Kitap Künyesi
Yazar: Jean-Marie Gustave Le Clezio
Çevirmen: Zeynep Kuray
Tasarımcı: Erkal Yavi
Orijinal Adı: Hasard Suivi De Angoli Mala
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750701245
Sayfa Sayısı: 269
--reklam--
Okyanus Kokusu ve Angoli Mala Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Jean-Marie Gustave Le Clézio, günümüz Fransız edebiyatının en saygın yazarlarından. Le Clézio, kendi özgür ve özgün anlatımını oluşturdu; insanlığın çağdaş uygarlık ve küreselleşmenin gelişmesi karşısında yitirdiği değerlere sahip çıkan bir felsefe benimsedi.
Okyanus Kokusu, Kuzey Afrika kökenli on iki yaşındaki Nesime ile her şeyden elini eteğini çekmiş eski film yönetmeni Juan Moguer'in öyküsü. Yitirdiği babasına kavuşmak umuduyla Azzar adlı gemiye gizlice binen Nesime ile kızından ayrı düşmüş, yaşlılığın eşiğindeki Juan Moguer arasında gelişen bağ, bu iki farklı insanı beklenmedik yerlere sürükleyecektir.
Angoli Mala'nın kahramanı Bravito ise, Beyazlar tarafından büyütülen, sonradan kabilesine dönen, kaçakçılarla mücadele eden bir Yerli. Bravito'nun, Nina adlı melez kıza duyduğu aşkla bütünleşen mücadelesi, hüzünlü bir orman şiirine dönüşür ve bir söylence olur çıkar. Le Clézio, bu yapıtında, insanın doğayla bütünleşmesinin önünü kesen uygarlığa derinlikli bir eleştiri getirir.
--reklam--
Okyanus Kokusu ve Angoli Mala Alıntıları - Sözleri
- Anılar ölü derilerdir, anılar insanı boğar.
- Hata yapmayın, hiçbir zaafa kendinizi kaptırmayın, yoksa çok acı çekersiniz. Gördüklerinize inanmayın. Yoksa hiçbir şey sizi hatadan koruyamaz.
- Anılar ölü derilerdir, anılar insanı boğar.
- ''Şu anda tropikal bölgenin hemen altında, 15. ve 20. enlemlerin arasındayız. Hem akıntıdan hem de alizelerden yaralanarak gidiyoruz. Bu çok dar bir yol, biraz yukarı kayarsak akıntıyı kaybederiz, biraz aşağı inersek şileplerin yoluna düşeriz. Onlar kimseye dikkat etmez, yollarına çıkarsan senin bileceğin iş. Gemi otomatiğe bağlıdır ve mürettebat ya uyur ya da kağıt oynar.''
- Zaza, cadının evinin avlusunda nasıl çırılçıplak soyunduğunu ve içi akrepler, kırkayaklar, karıncalar ve kertenkelelerle dolu bir küvette yıkandığını anlatırdı.
- Moguer Nesime'nin yanında yaşını unutuyordu. Yalnızlığını, para sorunlarını, eski karısının ona duyduğu kini ve kızının kendisini unutmuş olmasını unutuyordu. O zamana kadar hiç kadın dostu olmadığını fark ediyordu.
- Sabunlu gözleriyle o pis perdeye dolanıp kendini duştan dışarı atmasına, bağırmaya başlamasına Moguer değil, duş bölmesinin duvarının dibinde kıvrılarak ilerleyen ölmüş yaprak rengindeki o uzun kalın kordon neden olmuştu.
- Nesime mahvolmamak için gitmişti. Eğer başka biri olsaydı, eğer artık bakamayacağına karar verdiği köpeğini öldürebilecek kadar katı, yüzü hep asık, kendi yalnızlığını yaşamakta inat eden bir kadının kızı olmasaydı, annesinden bu acı hayat dersini almamış olsaydı, Nesime yitip giderdi. O da havada uçup Medellin'deki bir otelin ıslak taşları üzerinde ezilen bir insan görüntüsünden başka bir şey olmazdı.
- Ormanda kaybolmadan ve gürültü çıkarmadan yürümeyi, meyve toplamak için sıtma ağaçlarına tırmanmayı veya şafakla birlikte boğazına kadar gelen nehir sularının içine çöküp, balık ısırıklarından korkmadan büyük aptesini yapmayı öğrenmişti.
