Kitap Künyesi

Yazar: Robert Musil

Çevirmen: Kamuran Şipal

Yayın Evi: Alakarga Sanat Yayınları

İSBN: 9786058714922

Sayfa Sayısı: 240

--reklam--

Öğrenci Törless'in Bunalımları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İnsan ruhu çırılçıplak.

Kendisi buna sıla özlemi, anne ve babasına yeniden kavuşma arzusu gözüyle bakıyordu. Oysa gerçekte çok daha belirsiz ve karmaşık bir duyguydu bu. Çünkü özlemini çektiği anne ve babasının hayalinin bu duyguda gerçekte hiç payı yoktu artık. Demek istediğim, sadece bellekle sınırlı kalmayıp sevilen kimseye karşı insanın içinde beliren, bütün duygulara seslenip bütün duygularda kendini açığa vuran, dolayısıyla sevilen kişinin suskun ve gözle görülmez varlığını yanı başında hissetmeksizin hiçbir şey yapılamayan somut bir anımsayıştır.

Modern dünya edebiyatının öncülerinden Robert Musil, yalnızca insan ruhunun inceliklerini eşsiz gözlemlerle anlatmamış, roman diline de yenilikler getirmiştir. Musil, geçen yüzyılın başlarında Alman toplumunda yaşanan kafa karışıklığını genç öğrenci Törless'in kişiliğinde edebiyata taşıyor bu kitabında. Yatılı okul öğrencisi Törless, okulda yaşanan bir hırsızlık olayından sonra insanın acımasız yüzünü keşfediyor ve kendi içindeki ikinci bir kişiliğin, cinsel sürprizlerin de farkına varıyor. Öğrenci Törless'in Bunalımları, geçen yüzyılın en derinlikli romanlarından biri.

--reklam--

Öğrenci Törless'in Bunalımları Alıntıları - Sözleri

  • Hiç şüphesiz, bir insanı anlamanın en iyi yolu çok vakit gözleridir...
  • Kitapların arasından birini çekip alarak rastgele bir sayfasını açıyor, açtığı yerde yazılanların içinde saklı yatan anlamından içeri acaba bugün bir kapı bulup girebilir miyim diye düşünüp duruyordu.
  • "Gerçekten de bazı insanları tanımak için sözlerine değil, gözlerine bakmak gerek."
  • Tutkunun kendisi ise iki kişi olmanın iki kat yalnızlıktan başka bir anlam taşıyamayacağı bir kaçıştır.
  • ''...insanlarda bir umursamazlık, bir ölgünlük, kukla tiyatrosundan alınıp getirilmişler gibi bir mekaniklik göze çarpıyordu.''
  • "Çünkü ölüm, yolun devamında hiçbir işaretin bulunmadığı dipsiz bir uçurumdur ve biz onun içine düşmeye mahkûmuz."
  • Ama yine de umutsuzluğa kapılmıyor, her şeye karşın kendimizi sağlam bir zemin üzerindeymişiz gibi güven içinde hissediyoruz. Eğer bu güven duygusu bizde olmasaydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi. Bu güven duygusu sürekli eşlik ediyor bize, bizi aykata tutuyor, aklımızı her an küçük bir çocuk gibi koruyucu kollarına alıyor.
  • “Çünkü bizim yaşamımız, bir yola işaret taşları dikmekten ve bunların birinden ötekisine sıçrayıp durmaktan, böylece her gün binlerce ölüm saniyesi üzerinden geçip gitmekten başka şey değildir. Bizim yaşamımız, bir bakıma aradaki noktalarda gerçekleşir sadece.''
  • ''...Aldandığımı biliyorum. Bundan böyle hiçbir şeyden korkum kalmadı. Biliyorum şimdi: Nesneler, nesnelerden başka şey değil ve hep de öyle kalacaklar; sanıyorum bazen böyle, bazen de şöyle göreceğim onları; bazen akıl gözüyle, bazen başka gözlerle... Ve bu iki görüşü bundan böyle birbiriyle karşılaştırmaya çalışmayacağım...”
  • İnsanların dünyaya ilişkin olarak kafalarında yaşatıp kendilerine yeterli buldukları gö­rüşün, ne kadar sudan nitelik taşıdığını artık anlamışsındır sanırım. Bir aldatmacadır bu görüş, bir göz boyamadır; bir zekâ noksanlığı, bir kansızlık illetidir. Çünkü bu beylerin zekâları, kendi alanlarındaki bilimsel açıklamaları kafala­rında pişirip kotararak dışarı salıvermeye elverecek kadardır ancak.
  • Gençler arabacı, bahçıvan ya da postacı olmayı düşündük­leri dönemi bir yol geride bırakmasınlar, içlerindeki büyük işler başarma tutkusunun giderilmesi bakımından neresi­ni kendilerine en çok olanak sağlıyor görürlerse, ilerideki mesleklerini ilkin orada arar hayal güçleri.
  • Kendi içinde sakin sakin kayıp giden bir yaşam duygusunu uyandırabilmesi gerekiyor insanın. Bu başarıldığı an, hayata olduğu kadar ölüme de yaklaşılır.
  • Eğer bu güven duygusu bizde olma­saydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallılığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi.
  • Ruhsal yaşamımızı çözümlemeden geçirip aklın yetersizliğini anlar anlamaz, bu ruhun varlığını düpedüz hissederiz. Hissederiz, -anlıyor musun- çünkü bu his olmadı mı, boş çuvallar gibi yığılır kalırdık.
  • "Geceleri açık pencerenin önünde oturup kendini terk edilmiş sanmak, kendini yetişkin insanlardan farklı hissetmek, başkalarını gülüşlerinden ve alaylı bakışlarından kuşkulanıp, kimse tarafından anlaşılmadığına inanmak, hiç kimseye kendini anlatamamak ve kendisini anlayabilecek birine özlem duymak. İşte aşk bu olmalıydı."

