Kitap Künyesi
Yazar: Sibel Özbudun
Yayın Evi: Ütopya Yayınevi
İSBN: 9789758382262
Sayfa Sayısı: 47
--reklam--
Nasıl Satabilirsin ki Havayı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Toprağımızı alma isteğiniz
üzerinde düşüneceğiz. Halkım
Beyaz Adamın almak istediği nedir, diye soracak.
Bunu bizim anlamamız zor. Eğer o güzelim havanın,
köpüren suyun sahibi bizdeğilsek, onu bizden nasıl alabilirsiniz ki?...
Nasıl satabilirsin ki havayı, bir kızılderili şefin, onlara yönelmiş soykırıma olan tepkisi değildir. Belki artık yaşatıldıkları soykırımın sonuçlarını görmüş olmanın ve engellenemezliğini anlamanın getirdiği rahatlıkla, beyaz adama yapılan bir uyarıdır. Bir yönüyle de insan-doğa birliğinin güçlü bir ifadesidir, söyledikleri.
--reklam--
Nasıl Satabilirsin ki Havayı Alıntıları - Sözleri
- "Gökyüzü sessiz yüzyıllar boyu halkım için sevecen gözyaşları döktü ve bize değişimsiz ve sonsuz gözüken, bir gün değişebilir. Bugün hava iyi. Ama yarın bulutlarla örtülebilir. Sözcüklerim hiç değişmeyen yıldızlara benzer. Washington’daki Reis Seatle’ın sözlerine güneşin doğacağına ya da mevsimlerin geleceğine inandığınca güvenebilir."
- "Beyaz Reis Washington’daki Büyük Reis’in bize selamlarını ilettiğini söylüyor. Bu çok ince bir davranış, çünkü karşılığında bizim dostluğumuzu pek gereksinmediğini biliyoruz. Onun halkı çok kalabalık. Uçsuz bucaksız çayırları kaplayan otlar gibiler. Benim halkımsa az. Fırtınanın yaladığı bir ovaya dağılmış ağaçlara benziyor. Büyük ve öyle sanıyorum ki iyi Beyaz Reis, bize topraklarımızı satın almak istediği haberini yolluyor. Ama rahat bir yaşam sürmemizi sağlayacak kadarını bize bırakacakmış."
- "Toprağımızı alma isteğiniz üzerinde düşüneceğiz. Halkım Beyaz Adam'ın almak istediği nedir, diye soracak. Bunu bizim anlamamız zor. Eğer o güzelim havanın, köpüren suyun sahibi biz değilsek, onu bizden nasıl alabilirsiniz ki? Güneşte pırıldayan her bir çam ağacının, kara ormanların üzerinde salman sisin, vızıldayan her arının, halkımızın belleğinde ve düşüncelerinde kutsal bir anlamı var. Ağaçta yükselen özsuyu Kızıl Adam' ın anısını taşıyor. Biz toprağın parçasıyız, toprak da bizim parçamız. Hoş kokulu çiçekler kızkardeşlerimiz bizim, rengeyiği, at, yüce kartal ise erkek kardeşlerimiz. Irmağın köpüren dalgaları, çayırdaki çiçeklerin özsuyu, tayın teri ve insanın teri, her biri bir ve tek soya, bizim soyumuza ait. Bu yüzdendir ki, Washington ’daki Büyük Reis bizden toprağımızı isterken, çok şey istiyor."
- "Birisi nasıl olur da havayı, toprağın sıcaklığını satın almaya çalışır? Bunu hayal etmekte güçlük çekiyoruz."
- "Hayır, bizler kökenleri farklı, yazgıları farklı iki ayrı soyuz. Aramızda pek az ortak yan var. Atalarımızın külleri bizler için kutsaldır, onların dinlendikleri yerse kutsanmış. Sizilerse pek üzüntü duymadan uzaklaşıyorsunuz atalarınızın mezarlarından."
