Kitap Künyesi

Yazar: Murat Gülsoy

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750716065

Sayfa Sayısı: 120

--reklam--

Nisyan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Hiç kimse kaybolmak istemiyor bu karanlık denizde, ama bu deniz son, hatta tek hakikat. Geminin sulara gömülmesinden önceki anların tasavvuru her zihnin kaçınılmaz meşguliyetidir. Sonucu belli bir meşguliyettir bu, bir gün bitecektir. Ama edebiyatta ölüme giden yolu, ölüm ânını ve ölümün kendisini düşünen karakterler ölümsüzlüğün ta kendisidir.

Murat Gülsoy Nisyan'da bunu yapıyor, ölümü ölümsüzleştiriyor. Alışılmadık bir Gülsoy kitabı bu, müthiş çekici ve sarsıcı. Anbean karanlık denizin sularına batan, giderek parçalanan bir aklın girdaplarını ve karanlık denizi dalgalandıran sonu, edebî bir şiddet olarak gözlerimizin önüne seriyor. Doğduğumuz an o karanlık denize adım atmış olduğumuzu ve ömür denen geminin önünde sonunda sulara gömüleceğini biliyoruz. Murat Gülsoy bu bilgiyi edebiyatın doruğuna çıkarıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Nisyan Alıntıları - Sözleri

  • Gittiğimiz yerde tamamlanacağız.
  • Kuklacı ipimi geriyor. Gülümsemeye çalışıyorum, acıyor.
  • Hayat birilerinin eksikliği olarak çoğalıyor. Zaman geçmiyor, boşluk çoğalıyor sadece.
  • Geldiler. Her biri bir parçamı alıp gitti bilinmeyene.
  • İnsan bir zaman sonra herkesi tanır oluyor. Bildiklerini ise tanımıyor.
  • Bazı şeyleri anladım ondan yok oluyorum.
  • "...Dünyayı yazarak yaratanlar.Maddenin yalvaçlarıdır onlar..."
  • "...Gece yüzlü işçiler terli çalışıyorlar.Başka çareleri yok.Madde şekli arzuluyor..."
  • "Birilerinin gelmesini bekliyorum. Arka planda bitmeyen bir uğultu gibi bu bekleyiş. Yorucu. Hayat birilerinin eksikliği olarak çoğalıyor. Zaman geçmiyor, boşluk çoğalıyor sadece."
  • Duvarların ardında dünya. Mecalim yok içine karışmaya.
  • Sabah ezanlarını hep mi severdim? Ses ışığa dönüşüyor sabahları....
  • "Birilerinin gelmesini bekliyorum. Arka planda bitmeyen bir uğultu gibi bu bekleyiş. Yorucu. Hayat birilerinin eksikliği olarak çoğalıyor. Zaman geçmiyor, boşluk çoğalıyor sadece." "Yaşadıkça uzaklaşıyorum kendimden. Bildiğim o kimseden." "Unutuldum. Kaybolmak istemiyorum bu karanlık denizde." "Sırtında kocaman bir mutsuzluk bulutu. Tek başına kalıveriyorum sessizliğin ortasında." "Sakin bir dere ve kimsesiz bir kayık. Sonbaharın içeri kıvrılan renkleri. Düşüyorlar teker teker. Toprak çürüyen yaprakları yutuyor. Ağaçlar, kayık ve tüm dünya çürüyor.. Toprak kabarıyor, ormanı yutuyor. Yavaş yavaş. Baktığım yerde boğuluyorum." "Bir örümcek vardı. Geceyi uykuyu zamanı örüyordu... Işık gitgide azalıyor. Görüntüler bulanıklaşıyor. Sadece gölgeler kalıyor geriye. Kuşkulu bir aydınlık. Girişi olmayan bir yalnızlıkmış son." "Ben olduğuma inanmak istiyorum ama elimden gelmiyor. O mutlu adamın bedenini çalmışım. Hırsız benmişim." "Harfler nereye gittiğini bilen çalışkan karıncalar. İzlemekten hiç sıkılmıyorum. Kelimelerin sahibi onlar." "İçimde bir yerlerde kayboluyor. Zaman ve kalbim... Zaman ne ki? Bedenime gömülü bir saat." "Ben hem gemi hem Nuh. Sular yükseldiğinde yanıma kimseyi alamadım. Issız bir yerdeydim. Aklımın koridorları geminin kamaraları bu yüzden boş. Tufan öncesi haber verecek bir tanrı olsaydı her şey farklı olabilirdi. Terk edilmiş bir dünya bu." "Kendi içime kapatılmış hiç kimseyim." "Saate bakıyorum. Bileğimde acı bir bilezik. Zamanın tasması. Acıtıyor. Akrep değil şeytanın kirpiği yelkovan desen kesip attığı tırnak. Etime geçirmiş dişlerini tik tak kemiriyor." "Bedenim bir mezar yeri ağıt ve umut karışımı tek toprak. Göklerin dehşetiyle esip karıştım toza."
  • "Sonsuzluk.Bir nokta.Siyah kocaman bir nokta..."
  • " Duvarin ardında dünya. Mecalim yok içine karışmaya. "
  • Bedenim bir mezar yeri ağıt ve umut karışımı tek toprak...