--reklam--

Öğrenci Törless'in Bunalımları İncelemesi - Şahsi Yorumlar

#1001kitap~~~: "... Hiç şüphesiz 1insani anlamanın en iyi yolu çok vakit gözleridir..." "Öğrenci Törless'in Bunalimları" yazarı daha çok tanımak adına okuduğum, tabiki de #1001kitaptan 1i olmalıydı okuyacağım:-))), "Niteliksiz Adam" serisine başlamadan önce ki kitabın beni bukadar etkileyecegini, bukadar akıcı olduğunu bilmeden, zira yazarın kısa hikayelerini okurken daha çok zorlanmıştım bu kitapta da bahsettiği durumdan ötürü olsa gerek, nesnelere 1ruh katarak yazmıştı hikayelerini, yine de o durumu da çok sevmiştim... Yatili okulda kalan Törless aileye özlem, yurt arkadaşlıkları, bozuşmaları (prensle olan durum da etkiledi beni) şeklinde başlayan kitap, 1den yaşanan 1hırsızlık olayıyla, kendi içlerinde bu durumu halledelim derken Basini ye uygulanan psikolojik ve fiziksel baskıyla 1likte uygulanan zulümler içimi ürpertti içlerinden çıkan "tavan arasındaki" yeni kişiliklerle... "... Basini kendi kendini ihbar etmişti..." Bu cümleyi okuduğumda içimde hissettiğim sızı anlatılamaz sanırım... Her 1i ergenlik döneminde olan bu çocukların yaşattığı zorbalık aklıma 1cok kitap getirmiş olsa da her defasında insan hayretler içinde okuyor sanki daha önce hiç bu durumlardan okumamış gibi ama içimi kesinlikle çok daraltti bu durumu yaşayan yada yaşamış olan çocukları düşününce ki hayatın her evresinde bu olay hep bu şekilde oluyordur neyazik ki sözde adalet arayışı, fiziksel şiddet ve istismara kadar..., uygulanan zorbalıkları düşündüğümde ruhumu daraltsa da... Yazarın 1konuyu anlatırken konuları matematiksel durumlara bağlıyor olmasi beni ekstra etkiledi sanal sayıyı anlatırken ki benzetmesi ve bunu yaşanan olaya bağlaması ve hatta bütün matematiksel ilişkilere aşina olması gereken ve bildiklerini kilitli 1bahce kapısının anahtarı gibi hep yanında taşıyan matematik öğretmenine kıskançlık duygusuna bürünmesi ki yazarın mesleğine bakınca mühendis ve felsefe doktoru olmasından kaynaklanıyordur diye düşündüm bukadar matematiksel kavramlara hakim olmasını hatta sonrasında öğretmenin Kant a bağlamasını davranışları... Bu düşüncelerle kivranan 1 Törless var tabi elimizde Basini, matematik ve bu felsefe arasında kalan... Tam kitabın adı gibi olan tüm bu bunalımları okumak isteyenlere tavsiyemdir, konusu ağır, okuması bence en azından korktuğum kadar olmadığını anladığım akıcı olmasiyla, ölmeden önce okunması gereken #1001kitaptan 1idir... (Ayşe...)

Törless'in iç konuşmalarının, kendi kendini ve çevresini değerlendirmelerinin geçtiği olay akışını ilk başta yakalamayıp daha sonra bırakamadığınız bir kitap. Kendisini bile ağır eleştirilere tuttuğu; ama yeri geldiğinde zorda kalabilecek birine yardım ettiği bir karakter Törless. Ve olaylardan çok fazla etkilenen naif karakterli birisidir. (Emine TELCİ)

Modern Edebiyatının öncü kalemlerinden Avusturyalı yazar Robert Musil'in (1880 - 1942) 26 yaşında kaleme aldığı "Öğrenci Törless'in Bunalımları" kitabı çöküşün yolunu tutmuş olan Avusturya - Macaristan imparatorluğunda yatılı olarak ailesi tarafından gönderilen Törless'in okulda yaşanılan bir hırsızlık olayı sonucunda kendini de içinde bulunduğu ortamın koşullarının tüm güçlüğüne, dahası kimi zaman acımasızlığına karşın insanoğlunun bütün suçluluk konumunu bu durum karşısında yaşadığı fırtınalarının süzgecinden yansıtıyor. Musil'in "Öğrenci Törless'in Bunalımları" kitabını bitirince istemsizce, insan hayatının her şeyin temel ölçütü olmaktan çıktığı bir toplumda ahlak, sonuçta yalnızca iğrenç bir ikiyüzlülük olmanın ötesine geçemez diye düşünmeme neden oldu. Özetlemek gerekirse Törless , yaşanılan her şeye rağmen büyük bir sadece bakanlar sürüsü içersinde , görebilen tek insandır. (DESTİNA ÖYKÜ)

--reklam--

Öğrenci Törless'in Bunalımları PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Robert Musil - Öğrenci Törless'in Bunalımları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Öğrenci Törless'in Bunalımları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Robert Musil Kimdir?

Tam adı Robert Edler Von Musil'dir. 1880 yılında Klagenfurt'da doğdu, 1942 de Cenevre'de öldü. Öğrenim hayatı, tıpkı Kafka'da olduğu gibi, babasının isteği doğrultusunda geçmiş, babasının istediği okullarda okumuş ve yine onun isteği üzerine makine mühendisi olmuştur. Daha sonra Berlin Üniversitesi'nde felsefe, psikoloji, matematik ve fizik okuyarak psikoloji alanında doktora yaptı.

Henüz 26 yaşındayken yayımladığı "Genç Törless" adlı romanı ile birden bire eleştirmenlerin dikkatini çekmiş, kendini tamamen yazarlığa vererek dönemin önemli üniversitelerinden gelen asistanlık tekliflerini geri çevirmiştir. Edebiyatta, özellikle biçimi ön plana çıkaran yazarları eleştirmiş "sanat sanat için değil, sanat hayat içindir" anlayışını savunmuştur. Tüm edebi yaşamı boyunca sosyal ve toplumsal sorunlarla uğraşmış, bunları romanına ustalıkla yerleştirmesini bilmiştir.

1930 yılında ilk cildi yayımlanan başyapıtı "Niteliksiz Adam" ile hayatı boyunca uğraşmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı bir türlü bitirememiş, özellikle üsluba verdiği önem nedeniyle bazı bölümlerini defalarca yazmıştır. Bu eserinde, I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının kültürel uyuşmazlığını, güvensizliklerini, kırgınlıklarını büyük bir ustalıkla yansıtır.

Gerek eserlerinin derinliği, gerek sanata bakışı ve gerekse yapıtlarının sanatsal nitelikleriyle Robert Musil, 20.yüzyılın en büyük Alman romancılarından biri olmasının yanında, modern romanın da temel taşlarından biridir. Adı okurlar tarafından pek duyulmasa da eleştirmenlerce genellikle Franz Kafka, James Joyce, Marcel Proust ve Virginia Woolf gibi modern romanın önemli isimleriyle birlikte anılır. En önemli eseri olan "Niteliksiz Adam" yarım kalmış olmasına rağmen dünya edebiyatının anıt romanlarından biridir. Çağdaş romanın oluşumunda önemli katkıları vardır.

--reklam--

Robert Musil Kitapları - Eserleri

  • Üç Kadın
  • Hayalperestler
  • Öğrenci Törless'in Bunalımları
  • Yaşarken Açılan Miras
  • Niteliksiz Adam 1
  • Niteliksiz Adam 2
  • Baltık'taki Balıkçılar
  • Ahmaklık Üzerine
  • Günlükler
  • Niteliksiz Adam 3
  • Niteliksiz Adam 4

