Kitap Künyesi

Yazar: Ahmet Kabaklı

Yayın Evi: Türk Edebiyat Vakfı Yayınları

İSBN: 9789757594536

Sayfa Sayısı: 142

--reklam--

Nazım Hikmet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bugün memleketimizde hala Nazım’ı tanımak ve tanıtmakta tereddütler, çekinmeler bulunmaktadır. Onu hala okuyup, objektif ölçüler içinde söz konusu etmektense, Nazım’a tapmayı onu bir kavga ve öç alma âleti olarak kullanmayı tercih edenler vardır. Nazım’a “hain, satılmış, Moskof uşağı” diyerek işin içinden sıyrılmak isteyen, nefretini sanat ve edebiyat zanneden kişiler de vardır. Ben “Bu şair üzerinde çağdaşları hiç bir hüküm vermemiş, yalnızca övmüş veya yermişler” diyerek gelecek kuşaklar bizi ayıplamasın istedim.

--reklam--

Nazım Hikmet Alıntıları - Sözleri

  • “Konuşmayı severim, fakat herkesle değil...“
  • Nazım Hikmet’in de dediği gibi; Geri gelmesi mümkün olmayan, hatırlanmamalı.
  • “Konuşmayı severim, fakat herkesle değil...“
  • Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum
  • 'Geri gelmesi mümkün olmayan, hatırlanmamalı.' Nâzım Hikmet
  • “Küstürmeyin insanları hayata. Sonra her şeyden vazgeçiyorlar. Yaşamaktan, güzel olan her şeyden. Bir odada yalnızlığı; bir dağ başında kalmayı, bir adada mahsur kalmayı, nerede bir yalnızlık varsa onu istiyorlar. Küstürmeyin işte bazı insanları.” | Nazım Hikmet Ran
  • Unutma; Her gelen sevmez... Ve hiçbir seven gitmez.
  • Boynuma sarılma gülüm , Benden sana geçer ölüm, Dediği günlerdeyiz.

--reklam--

Nazım Hikmet İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitap her ne kadar Nazım Hikmet'i hem hayatı hem de kişiliğinin oluşumunda etki edebilecek olaylar açısından geniş bir şekilde ele almış olsa da, şair ve yazarlığı konusunda bunların etkisini anlatırken biraz taraflı bir bakış açısı ile hareket etmiş hissi uyandırdı bende... Fikir ve ideolojilerin etkisi altına girmeden, bir yazarı ve kitabı değerlendirebilmek çok zor. Ne kadar tarafsız olduğunuzu iddia ederseniz edin, mutlaka olaylara ve fikirlere kendi hayat görüşünüze göre anlam ve önem vermek durumundasınız. Çünkü bu doğanın kanunudur. Nazım Hikmet'i farklı bir gözden görmek ve bazı noktalara da bir muhafazakar yazarın gözüyle bakmak için tavsiye edebileceğim bir kitap. Çünkü biz şunu da biliyoruz, gerçekten bazı yazarlar - liderler öyle abartılı bir şekilde sunuluyor ki; gerçek değerlerinden ziyade, belirli bir ideolojinin simgesi olmaları sebebiyle sadece beyinlere kazınmaya ve "Rol Model" olarak gösterilmeye çalışılıyor. Bizim ihtiyacımız olan şey; Tarafımız ne olursa olsun, en azından karşımızdakileri anlamak ve onlarla birlikte yaşamak zorunda olduğumuz bilincidir. (Hayata 1 Yorum)

Nazım'ı daha yakından tanımak isteyenlere...: Ben de çoğunluk gibi Nazım Hikmet'i derinlemesine araştırmış biri değilim. Fakat okuduğum bir kaç şiiri ve romanlarından birisi olan "Kan Konuşmaz" etkilemişti. Görüşü ve aykırılığı kendimi Nazmı Hikmet'e yakın hissettirmişti. Biraz daha derinden tanımak istediğim bu tanınmış şairi araştırmak amacıyla okuduğum ilk kitap Ahmet Kabaklı'nın yazdığı kitap. Yazımda Nazım Hikmet'in eserleri ya da kişiliği, hayatı gibi konulara fazla dalmadan okumuş olduğum kitabı anlatmaya çalışacağım. Lise yıllarımda okuduğum Yunus Emre kitabı çok şey öğretmişti bana Ahmet Kabaklı'nın. Edebiyat alanında yekin bir insan olduğu zaten üstünkörü yapılan bir araştırmadan bile anlaşılacaktır. Bu nedenlerden dolayı Nazım Hikmet'i tanımaya bu kitaptan başlamayı tercih ettim. Kitabın arka sayfasında yazanlar bu tercihimin doğruluğunu kanıtladı bana. Bu yazıdan sonra kitabın ön sözünde de benzer düşünceleri okuduğumda büyük bir hevesle başladım kitaba ve elimden bırakmadan bir günde bitirdim. Arka sayfa da yer alan yazı şu şekilde; Bugün memleketimizde hala Nazım'ı tanımak ve tanıtmakta tereddütler, çekinmeler bulunuyor. Onu okuyup, objektif ölçüler içinde söz konusu etmektense, Nazım'a tapmayı, onu bir kavga ve öç alma aleti olarak kullanmayı hala tercih edenler var. Nazım'a hain, satılmış, Moskof uşağı diyerek işin içinden sıyrılmak isteyen, nefretini sanat ve edebiyat zanneden kişiler de var. Ben " Bu şair üzerinde çağdaşları hiçbir hüküm vermemiş, yalnızca övmüş ve ya yermişler" diye, gelecek kuşaklar bizi ayıplasın istemedim. Kitabı yeterince tanıttığımı düşünerek naçizane fikirlerime geçiyorum kitap hakkında. Hemen hemen her fikir ve inceleme ayakları yere basan kaynakçalarla desteklenmiş durumda. Ayrıca kitabın sonunda da meraklılarına okunacak eserler bölümü de çok beğendiğim taraflarından. Nazım Hikmet'in hayatı, yaşadıklarının eserleri üzerinde etkisi, aşkları, sevinçleri gibi her konu irdelenmiş, neden ve sonuç şeklinde ortaya konulmuş. Fakat bazen objektiflikten daha çok Nazım ve bazı dönemlerde yazdıkları, yazma anlatma şekilleri eleştirilmiş gibi geldi bana. Tabii ki eleştirilmesi gereken konular olarak görülebilir bu Nazım'ın kültürümüz ve her geleneğimize net bilgi sahibi olmadan saldırması. Ancak kitabın objektifliğine ufak bir zarar verdiğini de düşünmeden edemiyorum. Sonuç olarak benim gibi sürekli bahsedilen en meşhur şairlerimizden Nazım'ı daha yakından tanımak isteyenler için çok iyi bir eser. Sadece Nazım'ı göklere çıkarmak ya da yerden yere vurmak gibi alışılmış kalıpların dışında daha çok kanıtarla ve kaynakçalarla yazarı ve eserlerini tanıtan bir kitap. Okunmasını tavsiye ederim. Keyifli okumalar. (Hasan KARAKAŞ)

--reklam--

Nazım Hikmet PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ahmet Kabaklı - Nazım Hikmet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nazım Hikmet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ahmet Kabaklı Kimdir?

1924 yılında Harput'ta doğdu. 1931 yılında Elazığ Numune mektebine girdi,ilk ve orta öğrenimini tamamladı.

Elazığ Lisesi'nden 1944 yılında mezun oldu ve Edebiyat Fakültesine kayıt yaptırdı.

20 Kasım 1946 tarihinde "Yunus Emre mi Yalan Söylüyor, Gölpınarlı mı? " başlıklı yazısının Son Saat Gazetesinde yayınlanması ile yazı hayatı başladı. "Hareket" Dergisinde "Ayın Hercümerci" başlığı ile yazılar yazmaya devam etti. 1948 yılında İstanbul Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü bitirdi ve Diyarbakır'da öğretmenlik hayatına başladı, 2 yıl öğretmenlik yaptı ve aynı zamanda "Karacadağ" dergisini yönetti.

Askerliğini yapmak üzere görevinden ayrılıp Manisa'ya gitti; askerlik görevini tamamladıktan sonra 1951 yılında Aydın Ticaret Lisesi'nde yeni öğretmenlik görevine başladı. Aynı lisede öğretmenlik yapan arkadaşı Meşkure Hanım ile 1952 yılında evlendi. 1955 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kayıt oldu.

1956 yılında Tercüman Gazetesi'nin düzenlediği fıkra yarışmasında "Üniversitede Münazaralar" yazısı birinci seçildi. Eğitim stajını yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bir yıllığına Paris'e gönderildi. Yazılarına "Uzaktan uzağa", "Paris'ten Paris notları", "Paris Mektupları" başlıkları altında Paris'ten devam etti.

1958 yılında Türkiye'ye dönünce İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsüne öğretmen olarak atandı. İstanbul Hukuk Fakültesindeki eğitimini 1959 yılında tamamlayıp 1961 yılında İstanbul Barosu Avukatlarına katılarak kısa bir süre avukatlık yaptı.

1961 yılında Tercüman Gazetesinde "Gün Işığında" adlı köşesinde yazmaya başladı. Çapa Eğitim Ensitüsünde 1969 yılına kadar öğretmenlik yaptıktan sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunda öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etti. 1974 yılında emekli oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda edebiyat dersleri verdi.

1978 yılında Meşkure Kabaklı, Rıfat İzzet Çokum, Sevinç Çokum, İskender Öksüz,Cahit Dodanlı Emine Işınsu Öksüz, Tahir Kutsi Makal, Süha Burçkin, İrfan Atagün, Halis Akaydın, İsmail Gerçeksöz ile beraber Türk Edebiyatı Vakfı 'nı kurdu ve ölünceye dek başkanlığını yaptı.

"Gün Işığında" köşesine 1991 yılından itibaren Türkiye Gazetesi'nde devam etti.

1995 yılından itibaren Türk Dil Kurumu asil üyeliğini görevini de sürdürdü.

14 Aralık 1996 tarihinde Aydınlar Ocağı ve 55 gönüllü kuruluşun desteği ile düzenlenen törende, Atatürk Kültür Merkezi'nde kendisine "Şeyhülmuharririn" unvanı verildi.

17 Kasım 2000 tarihinde geçirdiği kalp rahatsızlığı sonucu hastanede tedavi görmeye başladı, 23 Aralık 2000 tarihinde hayat arkadaşı Meşkure Kabaklı'nın vefatinden 47 gün sonra 8 Şubat 2001 tarihinde vefat etti.

Eserleri

Kültür Emperyalizmi , Müslüman Türkiye , Mehmet Akif , Yunus Emre , Mevlana , Ejderha Taşı , Ecurufya , Sohbetler 1-2 , Temellerin Duruşması 1-2 , Güneydoğu Yakından , Şiir İncelemeleri , Doğudan Doğuş , Sultanü ş Şuara Necip Fazıl , Şair i Cihan Nedim , Türk Edebiyatı 1-2-3-4-5 (5 Ciltlik en önemli eseri

