Kitap Künyesi
Yazar: Pierre Bayard
Çevirmen: Aysel Bora
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051419473
Sayfa Sayısı: 220
--reklam--
Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Umberto Eco'nun ahbabı, çok cins, çok zeki Fransız denemeci Pierre Bayard, hepimizin merak ettiği soruya yanıt veriyor: Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?
Parisli Fransız edebiyatı profesörü, yetenekli bir şarlatan, bir edebiyat martavalcısı ve profesyonel bir "okumaz." "Akademik düzeyde edebiyat eğitimi verdiğimden," diyor pişmanlıkla, "aslında çoğunlukla kapağını bile açmamış olduğum kitaplar hakkında yorum yapmaktan hiçbir zaman kaçamadım."
Bayard, entelektüel dünyada, üzerine konuşulması en az ekonomik durum ya da seks hayatı kadar tabu haline gelmiş bir konuyu ele alıyor; klişeleri yerle bir ederek hem sürekli okumak zorunda olanların içini rahatlatıyor hem de "okumama"nın aslında yaratıcı bir eylem olduğunu, birbirinden çarpıcı örneklerle kanıtlıyor.
Joyce ya da Proust hakkında iki çift laf edebilmek için bu kitapları sonuna kadar (hatta hiç!) okumaya gerek olmadığının, önemli olanın tek tek kitaplardan çok, kitaplar arasındaki bağlamı, ilişki düzenini kavramak olduğunun altını çiziyor. Bu tezi savunurken de, son derece özgün bir kodlama sistemi oluşturuyor. Balzac, Valéry, Musil, Wilde, Eco gibi yazarların metinlerindeki "yaratıcı okumama" stratejilerini tek tek ortaya çıkartarak, okumanın tarihinde kışkırtıcı bir yeni sayfa açıyor.
"Kültür," diyor kıs kıs gülerek, "bireysel cehaleti gizlemekle yükümlü bir tiyatrodur."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz? Alıntıları - Sözleri
- okunan her kitap anında bilinçten uzaklaşmaya başladığından, kitabın okunup okunmadığı hatırlanmaz hale geliyor, okuma kavramı bile her türlü tutarlılığını kaybetmeye doğru gidiyor, kapağı açılmış ya da açılmamış her kitap sonunda herhangi bir kitapla eşdeğer hale geliyor.
- Kültürlü insanlar bilir -ne yazık ki kültürsüzler bilmez- kültür öncelikle bir yönelim işidir. Kültürlü olmak şu ya da bu kitabı okumuş olmak değil, kitapların bir bütünlüğü içinde kendini bir yere konumlandırmasını bilmektir, yani onların bir bütün oluşturduğunu bilmek ve her unsuru ötekilerle olan ilişkisine göre bir yere yerleştirebilecek durumda olmaktır.
- (dördüncü bölüm, unuttuğumuz kitaplar: okuduğumuz ama tamamen unutup adını bile hatırlamadığımız bir kitabın gene de okunmuş bir kitap sayılıp sayılamayacağına dair) okumak, sadece bir metni tanımak ya da bir bilgi edinmek değildir. okuma, başladığı andan itibaren bastırılmaz bir unutuş hareketi içine girmiştir. ... bir kitaptan ancak kısa ya da uzun bir bölüm okunmuştur ve bu bölüm de kısa ya da uzun vadede kaybolmaya mahkûmdur. biz kendi kendimize ya da başkalarıyla kitaplardan çok, içinde bulunduğumuz zamanın koşullarına göre yeniden şekillendirilmiş hatıralardan bahsetmiş oluruz.”
- Ve kitaplar, tıpkı kelimeler gibi, bizi temsil ederken olduğumuz şeyi değiştirir.
- Eleştirisini yapacağım bir kitabı asla okumam; insan o kadar etkileniyor ki. Oscar Wilde
- Okunabileceklerin sonsuzluğu ile yüz yüze gelmekle, okumamayı cesaretlendirme düşüncesi birbiriyle bağlantısız sayılmaz. Karşınızda sayılamayacak kadar çok yayınlanmış kitap varken, insanın bütün hayatıyla çarpsanız bile her türlü okuma girişiminin, sonsuza kadar bilinmedik olarak kalacak olan diğer bütün kitaplarla kıyaslandığında ne kadar boş olduğunu düşünmemek mümkün mü?
