Kitap Künyesi
Yazar: Mircea Eliade
Çevirmen: Cem Soydemir
Yayın Evi: Doğu Batı Yayınları
İSBN: 9786059328623
Sayfa Sayısı: 172
--reklam--
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bildiğimiz dünya, düşünülenden hep daha geniştir… Bazen katı bir bilimsel gerçeklik içinde kalır, bazen de kültürel modalar halinde kendine daha geniş bir halka bulan astroloji, totem, sihir ve büyü gibi dile dolaşan, bilinçaltında gezinen eğilimlerle farklı düzeylerde yeniden yorumlanır. Ünlü dinler tarihçisi Mircea Eliade’nin eserlerinde birbirinden farklı kültürlerde kendine yer edinen sembol ve imgeler, inanç ve mitler esasen arkaik bir kökeni işaret eder: İnsanın kutsal ile kurduğu bağdır bu. Eliade popülerliğin tuzağına düşmeden bu sahadaki ustalığını gösterir. Okültizm, ezoterizm, büyücülük, Avrupa büyücülüğünün tarihyazımı, ölümün kökenine dair mitler, sanatçıların eserlerinde kültürel yaratımın gizli kodları, anlamları ve değişmeyen arketipler ve bu suretle kültürel modalara getirilen eleştiriler Eliade’nin bu kitapta incelediği bazı başlıklardır.
Uzun yıllar süren araştırmaların ürünü olan bu yazılarda Eliade’nin yaşamı boyunca yaptığı çalışmaların genel bir özeti sunuluyor. Mircea Eliade akademik ve ortodoks geleneklerin dışında, her aşamada kendi özgün buluşlarını sergiliyor. Eliade’nin keşiflerinde, çeşitli yüzyıllarda ve farklı kültürlerde inanç ve kutsal arasındaki ilişkinin hiç de yalınkat ve düz bir çizgiyi takip etmediği görülecektir. İnsan bulunduğu o küçücük noktadan bütün bir dünyayı, evreni, yıldızları, ruhu, iyiliği ve kötülüğü, melekleri, şeytanları ve Tanrıyı nasıl yorumlamıştır? Ve daha da önemlisi, hangi tinsel nedenlerden ötürü insan kendi benliğini arzın merkezine sıkı sıkıya sabitlemiş ve buradan kâinatı seyre dalmıştır?
--reklam--
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar Alıntıları - Sözleri
- İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur.
- Teilhard'a göre tarih, yaşamın belirmesiyle başlayan ve son galaksi Tanrı Kelamı'nı* duyana dek sürecek olan muhteşem kozmik süreçteki önemsiz bir kesittir. *evreni yaratan ilahi söz.
- Burcunuzda yazılı talimatlara uyarak kendinizi evrenle uyum içinde hissedersiniz ve üstesinden gelmesi zor, trajik ve çözülemez sorunlarla uğraşmak zorunda kalmazsınız.
- şu inanış vardır: İnsan ilk yaratıldığında Tanrı ona ruh bahşetmiştir, bedenini veren ise yeryüzüdür. Ölüm anında bu iki unsur da doğal olarak kendi kaynaklarına döner: beden yeryüzüne ve ruh da semavi yaratıcısına.
- İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur.
- Teilhard'a göre tarih, yaşamın belirmesiyle başlayan ve son galaksi Tanrı Kelamı'nı* duyana dek sürecek olan muhteşem kozmik süreçteki önemsiz bir kesittir. *evreni yaratan ilahi söz.
- Meçhul bir İngiliz psikanaliste mal edilen şu açıklamayı hatırlayalım: “Hepimiz deli doğarız; sonradan ahlakı öğrenir, aptal ve mutsuz oluruz; sonra da ölürüz.”
- Teilhard'a göre tarih, yaşamın belirmesiyle başlayan ve son galaksi Tanrı Kelamı'nı* duyana dek sürecek olan muhteşem kozmik süreçteki önemsiz bir kesittir. *evreni yaratan ilahi söz.
- "Freud Tanrının fiziksel babanın yüceltilmesinden başka bir şey olmadığına inandığı için, totemin kurban edilmesinde öldürülen ve kurban edilen bizatihi Tanrıdır. Baba-tanrının katledilmesi insanlığın ilk günahıdır. Bu kanlı katilliğin kefareti İsa'nın kanlı ölümüyle ödenir."