--reklam--

Nisyan İncelemesi - Şahsi Yorumlar

kitap/nisyan--6696 Her gün kelimeleri kaybeden ,hafızasında tutabilmek için her şeyi küçük kağıtlara yazarak eve yerleştiren yaşlı yazarın öyküsünü okuyoruz bu kitapta.Topraga saplanmış kelimeler ve onları çıkarmak için evin altinda durmadan çalışan kazıcılar...Murat Gulsoy'un, dedesinin hayatından ilham alarak yazdığı, kısa günlüklerden olusan son derece akıcı ve etkileyici bir kitap Nisyan. (Leyla Yolalan)

Varoluş: İsyan, Yok oluş: Nisyan: Hasta, yaşlı bir yazar. Ölüm madencilerinin ayak sesleri kulaklarında. Zaman kötürüm, insanlar silik. Çekmecelerde, koltuk altlarında sarı yapışkan kağıtlar. İhtiyarın beyninden, ömründen damıttıkları. Bir bakıcı kadın, bir küçük çocuk, bir ölü eş... Ayna, aynadaki yabancı yüzler, vişneçürüğü berjer Üç öykü kitabını okuyup kurgu tekniğini ve anlatımını sevdiğim Murat Gülsoy'dan okuduğum ilk roman oldu "Nisyan". "Nisyan" benim için nisyana uğrar mı uğramaz mı ben de merak ediyorum. Murat Gülsoy Nisyan'da avangart bir işe girişmiş ve sanki "Bakın ben dili çok iyi kullanıyor ve anlatımı bükebiliyorum"u göstermeyi amaçlamış. İyi bir yazar olduğunu düşünüyor olmama rağmen Murat Gülsoy'un bu kitabı bu anlamda bana biraz sentetik geldi. Kitap, her biri ortalama on satırdan oluşan yaklaşık yüz sayfadan oluşuyor. Kolay lokma değil. Hikâye hazırlop sunulmuyor. Aslında bir hikâye mi sunuluyor yoksa bir psikoz tecrübesine mi şahit oluyoruz buna karar vermek güç. Zor metin severim, farklı tatlardan hoşlanırım diyenler buyursun, okusun ama ben hikâye isterim, olaylar isterim, empati kurabileceğim ya da sövebileceğim karakterler isterim diyenler mutluluğu başka kitaplarda aramalılar. (Hüseyin T.)

Anlamada zorluk çekebileceğimiz bir kitap. Bazen bazı yerleri algı bakımından bir kaç kez okutuyor, bazen de "Olay neydi?" dedirtebiliyor. Pek akıcı değil arkadaşlar olay örgüsü karışık ama ben sevdim bu kitabı tavsiye ederim. İyi okumalar:) (Kendimden Hallice)

--reklam--

Nisyan PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Murat Gülsoy - Nisyan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Nisyan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Murat Gülsoy Kimdir?

1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.

--reklam--

Murat Gülsoy Kitapları - Eserleri

  • Bu Kitabı Çalın
  • Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
  • Ve Ateş Bizi Tüketiyor
  • Öyle Güzel Bir Yer ki
  • Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
  • Gölgeler ve Hayaller Şehrinde
  • Baba Oğul ve Kutsal Roman
  • Nisyan
  • Bu Filmin Kötü Adamı Benim
  • Belirsiz Bir Ânın Kıyısında
  • İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
  • Tanrı Beni Görüyor mu?
  • Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
  • Sevgilinin Geciken Ölümü
  • Binbir Gece Mektupları
  • Karanlığın Aynasında
  • 602. Gece
  • Türkiye Hikayelerini Anlatıyor
  • Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
  • Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
  • Sindirella’nın Bilmecesi
  • Belki de Gerçekten İstiyorsun
  • Şiir Dünyadan İbaret

