Kitap Künyesi
Yazar: V. S. Naipaul
Çevirmen: Aslı Biçen
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789759174828
Sayfa Sayısı: 360
--reklam--
Nehrin Dönemeci Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Dünya böyledir; bir hiç olanların, hiç olmaya boyun eğenlerin dünyada yeri yoktur."
Bağımsızlığını yeni kazanan adsız bir Afrika ülkesinde, kıtanın iç bölgelerindeki tenha bir kasabaya taşınan Salim'in hayata tutunma çabasını anlatan Nehrin Dönemeci bu satırlarla açılıyor. V.S. Naipaul bu romanda, tehlikeli derecede cezbedici modern dünya ile kendi geçmişi ve âdetleri arasında kısılıp kalmış bir ülkenin portresini çiziyor. Bir yanda Büyük Adam'ın zorlamasıyla yaşanan yalan hayatlar, diğer yanda kaos, şiddet, cehalet ve yoksulluk; bağımsızlığın ağır yükü altında ezilen ülke, Salim gibi eğitimli gençleri bile âciz bırakıyor, kaçmak ya da kalmak arasında bir tercih yapmaya zorluyor.
Nobel ödüllü Naipaul'un en önemli eserlerinden biri sayılan Nehrin Dönemeci, John Updike'ın deyimiyle, "Meselelerin temelinde yatan toplumsal gerekçeleri ararken Tolstoy'un ruhunu yansıtıyor."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Nehrin Dönemeci Alıntıları - Sözleri
- Geçmişte kölelerin de aynı şeyleri yaşadığını düşünmeden edemiyordum. Aynı yolculuğu yapmışlardı ama tabii yaya ve aksi yönde, kıtanın merkezinden doğu sahiline doğru.
- Afrika benim yuvamdı,asırlardır ailemin de yuvası olmuştu. Ama biz doğu sahilinden geliyorduk, bizi ayıran da buydu. Sahil tam anlamıyla Afrikalı sayılmazdı. Arap-Hintli-İranlı-Portekizli karışımı bir yerdi ve orada yaşayan bizler aslında Hint Okyanusu insanlarıydık.
- Doğu sahilindeki köle tacirliği batı sahilindekine benzemiyordu. Kimse gemilerle çiftliklere gönderilmemişti. Bizim sahilden ayrılanların çoğu Arapların evlerine uşak olarak gitmişlerdi.
- Benim ailemin malikanesinde iki köle ailesi vardı ve en azından üç kuşaktır bizimleydiler.
- Sadece Müslüman olduklarını biliyorlardı ve Müslüman oldukları için ele çok sayıda eş alma ihtiyacı içindeydiler. Ama Arabistan'daki köklerinden kopmuşlardı ve ancak bir zamanlar köleleri olan Afrikalı kadınlar arasından kendilerine eş bulabiliyorlardı. Bu yüzden de çok geçmeden Araplar, daha doğrusu kendine Arap diyen insanlar Afrikalılardan ayırt edilemeyecek hale gelmişlerdi.
- İşler ters gittiğinde dinin verdiği avuntular vardı. Bu sadece kaderi kolayca kabullenme değildi; insanoğlunun bütün gayretinin beyhude olduğuna dair sessiz ve derin inanıştı.
- Avrupalılar da herkes gibi altın ve köle istiyorlardı ama aynı zamanda köleler için iyi şeyler yapan insanlar olarak heykellerinin de dikilmesini istiyorlardı.
- İşadamı ona alıp on ikiye satabilen kişidir. Öteki ona alır, on sekize yükseldiğini görür ama hiç bir şey yapmaz.Yiirmiye yükselmesini bekler. İkiye düştüğünde tekrar ona çıkmasını bekler. Zamanla ona çıkar. Ama hayatının dörtte birini harcamış olur. Parasının ona verdiği tek şey azıcık matematiksel heyecandır.
- Bira burada insanların gıdasının bir parçasıydı; çocuklar içerdi; insanlar içmeye sabahtan başlardı.
- Kadın konusu artık kanıksanmıştı. Gelişimden kısa bir süre sonra arkadaşım Maheş kadınların kendileriyle yatmak isteyen her erkekle yattıklarını söylemişti; isteyen gidip bir kadının kapısını çalar ve onunla yatabilirdi.
- Son olaylar çaresizliğimizi göstermişti. Şimdi bir nevi barış vardı; ama biz hepimiz- Asyalılar,Yunanlar ve diğer Avrupalılar- hala çeşitli şekillerde izi sürülecek avlardık.
- Bu toprakların tarihinde vardı bu; burada insanlar hep av olmuşlardı.
- Nehrin dönemecinde hep bir yerleşim olacak, derdi. Doğal bir buluşma yeriydi burası. Kabileler değişebilir, güç el değiştirebilirdi ama insanlar buluşmak ve ticaret yapmak için hep buraya geri döneceklerdi.
- Maheş ile Şoba'dan o günler ile ilgili korkunç hikayeler dinlemiştim; askerlerin, isyancıların ve paralı askerlerin rastgele öldürdüğü insanlar, iğrenç bir biçimde payandaya vurulup sokaklarda öldürene kadar dövülürken belli şarkılar söylemeye zorlananlar. Köylerden gelenlerin hiçbiri böylesi bir dehşete hazır görünmüyordu. Ama her şey yeniden başlıyordu.
- Hayır, bu savaşta tarafsızdım. İki taraftan da korkuyordum. Ordunun kaybettiğini görmek istemiyordum. Yöre insanına sempati duysam da kasabanın tekrar yerle bir edildiğini görmek istemiyordum. Kimsenin kazanmasını istemiyordum; eski dengenin sürmesini istiyordum.
--reklam--
Nehrin Dönemeci İncelemesi - Şahsi Yorumlar
2001 Nobel Edebiyat ödülü sahibi V.S. Naipaul'un okuduğum ilk kitabı.Yazarın aynı zamanda en önemli kitaplarından biri. Öncelikle şunu söylemeliyim.Kitapta muhteşem bir akıcılık var.Okumayı düşünenlerin bu konuda hiç tasalanmasına gerek yok. Konusuna gelince; kitapta Afrika'nın doğu sahillerinde yaşayan ve nesiller önce Hindistan'dan taşınarak buraya göç etmiş Müslüman bir aileden gelen Salim'in, bu sahillerde durumun kötüleşme belirtileri üzerine,Afrika'nın daha içlerine doğru göç etmesi ve buradaki verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor. Tabiiki bu mücadele,sadece Salim'in değil,o kasabada yaşayan yerlisiyle,yabancısıyla,köylüsüyle,kasabalısıyla herkesin verdiği yaşam savaşıdır. Ülke bağımsızlık savaşı vermiş,bağımsızlığını yeni kazanmıştır.Görünürde her şey iyiye gitmektedir.Barış vardır artık ama unutulan bir şey vardır ki o da Afrika'da barış diye bir şey yoktur.İsyanlar,iç savaşlar,devleti yöneten diktatör başkanın akıl almaz uygulamaları,yeniden savaşlar,yoksulluklar,ayrıcalıklı yaşanan özel ve zengin hayatlar,çaresizlikler,cahillikler,ölümler,katliamlar....daha neler neler. Dedim ya burası Afrika ve Afrika'da hiç bir zaman huzur olmaz. İşte yazarın bize anlattığı şey Afrika'daki yaşamın ne kadar zor olduğudur.İnsan hayatının hiç bir öneminin olmadığıdır.Bağımsız görünen ülkelerin bile aslında bir şekilde sömürüldüğüdür. Böylesine harika bir kitabın az kişi tarafından okunmuş olmasına inanın bana, çok üzüldüm. Oysa biz de dahil içinde bulunduğumuz coğrafyadaki tüm ülkelerin insanlarının,çok büyük dersler çıkarabileceği bir kitap özelliğini taşıyor. Son cümle olarak kitabı,mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olarak değerlendiriyorum (mehmet temiz)
Bir geçmişe, bir geleneğe sahip adsız bir Orta Afrika ülkesinin, modern dünyanın cezbedici renkleriyle bağımsızlık, iç isyanlar, devrimin ve modernitenin ilk yükselişleri ve sonrasında baskıcı rejime dönüp geleneksele yöneliş. "Öldürecekler, hiç durmadan öldürecekler. Çok geç olmadan başlangıca dönmenin tek yolunun bu olduğunu söylüyorlar. Katliam günlerce sürecek. Sonsuza kadar ölmektense günlerce öldürmenin daha iyi olduğunu söylüyorlar." Geleneksel yapıdan Avrupa'nın, Amerika'nın yaşadığı bağımsız bir yaşayışa tepeden inme bir girişimle ulaşılabileceği düşüncesi içerisindeki diktatör rejimin; cahil halkın, ekonomik yokluğun, kaos ve şiddetin en önemlisi de eğitimsizliğin hüküm sürdüğü bir coğrafyaya getirdiği daha gerilere düşüş. "Dünya böyledir; bir hiç olanların, hiç olmaya boyun eğenlerin dünyada yeri yoktur." (Sîdar Ronahî)
Nehrin Dönemeci: Merhaba... Olaylar Afrika’da bir sahil kıyısında geçmektedir. O zamanki Afrikanın durumunu ve insanlarını ,ordaki hayatı konu alan kitapta olaylar tamamen ticaret düşkünü biri olan Selim’in etrafında dönmektedir. Selim’in nehrin dönemecindeki kasabada bir dükkan alarak başladığı ticaret hayatı va başına gelenler anlatılmaktadır. İyi okumalar diliyorum. (Şiir Ceketli Adam)
--reklam--
Nehrin Dönemeci PDF indirme linki var mı?
--reklam--
V. S. Naipaul - Nehrin Dönemeci kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nehrin Dönemeci PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı V. S. Naipaul Kimdir?
Sir Vidiadhar Surajprasad Naipaul (d. 17 Ağustos 1932 Chaguanas, Trinidad ve Tobago) yazar.
Hayatı
1932’de Trinidad’da doğdu. 1950’de bursla geldiği İngiltere’de Oxford Üniversitesi'ni bitirdi. 1954’te ilk kitabını yazdı ve başka hiçbir işte çalışmadı. 1960’ta İngiltere dışına yolculuklar yapmaya başlayarak gezi türünde başarılı yapıtlar verdi.
Çalışmaları Hakkında
The Middle Passage’da (1962) Batı Hint Adaları ve Güney Amerika’daki sömürgecileri ve işbirlikçileri anlattı. Yarı-otobiyografik romanı An Area of Darkness’da (1964) Hindistan’da geçirdiği bir yılda edindiği izlenimleri aktardı. The Overcrowded Barracoon (1972) seçilmiş makalelerinden oluşur; A Wounded Civilization (1977) Hindistan hakkında analitik bir çalışmadır. The Return of Eva Peron ve Killings in Trinidad (1980) gerilla faaliyetleri sırasında Arjantin’deki olayları, Mobutu’nun Kongo’sunu ve Michael X Black Power hareketini konu eder. Among the Believers: An Islamic Journey (1981), yazarın 1979 ve 1980’de İran, Pakistan, Malezya ve Endonezya’ya yaptığı yedi aylık bir yolculuktaki izlenimlerini anlatan geniş kapsamlı bir araştırmadır. Finding the Centre (1984); iki farklı anlatım biçimiyle yazma sürecini ve okuyucuyu bu sürece ortak etme çabasını anlatır. A Turn in the South (1989) Güney Afrika’nın derinliklerine yaptığı yolculuk hakkındadır. India: A Million Mutinies Now ise modern Hindistan’daki toplumsal huzursuzlukları konu alır.
V.S. Naipul 1993’te “yaşayan İngiliz yazarlarının yaşam boyu çalışmalarına” verilen David Cohen ödülünü kazandı.
Eleştiriler
Batının gözüyle doğuyu ve meselelerini ele alan yaklaşımı, bir başka ifadeyle oryantalizmi birçok kesim tarafından eleştirildi. 2001'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
--reklam--
V. S. Naipaul Kitapları - Eserleri
- Nehrin Dönemeci
- Miguel Sokağı
- Gelişin Bilmecesi
- Yarım Hayat
- Taklitçiler
- Mistik Masör
- Büyülü Tohumlar
- Gerillalar
- Taklitçiler
--reklam--
V. S. Naipaul Alıntıları - Sözleri
- "Başkalarını anlama çabası içinde kendimi çözümleme yeteneğimi kaybediyorum." (Büyülü Tohumlar)
- "Is why black people can't get on. You see how these waiters behaving? And they black like hell too,you know." (Mistik Masör)
- Hayatın değişmediği fikri yanlıştı. Sürekli bir değişim vardı. İnsanlar ölüyordu; insanlar yaşlanıyordu; insanlar ev değiştiriyordu; evler satışa çıkarılıyordu. Herkes yaşlanıyordu; her şey yenileniyor veya atılıyordu. (Gelişin Bilmecesi)
- "-Ben, beş şiline aldığı bir şeye, beş yüz şilin ödedim diyenlere benzemem. Size karşı dürüst olacağım. Bunu çaldım." (Taklitçiler)
- "Bir sömürge politikacısının meslek hayatı kısadır ve vahşetle sona erer. Bizde düzen yoktur. Her şeyden öte, güç yoktur ve biz bu iktidar eksikliğini anlamayız. Kelimeleri çarpıtır ve güç kazanmak için kullanırız ama blöfümüz görülür görülmez de kaybederiz. Bizim için politika, yap ya da öl demektir. İlk ve son kez taarruz demektir. Kendimizi bu işe adadık mı, siyasi çatışmalarla yetinmez, çoğu zaman gerçek anlamıyla, hayatımızı ortaya koyarak savaşırız. Değişken ve kaypak toplumlarımız da bize destek olmaz. Savaşın sıcağından sonra bizi içine alacak, tazeleyecek, yeniden canlandıracak üniversiteler ve Şehir Meclisleri yoktur. Kaybedenler için -ki, sonunda hemen herkes kaybeder- sadece bir tek vardır; kaçmak. Daha büyük bir düzensizliğe, son boşluğa; Londra'ya kaçmak." (Taklitçiler)
- Cehaleti okuduğu her şey ile birlikte genişliyordu. (Yarım Hayat)
- "Ben, artık beni ilgilendirmeyen savaşlara karışmak istemiyorum. Artık kederi paylaşmak istemiyorum; buna yetecek gücüm yok." (Taklitçiler)
- Kadın konusu artık kanıksanmıştı. Gelişimden kısa bir süre sonra arkadaşım Maheş kadınların kendileriyle yatmak isteyen her erkekle yattıklarını söylemişti; isteyen gidip bir kadının kapısını çalar ve onunla yatabilirdi. (Nehrin Dönemeci)
- Bu fenalık içime o kadar işledi ki, hafızam onu cok geçmeden bulandırdı; sonra da uzun yıllar yok saydı. (Gelişin Bilmecesi)
- Benim ailemin malikanesinde iki köle ailesi vardı ve en azından üç kuşaktır bizimleydiler. (Nehrin Dönemeci)
- "Bir yanlışlık oldu. Yanlış adamların arasındayım. Yanlış devrimin içindeyim." (Büyülü Tohumlar)
- İnsan başkalarını anlamaya çalışırken kendisiyle onlar arasındaki ortak yanlari arar. (Gelişin Bilmecesi)
- Düş kurmak artık mümkün değildi. Bir gündüz düşçüsü veya hayalperest olarak değil, bir eleştirmen olarak sinemaya gidiyordum. (Gelişin Bilmecesi)
- Doğu sahilindeki köle tacirliği batı sahilindekine benzemiyordu. Kimse gemilerle çiftliklere gönderilmemişti. Bizim sahilden ayrılanların çoğu Arapların evlerine uşak olarak gitmişlerdi. (Nehrin Dönemeci)
- "Kendi gölgesini aradı, bulunca bir süre gölgesiyle oyalandı, başını, ellerini hareket ettirdi ve gölgenin yanıtını izledi. 'Bu benim," diye düşündü. Kişinin kendisini bu mesafeden, diğer insanlar gibi yaşarken görmesi tuhaf bir biçimde rahatlatıcıydı." (Büyülü Tohumlar)
- "Bu esrar ona o kadar fazla gelmişti ki, kaçınmayı tercih etmişti. İlişkimizde, tuhaflıktan daha öte bir şey, bir yanlışlık sezmişti, belki de erdemin eksikliğini fark etmişti." (Taklitçiler)
- "I feel I was teaching the wrong things to the wrong people." (Mistik Masör)
- "Her şey önyargılara bağımlıdır. Dünya durmalı, ama dönmeye devam ediyor." (Yarım Hayat)
- "Düşünmek senin için bir konuyu zihninin arka tarafına atmaktan başka bir şey değil." (Büyülü Tohumlar)
- "Hayatın uyumlu bir başlangıcı ve derli toplu bir sonu yoktur. Hayat sürekli devinim halindedir." (Yarım Hayat)
Yorumlar
0 yorum