Kitap Künyesi

Yazar: Henri Troyat

Çevirmen: İlkay Kurdak

Orijinal Adı: Une extrême amitié

Yayın Evi: Aras Yayıncılık

İSBN: 9786055753177

Sayfa Sayısı: 184

--reklam--

Ölçüsüz Dostluk Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

20.Yüzyıl Fransız Edebiyatı`nın önde gelen isimlerinden biri olan Henri Troyat`ın sevgi, tutku ve kıskançlık gibi "aşk"ın tüm bileşenlerini işlediği romanı "Ölçüsüz Dostluk", Aras Yayıncılık tarafından okuyucularla buluşuyor.

 

Fransa`nın kıyı şeridiyle meşhur Cote d`Azur bölgesinde başlayan hikâye, aşkın ve kıskançlığın, dostluğun ve aynı zamanda ihanetin ustaca işlendiği bir örgüye bürünüyor. Karakterler üzerindeki psikolojik tahlillerin dışında, 1940`lı yılların Fransasını yansıtması bakımından da eser büyük bir önem arz ediyor. Aşkın, ihtirasın, ihanetin ve dostluğun ölçüsüzce yaşandığı bu roman, akıcı dili ve sade anlatımı ile okuyucuyu hikâyenin içine çekiyor.

 

Üç ana karakter etrafında şekillenen bu hikâyede, aşkın zamanı geldiğinde ihanete ve ihtirasa nasıl dönüşebildiği, birbirine sıkı sıkıya bağlı iki dostun aşkın büyüsüne kapılarak birbirlerine nasıl ihanet ettikleri anlatılıyor. Yazar Troyat, hikâyenin beklenmedik sonuyla, hayatın bilinmezliğine ve öngörülemezliğine selam gönderiyor.

 

--reklam--

Ölçüsüz Dostluk Alıntıları - Sözleri

  • Kişiliğimize sadık kalmak için, kadınlara bağlı kalmamalıyız!
  • Henüz kendini kanıtlayamadığı günleri özlüyordu. Hangi başarı, başarı yolunda duyulan umuttan daha değerli olabilirdi ki?
  • Bir kadın ne kadar ağırbaşlı da olsa, anıları, bakışlarında, konuşmalarında, zaman zaman da olsa kendini gösterirdi mutlaka.
  • Bu hayatta zamandan etkilenmeyen bir dostluk olabilir miydi? Henüz yaşamın eşiğindeyken, her şey güven, düşünce ve duygu birliği içinde doğuyor; sonra ortam genişleyip değişiyor, herkes eğlence ile zorunluluklar, uzlaşma ile doğruluk arasında kendine bir yol çiziyordu.
  • İnsan karakterinin özü,başkasının dikkatinden gizlediği şeydir. Bir yabancının bakışı ta derinliklerimize ulaştığı zaman,ruhumuzda tek bir karanlık köşe kalmaz. Bu şiddetli ışığın altında tüm savunma mekanizmamız zayıflar,kişiliğimizi yitirir,sadece algılayan ve tepki gösteren bir makine,gizemini yitirmiş bir beden oluruz. Herhangi biri,herhangi bir şey...
  • Henüz kendini ka­nıtlayamadığı günleri özlüyordu. Hangi başarı, başarı yo­lunda duyulan umuttan daha değerli olabilirdi ki?
  • "Bu akşam, sofrada annem ve babamla Bemard' dan söz ettik. Babam onu çok sevimli buluyor, ama ilerde önemli biri olabileceğine inanmıyor. Önemli biri ne de­mek? Açıklıyor bana. Onun gözünde yüksek memur, mü­ hendis, diplomat, bilgin, mimar, general olmak önemli bi­ri olmaktır ... Şüphesiz Bemard ileride babamın boylesine benimsediği bu rollerin hiçbirini oynamayacak. Ama emi­nim başarılı olacak. Başaracak, çünkü bu yüzünden oku­ nuyor. Hareketleriyle, konuşmasıyla hayata renk katıyor."
  • Cebinden bir ajanda çıkardı ve sayfaları özenle karıştırdı. Eskiden Jean'a, arkadaş ve tanıdıklarını alfabetik sıraya göre değil de, mesleklerine göre sıraladığı bir adres defteri göstermişti. Böylece, şu ya da bu şekilde bir yardıma ge­reksinim duyduğunda, hangi kapıyı çalacağını bilirdi. Aca·ba, elindeki de aynı türden bir defter miydi? Mümkündü bu. Şu an bile, tüm varlığı bencillikle doluydu.
  • Geçmişin fırtınaları belleğimizde ne de çabuk diniyor ... Bir zamanlar bizi en çok sarsan duygu­lardan, bir süre sonra ne kadar silik bir iz kalıyor.