--reklam--

Ahmet Kabaklı Kitapları - Eserleri

  • Temellerin Duruşması
  • Temellerin Duruşması 2
  • Necip Fazıl
  • Mehmet Akif
  • Kültür Emperyalizmi
  • Nazım Hikmet
  • Mevlana
  • Yunus Emre
  • Ejderha Taşı
  • Alperen
  • Çağlara Hükmedenler
  • Türk Edebiyatı
  • Türkiye’yi Yoğuranlar
  • Türk Edebiyatı
  • Müslüman Türkiye
  • Sanat ve Edebiyatımız
  • Bu Dünyadan Kimler Geçti
  • Şiir İncelemeleri
  • Sınırların Ötesi
  • Aşık Edebiyatı
  • İrfan ve İnsan
  • Bürokrasi
  • Tasavvuf Tarikat Edebiyat
  • Türk Edebiyatı - Cilt 2
  • Fatih ve İstanbul
  • Divan Edebiyatı
  • Türk Edebiyatı - Cilt 3
  • Edebiyat Akımları
  • Mabet ve Millet
  • Türk Edebiyatı - Cilt 1
  • Edebiyat Türleri
  • Gönül Seheri
  • İstanbul Güldestesi
  • Devlet Felsefemiz
  • Ermişlerin Sohbeti
  • Muhayyelat-ı Aziz Efendi
  • Şair-i Cihan Nedim
  • Bizim Alkibiades
  • Seyirlik Oyunlar
  • Doğudan Doğuş
  • Nerede, Ne Yazdı?