- Kurbanlar çoğunlukla Güney Amerika ülkelerinin, Arjantin, Uruguay , Brezilya'nın yoksulluğundan kaçıp ABD'ye yayan ulaşmayı uman kadınlar ve erkeklerdi. Kaçakçılar onlardan haraç istiyor ve eğer kendilerini korumaya kalkışırlarsa tüfekleriyle ateş edip öldürüyor, cesetlerini de akbabalarla karıncalara bırakıyorlardı.
- Bravito ormanda, jaguarın izinden giderken alt tarafı güçlü dişler tarafından kemirilmiş bir ağaç gövdesi bulmuştu. Bravito da acı kabuğu kemirmiş ve hummadan kurtulmuştu. Ona ağacı jaguar göstermiş ve Bravito buna hiç şaşırmamıştı. Burası başka bir dünyaydı, hayvanların henüz konuşmayı bildiği, kötülükten önceki dünya....
- Anılar ölü derilerdir, anılar insanı boğar.
- İnsanların kötülüğü sıradan bir olaydır, ama bu, onun hafife alınmasını gerektirmez.
- “Daha sonra sanki kendisinden bir an çalınmalı gibi geldi ona. Hayatının akışı onu hayal kurmaya pek alıştırmamıştı. Her yaptığı bir hayatta kalma kavgası, bir tür sürekli saldırı hali olmuştu.”
--reklam--
Okyanus Kokusu ve Angoli Mala İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ayrı iki hikâyeden oluşan bu kitabın ilk hikayesi olan Okyanus Kokusu’nu oldukça beğendim. Nesime’nin kaçışıyla birlikte gelişen olaylar beni oldukça heyecanlandırdı ve bir dizi izliyormuşum havası uyandırdı. Hikâyeyi merak içinde okudum. Oldukça sürükleyici olmakla birlikte, sade ve anlaşılır bir dille yazılmış. Küçük bir kızın, bir yabancının teknesine gizlice binmesiyle başlayan hikayemiz, 3 kişinin okyanus yolculuğuyla devam ediyor. Oldukça tatlı ve bence tam da okyanus kokan bir hikayeydi. Beni rahatsız eden bir detayı paylaşmak isterim. Tekneye kaçan kızımız Nesime çocuk denecek yaştadır, buna rağmen yazar çok gereksiz detaylara girerek Nesime’nin bazen teknede çıplak dolaştığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra ilerleyen kısımlarda yönetmenin Nesime’yi kızına benzetip ilgi duymasından yer yer bahsedilmiştir. Bir insan nasıl, bir çocuğu hem kızına benzetip hem de ilgi duyabilir? Yine de bunun olay örgüsünde cezasız bırakılmadığını düşünüyorum. İkinci kısımdaki hikâyenin öncekiyle hiçbir alakası olmayıp aslında tek başına koca bir kitap olabilecekken çok az bir sayfaya sığdırılmış olması beni biraz üzdü. Bu yüzden ne etkiledi ne de iyi ki okudum dedirtti. Okyanus Kokusu’nu oldukça beğendiğim için kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. (Büşş)
2008 yılı Nobel Edebiyat ödülü sahibi Jean-Marie Gustave Le Clezio 'nun okuduğum ilk kitabı. Bu kitabı( neco_z ) Bey kardeşimin düzenlediği 2000 yılı sonrası Nobelli yazarlar okuma etkinliği dolayısıyla okudum. Kitap, 14 yıl arayla yazılmış iki kısa romandan oluşmakta. Kitabın orjinali de aynı bu şekilde basılarak piyasaya sürülmüş. Ben her iki roman arasında herhangi bir bağlantı kuramadım. Bu yüzden de her iki romanın neden bir arada ve tek kitap olarak piyasaya sürüldüğü hakkında hiçbir fikrim yok. ''Okyanus Kokusu'' adlı ilk romanda yazar, eşinden ve 12 yaşındaki kızından ayrılmış, elli yaşındaki eski bir