--reklam--

Ölçüsüz Dostluk İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabı beğendim. Eserin adından da anlaşılacağı gibi ölçüsüz bir dostluk üzerinden bir hikaye anlatıyor henri troyat. Kitabın sonunda akıllarda pek çok soru bırakıyor. Ama bence Madaleine ile Bernard birliktelerdi. (Seyyah)

--reklam--

Ölçüsüz Dostluk PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Henri Troyat - Ölçüsüz Dostluk kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölçüsüz Dostluk PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Henri Troyat Kimdir?

Henri Troyat (Lev Aslanovitch Tarassov) 1911'de Moskova'da doğdu. Tanınmasını sağlayan Fax Jour (1935) ve Araigne'den (Goncourt ödülü 1938) sonra, eski Rusya'yı yeniden canlandırdığı (la Lumière des justes, 1959-1962; les Héritiers de l'avenir, 1968-1970; le Moscovite, 1974-1975; la Gouvernante française, 1989; Aliocha, 1991) ya da bugünkü Fransız toplumunun resmini çizdiği (les Semaille et les Moissons, 1959-1962; les Eygletière, 1965-1967) geleneksel tarzdaki romanlarla geniş bir çevreye ulaştı. Aynı zamanda biyografiler (Tolstoï, 1965; Catherine la Grande, 1977; Pierre le Grand, 1979; Ivan le Terrible, 1982; Tourgueniev, 1985; Gorki, 1986; Flaubert, 1988; Maupasant, 1989) ve tiyatro piyesleri yazdı: les Vivants (1946). 1959'da Académie Française'e seçildi.

--reklam--

Henri Troyat Kitapları - Eserleri

  • Dostoyevski
  • Gogol
  • Lev Tolstoy
  • Rasputin
  • Gorki
  • Ölçüsüz Dostluk
  • Çehov
  • Yaslı Kar
  • Guy de Maupassant
  • Dört Çariçe
  • Örümcek
  • Yeşil Sinek
  • Yalancı Işık
  • Yıkık Umutlar
  • Mutlu Damlalar
  • Barones ve Müzisyen
  • Puşkin-II
  • Puşkin-I

