Kitap Künyesi

Yazar: John Berger

Çevirmen: Müge Gürsoy Sökmen

Orijinal Adı: Drawn to That Moment

Yayın Evi: Metis Yayıncılık

İSBN: 9789753422161

Sayfa Sayısı: 181

O Ana Adanmış Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Metis Seçkileri 1John Berger O Ana Adanmış, John Berger'ın on dokuz yazısını bir araya getiriyor. Kitap, bakma ve gördüğü üzerine düşünme tutkusu olan okura, günümüzün en özgün eleştirmenlerinden biri olan yazarın temsil edici ürünlerinden bir seçki sunuyor. Berger'ın ilgisi, kent sokaklarından Robin heykellerine, gazete fotoğraflarından kitle gösterilerine kadar çok çeşitli görünümlere uzanıyor. Ancak ele aldığı konu ne olursa olsun yazar hayata dair yeni ve şaşırtıcı bir bakış açısı getiriyor bize...Eleştirel düşüncenin günümüzde ulaştığı yer neresidir?Yirminci yüzyıl, insanlık tarihinde sıklıkla görüldüğü gibi acı, baskı tahakküm ve sömürüyle doludur. Ama zamana karşı çıkarak, gözlemleri ve düşünceleriyle yaşadığımız dünyayı anlamamıza katkıda bulanan sayısız düşünürü de olmuştur bu yüzyılın...İşte Metis Seçkileri ile çağımıza yeni sezgiler getiren bu yazarlardan temsil edici örnekler sunmayı amaçladık.Başka bir ülkede yaşayan bir yazarı Türkçe'de tanıtırken, sözkonusu iki toplum arasındaki dil, kültürel birikim, yayınlanmış ve yayınlanmamış öncüller gibi farklılıkların getirdiği güçlükler var. Türkiye'deki okuma ortamının kendine özgü koşullarını gözönünde tutarak hazırladığımız seçkilerle bu güçlüğü aşmak, eleştirel düşünceyi Türkçe'de tartışılabilir kılmak istiyoruz.

O Ana Adanmış Alıntıları - Sözleri

  • Ancak bir kentin sokaklarında, bir tür acı çekerek yaşamış biri, kaldırım taşlarının, kapı eşiklerinin, tuğlaların, pencerelerin ne anlama geldiğini fark edebilir.
  • Kişiliği, olmayan bir bilincin boş kalıbı olarak görürüz. En kötü, bir kez daha olmuştur. Yaşayan insan, kendi akılsız hayaletine dönüşmüştür.
  • Gerçek şudur ki çekilen insan fotoğraflarının çoğu acıları anlatır; bunların çoğu da insanlar tarafından yaratılan acılardır.
  • Nesnellik, bir şey sona erdikten sonra geriye kalandır.
  • Yaptığı resim, insanın bugüne dek yaşadığı deneyimleri doğruluyorsa Magritte’in ölçütlerine göre başarısızdır; o deneyimi geçici olarak yok etmişse, başarılıdır.
  • Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine!
  • İnsanlar görünün tazeliğinden, bir şeyi ilk defa görmenin yoğunluğundan dem vururlar; ama ben, bir şeyi son defa görmenin daha yoğun olduğuna inanıyorum.
  • Fotoğrafı çekilen imge, saklanmak üzere seçilmiştir. Çizilmiş imge, bakma deneyimini içerir. Fotoğraf, olayla fotoğrafçı arasında bir karşılaşmanın kanıtıdır. Çizim, bir olayın görünümünü ağır ağır sorgular; bunu yaparken de bize görünümlerin her zaman bir tarihe sahip yorumlar olduklarını hatırlatır. (Nesnelliğe ulaşma çabamız ancak öznelliği kabul edişimizden yola çıkarak gerçekleşebilir.) Fotoğrafları, yanımıza alarak, yaşamlarımıza, tartışmalarımıza, anılarımıza sokarak kullanırız; fotoğrafları harekete geçiren bizizdir. Oysa bir çizim ya da resim, bizi durmaya ve kendi zamanına girmeye zorlar. Fotoğraf duraldır, çünkü zamanı durdurmuştur. Çizim ya da resimse zamanı kuşattığı için duraldır.
  • Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.”
  • Bütün fotoğrafı dolu kılan şey —uzam— yaşamlarının tenine sinmiştir.
  • Umut müthiş bir odaklayıcı mercektir. İnsanın gözü onun üzerinde sabitlenir. Ve artık her şey incelenebilir olur.
  • İşçi sınıfının yeme alışkanlıkları, diğer iki sınıfa oranla daha az gelenekseldir, çünkü bu sınıf ekonomideki dalgalanmalara çok daha açıktır.
  • İnsanlar görünün tazeliğinden, bir şeyi ilk defa görmenin yoğunluğundan dem vururlar; ama ben, bir şeyi son defa görmenin daha yoğun olduğuna inanıyorum.
  • Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir.
  • “ Öyle kısaydı ki zaman Sabahla akşam arasında Öğle yoktu Ve daha şimdiden o eski bildik toprakta Yükselmişti beton dağlar. “