- "Cesaret, kardeşlerim, biraz daha cesaret. "Sırtınızı dikleştirin ve gerin yayınızı. Onlar tepeden tırnağa silahlı olabilir, ama yaşam sizindir!
- "En büyük kirletici”; yani insan, sen, ben hepimiz.
- Gelen günü böylesine umutla beklemelerini sağlayacak hangi görüleri nakşediyor onların yüreklerine?
- Doymak bilmez açlığı bir gün toprağı tüketecek ve geriye bir çöl kalacak yalnızca.
- “Çiçek ve bitki sergisinde bir ayna vardı. Ona doğru gider, kendinizi görürdünüz. Aynanın yanında bir not vardı: "En büyük kirletici”; yani insan, sen, ben, hepimiz.”
--reklam--
Nasıl Satabilirsin ki Havayı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kızılderili şefi Reis Seattle’ın sesine kulak verin! Wahington’da 1855 yılında vali olan Stevens’a yazılmış bir bildiri. Kızıl adamın toprağına izinsizce girilmiş üstelik onu ve halkını dünyanın en zor yaşanılası yerlere sürmüş kimilerinin de hakkından gelmiş olup sonrasında “nesli tükenmekte olan ırk” diye romantize edilmiştir. Kızıl Adam’ın topraklarına böylesine giren zorla sahiplenen Beyaz Adam’a yazılmış olan bu kısa söylev bazı şeyleri tekrardan oturup sorgulamanıza ve Kızıl Adamla empati yapmanızı kolaylaştıran bir eser olmuş. Dili kolay anlaşılır ve kitabın kimi bölümlerinde resimlerle de süslenmiş olması güzeldi bu yüzden bir solukta okuyup bitirebileceğiniz Beyaz Adam’ın aslında kendini gördüğü büyüklükten aldığı payın kendinden olmayanlar için hiçbir anlam ifade etmediğini ve Beyaz Adam’ın kendi koparabildiğini sadece kendisinin önemli olduğunu bir kez daha anlayacak ve belki bir Kızıl Adam kadar onların gözünde düşük olmasak dahi kendilerinden olmadığımız için hep bizimde geri planda olacağımız ve onlar arasında hiçbir zaman yer bulamayacağımızı da harika bir şekilde gözler önüne seren bir kitaptı, tavsiye edilir. "Halkım Beyaz Adam’ın almak istediği nedir, diye soracak. Bunu bizim anlamamız zor. Eğer o güzelim havanın köpüren suyun sahibi biz değilsek, onu bizden nasıl alabilirsiniz ki ? Güneşte pırıldayan her bir çam ağacının , kara ormanların üzerinde salınan sisin, vızıldayan her arının, halkımızın belleğinde ve düşüncelerinde kutsal bir anlamı var. Ağaçta yükselen öz suyu Kızıl Adam’ın anısını taşıyor. Biz toprağın parçasıyız, toprak da bizim parçamız. Hoş kokulu çiçekler kızkardeşlerimiz bizim , rengeyiği , at, yüce kartal ise erkek kardeşlerimiz. Irmağın köpüren dalgaları, çayırda ki çiçeklerin öz suyu, tayın teri ve insanın teri, her biri bir ve tek soya, bizim soyumuza ait. Bu yüzdendir ki , Washington’ daki Büyük Reis bizden toprağımızı isterken, çok şey istiyor." (Ebru)
Kızılderili şefi Reis Seattle ‘ın 1855 yılında Washington’ da vali olan Isaac Stevens’a yazılmış bir bildiri. Kızıl Adam’ın toprağına paldır küldür girip zorla sahiplenen Beyaz Adam’ a yazılmış olan bu kısa söylevde beğendiğim bir parça ; Halkım Beyaz Adam’ın almak istediği nedir, diye soracak. Bunu bizim anlamamız zor. Eğer o güzelim havanın köpüren suyun sahibi biz değilsek, onu bizden nasıl alabilirsiniz ki ? Güneşte pırıldayan her bir çam ağacının , kara ormanların üzerinde salınan sisin, vızıldayan her arının, halkımızın belleğinde ve düşüncelerinde kutsal bir anlamı var. Ağaçta yükselen öz suyu Kızıl Adam’ın anısını taşıyor. Biz toprağın parçasıyız, toprak da bizim parçamız. Hoş kokulu çiçekler kızkardeşlerimiz bizim , rengeyiği , at, yüce kartal ise erkek kardeşlerimiz. Irmağın köpüren dalgaları, çayırda ki çiçeklerin öz suyu, tayın teri ve insanın teri, her biri bir ve tek soya, bizim soyumuza ait. Bu yüzdendir ki , Washington’ daki Büyük Reis bizden toprağımızı isterken, çok şey istiyor. (Mustafa Topcu)
--reklam--
Nasıl Satabilirsin ki Havayı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sibel Özbudun - Nasıl Satabilirsin ki Havayı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nasıl Satabilirsin ki Havayı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sibel Özbudun Kimdir?