- Okuma öncelikle okumamadır ve hayatlarını okumaya adayan sıkı okuyucularda bile bir kitabı eline alıp kapağını açma hareketi, eşzamanlı olarak gerçekleşen ve bu yüzden de dikkatten kaçan tam tersi hareketi daima maskeler: istemsiz olarak gerçekleşen ve farklı bir dünya düzeninde olsa o kitabın yerine seçilebilecek bütün kitapları eline almama ve kapatma hareketi.
- Burnunu kitaplara sokan kişi kültür için, hatta okuma için bir kayıptır. Çünkü mevcut kitap sayısı yüzünden, bu genel bakışla her kitap arasında ister istemez bir seçim yapmak zorunluluğu vardır ve her okuma, zor ve zaman isteyen bütüne hakim olma çabasında bir enerji kaybıdır.
- Okumak, sadece bir metni tanımak ya da bir bilgi edinmek değildir. Okuma, başladığı andan itibaren bastırılmaz bir unutuş hareketi içine girmiştir.
- Ötekiyle aynı değilse bile, en azından ortak okumaları -bu da zaten aynı şeyleri okumuş olmak anlamına gelir- yapmış olmak, aşkta anlaşmanın koşullarından biridir. İlişkinin en başından itibaren iç kütüphanelerimizin birbirine ne kadar yakın olduğunu hissettirerek, kendimizi sevdiğimizin beklentilerinin düzeyinde gösterme ihtiyacımız buradan ileri gelir.
- Bir kitabı okumamış olmak en sık rastlanan hal ve bunu unutmaya gerek duymadan kabul etmek, gerçekte söz konusu olanla yani bir kitapla değil de kitabın konusu olmaktan çok sonucu olduğu karmaşık bir söylem durumuyla ilgilenmeye başlamak için ilk adımdır.
- Kültürlü insanlar bilir - ne yazık ki, kültürsüzler bilmez- , kültür öncelikle bir yönelim işidir. Kültürlü olmak şu ya da bu kitabı okumuş olmak değil, kitapların bütünlüğü içinde kendini bir yere konumlandırmasını bilmektir, yani onların bir bütün oluşturduğunu bilmek ve her unsuru ötekilerle olan ilişkisine göre bir yere yerleştirebilecek durumda olmaktır.
- °•Kültürlü insanlar bilir ne yazık ki, kültürsüzler bilmez , kültür öncelikle bir yönelim işidir. Kültürlü olmak şu ya da bu kitabı okumuş olmak değil, kitapların bütünlüğü içinde kendini bir yere konumlandırmasını bilmektir, yani onların bir bütün oluşturduğunu bilmek ve her unsuru ötekilerle olan ilişkisine göre bir yere yerleştirebilecek durumda olmaktır.°•
- Okunabileceklerin sonsuzluğu ile yüz yüze gelmekle, okumamayı cesaretlendirme düşüncesi birbiriyle bağlantısız sayılmaz. Karşınızda sayılamayacak kadar çok yayınlanmış kitap varken, insanın bütün hayatıyla çarpsanız bile her türlü okuma girişiminin, sonsuza kadar bilinmedik olarak kalacak olan diğer bütün kitaplarla kıyaslandığında ne kadar boş olduğunu düşünmemek mümkün mü?
- Okumak, sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda —belki de daha çok— unutmaktır, o halde, içimizdeki bizle çatışmak kendimizi unutmaktır.