O Ana Adanmış İncelemesi - Şahsi Yorumlar

John Berger’in ,9 yazısını bir araya getiren, samimi uslubuyla , güzel ve yerinde gözlemleriyle yazlılmış bir kitap. “hayat, dümdüz bir tarlanın bir ucundan bir ucuna yapılan bir yürüyüş değildir “ diye başlar bu kitaptaki bir denemesi.. Sanat ile ilgilenen herkesin bu kitabı okumuş olması gerektiğini düşünüyorum. Algısıyla, gözlemleriyle düşündüren hatta aydınlatan, akıcı okunabilen bir kitap. Şahsen en beğendiğim kısmı ise ; Babamın tabutunun başında, teknik ressam olarak sahip olduğum böylesi bir beceriyi, önümdeki işe doğrudan uygulamak üzere yardıma çağırdım. Doğrudan deyişimin nedeni şu ki, çizme becerisi genellikle kendini bir üslfıp olarak ifade eder ve böylece çizilmekte olana uygu­ lanması dolaylı yoldan olur. Uslfıpçuluk* -sanat tarihinde kullanıldığı anlamda değil, genel anlamında- var olanın aciliyeline teslim olma yerine, aciliyeti yaratma, "acil" bir çizim üretme gereksinmesinden doğar. Burada da ben naçiz becerimi bir benzerliği kurtarmak için kul­ lanıyordum; tıpkı bir cankurtaranın, çok daha büyük olan yüzücülük becerisini yaşam kurtarmak için kullanması gibi. İnsanlar görünün tazeliğinden, bir şeyi ilk defa görmenin yoğunluğundan dem vururlar. (Viyan)