1956'da İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi'ni bitirdikten (1973) sonra üç yıl Fransa'da dil ve Paris VII ve Paris X Üniversitelerinde Sosyoloji öğrenimi gördü. Türkiye'ye döndüğünde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Uzun süre yayıncılık (Havass ve Süreç Yayınları) ve çevirmenlik yaptı.
1993'te Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nde yüksek lisans eğitimine başladı. 1995'te ise aynı bölümde araştırma görevlisi oldu ve doktoraya başladı. Doktorasını 2000'de tamamlayan Özbudun, halen aynı bölümde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen Sibel Özbudun'un çok sayıda telif ve çeviri yapıtı bulunmaktadır.
--reklam--
Sibel Özbudun Kitapları - Eserleri
- 50 Soruda Antropoloji
- Nasıl Satabilirsin ki Havayı
- Antropoloji
- Niçin Feminizm Değil
- Marksizm ve Kadın
- Yabancılaşma ve ...
- Ayinden Törene
- Dünya'nın Balkonundaki İsyancılar
- Hermes'ten İdris
- Küreselleşme, Kadın ve `Yeni` - Ataerki
- Liberalizm/Muhafazakarlık Kıskacında Kadın
- Antropoloji Gözüyle - Sınıf, Kültür, Kimlik Yazıları
- Medya Eleştirisi ya da Hermes’i Sorgulamak
- Kadın Yazıları
- İnsan: Doğası, Tarihöncesi, Kültürü
- İmparatorun Soytarısı Egemen Medya
- Türkiye Kırsalı Yoksullaşırken... Niçin Dikkulak Oldum
- Latin Amerika'da İsyanın Tarihi
- Söylenecek Yalan Kalmadı! - İnsan Hak(sızlık)ları
- 8 Mart'tan 8 Mart'a Mı?
- Derin Milliyetçiliğin Siyasal İktisadı
- Hayır,Evet'ten Önce Gelir! Hukuk(Suzluk) Yazıları
- Kuşatmayı Yarmak - Eğitim, Bilim ve Aydınlar
- Latin Amerika - İsyan Hep Vardı!
- Bir Taş da Siz Atın - Kriz ve Hayat Yazıları
- Latin Amerika'da Yerli Hareketleri
- Zamanın Ruhu - AKP, Muhafazakarlık, Milliyetçilik
- Karanlığın Sonu
--reklam--
Sibel Özbudun Alıntıları - Sözleri
- Türkiye’de antropolojinin doğuşu, fiziksel antropoloji ile olmuştur. Çünkü bilimciler insan kemiklerini, ne yazık ki, etnografya bilinci ile sınıflandırmış, gruplara ayırmış, sadece kafataslarını ya da bacak kemiklerini incelemişlerdi. Onu bir “birey” olarak düşünmemişlerdi. (50 Soruda Antropoloji)
- Hiç kuşku yok ki, yükselen köktencilik(ler), mevcut ve yaşanacak dinsel ya da etnodinsel çatışmalar ya da 11 Eylül sonrasında dünyanın aldığı yeni biçim, salt dinsel terimlerle açıklanabilecek görüngüler değil. Hepsinin gerisinde, güçlü iktisadi-siyasal saikler yatmakta. Ancak dinin önemi tam da burada. (50 Soruda Antropoloji)
- Unutkanlık sürgündür, hatırlamak ise kurtuluşun sırrı. (Hayır,Evet'ten Önce Gelir! Hukuk(Suzluk) Yazıları)
- Gerek antropoloji gerekse ilişkin dalları(linguistik antropoloji, fiziksel /biyolojik antropoloji, sosyal /kültürel antropoloji, etnoloji, etnografya) "öteki" nin incelenmesi, anlaşılması, yorumlanması, temsil edilmesi vb. üzerine yerleşen bilim alanlarıdır. Antropolojinin "geleneksel" konusu "Batılı-olmayan" halklar ve bunlar arasında özellikle de Batı dünyasının sömürgecilik sırasında süregen kalıcı bir ilişki geliştireceği "ilkel" "yazısız" "devletsiz" "kabile" vb. toplumlarıdır. (Antropoloji)
- Bir başka deyişle, insanlar, dünyayı, ancak konuştukları dillerin sahip olduğu kavramlar çerçevesinde kavrayabilmektedirler; dünyanın nesnel bir anlayışı olanaklı değildir. (50 Soruda Antropoloji)
- Doymak bilmez açlığı bir gün toprağı tüketecek ve geriye bir çöl kalacak yalnızca. (Nasıl Satabilirsin ki Havayı)
- Antik Grek dünyasının ilk filozofları, Thales (yakl. İÖ 640- 546): Anaximandros (yakl. İÖ 622-547); Empedocles (yakI. İÖ 490-430) ve Democritos (yakl. İÖ 460-370) kozmosun ve insanın oluşumuna ilişkin sorular sorup yanıtlar getirirken, mitolojik düşünceden kopuşu sergilemekteydiler. Bu Socrales-öncesi filozoflar, insanın sonradan bozunuma uğradığı mitik bir “Altın Çağ" varsayımına karşı, doğal güçlerin, anlaşılması olanaklı ve iyiye doğru ilerleyen devinimi üzerinde durmaklaydılar. (Antropoloji)
- Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,/ Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez./ Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,/ Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,/ Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,/ O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,/ Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,/ Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,/ Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,/ Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,/ Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,/ Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e... (Hayır,Evet'ten Önce Gelir! Hukuk(Suzluk) Yazıları)
- Bütün mesele kadınların haklarını bilmemelerinden ileri geliyor. (Niçin Feminizm Değil)
- Bugün küresel neoliberal kapitalizmin yol açtığı tüm yıkıma, Marx'a dönülmeksizin yanıt verebilmek, olanaksız gözüküyor. Bu, günümüzde ucuz emek kaynağı, eril şiddet, cinsel saldırganlığın hedefi, savaşların birincil maduru, siyasal temsilsizlik, kesintiye uğrayan kamusal bütçelerin getirdiği ekstra yüklerin taşıyıcısı olma gibi küresel ölçekte katlanan sorunlarıyla kadınlar üzerine düşünürken de böyle (Marksizm ve Kadın)