--reklam--
Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Okumadığım Bir Kitap Hakkındaki İlk İncelemem: YouTube kitap kanalımda bu kitap için yaptığım yorumu izleyebilirsiniz: https://youtu.be/EzLwlFvt2pw 1000kitap sitesinde bugüne kadar yazdığım yüzlerce incelemeden farklı bir inceleme olacak bu, çünkü bu kitabı okumadım. E nasıl yani? "Okumadığın kitap hakkında nasıl bir şeyler yazabilirsin ki peki?" diye soracak olabilirsiniz. Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız toplaşın yamacıma... Soru gayet net: Okumadığımız kitaplar hakkında nasıl konuşuruz? Cevap da gayet net: İşte böyle. Bence okur olmak aynı zamanda çok iyi bir gözlemci de olmak demektir. Diğer okurların yazdıklarından, alıntılarından, kitap yorumlarından, iletilerinden veya diğer verilerden pek çok şey kapıp bir kitabın bir sayfasını bile okumadan o kitap hakkında pek çok görüşe sahip olabiliriz. Mesela, Oblomov'un miskinliği, Raskolnikov'un işlediği suç veya Aylak Adam olan C.'nin aylaklığı ve yabancılaşması gibi konuları aklımızda tutarak kitaplar hakkında pek çok görüşe ve ön bilgiye sahip olabiliriz. Hatta şöyle de düşünebilirsiniz... Wattpad kitaplarını okumadan da içlerindeki mafyavari badboy tiplemelerini, bu tür kitaplar okuyanların genelde arkadaş çevresinde kabul görmek veya sosyal medyada çektiği fotoğraflarla daha çok beğeni alabilmek için uğraştığını, edebi kaygının değil şiddete duyulan sevginin yüceltildiğini, bu tür kitapların sizin için bir faydasının olmayacağını kolaylıkla anlayabilirsiniz. Hayatımda sadece birkaç Wattpad kitabı okumuş olsam da bu tür kitapların kapağı, okura sunuluş biçimi, okuyan kitlenin yaş aralığı ve arayışı gibi konulardan aslında "okumadığımız kitaplar hakkında da konuşabileceğimizi" kolaylıkla görebiliyorsunuz. Peki soruyorum: Bütün bu kitapları okumaya, bütün bu filmleri ve dizileri izlemeye, bütün bu ülkeleri gezmeye ömrümüz nasıl yetecek? Bu imkansız bir ihtimal arkadaşlar... Hayat oldukça kısa ve etrafımızda konuşulan ya da okumamız gerektiğini düşündüğümüz bütün kitaplara, izlememiz gerektiğini düşündüğümüz bütün filmlere yetişebilmemiz için Spider Man'deki Dr. Octopus gibi onlarca kola sahip olmamız gerek. O yüzden diğer okurların yazdığı yorumlardan çeşitli anahtar kelimeler yakalayın, bir kitabı okumamış olsanız bile içindeki karakterler hakkında bir kulak aşinalığınız olsun, böylece o kitabın zamanı geldiğinde artık "okuduğunuz kitaplar hakkında nasıl konuşuruz" seviyesine de daha rahat ve bilinçli bir şekilde erişebilirsiniz. Zaten bu kitap da tam olarak bu okuma kültüründen bahsediyordur. YouTube kanalımdaki yeni videomda tam da bu incelemede yazdığım şeylerden bahsettim: https://youtu.be/EzLwlFvt2pw Bu incelemeyi bugüne kadar en sevdiğim pasajlardan biri olan Bilge Karasu'nun Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir kitabından bir bölümle sonlandırıyorum: "Durmadan okumaktan söz ediliyor. Evet, ben de bir ömür boyu bunu yaptım, (gülerek) durmadan okudum, okudum ama, şimdi düşünüyorum, durmadan okumak, yani birtakım kitapları okumuş olarak rafa kaldırmak, bir yerlere yerleştirmek, şunları okudum demek mi amaç? Olmasa gerek. Bütün bunlar bize bir şeyler düşündürecek, bir şeyler gösterecek, bir şeyler anlatacak, kendi kendimizi belki daha iyi anlayacağız, hem kendimizi belki daha iyi tanıyabileceğiz, kendi kendimizi derken ille kendimizden söz etmek de istemiyorum, kendimizi, dünyamızı, dünyayı, insanları, oyunları, ilişkileri başkalarının aracılığıyla ya da başkalarının yardımıyla tanımlamak çok önemli; tabii bunun için de buna dikkatimizi çevirmemiz gerekiyor. Yetkin davranmamız gerekiyor okumamızda, bakmamızda, dinlememizde." (Oğuz Aktürk)
