Kitap Künyesi
Yazar: Jale Parla
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750841828
Sayfa Sayısı: 168
--reklam--
Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Orhan Pamuk’ta Yazıyla Kefaret” kitabında Jale Parla, gerek ilk kez yayımlanan gerekse bu özel toplamda bir araya getirdiği yazılarıyla romanımızın ezeli konusu kimliğin Pamuk’taki işleyişine, onun “bir sarkacın git gelleri” gibi salınan öznelerinin “çatışma halindeyken bile birbirine dönüşme” ve “bütünlenme arzusuna” bakarken, kahramanlarının bu süreçte tutundukları hikâyelerin nasıl başka hikâyelere açıldığına da titizlikle eğiliyor.
“Pamuk’ta arayışla yaratıcılık, yaratıcılıkla başkalaşım özdeştir” cümlesinde billurlaşan “sanatın sıradanı sıra dışına dönüştürme gücü”ne ve bu süreçte Pamuk yazısının nasıl yaşam boyu tüm bireysel ve toplumsal kefaretleri üstleneceği vurgusuyla ise, Orhan Pamuk romancılığının dünü ve bugünü kadar geleceğine de ışık düşürüyor.
“Orhan Pamuk’ta Yazıyla Kefaret”, dünya ölçeğindeki romancımız için, “Don Kişot’tan bugüne roman”ın ustasından dört dörtlük bir çalışma…
Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret Alıntıları - Sözleri
- Bir kayıp ve olgunlaşma , hatta yaşlanma öyküsüdür Masumiyet Müzesi. Kemal ve Füsun , bence Orhan Pamuk'un en ete kemiğe bürünmüş karakterleridir.
- Çünkü hayatımız da sürekli , kesintisiz bir şey değildir. Hayatımız en eski anılarımızdan bugüne tam bir sekans olarak değil , bütün bir nehir olarak değil , kesik kesik parçalarıyla bizimdir ; bir montajdır belleğimizde.
- İçgörüden yoksun öngörü yalnızca yanıltır , şaşırtır.
- Pamuk büyük projelerle boğuşan bir yazar.
- Gerçeğin taklidi , bize o gerçek hakkında , bilimin sağlayamadığı türden bir bilgi sağlar : Sanatla ulaşılan varoluş bilgisi.
- "Seni kendi gövdemi tanır gibi , beni terk eden ruhumu arar gibi , bir başka kişi olduğumu acı ve sevinçle anlar gibi severdim." Sayfa 335
- "Sessizlikte , körlere özgü bir sezgiyle bendeki hüznü hissetti ve gönlümü almaya girişti : Böyleydi işte hayat : Kaza vardı , talih vardı ; aşk vardı , yalnızlık vardı , neşe vardı ; kader vardı , bir ışık , bir ölüm , ama belli belirsiz bir mutluluk da vardı ; unutmamak gerekiyordu bunları." Sayfa 213
- Orhan Pamuk'un romanlarında bazı tema ve motiflerin hemen her romanda farklı bağlam ve vurguyla tekrar edildiğine rastlanır.
- "Bütün hayatım yoğun bir kayıp ve eksiklik duygusuyla yaralı bir hayvan gibi acı çekerek geçti." Sayfa 239
- "Çünkü hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Yazı hariç. Evet , tabii , tek teselli yazı hariç."
Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret İncelemesi - Şahsi Yorumlar
BİR İSTANBUL ROMANCISI : ORHAN PAMUK: "Bilinmez neler gizlediği her köşe bucağın Kim bilir hangi umuda tutsak Belki unutulmuş bir gözyaşına Apayrı bir düzen apayrı bir basım Kimler okuyacak kimler çiğneyip ezecek Bir roman çiziyorum yollarına İstanbul'un" Feriha Aktan 1983 senesinde vefat eden bu çok az bilinen , neredeyse hiç bilinmeyen kadın şairimizin dizeleriyle başladım. Adeta Orhan Pamuk romanlarını özetlemiş , kendisi ölmeden önce yayınlanmış 2 Orhan Pamuk romanını okumuş mudur bu kadın şairimiz , kim bilir.. Bir başka edebiyatçı kadın yazar Jale Parla çok büyük emek verip güzel bir OP analiziyle bir derleme hazırlamış 2018 senesinde , yani yazarın son romanı Veba Geceleri hariç bütün romanlarına dair bir şeyler var bu kitapta. Orhan Pamuk romanlarının en önemli karakteri şüphesiz bizzat İstanbul şehridir. Bir şehir romancısıdır OP , İstanbul dışındaki şehirleri ve taşrayı anlatırken bile hep bir yanıyla İstanbul söz konusudur. İlk 2 romanı Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev büyük oranda otobiyografik öğeler taşımaktadır , yazarın anne babası kardeşleri , büyükanne büyükbaba amca gibi akrabaları , elbette bizzat kendisi de bu romanlarda büyük yer tutar. Beyaz Kale ile Doğu-Batı çatışması ya da uzlaşması meselesine net bir giriş yapar OP , önceki romanlarında da olsa da bu konu , artık bu romanıyla ve bundan sonraki romanlarıyla giderek en belirgin meselesi haline gelir Doğu-Batı meselesi yazarın romancılığında , tıpkı Tanpınar gibi. Yeni Hayat ve Kara Kitap ise belki romancılığının zirvesindeki iki kitabıdır. İstanbul'un labirentlerinde dolaşır dururuz , kimlik sorunlarıyla birlikte , inanç odaklıdır ayrıca bu romanlar , çokça da belirsizlikler içerir , defalarca okusak bile anlamadığımız bir şeyler kalır mutlaka. Benim Adım Kırmızı ile hem tarihe dalarız hem de polisiyeye bir bakıma. Kar romanıyla 90ların kaos dolu siyasi ortamına göz atarız , o günleri bilenler yaşayanlar için bolca 'vay be neydi o günler gerçekten' dedirtir. Masumiyet Müzesi ise bir başka alemdir. Kitabın adıyla kurulan kanlı canlı bir müze olduğunu bilmek insanı heyecanlandırır. Yazarın en 'aşk' dolu romanıdır. Kafamda Bir Tuhaflık ise yine bize İstanbul'u bir seyyar boza satıcısının ayaklarıyla dolaştırır. Şehirle bütünleşen karakter bizi de şehirle kucaklaştırır. Kırmızı Saçlı Kadın ile efsanelere gönderme yapar OP , aile olmayı ve kaybolmayı da işler , diğer romanlarında da olduğu gibi. .... Bu kitabın ismi de bence çok yerinde olmuş. 'Kefaret' çünkü çok geniş ve içi dolu bir kavram , buna yazıyla kefaret deyince yeni bir anlam daha eklenmiş oluyor. Kitapta da geçen bir Kara Kitap alıntısıyla noktalamak isterim incelemeyi , özellikle Orhan Pamuk okurları bu kitabı okumalı , maalesef çok az okunmuş. İyi okumalar. "Çünkü hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Yazı hariç. Evet , tek teselli yazı hariç." (Osman Y.)