- Fiziksel nesneler ruhun kendi içine çekilip, bir tür “geçmişe dönüşler” aracılığıyla dünyadışı konumunda sahip olduğu özgün bilgiyi yeniden keşfetmesine ve yeniden ele geçirmesine yardımcı olur.
- Dindar olmayan çoğu insan için ölüm, yaşamın anlamını yitirmesinden önce bile her dinsel anlamdan yoksundur. Bazıları için ölümün yavanlığının keşfi, yaşamın saçmalığının ve anlamsızlığını önceler.
- Hepimiz deli doğarız; sonradan ahlakı öğrenir, aptal ve mutsuz oluruz; sonra da ölürüz
- Meçhul bir İngiliz psikanaliste mal edilen şu açıklamayı hatırlayalım: “Hepimiz deli doğarız; sonradan ahlakı öğrenir, aptal ve mutsuz oluruz; sonra da ölürüz.”
- Burcunuzda yazılı talimatlara uyarak kendinizi evrenle uyum içinde hissedersiniz ve üstesinden gelmesi zor, trajik ve çözülemez sorunlarla uğraşmak zorunda kalmazsınız.
- Hepimizin çok iyi bildiği gibi, belirli bir kuramın veya felsefenin popüler, modaya uygun veya moda olması, ne onun olağanüstü bir buluş, ne de tamamen değersiz olduğunu gösterir. Kültürel modanın büyüleyici yönlerinden biri de söz konusu olguların ve yorumların doğru olup olmamasının hiçbir önem taşımamasıdır.
--reklam--
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın çok fazla bir okuyucu kitlesi yok yalnız okuyacak kişiler için bir içerik özeti olması açısından yazmak istedim. İçinde 5-6 bölüm var kısaca bu bölümler hakkında bir şeyler yazdım, umarım okuyanlar için bir ön bilgi niteliğinde olur. Sağlam kafayla okunmadığı sürece tekrar tekrar sayfanın başına gidilebiliyor, benim için başlarda anlaşılması güç olmuştu baya. Aslında sadece ilgisi ve merakı olanların okuyabileceği bir kitap çünkü sonuç olarak bilgi odaklı. Eğer büyücülük ve bu törenler/ayinler ilginizi çekiyorsa okuyabilirsiniz. Nasıl ki hayatımızda sosyal, ekonomik, dini olarak yaşayış tarzımızı değiştiren, başka bir soluk getiren modalar varsa entelektüellerin dünyasında da bazı yaklaşımlar, kuramlar veya ortaya atılan bazı düşünceler moda olur. Bu modalar çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir de. Eliade ise kitabında bir dinler tarihçisi olarak bu kültürel modalardaki gizli anlamları bulmaya çalışıyor. Her ne kadar 18. yy'dan sonra toplum mitlerden, efsanelerden, metafizik unsurlardan arınıp, sekülerleşip, rasyonelleşse bile mekanlara ve olaylara karşı mistik ve gizemli bir tutum modern insanın yaşamının bir parçası olmaya devam edecektir. Bu kültürel modalara örnek olarak 2. Dünya Savaşı sonrası gelişen ve entelektüel dünyayı ellerine alan Varoluşçuluk ve Marksizm örnek verilebilir. Yaşadığı topluma yabancılaşma ve yalnızlaşma fikri geniş çevrelerce ilgi görür ve görmektedir. Daha sonra bu iki yaklaşıma alternatif olarak Planéte(Gezegen) dergisi, Teilhard de Chardin ve Claude Lévi-Strauss ortaya çıkar. Bu yaklaşımlar ve kişiler beraberinde metafiziği, ezoterizmi getirir. Örneğin Fransız okuyucuyu coşturan şey bilimi ezoterizm ile birleştirip önlerine sunan Planéte dergisi oldu. Planéte dergisinde okültizm, bilim-kurgu ve evrenin gizemi hakkında çeşitli yazılar yayınlanmaya başlar. Bilimsel bilgi dışında başka bilme biçimlerinin var olması ve esrarengiz evrenleri keşfetme çağrısı insanın mahkûm olduğu iç karartıcı insanlık durumunu atmak için muazzam bir fırsattı. Teilhard aynı şekilde dini, teleolojik kitaplar yazmış ve insan anlamsızlığını, değersizliğini