Fransız edebiyat profesörü olan Pierre Bayard, bizi büyük bir sorgulamanın içerisine sürükleyerek şunu soruyor: Okumadığımız kitaplar hakkında konuşabilir miyiz? Tabii ki bu sorunun cevabını bu kitapta 'evet' olarak görüyoruz. Yazar ikna edici bir yolla bize belli başlıklar sunuyor ve bu başlıklar içerisinde de bu tezi ikna edici bir hale getiriyor, ilerleyen sayfalarda ise okuduğumuz kitapları bile unuttuğumuzu, unuttuğumuz kitapları okumuş olarak kabul edip edemeyeceğimize dair kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Kitapta geçen bazı başlıklar şu şekilde: Bilmediğimiz kitaplar; karıştırılıp göz gezdirilen kitaplar; hakkında konuşulduğunu duyduğumuz kitaplar; unuttuğumuz kitaplar; bir profesörün karşısında; yazar karşısında.. Yazarın savunduğu düşüncenin kitaptan alıntılarla biraz daha netleşeceğini düşünüyorum: “Okunabileceklerin sonsuzluğu ile yüz yüze gelmekle, okumayı cesaretlendirme düşüncesi birbiriyle bağlantısız sayılmaz. Karşınızda sayılamayacak kadar çok yayınlanmış kitap varken, insanın bütün hayatıyla çarpsanız bile her türlü okuma girişiminin, sonsuza kadar bilinmedik olarak kalacak olan diğer bütün kitaplarla kıyaslandığında ne kadar boş olduğunu düşünmemek mümkün mü? Okuma öncelikle okumamadır ve hayatlarını okumaya adayan sıkı okuyucularda bile bir kitabı eline alıp kapağını açma hareketi, eşzamanlı olarak gerçekleşen ve bu yüzden de dikkatten kaçan tam tersi hareketi daima maskeler: istemsiz olarak gerçekleşen ve farklı bir dünya düzeninde olsa o kitabın yerine seçilebilecek bütün kitapları eline almama ve kapatma hareketi.” “Kitapların sadece tanımaya değil, aynı zamanda bellek kaybına, hatta kimlik kaybına bağlı olması, okuma üzerine her türlü fikir yürütmede hazır bulunması gereken bir unsurdur, aksi halde okuma üzerine düşünceler sadece metinlerle içli dışlı olmanın olumlu ve yağmacı yanını hesaba katardı. Okumak, sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda -belki de daha çok- unutmaktır, o halde, içimizdeki bizle çatışmak kendimizi unutmaktır.” (Beste)
--reklam--
Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Pierre Bayard - Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Pierre Bayard Kimdir?
Pierre Bayard 1954’te Fransa’da, Amiens’te doğdu. İlk kitabı "İl etait deux fois Romain Gary", 1990’da yayımlandı. 1993’te Editions de Minuit’nin "Paradoxe" dizisini başlattı. "Roger Ackroyd’u Kim Öldürdü?" adlı kitabıyla büyük başarı kazandı (1998).
--reklam--
Pierre Bayard Kitapları - Eserleri
- Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?
- Roger Ackroyd'u Kim Öldürdü?
- Önceden İntihal
- Hamlet Üzerine Soruşturma : Sağırlar Diyaloğu
--reklam--
Pierre Bayard Alıntıları - Sözleri
- Okunabileceklerin sonsuzluğu ile yüz yüze gelmekle, okumamayı cesaretlendirme düşüncesi birbiriyle bağlantısız sayılmaz. Karşınızda sayılamayacak kadar çok yayınlanmış kitap varken, insanın bütün hayatıyla çarpsanız bile her türlü okuma girişiminin, sonsuza kadar bilinmedik olarak kalacak olan diğer bütün kitaplarla kıyaslandığında ne kadar boş olduğunu düşünmemek mümkün mü? (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- okunan her kitap anında bilinçten uzaklaşmaya başladığından, kitabın okunup okunmadığı hatırlanmaz hale geliyor, okuma kavramı bile her türlü tutarlılığını kaybetmeye doğru gidiyor, kapağı açılmış ya da açılmamış her kitap sonunda herhangi bir kitapla eşdeğer hale geliyor. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- °•Kültürlü insanlar bilir ne yazık ki, kültürsüzler bilmez , kültür öncelikle bir yönelim işidir. Kültürlü olmak şu ya da bu kitabı okumuş olmak değil, kitapların bütünlüğü içinde kendini bir yere konumlandırmasını bilmektir, yani onların bir bütün oluşturduğunu bilmek ve her unsuru ötekilerle olan ilişkisine göre bir yere yerleştirebilecek durumda olmaktır.°• (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Okumak, sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda —belki de daha çok— unutmaktır, o halde, içimizdeki bizle çatışmak kendimizi unutmaktır. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- (dördüncü bölüm, unuttuğumuz kitaplar: okuduğumuz ama tamamen unutup adını bile hatırlamadığımız bir kitabın gene de okunmuş bir kitap sayılıp sayılamayacağına dair) okumak, sadece bir metni tanımak ya da bir bilgi edinmek değildir. okuma, başladığı andan itibaren bastırılmaz bir unutuş hareketi içine girmiştir. ... bir kitaptan ancak kısa ya da uzun bir bölüm okunmuştur ve bu bölüm de kısa ya da uzun vadede kaybolmaya mahkûmdur. biz kendi kendimize ya da başkalarıyla kitaplardan çok, içinde bulunduğumuz zamanın koşullarına göre yeniden şekillendirilmiş hatıralardan bahsetmiş oluruz.” (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Eleştirisini yapacağım bir kitabı asla okumam; insan o kadar etkileniyor ki. Oscar Wilde (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Bir kitabı okumamış olmak en sık rastlanan hal ve bunu unutmaya gerek duymadan kabul etmek, gerçekte söz konusu olanla yani bir kitapla değil de kitabın konusu olmaktan çok sonucu olduğu karmaşık bir söylem durumuyla ilgilenmeye başlamak için ilk adımdır. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Okunabileceklerin sonsuzluğu ile yüz yüze gelmekle, okumamayı cesaretlendirme düşüncesi birbiriyle bağlantısız sayılmaz. Karşınızda sayılamayacak kadar çok yayınlanmış kitap varken, insanın bütün hayatıyla çarpsanız bile her türlü okuma girişiminin, sonsuza kadar bilinmedik olarak kalacak olan diğer bütün kitaplarla kıyaslandığında ne kadar boş olduğunu düşünmemek mümkün mü? (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Burnunu kitaplara sokan kişi kültür için, hatta okuma için bir kayıptır. Çünkü mevcut kitap sayısı yüzünden, bu genel bakışla her kitap arasında ister istemez bir seçim yapmak zorunluluğu vardır ve her okuma, zor ve zaman isteyen bütüne hakim olma çabasında bir enerji kaybıdır. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Ötekiyle aynı değilse bile, en azından ortak okumaları -bu da zaten aynı şeyleri okumuş olmak anlamına gelir- yapmış olmak, aşkta anlaşmanın koşullarından biridir. İlişkinin en başından itibaren iç kütüphanelerimizin birbirine ne kadar yakın olduğunu hissettirerek, kendimizi sevdiğimizin beklentilerinin düzeyinde gösterme ihtiyacımız buradan ileri gelir. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Okumak, sadece bir metni tanımak ya da bir bilgi edinmek değildir. Okuma, başladığı andan itibaren bastırılmaz bir unutuş hareketi içine girmiştir. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Kültürlü insanlar bilir -ne yazık ki kültürsüzler bilmez- kültür öncelikle bir yönelim işidir. Kültürlü olmak şu ya da bu kitabı okumuş olmak değil, kitapların bir bütünlüğü içinde kendini bir yere konumlandırmasını bilmektir, yani onların bir bütün oluşturduğunu bilmek ve her unsuru ötekilerle olan ilişkisine göre bir yere yerleştirebilecek durumda olmaktır. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Kültürlü insanlar bilir - ne yazık ki, kültürsüzler bilmez- , kültür öncelikle bir yönelim işidir. Kültürlü olmak şu ya da bu kitabı okumuş olmak değil, kitapların bütünlüğü içinde kendini bir yere konumlandırmasını bilmektir, yani onların bir bütün oluşturduğunu bilmek ve her unsuru ötekilerle olan ilişkisine göre bir yere yerleştirebilecek durumda olmaktır. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Ve kitaplar, tıpkı kelimeler gibi, bizi temsil ederken olduğumuz şeyi değiştirir. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
- Okuma öncelikle okumamadır ve hayatlarını okumaya adayan sıkı okuyucularda bile bir kitabı eline alıp kapağını açma hareketi, eşzamanlı olarak gerçekleşen ve bu yüzden de dikkatten kaçan tam tersi hareketi daima maskeler: istemsiz olarak gerçekleşen ve farklı bir dünya düzeninde olsa o kitabın yerine seçilebilecek bütün kitapları eline almama ve kapatma hareketi. (Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?)
Yorumlar
0 yorum