yönetmenle, yine babasının terkettiği annesiyle birlikte yaşayan ve 12 yaşında bir kız olan Nesime'nin arasındaki ilişkiyi ve yaşanılan olayları anlatmaktadır. Bu romanın ilk yarısı bir tekneyle geçilen okyanus yolculuğunu anlattığından, oldukça durağan ve aynı şeylerin tekrarı gibi geçmektedir. Daha sonrasındaki gelişen olaylar ise romanın dramatik bir hal almasını sağlamaktadır. Kitaptaki ikinci roman olan ''Angoli Mala'' ise, Orta Amerika'daki tropikal ormanlarda yaşayan Bravito adlı bir gencin dramatik hikayesini anlatmaktadır. Bravito'nun, yabancı olduğu orman ve kabile ortamına alışması ve sonrasında verdiği, çeşitli tehlikelerle dolu olan hayat mücadelesi bizlere aktarılmaktadır. Yazar burada bize Bravito'yu anlatırken aslında, o bölgedeki insanların, doğa şartlarına, kaçakçılara ve onlarla beraber olan hükümet görevlilerine karşı verdikleri ölümcül mücadeleyi bize ulaştırmaktadır. Yazarın başka kitabını henüz okumadığım için uslubu hakkında genel bir değerlendirme yapmak doğru olmaz ama sadece bu kitap için bir kaç söz söylemek gerekirse : Sade ve akıcı bir dille yazılmış bir kitap. Ama kesinlikle sürükleyicilik yok. Durağan bir anlatım var. Bir de duygu eksikliği sezinledim ben. Yani kitabı okurken olaylar anlatılıyor ama siz ne heyacanlanıyorsunuz, ne üzülüyorsunuz, ne seviniyorsunuz ne de duygusallık yaşıyorsunuz. Bir şeyler eksik ama nedir bilemiyorum. İkinci roman ilkine göre biraz daha hareketli olsa da ; her iki romanda da bahsettiğim özellikler aynı şekilde geçerli. Nobel Ödülü almış bir yazarın hiç olmazsa bir kitabını okuyarak tanımaya çalışalım düşüncesindeyseniz, rahatlıkla okuyabilirsiniz. (mehmet temiz)
Aynı kitapta birbirinden bağımsız bir roman bir de uzun hikaye var. Her iki anlatıda da sizi içine çeken bambaşka dünyalar resmediyor yazar. Belki sadece masallarda veya efsanelerde rastlanabilecek serüvenlerin insan hırsı ve kötülüğünün değmesiyle mahvoluşu gerçekçi bir dille anlatılıyor. (Menekşe Sağlam)
--reklam--
Okyanus Kokusu ve Angoli Mala PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio - Okyanus Kokusu ve Angoli Mala kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Okyanus Kokusu ve Angoli Mala PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jean-Marie Gustave Le Clezio Kimdir?
Jean-Marie Gustave Le Clézio, (d. 13 Nisan 1940), Fransız yazar ve çevirmendir. 2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibidir.
Nice Üniversitesi'nde edebiyat okuyan Le Clézio, edebiyat doktorası yaptı. Çok sık seyahat etmek zorunda kalmasına rağmen yedi yaşından beri hep yazan Le Clézio'nun ilk kitabı Le Procès-verbal (Türkçe: Tutanak), 1963'te yayınlandı ve Renaudot Ödülü'nü kazandı. 1980'de Désert (Türkçe: Çöl) isimli romanı sayesinde L'Académie Française tarafından verilen Paul-Morand Ödülü'ne layık görüldü. 1994'te "Yaşayan En Büyük Fransız Yazar" seçildi.
Yeni roman akımının etkisinde kalan yazar, daha sonra, düşçülük izi taşıyan ve özellikle Amerikan yerlilerinin kültürlerinden gelen mitlerle beslendi.