--reklam--

Murat Gülsoy Alıntıları - Sözleri

  • Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler. (Tanrı Beni Görüyor mu?)
  • Öyle... Zihin dağılmaya başladı mı toparlaması çok zordur." (Ve Ateş Bizi Tüketiyor)
  • sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu (Tanrı Beni Görüyor mu?)
  • Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)
  • Onun sesini zihninde canlandırmak için çabalıyordu. O yüzden onun cümleleriyle düşünüyordu. (Sevgilinin Geciken Ölümü)
  • Madem kendisi bir yazar olarak ciddiye alınmıyor, o da gizlice yetiştireceği yazarlarla var olacaktı. Adı kimse tarafından bilinmese de olurdu. Tek istediği geleceğe bir yolla katılmaktı. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
  • “İnsanlar... Asla yapmam dedikleri ne varsa, inan bana, şartlar müsait olduğunda herkesten önce yapıyorlar. Üstelik bunun en doğru hareket şekli olduğunda ısrar edip seni aptal yerine koyuyorlar. O yüzden en iyisi, kimseden bir şey beklememek. Böylece sukutuhayale de uğramazsın.” (Gölgeler ve Hayaller Şehrinde)
  • Kalp bir para gibi renklerini kaybediyor, gerçekler aleminden palavralar alemine doğru hızla yuvarlanıyor. (Bu Kitabı Çalın)
  • Koşuyordum; düşüncelerin, düşlerin, şakaların, oyunların, madrabazlıkların içinden geçiyor, sonra başladığım yere geliyordum nefes nefese. (İstanbul'da Bir Merhamet Haftası)
  • Modernizm ilerlemeyle barbarlıktan kurtulunacağını vaat ediyordu. Oysa tam tersi olmuştu, barbarlık steril ve organize bir hal almıştı. İşte modernliğin ürünleri olan Nazizm ve dünya savaşları ortadaydı. Insanlar şu sorunun yanıtını bulamıyorlardı: Böylesine gelişkin bir uygarlık, böylesine incelmiş bir kültür nasıl olur da böylesine büyük bir barbarlık üretebilmişti? Üstelik bilimcilerin bu süreçteki rolü hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi. Bir çoğu gönüllü olarak bu süreçte rol almış, savaş endüstrisinin kilit noktalarında görev yapmış, insanlar üzerinde yapılan korkunç deneyleri tasarlayıp gerçekleştirmişti. (602. Gece)
  • "... Ve sonuçta yeni sanat sinemadan yararlanma deneylerini oyuncu ve tiyatro yönetmeni Nikolai Vladimroviç Ekk ile birlikte kurduğu tiyatro Metla'da dener. (Ekk 1931-41 yılları arasında Hayat Yolu, Grunya Kornakova, Bülbül. Sorochinsk Fuarı, Mayıs Gecesi adlı filmler çekecektir.)" (Şiir Dünyadan İbaret)
  • İki insanın aşkı gibi değildi bizim yakınlaşmamız, acı çeken bir insanın aynada kendini öpmesi gibi yalnızlık doluydu. (Karanlığın Aynasında)
  • İlahî adaletin tecelli ederek kendisini cezalandırdığını düşünerek kendine dur demişti. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
  • Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları. (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
  • Biliyor musun, annem gibi konuşuyorsun. O da böyledir. Ne zaman ona göre yanlış bir şey yapsam bu benim düşüncem olamaz. İlle de aklıma biri girmiştir. (Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet)
  • İnsan her zaman aldatır, her zaman kötüdür. (Öyle Güzel Bir Yer ki)
  • Toplanmak için dağılmak gerekir. (Türkiye Hikayelerini Anlatıyor)
  • İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi... (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
  • Nazım’ı önce tiyatroya, sonra da sinema dünyasına çekecek daveti Muhsin Ertuğrul yapar. Nazım 1924 yılındaki ilk dönüşünde, Süreya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey’in Osmanlıca-Fransızca Sinema Postası (Le Courrier du Cinéma) dergisine yardım eder. Ancak edebiyat eylemcisi Nazım, Şeyh Said isyanını öne sürerek çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasasını ’nın verdiği baskılar sonucu, sadece yedi ay kalabildiği ülkesinden Sovyetler Birliği’ne kaçmak zorunda kalır. Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nde açılan davada gıyaben on beş yıl hapse mahkûm olmuştur. (Şiir Dünyadan İbaret)
  • Gerginliği oluşturan nedenlerin başında da sosyal başarısızlık ve dışlanma korkusu gelir. (Bu Kitabı Çalın)