Sanatta görünümler ve burjuva sorguları: Senaryo,belgesel, roman yazarı, ressam ve etkin bir sanat eleştirmeni. #düğüne adlı romanını okuyup beğendiğim yazarın bu deneme ve makale seçkisini sayfama taşımak istedim. Seçki; çoğu kırk yıl öncesi 19 yazısından oluşmakta. Kitaba adını veren ilk denemesinde; babasının tabutu içindeki ölüsünü çizimiyle beraber sonraki yaşamında onu sürekli, canlı bir şekilde anımsadığını anlatıyor Berger. Ardından #görmebiçimleri eseri benzeri yazılarından olan Istırabın Fotoğrafları'nda, tutuklayıcı yada bize yetersizlik duygusu verebilen savaş fotoğraflarını inceliyor. Fotoğrafın icadından kapitalist düzende gerçeklik yerine kullanımına kadar süren sorgularla kültüre etkilerini irdeliyor. Eserin sonundaki makale yazılarında ise; kitlesel gösterilerin devrimciliği ve simgeselliğinden yola çıkarak, kendi ölümünü görüp seçtiğini söylediği #cheguevera 'nın son ölüm fotosu üzerinden derin emperyalizm sorgusu yapıyor. Ve son makalesi 'Boğazda' da ise, 1979'da davetle tutuklu arkadaşları için geldiği İstanbul'u ve bizleri anlatıyor. Kendisi de bir ressam ve teknik çizer olan Berger'in resimler, heykeller ve fotoğraflar üzerinden yaptığı bu eleştiri ve kendi diliyle görünümler, özellikle ilgili sanat okurları tarafından okunmalı. #rodin dahil ünlü heykeltraşlar ve fotoğrafçıların sanatlarına değeceğiniz bu kesitler ile günümüz Burjuvazi düzeni ve emperyalizm altında ezilen köylü sınıfı başta olmak üzere tüm insanlığın istirapları da. Benim için emperyal düzenin göbeğinde yer alan İngiliz Berger gibi sanatçıların sorguları (2.dünya savaşının kaybedenlerinden gördüğü ülkemde Sağ cenahın CIA oyunlarıyla desteklenmesi itirafı olsa da), halen süren yaşadığımız trajedilerin yeteri kadar farkında olabilmeleri soru işareti kalacaktır her zaman. Görsel sanatlarda görme biçimleri ve burjuva sistem sorguları: Okuyun... (Hayat Bu)

Kitabın Yazarı John Berger Kimdir?

1926'da Londra'da doğdu. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan Berger, ayrıca senaryo yazarı, romancı ve belgesel yazarı olarak da tanınıyor.

İlk romanı 1958'de yayımlanan "Zamanımızın Bir Ressamı"dır. Romanı "G." İle 1972 yılında Booker ödülünü almıştır.

Metis Yayınları yazarın klasikleşmiş yapıtı Görme Biçimleri'nin (1986) yanı sıra, Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı (1988), Düğüne (1997), Alain Tanner ile birlikte yazdığı 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus (1997), Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar (1999) ve Fotokopiler (1999) adlı kitaplarıyla, özellikle görsellik üzerine denemelerini bir araya getiren O Ana Adanmış (1988) adlı seçkisini yayımlamıştır. Berger'ın son romanı Kral ise 2001 yılında Müge Gürsoy Sökmen çevirisiyle yayımlandı.

John Berger Kitapları - Eserleri

  • Görme Biçimleri
  • Hoşbeş
  • Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü
  • A'dan X'e
  • Uçuşan Etekler
  • Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar

  • Bir Fotoğrafı Anlamak
  • Sanatla Direniş
  • Düğüne
  • Portreler
  • G.
  • Yedinci Adam
  • Duman

  • Buluştuğumuz Yer Burası
  • Bento'nun Eskiz Defteri
  • Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
  • Kıymetini Bil Herşeyin
  • Hayvanlara Niçin Bakarız?
  • Kral
  • O Ana Adanmış

  • Manzaralar
  • Fotokopiler
  • Domuz Toprak
  • Gökyüzü Mavi Siyah - Bütün Şiirleri
  • Sanat ve Devrim
  • İstanbul’dan Gelen Telefon
  • Bir Zamanlar Europa'da

  • Leylak ve Bayrak
  • Görme Duyusu
  • Şiirin Saati
  • Zamanımızın Bir Ressamı
  • Clive’ın Koğuşu
  • Bologna'nın Kırmızı Tenteleri
  • 2000 Yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus

John Berger Alıntıları - Sözleri

  • Delilik, benliğe kapatılmış devrimci özgürlüktür. (Görme Duyusu)
  • Bir yalan hakikat sayılırsa, gerçek hakikat sahte olanı doğrudan teatral bir ha kikate çevirir. (Görme Duyusu)
  • Sevilen insan sokaktan geçerken ya da yüzünü yıkarken görülen insanla aynı değildir. (O Ana Adanmış)
  • Ölülere yakılan ağıtlar ölmekle kaybettikleri umutlaradır aslında. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)
  • Geleceği görmek için geriye gidiyorum. (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Fotoğraflar belirli bir durumda hayata geçirilen insansal bir seçimin tanığıdır. (Bir Fotoğrafı Anlamak)