vurgulayan Varoluşçuluktan sonra bu durum oldukça ferahlatıcı gelmiştir. Bu kültürel modalarda genel olarak dönemlerinde var olan birtakım yerleşik yargılara bir nevi karşı çıkış söz konusudur aslında. Eliade kitabın geri kalanında aynı şekilde inanç sisteminin mitolojinin, kozmolojinin insanların yaşayışlarına, sosyal yapılarına, geleneklerine, mimarilerine nasıl bir etkisi olduğundan bahsediyor. Örneğin cenaze törenlerinin tesadüfi olarak olmadığını aslında mistik durumlarla, mitolojiyle nasıl harmanlandığını genç bir kızın ilginç cenaze ayiniyle anlatıyor bize Eliade. Batı tarafından çoğunlukla mesafeli olarak yaklaşılan mistisizm aslında Doğu'nun temel dinamiklerindendir ve bu bir bakıma Pozitivizm'e de karşı çıkıştır. Bazı kişilerce bu mistisizmle Doğulu insanlar Batılıların sahip olduğu o anlam kaybının, manevi boşluğun ve bunalımların önünü kapatır. Ve en son ortaya çıkan gizem patlaması Astroloji olur. Astrolojiyle beraber Heidegger ve Sartre'nin tanımladığı o saçma ve anlamsız dünya yoktur çünkü birtakım yıldızlara bakarak hayatımızın karanlık tarafını örtüyor ve burcumuzun bize itibar kazandırmasına izin veriyoruz. Avrupa'nın büyücülüğe ve cadılığa olan mesafesini biliyoruz; bunu sapkınlık, kötülük, şeytana hizmet etme şeklinde görürler. Benandanti ve daha birçok topluluk bu yüzden Engizisyonca yargılanır ve yakılır. Bana ilginç geleniyse orji ayinleriydi. Bu bir yerde toplanan kadınlı erkekli grubun rastgele cinsel ilişki içine girmesi. Bu kişilerin kim olduğunun önemi yok; ister kız kardeş ister nine olsun cinsel ilişkiye girilir ve bu ensest ilişki sonucu doğan çocuklar da yakılırdı. Bu konularda kültürel görelilik göz önüne alınıp konuşulmalı elbette ama bu durum bana gerçekten çok tuhaf gelmişti. Bohemyalı Ademciler olarak adlandırılan bir grup ise Adem'in cennetten kovulmadan önce çıplak olduğunu ve bunun da özgür bir cinsel hayatı temsil ettiğine inanıyorlardı. Sonuç olarak bu Avrupa cadılarının orji pratikleri belli bir dinsel örüntü sergiler. Eliade'nin kitap boyunca anlattığı da genel olarak bu. Dinin insanların hayatlarını, yaşayış biçimlerini nasıl etkilediğini göstermek. Dediğim gibi kitap bilgi odaklı olduğu için içeriğinden bahsettim biraz, eğer konulara meraklıysanız okunabilir elbette. Benim bir dersim için okumam gereken bir kitaptı. İyi okumalar :) (esra)
Dinler tarihi seri kitapları olan Mircea Eliade arkeoloji mitoloji tarih dini ve dinler tarihini harika bir şekilde birbirleri ile uyumlu hale getirir. Küçükken oynadığımız sek sek oyunun ne anlama geldiğini, başka evrenlere geçişinden tutun çeşitli kültür diye benimsediğimiz uygulamaların perde arkasını nereden geldiğini bize çok iyi anlatır. Meraklı olanlara kesinlikle tavsiye edilir. Çeşitli kültler ayinler bayramlar vb. hakkında bilgiye sahip olacaksınız. Bazende tiksinc ve ürperti duyarsınız. Iyi okumalar..") (Emir Kerem Akbulut)
Kitap güzel ancak içinde yer alan bazı toplulukların ayinleri gerçekten enteresan. Toplumlar çok farklı ve uygulamaları da hayliyle bayağı farklı. Okuyun,gerçekten seveceksiniz. (Tolunay Tüsüz)
--reklam--
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mircea Eliade - Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mircea Eliade Kimdir?
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi.
Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı.
Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
--reklam--
Mircea Eliade Kitapları - Eserleri
- Dinler Tarihine Giriş
- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt I)
- Mitlerin Özellikleri
- Şamanizm
- Ebedi Dönüş Mitosu
- Kutsal ve Kutsal-Dışı
- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt II)
- İmgeler ve Simgeler
- Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
- Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III)
- Matmazel Christina
- Babil Simyası ve Kozmolojisi
- Mitler, Rüyalar ve Gizemler
- Demirciler Ve Simyacılar
- Arayış
- Yoga
- Dinin Anlamı ve Sosyal Fonksiyonu
- Asya Simyası
- Mistik Hint Erotizmi
- Dinler Tarihi Sözlüğü
- Dinler Tarihi
- Zalmoksis'ten Cengiz Han'a
- Bengal Geceleri
- Doğuş ve Yeniden Doğuş
- Yaşlı Adam ve Bürokratlar
- Mefisto ile Erdişi
- Avustralya Dinleri
- Mistik Öyküler
--reklam--
Mircea Eliade Alıntıları - Sözleri
- şu inanış vardır: İnsan ilk yaratıldığında Tanrı ona ruh bahşetmiştir, bedenini veren ise yeryüzüdür. Ölüm anında bu iki unsur da doğal olarak kendi kaynaklarına döner: beden yeryüzüne ve ruh da semavi yaratıcısına. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
- İnsan mitleri "yaşarken", kutsal olmayan, kronolojik özellikteki zamanın dışına çıkar, nitelik açısından farklı bir zamana, hem en eski hem de sonsuza dek yakalanabilecek olan "kutsal" bir zamana açılır. (Mitlerin Özellikleri)
- İnsan ancak ölümü doğru anlayarak kendisini ele geçirir ve dolayısıyla kendisini Varlığa açar. Gerçekten de insan ölümün kaçınılmazlığını idrak edip ölüme doğru özgürlüğün farkına vardığında, varoluş sahici hale gelir; yani tamamen insanca olur. (Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar)
- Dinsel insan: Her yerde bir "şifre" keşfeder. En alışılmış davranış bile tinsel bir mana taşıyabilir. Yol ve yürüyüş dinsel değerlere dönüştürülebilir, çünkü her yol "hayat yolu"nu, her yürüyüş de bir "haccı", yani Dünyanın merkezine yapılan bir yolculuğu simgeleyebilir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- ... tuhaf ve olağanüstü olan, genelde kaygı ve uzaklaştırma duygularını getirmektedir. Bazı tabu örnekleri ve tabu olan davranışlar, canlılar ya da nesneler bize tuhaf, uğursuz, gizemli vs kratofanilerin normal deneyimler sisteminden ayrıldığı mekanizmayı açıklar. (…)Böylelikle çirkinlik ne biçimsizlik, bu nitelikleri taşıyanları ötekilerden ayırıp kutsal kılar. (Dinler Tarihine Giriş)
- Örneğin inşaat ayinlerini ele alalım; bu yolla kurbanın ''yaşamı'' ya da ''ruhu'' binaya aktarılmış olur, bina da aynı nedenle sunulan kurbanın yeni bedenidir. (Demirciler Ve Simyacılar)
- Antik kozmolojilerin (Mezopotamya, Hindistan, Çin) "dünya"sı çok büyük, kapalı bir yuvarlak olarak tahayyül ediliyordu. Tapmak bu dünyanın imge'siydi, somut modeli hava kabarcığı ya da su damlası, "kozmik yumurta"ydı. (Mistik Hint Erotizmi)
- Türk-Moğolların yıldırım gibi istilaları - IV. yüzyılda Hunlardan Timur'a kadar (1360-1404)- Avrasya'nın ilkel avcılarının mitsel modelinden esinleniyordu: bozkırda avını kovalayan yırtıcı etobur. Hareket- lerinin apansızlığı ve hızı, toplulukları kitlesel olarak katletmeleri, yerleşik kültü- rün dışsal işaretlerini (kentler ve köyler) yok etmeleri; Hun, Avar, Türk, Moğol at- lılarını bozkırda geyikleri avlayan veya göçebe çobanların sürülerine saldıran kurt sürülerine benzetir. Askeri önderlerin, bu davranış tarzının stratejik önemini ve si- yasal sonuçlarını çok iyi bildiğine kuşku yoktur. Ama örnek avcının -yırtıcı eto- bur- mistik saygınlığı da hatırı sayılır bir rol oynuyordu. Birçok Altay boyu, atala- rının doğaüstü bir kurt olduğunu iddia ediyordu (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi (Cilt III))
