Kitap Künyesi

Yazar: Sibel Eraslan

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786051145068

Sayfa Sayısı: 352

Nil'in Melikesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

“Seni suların içinden çekip çıkardı kalbim,rnMusa koydum ismini,rnBir göz aydınlığısın benim için,rnNil, bir kandil gibi astı seni içime.rnMusa koydum ismini,rnSeni sulardan çıkardım…”rnGüzellik, bereket, iyilik ve cömertlik onda toplanmıştı. Asiye alçakgönüllüydü, cesurdu. Kavgaları yatıştırıp anlaşmazlıkları çözen, başkalarının selameti için kendini feda eden, haksızlığa isyan edendi o. Bir sütun gibi, çatıyı kurup taşıyandı. Yürüyen bir nehir gibiydi Asiye. Sudan gelen ve suyun içinden yükselen hikmete kucak açan.rnÇöl/Deniz ve Siret-i Meryem kitaplarında, insanlık tarihinin emsalsiz kadınlarının hayatlarını kaleme alan Sibel Eraslan, bu defa Hz. Musa’ya annelik eden Nil’in Melikesi Hz. Asiye’yi konuk ediyor satırlarına.

Nil'in Melikesi Alıntıları - Sözleri

  • .. bir zamanlar taşın kalbini açmaya niyetliydi bu sarayda oturan sezgisi pek yüksek krallar.. Oysa şimdinin sakinleri, taştan da sert yürekleriyle ölümüne bir hızla koşuyorlar kendi sonlarına.. Kalp mühürlendikten sonra, kim açabilir onun sırrını...
  • ..ertelenmiş bir kavuşma değildi ölüm..doğumla birlikte doğandı bu hayata..
  • Ertelenmiş bir kavuşma değildi ölüm... Doğumla birlikte doğandı bu hayata...
  • Her işte bir hayır vardı, her çölün sonu denizlere varırdı....
  • Melike'yi götürdüler... Kütükler çakılmış kızgın kumsala bağladılar... "Bu sağ elimdir" dedi, sağ bileğinden bağlanırken, "bu hep elinden tutmak istediğim, ama yüzünü bile hatırlayamadığım anneme uzanan elimdir, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol elimdir" dedi, sol bileğinden bağlanırken, "bu elimle yazı yazamadım hiç, şayet yazsaydım; Allah yazardım, feda olsun Allah'a..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sağ ayağımdır" dedi, sağ ayak bileğinden bağlanırken, "evladım Musa'ya her yönelişimde onun üzerine bastım, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol ayağımdır" dedi, sol ayak bileğinden bağlanırken, "dünyayı sevemedim, sığacak bir ev bulamadım, lakin dünyalar Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... ... O gün, onun eve dönüş günüydü...
  • Yalnızlık onun kalbine işlemişti. Allah'tan başka kimsesi yoktu...
  • .. Musa, altı günde yaratılmış yerler ve göklerin yedinci gününü sürecek bir dünya masalı gibiydi ikisi içinde..
  • .. hatıralarına tapınan, geçmişinden bir türlü çıkamayan bu koca ülke, bir nostalji paranoyasına tutulmuştu..
  • Aşka sabredenin, mihnete ve çileye dayananın akıbeti mücevhere benzer kızım... Bak ki ateş nelere kadir imiş? Taşın kalbini açması budur işte. Sabreden, gayret eden kişi, taşın içinden cama yol bulur. Aşkın gayreti, şayet sabredersen, sana da dünyanın en güzel kristalini hediye edecektir.
  • Kâinatın özeti : “Bir varmış...Bir yokmuş...”
  • "Efendim, galiba veda ediyoruz bu vadiye, galiba yeni bir sahra açılıyor önümüze."
  • ..tahtın da bir bahtı vardır Efendimiz..yeryüzündeki her taht, nice gözyaşı ve nice kan üzerinde yüzmektedir..
  • Zaman , eskiyi asla ardında bırakamaz, muhakkak şimdiye taşır.
  • Tüm nehirler özledikleri yere akar.
  • Ertelenmiş bir kavuşma değildi ölüm... Doğumla birlikte doğandı bu hayata...