- Gelmesi kaçınılmaz olan gelecekteki gerçeği müjdeleyen hayallerimiz, ütopyalarımız; 'bizden biri olan Ahbarik Hrant'ın günah Keçileri' ilan edilenlerin, 'devletin duvarları' ardına kapatılanarın, sürgüne gönderilenlerin, kurşunlananların yani hâsılı suda balık, havada kuş, toprakta karınca kadar çok olan olanların insan(lar)ımızın ele avuca sığmaz çocuksu sevda ve aşklarıyla beslendi.. Bize düşense mahkemeden zindana -onlardan öğrendiğimiz gibi- aşktan ve hayattan vazgeçmeden, bizi insan kılan şeylere ihanet etmemek oldu... (Hayır,Evet'ten Önce Gelir! Hukuk(Suzluk) Yazıları)
- ''Bilindiği gibi dar kafa, işine gelmez olguları ve görüntüleri ahlaki gerekçelerle reddetmeyi sevdiği kadar başka hiçbir şeyi sevmez; '' ahlaki gerekçelere'' iyi gider, üstelik sudan ucuz ve kolaydır; üzerinde düşünmeyi de gereksiz kılar ve kulağa hoş gelen laf üretimini olanaklı yapar. Burjuva ahlakı, hoşa gitmeyen bir şey yaklaştığında, devekuşunun başını gömdüğü çöl kumudur ve kadını eve bağlamak söz konusu olduğunda da son tahlilde yine o görevi yapmak zorunda kalır'' (Zetkin,1988:30). (Marksizm ve Kadın)
- «Kadının içsel-tavrında (davranışında) önemli bir devrim olmak zorundadır; kadının iç-dünyası büyük ölçüde alt üst olmalıdır; erkeğin kendisine kattığı değerleri geri aldığı an, benliğinde, onu iflasa sürüklemekten kurtaracak zengin bir kendine güvence veren değerler birikimi sağlanmış olmalıdır.» (Niçin Feminizm Değil)
- Çokkarılılık bir servet ve prestij göstergesi olduğundan, ayrıcalıklı kesimlerde uygulanmaktadır. Dahası, daha çok kadın, daha çok çocuk, daha çok çocuk ise daha fazla işgücü demek olduğundan; uygulama, servet ve prestiji artırmaktadır. (50 Soruda Antropoloji)
- Gelen günü böylesine umutla beklemelerini sağlayacak hangi görüleri nakşediyor onların yüreklerine? (Nasıl Satabilirsin ki Havayı)
- İnsanın fiziksel-biyolojik özellikleri de dahil olmak üzere sosyal-kültürel yönlerini kapsayan “genel” bir bilimsel yaklaşım olarak antropoloji, kültürle ilintili etnoloji terimleri arasındaki farklılık, 18. yüzyıl Avrupası’nda biçimlenmiş gözükmektedir. (Antropoloji)
- "En büyük kirletici”; yani insan, sen, ben hepimiz. (Nasıl Satabilirsin ki Havayı)
- ''Özel mülkiyetin belirmesiyle kadın her şeyden önce kocasının malı olmuştur. Özel mülkiyetin gelişmesiyle ve toplumun sınıflara ayrılmasıyla kadın, iş gücü olarak da, kadın olarak da erkeğin kölesi olmuş ve yüzyıllar boyunca sahip olduğu özgürlüğüne son verilmiştir. Ancak üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılmasıyla kadın, toplumun eşit haklı ve özgür bir üyesi olarak yaşayabilir ve çalışabilir... Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti kaldırıp bunu ortak mülkiyet yapan sosyal proletarya devrimi, yalnız kapitalizmin sömürdüğü ve esaret altında tuttuğu büyük proleter yığınlarının, kafa ve beden emeği işçilerinin, emekçilerin davası olabilir ve olmalıdır. Kadınlar, bu halk katmanlarının yarısını ve hatta bazı ülkelerde daha büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. İşte bunun için proletarya devrimi kadınlar olmadan başarılı olamaz ve bu devrimin hedefine, yani sosyalizm ve komünizmin kurulmasına kadınların aktif katılması olmadan ulaşılamaz ve bu zafer sağlamaz'' (Zetkin, 2010:32). (Marksizm ve Kadın)
- Bazen insanlar çok güzel oluyorlar. Görünürleriyle değil, Söyledikleriyle değil, Sadece varlıklarıyla.. (Yabancılaşma ve ...)
- Hiçbir şeyi değiştirmemek için her şeyi değiştirmek gerekiyordu. (Hayır,Evet'ten Önce Gelir! Hukuk(Suzluk) Yazıları)
Yorumlar
0 yorum