- "John Cotton şöyle yazıyordu: Ne kadar kültürlü ve zekiysen, Şeytanın emrine girmeye o kadar yakınsındır." şey mi dostum :)) (Arayış)
- "Schmidt ilkel insanın Tanrı fikrini mantıksal bir neden arayışı kapsamında keşfettiği sonucuna ulaşıyordu. Dinin çok karmaşık bir fenomen olduğu gerçeğini göz ardı ediyordu-" (Arayış)
- Tarihi kişiler arketipleri olan tanrıları ve mitsel kahramanları taklit etmeye çalışıyorlardı. (Mitler, Rüyalar ve Gizemler)
- ...dinsel deneyim yaşayanlar açısından tüm Doğa kozmik bir kutsallık olarak belirmeye müsaittir. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- Upanişadlar'daki bilge, Neti! neti! diye haykırır: "Hayır! Hayır! Sen bu değilsin, sen şu da değilsin!" (Yoga)
- Ancak Mezopotamyalılarda gelenek bir bütündür: Marduk’un yalnızca toprağı değil aynı zamadan kendi kanını da kullanması gerekmiştir: Kanımı pıhtılaştıracağım, kemik yapacağım ondan. İnsanı ayağa kaldıracağım, gerçekten bir insan olacak... İnsanı yapacağım, yeryüzünde yaşayacak... (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
- "İnsan, kendi ördüğü anlam ağlarında asılı kalmış bir hayvandır." (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- Freud "Tanrı'nın, insanların fiziksel Babasının yüceltilmesinden başka bir şey olmadığını savunur; bu nedenle, toteme kurban verilirken, öldürülen ve kurban edilen bizatihi Tanrı' nın kendisidir.Baba-Tanrı'nın katledilmesi insanlığın ilk günahıdır.Bu öldürme suçunun kefareti İsa' nın kanlı ölümüyle ödenir." (Arayış)
- Hitit büyüsü, makrokozmos (Evren)-mikrokozmos (insan bedeni) benzeşimince belirlenmiştir. İnsanın başı Göğe tekabül eder, elleri toprağa, gözleri suya benzemektedir. (Babil Simyası ve Kozmolojisi)
- Tuhaf, tek, yeni, eşsiz ya da korkunç olan her şey büyüsel-dinsel güçlerin toplanması için mükemmel bir zemindir ve koşullara göre kutsalın neden olduğu iki yönlü duygu nedeniyle ya tapınılan ya da kaçınılan bir nesneye dönüşür. A.C. Kruyt şöyle yazmaktadır: “Bir köpek avda her zaman şanslıysa, bu bir measadır( kötüye işaret, uğursuzluk). Avda çok başarılı olmak Toradjaları endişelendirir. Hayvanın avını yakalamasını sağlayan büyüsel güç, efendisine ölümcül sonuçlar getirecektir. (Dinler Tarihine Giriş)
- Dünyada yaşamak için, onu kurmak gerekir ve hiçbir dünya, kutsal-dışı uzamın göreliliğinin ve türdeşliğinin "kaos"u içinde doğamaz. (Kutsal ve Kutsal-Dışı)
- Modern insanın bilincinin en soylu kısmı, çoğu zaman sanıldığından daha az manevidir. Hızlı bir çözümleme, bilincin bu soylu ve yüksek küresinde, bazı kitabi kalıntıların, çok miktarda ve çeşitli düzlemlerde önyargının; hayatın anlamı, en yüce gerçek vb. konularında tamamen basmakalıp birkaç düşüncenin canlılığını açığa çıkartacaktır. Uyanıkken görülen düşlerde, melankolilerde, imgelerin bilincin oyun saatleri esnasındaki serbest oyunlarında, her türden vakit geçirme ve eğlencede. Bu mitsel hazine burada laikleşmiş ve modernleşmiş bir şekilde devam etmektedir. Freud'un cinsel gerçeklere ilişkin oldukça ham imalarla gösterdiği üzere, bu tür imgelerin biçim değiştirdikleri olmuştur. İmgeler ayakta kalabilmek için, çok tanıdık hale gelmişlerdir. Ancak kullanımları hiç de azalmış değildir. Çünkü bu gerilemiş imgeler, modern insanın manevi yenilenmesinin mümkün olabilecek başlangıç noktasını gösterirler. (İmgeler ve Simgeler)
Yorumlar
0 yorum