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio Kitapları - Eserleri
- Çöl
- Göçmen Yıldız
- Okyanus Kokusu ve Angoli Mala
- Açlığın Şarkısı
- Ağaçlar Ülkesine Yolculuk
- Tutanak
- Ourania
- Altın Balık
- Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler
- Çin'de On Beş Sohbet
--reklam--
Jean-Marie Gustave Le Clezio Alıntıları - Sözleri
- Yanıt vermemek, kayanın ardına saklanmak hoşuna gidiyor, böylece kendi yaşamına tek başına egemen olduğuna ve başına gelecek her şeyi kendisi kararlaştırdığına inanıyordu. Bu bir oyundu, ancak hiç kimseye söz etmiyordu bundan. Kim anlayabilirdi ki? ... Ancak, kimi zaman, kasabaya yalnız dönüyor, evine gidip yatağına atıyordu kendisini, yüzünü yastığa gömerek ağlıyordu. Nedenini bilmeden. (Göçmen Yıldız)
- Fotoğraf çektirmek kötüdür insanın yüzünü eskitir. (Altın Balık)
- "Burası bir bakıma insan yasalarının geçersiz olduğu tek, belki de son özgür ülkeydi.Taşlar ve rüzgar için yaratılmış bir ülke,bir de akrepler ve yabani tavşanlar için; güneş yakarken,gece dondururken kaçıp gizlenmeyi bilenlerin ülkesi." (Çöl)
- Başının çaresine bakmak, korkuyu, tembelliği, uzaksılığı sevmek gerekiyordu; durmadan yuvalar kazıp buralara sığınmak, iyice kabuğuna çekilmek gerekiyordu; tıpkı çocukken eski yüklük örtüsünün iki kanadı arasından içeri girdiği günlerdeki gibi. (Tutanak)
- Güneş herkes için parlamıyor mu ? (Göçmen Yıldız)
- ''Gürültülü kıyamet sona erdiğinde, arkadan çöken sessizlik hayatta kalıp sersemleyenler için korkunç oluyor.'' (Tutanak)
- Bizden önce başlamış düşü, biz düşledikten sonra sona ermesi gereken düşü sürdürüp sürdürmediğimizi de asla bilmiyoruz. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- İnsanların kötülüğü sıradan bir olaydır, ama bu, onun hafife alınmasını gerektirmez. (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
- Mösyö Soliman suratını buruşturarak şöyle dedi: "Ölmek o kadar zor ki... çok uzun, çook." (Açlığın Şarkısı)
- Kuşkusuz hala bir yerlerde var ama yasak, artık kimse onu kullanmıyor. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- Önemli olan, her zaman yazılabilecek şeyleri söylemektir; böylece özgür olmadığını hissedersin. İnsan, kendisiymiş gibi konuşmakta özgür değildir. Böyle daha iyi kaynaşır insanlar. Artık insan yalnız değildir. İnsan; 2,3 ya da 4 faktöriyeliyle, dahası şu şeytansı 1 faktöriyeliyle varlığını sürdürür. Anlıyor musun? (Tutanak)
- Hayat geçiyor, insan maceralar yaşıyor, unutuyor.Ama koku kalıyor, bazen hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkıveriyor ve onunla birlikte de hatıralar, çocukluktaki uzun zamanlar,savaş zamanı geri geliyor. (Ourania)
- Bravito ormanda, jaguarın izinden giderken alt tarafı güçlü dişler tarafından kemirilmiş bir ağaç gövdesi bulmuştu. Bravito da acı kabuğu kemirmiş ve hummadan kurtulmuştu. Ona ağacı jaguar göstermiş ve Bravito buna hiç şaşırmamıştı. Burası başka bir dünyaydı, hayvanların henüz konuşmayı bildiği, kötülükten önceki dünya.... (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
- "Fotoğraf çektirmek kötüdür, insanın yüzünü eskitir." (Altın Balık)
- Sabunlu gözleriyle o pis perdeye dolanıp kendini duştan dışarı atmasına, bağırmaya başlamasına Moguer değil, duş bölmesinin duvarının dibinde kıvrılarak ilerleyen ölmüş yaprak rengindeki o uzun kalın kordon neden olmuştu. (Okyanus Kokusu ve Angoli Mala)
- “ Kitap sadık bir dosttur.” (Çin'de On Beş Sohbet)
- "Ben düşüncenin içinde yaşıyorum, senin gibi şu anın içinde değil." (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- İnsan yalnız doğar, yalnız ölür, yalnız uyur. Kesin olan tek şey bu. (Ayağın Hikâyesi ve Diğer Fanteziler)
- Gerçekliğin bir sır olduğunu ve insanın ancak hayal kurarak dünyaya daha yakın olacağını ondan öğrendim. (Ourania)
- ...giderken geride bırakılanlar, bir daha bulunabilir miydiki?... (Göçmen Yıldız)
Yorumlar
0 yorum