  • “Zorunluluk hem tragedya hem de komedya üretir. Öptüğünüz ya da kafanızı çarptığınız şeydir.” (Sanatla Direniş)
  • Soyut sanata gelinceye kadar insan bedeni her anıtsal heykele konu olmuştur. Dolayısıyla, sembolizmle yüklenmiş ve idealize etmenin birçok değişik biçimine girmiştir. Oysa bugün, insan bedeni tek ve kaçınılmaz konu değildir. Bugün bir sanatçı, bedene özgü nitelikler ilgisini çektiğinden ötürü insan bedenini seçebilir. (Sanat ve Devrim)
  • Vedalaşmayla buluşma ne kadar da yakındır birbirine! (O Ana Adanmış)
  • Kapitalist üretim tarzı kadar sürekli ve kapsayıcı bir biçimde geleneği parçalayan, geçmişi gereksiz kılan ve yadsıyan başka hiçbir şey yoktur. Brecht’in dediği gibi “Radikal olan, komünizm değil kapitalizmdir.” (O Ana Adanmış)
  • Bugün resim yapmak, yaygın bir ihtiyaca cevap veren bir direniş eylemidir ve umutlanmayı teşvik edebilir. (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • NASIL OLUYOR DA hâlâ yaşıyorum? (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Hikayelerimizin bizi ele geçirme tehlikesi olduğunu bilsek, başka türlü yazar mıydık acaba? Sanmıyorum. (Hoşbeş)

  • 'Solcu'ların bazı teorileri kolaylıkla aşırı basit olarak eleştirilebilir. Mühendis-sanatçı, sanatçı türlerinden yalnızca biridir, filozof-sanatçılar da vardır. Sanat eseriyle makine ürünü de kesin olarak aynı şeyler değildir. Gene de, makineyi gözlerinde bu denli büyütmüş olmaları, bağlantıları içinde görülürse kolayca anlaşılabilir; sanayileşme fikri lirik bir güç kazanmıştı, çünkü, sanki bu fikir sayesinde tarihin bütün bir evresi, acılarıyla, sıkıntılarıyla yaşanacak yerde atılabilecekti. Aynı liriklik Lenin'in ünlü, 'komünizm demek, elektrik enerjisi artı Sovyetler demektir' sloganında da alttan alta saklıdır. (Sanat ve Devrim)
  • Kalbin gecikmelere tahammülü yoktur, inancını yitirmişçesine perişan olur. (Kıymetini Bil Herşeyin)
  • Yorulunca sessizliği ararız, ama sessizlikten de korkarız, boş tiyatrolardan korkan oyuncular gibi. (Düğüne)
  • "Bir resim cansızsa, bunun nedeni ressamın mo­deline bir işbirliğinin başlaması için yeteri kadar yaklaşmaya cesaret edememesidir." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar)
  • Kelimeler konuşan kişiyi ayakta tutarlar,  düşüşler ancak konuşmaların yokluğunda ortaya çıkar. (Şiirin Saati)
  • Roland Barthes fotoğrafla ölüm arasındaki gizli anlaşmayı keskin bir dille ifade etti; her ikisi de zamanı durdurur, her ikisi de öldürücü bir darbe indirir. Senin sorun başka türlü. Geçmiş ve gelecek donar da, şimdiki zaman sonsuza dek sürerse ne olur? Saatsiz bir mutfağın sessizliğinde neler yaşanır? (Bir Fotoğrafı Anlamak)
  • Çıplak doğan kalbimin ilk kundağı ninnilerdi. Ardından kendi kendine şiir giydi giysi diye. Bir gömlek gibi taşıdım sırtımda okuduğum şiirleri. Yarım yüzyıl yaşadım böyle Sandalye sırtındaki gömleğimden karşılaşana dek o sözsüzlükte. Öğrendim ki bu gece yıllar boyu kalbimin ezberlediği bekleyişimmiş seni. (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü)