sultan’a Rusya ve Orta Asya’dan yazdığı sürgün mektupları

Enver Paşa, Birinci Dünya Savaşı’nda uğradığımız yenilginin ardından 1 Kasım 1918 gecesi Türkiye’den ayrılmasından 4 Ağustos 1922’de Pamir Dağları’nın eteklerinde can verişinden dokuz gün öncesine kadar hanımı Naciye Sultan’a 417 adet mektup göndermiş; aşk ve hasret satırları ile dolu bu mektuplarda sürgündeki hemen her faaliyetini de ayrıntıları ile yazmıştı…

Mektuplarının ileride kendisi hakkında yapılacak çalışmalara kaynaklık edeceğinin bilincinde olan Paşa bunların günügününe toplanmış hatıralar olduğunu söylüyor; düşündüklerini, bildiklerini ve gördüklerini yazdığını ifade ediyor ve mektupların mutlaka saklanmasını istiyordu…

Enver Paşa’nın ailesi tarafından 90 küsur sene boyunca muhafaza edilen ve tam metinleri ilk defa bu kitapta yeralan mektuplar, Paşa’nın ayrıntıları şimdiye kadar bilinmeyen Rusya ve Orta Asya günlerindeki faaliyetlerini her bakımdan aydınlığa kavuşturmakta ve bir yerde de bizzat kaleme aldığı kendi tarihi olmaktadır.

--reklam--

Naciyem Ruhum Efendim Alıntıları - Sözleri

  • Âh! Yine seni üzdüm, uzun yazdım. Fakat affet, sana da derdimi dökmezsem kime dert yanayım?
  • İnsan elinde olduğu zaman saadetin kıymetini bilmiyor.
  • “Uyumak isteyişim, tek seni belki rüyada daha yakından görürüm arzusundan münbaisti.”
  • Senin güzel gözlerini görecek bu satır benden bin misli ziyade bahtiyardır.
  • "Ben, benden başka bir şey değilim, olamam, binaenaleyh Napolyon'un taklidi olarak ikinci olmak aklımdan hiç geçmemiştir."
  • İşte ruhum, şöyle böyle bugün bir hiçle doldu.
  • “…Ben sana olan, Muhabbetimi bütün acılarına, rağmen dünyada Hiçbir şeye değişmem.”
  • Ah! Naciye bana ve sana ve yavrularıma acı, beni sev ve sadık kal. Birbirimizin yüzüne baktığımızda saf kalbindeki bir leke bulunmasın.
  • “Uyumak isteyişim, tek seni belki rüyada daha yakından görürüm arzusundan münbaisti.”
  • Hakikaten tuhaf bir deruni arzu ile şimdi namaza başladım. Dün sabah namazımı kıldım.
  • Herhalde, Allah büyüktür. İnşallah sana şarkın bütün eski altın, Zümrütlü Cengizler, Timurların taçlarını takdim ederim.
  • Şimdi, Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığım uzun bir mektubu bitirdim. Bunda baştan aşağı ne yaptığımı ve ne düşündüğümü ve kendisine rakip olacak kadar küçülmediğimi, sonra da muvaffak olmasından memnun olduğumu ilh. yazdım. Cidden, arkadaşlara adeta kudurmuş köpek gibi saldıran bu adama vakıa bunlar tesir etmez, fakat ben bir kere yazmayı borç bilirim. Doktor Nazım da bu fikirde idi.
  • “Bugün de sizden mektup almak ümidim boşa çıktı, fakat geçen her gün mektup alma zamanını bir gün daha yaklaştırdığından müteselli olmaya çalışıyorum.”
  • Kalbim atıyor, bütün kıskançlıkla asabım gerilmiş bir halde idim. İnşallah bu rüya iyidir ve cicimin afiyet ve bana karşı sadakatine delildir.
  • Ah Naciye, niçin böyle talihim bana acı çektiriyor?