--reklam--

Henri Troyat Alıntıları - Sözleri

  • Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar;ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir . (Lev Tolstoy)
  • 'Palto' hikayesinin orijini otantik bir olaya bağlıdır. Gogol bu olayı 1832'ye doğru bir arkadas çevresinden isitmistir: Küçük bir memur çetin mahrumiyetlerle katlanarak kendisine bir av tüfeği satın alır ve daha ilk çıkışta tüfeği yitirir, öyle üzüntüye düşer ki, arkadaşları duygulanir, bir araya gelerek bir başka silah satın alırlar kendisine. (Gogol)
  • Puşkin Gogolü sevmiyordu. Ama kabiliyetini anlayınca onu teşvik etti, yazılarını düzeltti. Rus dilinin zenginliklerini ona öğretti, hatta Ölü Canlar'la Müfettiş'in konusunu verdi. (Puşkin-II)
  • Kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri kuruntulu olur. (Guy de Maupassant)
  • Kurulan hayaller ! Yıkılan umutlar ! Birbirimizi bir daha ne zaman ve hangi şartlar altında görecektik ? Gelecek karanlıktı ve ben kötü önsezilerin pençesindeydim. (Rasputin)
  • …. insanın aşağılık içgüdülerle cömertçe hamlelerin bir karışımı olduğunu ve hiç kimsenin tam manasıyla masum ya da suçlu olmadığını anlıyordu. (Gorki)
  • Biraz sabredin, dedi. Her şey düzelecek. (Yaslı Kar)
  • Işık saçan bir güneş karşısında Nasıl bir lamba sönük kalırsa Sahte bilgi de zeka güneşi karşısında Titrer, yok olur gider. (Puşkin-I)
  • Bu hayatta zamandan etkilenmeyen bir dostluk olabilir miydi? Henüz yaşamın eşiğindeyken, her şey güven, düşünce ve duygu birliği içinde doğuyor; sonra ortam genişleyip değişiyor, herkes eğlence ile zorunluluklar, uzlaşma ile doğruluk arasında kendine bir yol çiziyordu. (Ölçüsüz Dostluk)
  • Dostoyevski aşırı duyguların adamıdır. Olağanüstüde rahat eder. Fırtınada soluk alır. “Nasıl yaşadığıma gelince, sizin kendi yaşamınızda yarıda bıraktığınız şeyleri ben sonuna kadar götürdüm.” diye yazacaktır Yeraltından Notlar’da. (Dostoyevski)
  • Tolstoy diyor ki:"Bir insana devamli aynı iyiliği yap, göreceğin tek şey; muazzam bir nankörlük." O kadar haklı ki (Lev Tolstoy)
  • Engelli aşklar, kurbanlarının kalbinde büyülü bir değer kazanır. (Puşkin-II)
  • Prens Feliks , tırnaklarının ya da saçlarının şekliyle olduğu kadar , düşünceleriyle de dandyliğe özenmektedir.İnce uzun bir fiziğe , narin bir yüze ve baygın bakan gözlere sahip olan bu adamın , ergenlik yaşlarındayken kadın kılığına girmekten hoşlandığı söylenmektedir.Şimdi bile olgun erkeklerin bakışları , iltifatları ve kendisiyle dostluk kurmak için yanına yaklaşmaları onun gururunu okşamaktadır . Bununla birlikte kadınları da hor görmemektedir.Yalnızca , soyları ya da eğitimleri gereği gönül okşayıcı söz ve davranışlarla sürekli etraflarında dolaşmasını istedikleri için kadınlar onu biraz sinirlendirmektedir. (Rasputin)
  • Kuvvetli bir zeka ile doğup, tehlikeli yollara sapmamak için dinde, ahlakta destek aramayanlar, hem kendilerini hem yurttaşlarını felakete sürüklemişlerdir. (Puşkin-I)
  • Mücadele ediyoruz, umutsuzluğa kapılıyoruz. Ve birdenbire hayat çok basit, gökyüzü çok huzurlu, çare çok yakın ve çok tatlı. (Örümcek)
  • ‘’Yaşamda küçük burjuvalardan daha fena düşman tanımadım, diye yazıyordu. Cellat ve kurbanı uzlaştırmak isterler. Kurbana sabır telkin ederek, kendisine uygulanan şiddete karşı gelmekten caydırırlar, varlıklı ve yoksul arasındaki ilişkileri değiştirmenin imkânsızlığını ispatlamaya çalışırlar, halka çalışma ve zahmetleri için Tanrı katında bir ödül vaat ederler ve dünyadaki zorlu varoluşuna hayran olsalar da, yaprak bitleri gibi, canlı kuvvetlerini emerler. Çoğu doğrudan doğruya baskının hizmetindedir, diğerleriyse tevekkül, uzlaşma, bağışlama ve aklanma vaaz ederek buna dolaylı katkıda bulunurlar.’’ (Gorki)
  • “Her şeyin farkındayım ve bu beni öldürecek” (Dostoyevski)
  • Soğuk bir rüzgar bulutları sürüyor ve açılan gökyüzünde , sayısız yıldızların parıldamakta olduğu görülüyordu. Bir müddet sonra, yıldızların parlaklığı soluklaşıyor ve gökyüzü, doğu tarafından olmak üzere pembeleşiyordu. (Guy de Maupassant)
  • Aşk bana önce taze göründü, Sonra önümden uçup gitti... (Puşkin-I)
  • "Ne doğa, ne anıtlar, ne de sanat yapıtları onu ilgilen­diriyordu,” diye yazıyor Strakhov. “Tüm dikkatini insanlara yö­neltiyordu.” (Dostoyevski)