Nil'in Melikesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kalbi bu asrın dengi olmayanlara...: Yes'a, Kraliçe Yesiyis, Asiye, ve anne.. Lugatından en güzel kelimeleri tane tane kağıda dökmesi, cümleleri boncuk dizer gibi özenle dizmesi, sayfaların her birinde Nil'in Melikesi'nin bir özelliği... Sibel Eraslan'ın yüreğinden sağanak sağanak, ılık ılık yüreğime akanlar o kadar güzel, o kadar masumane ki kitapta bir anne sıcaklığı var, yaren sırdaşlığı var, her kitabında aynı heyecan ayrı haz var... O yazdıkça yazdı, ben okudukça okudum. Akşam her aile ferdimiz küçük meclisimizde toplanınca onlara okuduğum kitapta öğrendiğim şeyleri anlattım, ben anlattıkça onlar dinledi, onlar dinledikçe ben anlattım. Her biri bendeki bu heyecanı görünce onlarda bildiklerini anlattılar. İstişaremiz gittikçe heyecanlı bir hâl aldı. Cennet kadınlarını yazmak yürek ister, ki bu da yazarımızda fazlasıyla var. Kitabı okumadan önce Hz. Asiye hakkında hiçbir araştırma yapmadım, "nasıl olsa hayatını okuyacağım, ne gerek var." diye düşündüm. Ama Sibel Eraslan kitabı yazarken oldukça araştırma yapmışa benziyor. Benimde kitap bitiminde açıp karşılaştırma yaptığım Kur'an-ı Kerim en büyük yardımcısı olmuş. Tabi bu araştırma sadece Hz. Asiye için değil, olayın çevresinde yaşayan herkes, dönemin tarihi, Mısır gelenek ve görenekleri için de yapmış. Hz. Asiye hakkında bilinen şeyler çok az olduğu halde Cennet Kadınları serisinde ona da yer vermek ve hakkında 352 sayfalık kitap yazmak her yiğidin harcı değildir diye düşünüyorum. Kitap hakkında yazılan diğer incelemeleri okuduğumda çoğu kişinin betimlemelerin uzunluğu konusunda dert yandığını gördüm. Bana Hz. Asiye'nin yanındayken uzun görünen yollar kısa geldi. Hatta ne çabuk bitti daha Hz. Musa denizi yarıcaktı bile dedim. Tabi onların yorumu bir şey demiyorum ama onlar demeseydi hiç fark etmeyecektim o uzunluğu. Kitap bitince Kur'an mealini önüme açtım ve bazı bölümleri karşılaştırmaya başladım, sonucum şöyle: Taki uzaklardan, bir ateş pırıltısı fark edinceye kadar. (S:320) ...durun! dedi, ailesine: bir ateş ilişti gözüme, oraya doğru gideyim belki orada yolu bilen birini bulurum. (Ta Ha suresi, 10) Musa yaklaştıkça uzaklaşıyor, Musa koştukça ışığıyla davet edip kendisine çekiyordu... Ateş veya ışık gibi dursada mıknatısı andırıyordu daha çok. (S:320) Ateşin yanına varınca birden: Musa! diye nida edildi. (Ta Ha suresi, 11) .... Kimdir senin Rabbin Musa? (S:334) Rabbimiz, dedi, her şeyi yaratan, sonra da onu yaratılış gayesine uygun yola koyan, yüce Yaratandır. (Ta Ha suresi, 50) İşitiyor musunuz diye sordu yanındakilere Firavun. (S:334) Firavun dediki; "Peki o zaman, önceki nesillerin durum ve akıbeti ne olur?" (Ta Ha suresi, 51) Onlara ne olacağının bilgisi Rabbimizin katında bir yasaya bağlı kılınmıştır. Benim Rabbim, ne yanılır ne de unutur...(S:335) .... Sen mi atarsın yoksa ilk biz mi atalım sihrimizi ey Musa? (S:342) "Hayır siz ortaya koyun!" dedi. Birde ne görsün: ipleri ve sopaları kendisine gerçekten hareket ediyormuş gibi geldi. (Ta Ha suresi, 66) Karşısında büyük ve birleşik bir şer gücü vardı. Rabbine yaslandı, yapayalnızdı. Rabbine sığındı. (S:342) Elindeki değneği yere at, onların yaptıklarını yutacaktır. (Ta Ha suresi, 69) Allah'ın yardım ve ibreti olarak devasa bir ejderhaya dönüşen asa her şeyi yalayıp yutmaya başladı. (S:342) Ve daha birçokları.... Her bir sayfa lotus çiçeğinin bir taç yaprağına eş değerdi. Kitap bittiğinde su üzerindeki tablo görülmeye değerdi. (Sudem)

Nil'in Melikesi: "Dünyayı sevemedim, sığınacak bir ev bulamadım,lakin dünyalar Allah'a feda olsun... Rabb'im bana katından, sığınacağım bir ev ver..." Ahh Hz.Asiye ahhh Kitabı okuyunca daha iyi anladım o ev hasretini.Rabbine sırtını dayayanların hiç bir zaman yarı yolda kalmayacağını bir kez daha idrak ettim.Muhteşem bir dille yazılmış, yeri gelince yüreği yakan,yeri gelince hoplatan,titreten... (Çiğdem Topçu)

Kitabın Yazarı Sibel Eraslan Kimdir?

Sibel Eraslan (d. 1967, İstanbul) Türk gazeteci, yazar.rnrn1967’de İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Üsküdar Kız Lisesi’ni (1985), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1989).rnrnİnsan hakları, kadınların eğitimi, istihdamı ve haklarıyla ilgili inisiyatiflerde görev aldı.rnrnTeklif ve İmza dergilerinde yazdı. Bir dönem Vakit gazetesinde de köşe yazıları yazan yazar, 18 Şubat 2011 tarihinden itibaren Star Gazetesiinde yazmaya başlamıştır. Öyküleri Dergah, Mostar ve Hece dergilerinde yer aldı.