--reklam--

Naciyem Ruhum Efendim İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sürgün, aşk ve ihtiras.: Enver Paşa’nın sürgün yıllarında eşi Naciye Sultan’a yazdığı 417 mektubun derlenmesinden oluşan bu kitap tarihle ilgilenen okurlar için eşsiz bir kaynak niteliğinde. Kaynak diyorum çünkü iki kişi arasında yazılan mektuplar –ki aslında sadece 4 kez cevap vermiş Zalım Naciye- (bkz. #31183159) olarak düşünülse de döneme dair birçok bilgiyi bizlere aktarıyor. -- Enver Paşa adeta tarihte silinip gitmemek için başından geçen her olayı, her düşüncesini “günlük” tadında yazmış mektuplarında ve özellikle muhafaza edilmesini istemiş Naciyesinden. -- Kitap; dönemin Avrupa Kültürünü, Osmanlının son çırpınışlarını, Orta Asya’da Türk ulusunun hayatta kalma mücadelesini, Rusya’nın aslında yoksullukla boğuşurken Bolşevik İhtilali ile dünya siyasetine yön verme çabalarını, Enver Paşa’nın gözünden anlatıyor. Öte yandan Anadolu’daki Milli Mücadeleye yönelik detayları ve Paşa’nın Mustafa Kemal ile ikili ilişkilerini de gözler önüne sürüyor. -- Sosyokültürel açıdan bakıldığında dönemin halklarını anlatması ve özellikle Osmanlı Sosyetesine mensup olan ailesinin günlük yaşantısını gözler önüne sermesi açısından da önem arz ediyor. Tabi bazı bölümlerde ailesinin deri giyme merakını gidermek amacıyla Rusya’da sokak sokak derici arayan Paşa’nın yaşadıklarını okuyan okur ‘koyun can kasap et derdinde’ demeden geri kalamıyor. -- Mektupların en çarpıcı yanı ise Paşa’nın Naciyesine karşı yaşadığı ihtiraslı tutkuları en ateşli şekilde anlatması. Murat Bardakçı’nın kitabın önsözünde söylediği gibi Paşa asker olmasa imiş kesinlikle ünlü bir şair olurmuş. Şairlerin dizelerini aratmayacak ihtiraslı tutkularını –biraz da tek taraflı olan- aşkını anlatışı -ki bazı bölümlerde Murat Bardakçı sansür uygulamak zorunda kalmış- Paşa’nın çok fazla bilinmeyen özel hayatını da çarpıcı bir şekilde yansıtıyor. -- Kısacası tarihle ilgilenen Paşa’nın özel hayatını ve o dönem coğrafyası hakkında bilgi almak isteyen okurların okumasını kesinlikle öneririm. -- Keyifli okumalar. (Tek Umut Barış)

Naciyem, ruhum, efendim...: Merhabalar, Enver Paşanın Naciye Sultan'a yazdığı mektupları artık duymayan, bilmeyen yok sanırım. Mektupların manevi değeri olduğu kadar Enver Paşanın sürgün günlerinde yaptığı işler ve görüşmelere de açıklık getirdiği tarihi bir önemli yanı da var. Bu sebepten incelemeyi çift yönlü yorumlamakta fayda var diye düşünüyorum. Hürriyet kahramanı, İttihat ve Terakki Cemiyetinin lideri Enver Paşa, Moskova'da yaptığı görüşmeleri gün be gün mektuplarında da aktararak aslında biz gelecekteki halkına kendisini doğru/yanlışlarıyla anlatmaya çalışmış bence. Okuyacağınız mektuplarda da göreceğiniz gibi karşınızda bir liderden daha ziyade sürgüne mahkum edilmiş, yalnızlaştırılmış, gölgede kalmış hatta unutturulmuş bir Enver Paşa var. Öyle ki mahsuniyet eşine yazdığı mektuplarda sık sık "ağlamak istiyorum" deyişi ile çaresizliği ve özlemini ortaya koymakta. Mektuplar oldukça duygu yüklü. Tüm sıkıntılarından belki de kaçmak için Naciye'sine sığınması, ondan çocukça bir ilgi bekleyip sitemler etmesi.. Paşaların (hayatı savaşlarda geçmiş) da insani ihtiyaçlarının, duygularının olduğu bir kanıtı adeta. Diğer yandan tüm özenle, büyük bir sevgiyle ve sevgi açlığıyla yazılmış mektupların hakettiği karşılığı bulamaması oldukça acı verici. Naciye Sultanın sevgisinden okurken ben dahi şüphe ettim.. Bunca mektuba karşılık yalnızca 22 mektup! oldukça üzücü. Okurken NAciye Sultan'dan daha fazla hüzünlendim sanırım. Enver Paşaya, en önemlisi eşine karşı yaptığı haksızlık ve umarsızlık ortada. Naciye'sine "zalim" derken hakikaten abartmıyor. Paşa öldükten sonra paşanın abisi ile evlenen Naciye Sultan, resimlerinden de anlaşıldığı gibi oldukça mutlu görünüyor.. (Tanrı Dağı │1283)