--reklam--

Ahmet Kabaklı Alıntıları - Sözleri

  • Hâmid Halkçı ve Milliyetçidir. Milliyet anlayışı, İslâmiyetle iç içedir. İslâmlığı her zaman yüceltir. Onu milliyetimizin esaslı bir unsuru sayar. Ama dinde bazı reformlar yapılmasını da ister. Onca din kitapları millî dille yazılmalıdır. İslâmlık dünyaya açık ve iyi anlatıldığı zaman insanlığa ışık tutacak bir dindir. Bu din yobazlığa gelmez ve taassupla hiçbir münasebeti yoktur. İslâmın büyüklüğüne lâyık olmak isteyenlerin geniş kültürlü, hoşgörülü olmaları şarttır. (Türk Edebiyatı)
  • Dilberün işi itâb u nâz olur Ceşmi câdu, gamzesi gammâz olur İy gönül sabr it tahammül kıl ana Yâra irişmek işi az az olur (Divan Edebiyatı)
  • Allah'tan gelene râzı olursak Allah da bizden râzı olur. (Mevlana)
  • Bu yaman vecize, komünizmin ve sosyalizmin boğulup öldürüldüğünü, Mark ve Leninin bütün ütopya ve iddialarının bürokrasi elinde bir yalan, bir ideolojik baskı ve çıkar aracı haline geldiğini gösterir. (Bürokrasi)
  • Dolular hazinesinde, bir yığın boşlarız biz. (Gönül Seheri)
  • Biz kendilerine söyleyelim:"İrtica" bir peşin fikre körü körüne saplanmak, yani cahillik, yarım aydınlık demektir. Bu kalıpta insanlar, dindar geçinenler arasında bulunduğu gibi komünistler, faşistler ve kendine "İlerici" süsü veren zavallılar arasında da bulunabilir. İrtica, bir de iftiracılık ve saygısızlık demektir. Bir yazar, eğer; şu dünyaya en müspet ve aydınlık dini getirmiş olan Büyük Peygamber'in fikirlerine "geri" diyebiliyorsa, irticayı bulmak için uzağa gitmeye hacet yok. O yazar "Mürteci" nin kendisidir. (Müslüman Türkiye)
  • Benim dinim ne ümittir ne korku, Allah ‘ıma sevdiğimden taparım. Ziya GÖKALP (Bu Dünyadan Kimler Geçti)
  • “Mecnun, Leylâ"ya mektup yazmak istedi. Kalemi eline alıp şu beyti yazdı: Hayalin gözümde, Adın ağzımda, Yâdın kalbimde, Ben nereye yazayım? Senin hayalin gözlerime yerleşmiş, Adın dilimden düşmüyor, Yâdın canımın içinde yer etmiş. O hâlde mektubu kime yazayım? Sen ki bu yerlerde gezip dolaşıyorsun... Ve kalemi kırıp kâğıdı yırttı.” (Mevlana)
  • Saltanat veya dikta ile yönetilen ülkelerde bürokrasi, başbakandan, hatta bazan devlet reisinden başlar. Demokrasilerde ise halk tarafından seçilmiş oldukları için başbakanlar, bakanlar bürokrat değil, halkın temsilcileridir. Demokrasilerde bürokrasinin en üst kademesi müsteşarlardan. (Bürokrasi)
  • Câh ile gelmez fazîlet câhile. (Cahil kişi, yüksek mevkie geçmekle faziletli olamaz.) (Bürokrasi)
  • Yedi meçhul üstüne açılmış Yedi tepe (İstanbul Güldestesi)
  • Yahya Kemale sual: İstanbul ve Paris'ten sonra, en çok kaldığınız üçüncü şehir de Madrit'tir, dedim.Madrit'i yahut bütünüyle "Endülüs"ü nasıl bulmuştunuz? Oradan birkaç intiba lütfeder misiniz? -Madrit, sıkıntılı bir şehir olmakla maruftur. 8-9 asır ewel mutekit ve münzevilerin (dünyadan el ayak çekip yalnız yaşayanların) diyarı olduğu için, Araplar tarafından "mücerrid" ismi verilmiş olan Madrit'ten ben memnundum (Türkiye’yi Yoğuranlar)
  • Yoksul, Müslüman halkımızın ve çocuklarımızın bereket ve ümit kahramanı olan Hızır gibi bir sembol dururken, Batı’dan “Noel Baba”lar aşırıp onun mankenlerini süslemeye kalkmak... Kültür emperyalizmi karşısındaki çaresizlik ve şahsiyetsizliğimizin, şapkalı, cübbeli belgesidir. (Şiir İncelemeleri)
  • "Çünkü bunlar 'züğürt inkılâpları'dır. Çünkü bunu yapanlar, binlerce yıllık bir kültürle oynayarak oyalanıyorlardı." (Temellerin Duruşması)
  • 'Geri gelmesi mümkün olmayan, hatırlanmamalı.' Nâzım Hikmet (Nazım Hikmet)
  • Akif, Müslümanlığın gerilikle, tembellikle, vurdumduymazlıkla, riya ve gösterişle, merhametsizlikle, haksızlığa boyun eğmekle mümkün olmadığını haykıran mürşittir... (Mehmet Akif)
  • Çok umumileşen yanlış bir düşüncenin aksine: Bu kasidenin Sultan Hamid’e karşı olmak ve onu yermekle hiç alâkası yoktur. Namık Kemal’in “Bâb-ı hükûmet”ten çekilmesi 1867 yılındadır. Bu şiiri, Paris ve Londra’da bulunduğu yıllarda yazdığı anlaşılmaktadır. Çünkü bazı beyitlerine, Londra’da çıkardıkları “Hürriyet” gazetesinde rastlanıyor. O tarihte Osmanlı tahtında Sultan Aziz, sadrazam olarak da Âli Paşa bulunmaktadır. (Şiir İncelemeleri)
  • Her türlü zorbalık ve kabadayılıkların dumanımızı attırdığı hürriyetsizlik ve saygısızlıklara karşı çıkmak için elbette demokrasi fazileti gerekiyor. Bunu içine sindiremeyen cağ dışı ve insanlıktan uzak aydınların kahrını bu güzel millet, daha ne zamana kadar çekecek? (Temellerin Duruşması 2)
  • Bir millet, yalnız ordusu ile savaşmaz, ancak kültürü, İnan’ı, milli birlik ve ülküleri ile savaşabilir... (Sınırların Ötesi)
  • Türk milletinin geleceğe dönük bütün tasarıları, halkçılığı, insancılığı, ahlâkı, kalkınması, ancak yakın ve uzak tarihimizi objektif tarafsızlıkla tanımamız sayesinde gerçekleşir. (Temellerin Duruşması)