Sibel Eraslan Kitapları - Eserleri

  • Canfeda
  • Çöl / Deniz
  • Siret-i Meryem
  • Nil'in Melikesi
  • Saklı Kitap
  • Hz. Aişe

  • Balık ve Tango
  • Şile
  • Kadın Sultanlar
  • Parçası Benden
  • Fil Yazıları
  • Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer
  • Hz. Fatıma

  • Babam İçin Beyaz Bir Kuğu
  • 4 Defter - Rumeli Rüzgarı
  • Parçası Benden
  • Ayrılık Üzüntülerin Annesidir

Sibel Eraslan Alıntıları - Sözleri

  • "İnsan bilmediğinin cahilidir efendimiz." (Canfeda)
  • “ Sevgi, selamın yaygınlaşmasıyla olur ” (Hz. Aişe)
  • Halbuki arkadaşlık kadar cennete benzeyen çok az kelime vardır dilimizde... (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
  • İnsan, yüzünü hiç görmeden de sevebilir bazı şehirleri. (4 Defter - Rumeli Rüzgarı)
  • ... beğenilmemenin acı burkuntusu... (Parçası Benden)
  • " Anne kalbi her şeyi işitir,hatta söylenmeyip dile gelmemişleri bile,hiç merak etme...Sevmek,bilmekten evveldir." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)

  • Bilgilendirme artık politik bir propaganda aracına dönüşmüş durumda. Zihinler, küresel olarak pompalanan sanal bilgilendirmelerle bir çeşit sürüklenme ağı içinde. (Hz. Fatıma)
  • Merakını merak ediyorum... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
  • Gurbette gariplik vardır, garip olansa zaten Allaha yakındır. (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
  • Bilmiyorum, tecrübe etmişliğim yok ama çocuk, sanırım böylesi bir şey, ağırlıkları silen, yerçekimini altüst eden bir hesap edilmezlik var çocuklukta... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
  • Adliyeler hep böyle soğuk mu olmak zorunda? (Fil Yazıları)
  • Hatice’nin kalbi Resul’ün eviydi. Hatice’nin kalbi onun için giysiydi, libastı. . . Sığınaktı Hatice sevgilisi’ne, onun güvenli limanıydı. (Çöl / Deniz)
  • Terk edildikten sonra da devam ediyorsa, o sevdadır ancak. Herkes gittikten sonranın hikayesidir, benim hikayem. İşte bakın! Arkadaşlarımdır şu savrulan yapraklar. Kopmuş yerinden, dalından ayrı düşmüş... Düşen yapraklar kadar yurtsuz bir kızıyım yeryüzünün. (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)

  • Kendisini sevdası uğruna iptal etmeyen göz, boşa aşığım deyip durmasın. Sevda perdedir. Körlük sanırsın, oysa görüştür. Görüş açıklığı için,diğer şeylere körlük gerektirir aşkın yolu. (Siret-i Meryem)
  • "Sabır sadece zorluklara tahammül etmek değildir. Sabır gücümüz yettiği halde zalim olmamaktır." (Çöl / Deniz)
  • “ Allahın rahmeti gazabından çoktur... Biz müminler de merhamet sahibi olmalıyız... Bizim öfkemiz de, gazabımız da haddi aşamaz aşmamalıdır. Derdi Efendi İbrahim’in eşi hanımım Sare… (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)
  • Yüzlerce uzun boylu robocop arasında uçuşan bir kül yığını gibi süzülerek ilerliyordum. Kütlem yok, biliyorum... (Parçası Benden)
  • Sevdiklerinden vermedikçe hakiki iyilik mertebesine asla ulaşamayacaklarını bildiren vahye tabi kıldılar iradelerini.. (Canfeda)
  • Melike'yi götürdüler... Kütükler çakılmış kızgın kumsala bağladılar... "Bu sağ elimdir" dedi, sağ bileğinden bağlanırken, "bu hep elinden tutmak istediğim, ama yüzünü bile hatırlayamadığım anneme uzanan elimdir, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol elimdir" dedi, sol bileğinden bağlanırken, "bu elimle yazı yazamadım hiç, şayet yazsaydım; Allah yazardım, feda olsun Allah'a..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sağ ayağımdır" dedi, sağ ayak bileğinden bağlanırken, "evladım Musa'ya her yönelişimde onun üzerine bastım, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol ayağımdır" dedi, sol ayak bileğinden bağlanırken, "dünyayı sevemedim, sığacak bir ev bulamadım, lakin dünyalar Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... ... O gün, onun eve dönüş günüydü... (Nil'in Melikesi)
  • "Hz. Aişe de " evlerinden çıkmasınlar" ayetini her işittiğinde ağlarmış ya.. Bir kere evinden çıkmaya görsün kadın kısmı. Gerisi tufan. Gerisi Cemel. Gerisi, "bahar eriyor gitgide, bir iki günlük ömrü var artık, mevsimler de dört değil şimdilerde, ikiye indi, yaz ve kıştan başka bir şey kalmadı elimizde..." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)