--reklam--

Robert Musil Alıntıları - Sözleri

  • Ara sıra da olsa hepimiz aptallaşırız. (Ahmaklık Üzerine)
  • Çok alıntı yapıyor. Eski üstatları alıntılıyor. Elbette günümüzdekileri de alıntılıyor. (Niteliksiz Adam 3)
  • Sadece bakıp koklamak bile dünyayı sevmek için yetmez mi? Ama sevemiyoruz, çünkü insanların akıllarından geçenlerden razı olmuyoruz. (Niteliksiz Adam 3)
  • Sağdan soldan toparladığı iyisinden, kötüsünden türlü kitaplar okuyor ve sadece yemek yemek veya kestirmek için ara veriyordu. (Niteliksiz Adam 3)
  • "Eğer ahmaklık; gelişime, yeteneğe, umuda ya da iyileşmeye tipatıp benzemeseydi, kimse ahmak olmak istemezdi." (Ahmaklık Üzerine)
  • Artık uyumaktan ve bir sonraki sabahın geride kalmış güne benzeyen yeni bir gün getirmesinden başka beklentim yoktu. (Baltık'taki Balıkçılar)
  • Kendi içinde sakin sakin kayıp giden bir yaşam duygusunu uyandırabilmesi gerekiyor insanın. Bu başarıldığı an, hayata olduğu kadar ölüme de yaklaşılır. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
  • Sanat insanları harekete geçirmeli, sarsmalı, eğlendirmeli, şaşırtmalı, ona asil düşüncelerin kokusunu aldırmalı veya tek kelimeyle gerçekten de bir şeyler yaşatmalı ve bizzat kanlı canlı olmalı yahut bir tecrübe sunmalıdır. (Niteliksiz Adam 3)
  • Her şey çok gerçekdışı! Bugün artık ben de gerçek insanları ve eşyayı, hatta gerçekten bir şeyleri seviyor muyum, bilmiyorum! (Niteliksiz Adam 4)
  • Başta küçük adımlar at ki ileride büyük sıçrayışlar yapabilesin! (Niteliksiz Adam 4)
  • Bazen bir kitapta bir şey okuyorum, başka bir kitapta okuduklarımla çelişiyor ama ikisini de seviyorum. (Niteliksiz Adam 4)
  • "Hepimizin iç dünyasında bazı çıbanlar var" diye düşündü bütün bunları kafasından kovmak istercesine. "İçimizde hastalıklı, tüyler ürpertici, yalnızlık kokan, kötü yanlar var." (Niteliksiz Adam 2)
  • Bugün hala kitap yazıyorlar. Bu kitapların bir kıymeti olduğunu sanıyor musunuz? Ben sanmıyorum. (Niteliksiz Adam 3)
  • ...1insanın gençliğinde sevmiş olduğu ve aradan geçen yıllar içersinde daha güzelleşmemiş 1iyle yeniden karşılaşmasıyla 1tutulamaz. Gerçi insan böyle 1durumda da 1zamanlar kekeleyerek söylediklerini artık anlamaz olur, ama bu, hiç olmazsa insana özgü olan her şeyin o insanı içlendiren geçiciliğiyle ve aşkın herkesçe bilinen, süreklilikten yoksun karakteriyle bağıntılıdır... (Yaşarken Açılan Miras)
  • Benim kaybedip tekrar bulduğum kendime olan sevgimsin sen. (Niteliksiz Adam 4)
  • Sağlam birini akıl hastasından ayıran şey sağlamda bütün akıl hastalıklarının, akıl hastasındaysa yalnızca birinin olmasıdır! (Niteliksiz Adam 3)
  • Her yerde:insan yakınlarındayken koyunlar ürkek ve akılsızdır;koyunlar onu dayak ve taşlamalarıyla tanırlar.Ama eğer insan hareketsiz kalıpta uzaklara bakarsa,oradaki varlığını unuturlar.On ya da on beş tanesi kafa kafaya verirler ve kafalarının ortasıyla ya da kafalarının arkalarındaki renkli desenlerle bir çarkın dişlerini oluştururlar.Kafataslarını sıkıca birbirlerine yapıştırırlar.Öylece dururlar ve oluşturdukları tekerlek saatlerce kımıldamaz.Rüzgar ve Güneş dışında herhangi birşey hissetmek istiyormuş gibi görünmezler ve alınlarının arasında,sonsuzluğa uzayan saniyeler hapishane duvarlarında mahkumların çekiç sallayışı gibi kafadan kafaya akan sinyalleri bulup çıkarır. (Baltık'taki Balıkçılar)
  • Eğer bu güven duygusu bizde olma­saydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallılığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
  • Ama yine de umutsuzluğa kapılmıyor, her şeye karşın kendimizi sağlam bir zemin üzerindeymişiz gibi güven içinde hissediyoruz. Eğer bu güven duygusu bizde olmasaydı, içimizde olmasaydı aklımızın zavallığı karşısında duyacağımız umutsuzluktan kendi kendimizi öldürmemiz gerekirdi. Bu güven duygusu sürekli eşlik ediyor bize, bizi aykata tutuyor, aklımızı her an küçük bir çocuk gibi koruyucu kollarına alıyor. (Öğrenci Törless'in Bunalımları)
  • huzurun peşinde değildi, ruhunun dışına çıkmaya hasretti (Üç Kadın)