Bir devrin gerçek kahramanı . Vatan ve islam sevdalısı damadı sehriyari Enver Paşa. Vatan için can nasıl verilir kendi kaleminden anlatisi. Almanya rusya ortaasya arasında geçen inançlı bir yaşam . (Hasan Ozdin)

--reklam--

Naciyem Ruhum Efendim PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Murat Bardakçı - Naciyem Ruhum Efendim kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Naciyem Ruhum Efendim PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Murat Bardakçı Kimdir?

Murat Gökhan Bardakçı, 1955 yılında İstanbul'da doğdu, ekonomi öğrenimi gördü.

Musikiye Dr. Selahattin Tanur'la tanbur ve eser meşkederek başlayan Murat Bardakçı, Tanur'dan "icazet" aldı, Ekrem Karadeniz'le teori, teori tarihi ve ses sistemi üzerine çalıştı, Fahire Fersan ve Vecdi Seyhun'dan yararlandı, ilgi alanını daha sonra musiki tarihine yöneltti. Abdülbaki Gölpınarlı'dan şarkiyat kaynakları ve metodolojisi alanlarında büyük ölçüde faydalandı, bu arada Türk ve İslam Müziği'nin tarihiyle ilgili kitap, belge, fotoğraf, film ve ses kaydı gibi arşiv malzemesi topladı, geniş bir nota kolleksiyonu oluşturdu. 

--reklam--

Murat Bardakçı Kitapları - Eserleri

  • Enver
  • Şahbaba
  • Son Osmanlılar
  • Osmanlı'da Seks
  • Neslişah
  • Hafız Hakkı Paşa'nın Sarıkamış Günlüğü
  • İttihadçı'nın Sandığı
  • Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi
  • Naciyem Ruhum Efendim
  • “Sizi Serbest Bırakmayı Muvafık Bularak Tatlîk Ettim!”
  • Bir Devlet Operasyonu: 19 Mayıs
  • Safiye
  • Mahmud Şevket Paşa'nın Sadaret Günlüğü
  • Yıkılış ve Kuruluş
  • Refik Bey - Refik Fersan ve Hatıraları
  • Üçüncü Selim Devrine Ait Bir Bostancıbaşı Defteri
  • Fener Beyleri’ne Türk Şarkıları
  • Atatürk’ün Mutfağı
  • Şahbaba
  • Ahmed Oğlu Şükrullah
  • 25 Yıla 25 Besteci
  • Girit Oyunu Ve Kıbrıs

--reklam--

Murat Bardakçı Alıntıları - Sözleri

  • Şevket Efendi, bir trafik kazasında iki kişinin ölümüne sebep olduğu için daha önce Halife Abdülmecid Efendi tarafından Osmanlı tarihinde örneği görülmemiş bir uygulamaya tâbi tutulmuş ve hanedandan ihraç edilmiştir. (Son Osmanlılar)
  • Vahideddin'in şehzadelik yıllarını bilenler, onun ağabeyi Abdülhamid'le yakınlığının saraya mensup hemen herkesi kıskandırdığını söylerler. (Şahbaba)
  • Huzura çıktım. Zât-ı şâhane Edirne’nin terkolunmaması arzusunu izhar etti ve Kamil paşa ile kabinesini pek ziyade çekiştirdi. (Mahmud Şevket Paşa'nın Sadaret Günlüğü)
  • Seneler ve belki asırlar geçecek fakat Osmanlı milletine can veren Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti daima pâyidar, daima müttehîd, daima bir olacaktır kandaşlarımız! (İttihadçı'nın Sandığı)
  • Gözlerinizi ağlamak için değil.... “Gözlerinizi ağlamak için değil, görmek için kullanınız” (“Sizi Serbest Bırakmayı Muvafık Bularak Tatlîk Ettim!”)
  • Âh! Yine seni üzdüm, uzun yazdım. Fakat affet, sana da derdimi dökmezsem kime dert yanayım? (Naciyem Ruhum Efendim)
  • ... Ah Enver! Ah! Bu kış seferini ta'cil etmek, sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu'yu dörtnala kaldırmakla yüz bin masumun kanına girdin! Allah seni affetsin. Hafız Hakkı Paşa (3 Kanuni Sani 1915) (Hafız Hakkı Paşa'nın Sarıkamış Günlüğü)
  • - Ay balam, bu gemi hara (nereye) gider ? + Hansı (hangisi)? - Köprüden indi (şimdi) kalkan bu parahod (gemi). O baktı, baktı sonra karar verdi: + Krasnovodska gider... Ona bir 'Sağol balam' diye teşekkür ettikten sonra denizin kenarına yaklaşarak mazot dumanları salıvererek manevra yapan gemiyi seyrettim. (Enver)
  • "Seni öper, sever, kucaklar, bu mevcudiyet-i maddiyemle, aşk ve iştiyakımla sarılarak canını yakar, Hüdâ'nın birliğine yavrularımla beraber emanet ederim rûhum efendiciğim. Karaağaca çakımla ismini yazdım." (Enver)
  • Rusya Devleti'nin tecavüzât-ı muhtemelesine karşı Almanya Devleti ile tedafüî bir ittifak akdine Sadrazam ve Hariciye Nâzırı Mehmed Said Paşa me'zundur. 18 Temmuz 1330 (31 Temmuz 1914) Mehmed Reşad (Yıkılış ve Kuruluş)
  • Bizler için "hacı-hoca takımıyla birleşip ihtilal yapacaklar" bile dendi. Söğüt'ten elde kılıçla çıkıp Viyana'ya kadar gidenlerin torunuyduk. Türkiyen'in fenalığını nasıl düşünürdük? ama memlekete 600 sene hizmet ettikten sonra, bir gecede kovulduk. Diş değiştirirken kovuldum, saçlarıma ak düştüğünde dönebildim. Fakat emin olun, birimizin aklından bile, bir gün kötü şey geçmedi. Mustafa Kemal'in muvaffakiyetlerini işittikçe sevinir, "Türkiye iyiye gidiyor" derdik. (Son Osmanlılar)
  • Bennet, hatıralarında Samsun için verdiği vizelerden şöyle bahsedecekti: "... Günün birinde, fark etmeden kaderin vasıtası oldum. 15 Mayıs'ta Yunan kuvvetleri İzmir'e çıkmış ve beklenmedik direnişle karşılamıştık. Sultan, başında Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal Paşa'nın bulunduğu bir heyetin Türk ordusunun ihtilâfın dışında kalmasını sağlamak maksadıyla gönderilmesi konusunda müttefiklerin Yüksek Komiserleri ile anlaşmaya varmıştı. 22.doğum günümde garip bir rastlantı olarak bir Türk subayı odama geldi ve Mustafa Kemal Paşa ile maiyetindekiler için vize istedi. Listeyi okuyunca Türk Ordusu'nun en faal 35 generaliyle albayının isimlerinin yazılı olduğunu gördüm. Vizeleri vermek istemedim. Binbaşı Van M., her zaman olduğu gibi özel işler için dışarıdaydı. Listeyi karargaha götürüp talimat istemeyi kararlaştırdım.Görevli subaya 'Bu liste bende barışçıdan ziyade savaşçı bir heyet intibaı uyandırıyor' dedim. Yüksek Komisyon'a danışılacağını söyleyip beklememi istediler. Yaklaşık bir saat sonra çağırıldım ve gidip vizeleri verme talimatı aldım. Bana 'Mustafa Kemal Paşa, Sultan'ın güvenine tam olarak sahiptir'dendi. (Yıkılış ve Kuruluş)
  • Sizden ayrılış, ruhumun bedenimden ayrılmasından daha dehşetli oldu. (6 Aralık 1914, Naciye Sultana mektubundan) (Enver)
  • Ailenin reisi Faik Bey servetini halde, Rus ve Alman paralarına çevirmiş, her şeyini Avrupa bankalarına transfer etmişti. Almanya’nın savaşta yenilip iflas etmesi ve Rusya’da patlayan 1917 Ekim Devrimi her iki parayı da pula çevirmiş, eski mabeyincinin muazzam serveti kül oluvermişti. İşte Refik-Fahire çiftinin bir zamanlar aristokrat aile gelenekleri icabı başlattıkları musikiyi sonradan meslek edinmelerinin sebebi de, bu geçim derdidir. Sefalet çekmemiş ama, hiç bir zaman da müreffeh bir hayat sürmemişlerdir. “Kış yaklaşıyor, kömürümüzü hala alamadık..” “Hamdolsun tig-ü teber, şâh-ı levendâz” (Mali vaziyeti bozuk, meteliksiz) (Refik Bey - Refik Fersan ve Hatıraları)
  • " Zaferler ne kadar bizim ise, mağlubiyetler de aynı şekilde bizimdir ve o mağlubiyete sebebiyet veren hataların tekrar edilmemesi için bilinmeleri, hatırlanmaları şarttır." (Enver)
  • 1920 sonbaharında Meclis kürsüsünde artık başka Mustafa Kemal vardır ve bu Mustafa Kemal birkaç ay önce, 24 Nisan günü aynı kürsüde padişahtan bahsederken "ecdad-ı kiramımızın bize en kıymetli yadigârı" diyen, İstanbul'un aldığı kararların işgal baskısından kaynaklandığını anlatan ve "....Ben, şahsen hiçbir şey düşünmem. Zat-ı Şahane'nin ağzından işitsem, bunun icbar ve tazyik altında olduğuna hukmederim" ifadelerini kullanan Mustafa Kemal'den çok başkadır. (Şahbaba)
  • Devlet solcularla beraber sağcıları, milliyetçileri, dindarları, dinsizleri ve toplumda öne çıkmış kim varsa hemen hepsini “acaba rejimin aleyhinde bir iş çeviriyorlar mı?” Paranoyası yüzünden devamlı olarak izlemiştir… (Safiye)
  • Ben, Mustafa Kemal'e her zaman saygı duydum. Harpten yenik çıkan devleti kurtarabilecek tek kişi, Mustafa Kemal idi. (Son Osmanlılar)
  • Ve Hazreti Ali -Radiyallahu anh- buyurdular ki, "Cimada itidal (ilişkide ölçülü olma) topuklara ilik ve gözlere nur ve bedenlere kuvvettir". (Osmanlı'da Seks)
  • (Kitabın 18’inci sayfasında Refik Beyin 1919’da girdiği ve en yüksek Booth aldığı, Mızıka-i Hümayun’a giriş imtihanından sorulara bir göz attıktan sonra...) Bu imtihanın, bugünkü resmi musiki kuruluşlarında yapılanlarla mukayesesini veya bu seviyede yapılacak bir başka imtihanda, günümüz üstatlarının ne derece başarılı olacakları hususunu bir yana bırakalım... Asıl mesele, günümüz musikisinin, artık değil bu imtihana girebilecek öğrencinin, bu soruları sorabilecek bir imtihan heyetinde yer almaya layık tek bir hocanın bile bulunmadığı bir hale gelmiş olmasıdır. (Refik Bey - Refik Fersan ve Hatıraları)