Orhan Pamuk'u anlamak için okunması gereken bir kitap. İnceleme yazıları okunmadan romanlar anlaşılmıyor. Büyük yazarlar hiç anlaşılmıyor. Jale Parla, harika bir kadın. Kaleminin ucunda küçük bir fener var. Yazarın bizden sakladığı her şeyi o fenerle aydınlatıp bize görünür kılıyor. (Emrah Bayram)
Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jale Parla - Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jale Parla Kimdir?
1945'te İstanbul'da doğdu. 1964'te Arnavutköy Amerikan Koleji'ni, 1968'de Robert Kolej'in Karşılaştırma Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. 1978'de Harvard Üniversitesi'nden anadalı İngiliz Edebiyatı, yandalları Fransız ve Alman Edebiyatları olmak üzere Karşılaştırmalı Edebiyat doktorası aldı. 1976-2000 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü'nde öğretim üyeliği yaptı. Bilgi Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı edebiyat Bölümü'nde öğretim üyesidir.
--reklam--
Jale Parla Kitapları - Eserleri
- Babalar ve Oğullar
- Don Kişot'tan Bugüne Roman
- Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik
- Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram
- Kadınlar Dile Düşünce
- Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret
- Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım
--reklam--
Jale Parla Alıntıları - Sözleri
- Doğu hakkında Batı'nın ürettiği söylem egemen olduğu sürece Doğu'nun ancak bu söylem ve bu söylemin mitleriyle yansıtılacağı, irdelememiz gereken bir olgu olarak kalacaktır. (Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik)
- Gilbert ve Gubar'a göre "eger çağdaşımız kadın yazarlar, hiç çekinmeden kalemi ellerine alabiliyorlarsa bunu 18. ve 19. yüzyılda tekbaşlarına savaşmış annelerine borçlular," der. Öyle bir tek başınalık ki hastalık gibi, öyle bir yabancılaşma ki delilik gibi, öyle bir görmezlikten gelinme ki felç gibi gelmiştir onlara. (Kadınlar Dile Düşünce)
- Kitaplar aynı olsa da, her yeni okur ve yeniden okumayla yenileşirler. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Doğu her şeyden önce bir tezatlar ülkesidir. Orada en korkunç suçlarla en arı bir masumiyet, en affetmez tabularla en çıldırtıcı duyusallık ve yasak zevkler, efendilikle kölelik, kişiliklerde yoğun çelişkiler birlikte bulunur. (Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik)
- Sabah, daha şafak sökmeden Don Kişot handan ayrılır. Zayıfların ve ezilmişlerin imdadına yetişecektir ya, yolda uşağını kırbaçlayan bir çiftçiye rastlayınca, hiç tereddüt etmeden çiftçinin üzerine sürer atını ve çocuğu kurtarır. Ama hiç hesaplamadığı bir şey olur; o arkasını döner dönmez çiftçi çocuğu tekrar ağaca bağlayıp iki misli döver. Bu olay, Cervantes'in sorumsuz idealizme yönelttiği bir eleştiri olarak yorumlanmıştır. Nitekim, daha sonra Andres (dayak yiyen çocuk) tekrar Don Kişot'a rastladığında, onun kurtarıcılığı yüzünden yediği feci dayağı hatırlayarak bütün gezgin şövalyelere lanet okuyacaktır. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Öyleyse Turgut Özben’in önünde iki başkalaşım yolu vardır: Bir disconnectus erectusa dönüşmek ya da intihar etmek. Turgut, birinci yolu seçecektir. Ancak Selim Işık ile Hikmet Benol tercihlerini intihardan yana kullanacaktır. (Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım)
- Edebi değeri yüksek, gerçek sanat eseri olan bir metin, sanatsal nitelikleri ve iletmek istediği anlamla mükemmel bir bütündür; sessiz ama konuşmayı bekleyen sanat nesnesidir o; erişilmez değildir ama erişilmesi güçtür. (Don Kişot'tan Bugüne Roman)
- Romanın başlıca yazın türü haline geldiği on sekizinci yüzyılda romancı bilinmeyen okurla buluşmanın heyecanı içindedir. Bilinmeyen okur diyorum çünkü bu yüzyılda artık İngiltere'de başlayıp Fransa'ya ve oradan Avrupa'ya yayılan epistemolojik devrim tamamlanmış bilme biçimleri Newton, Hobbes, Locke, Hume'un yazılarında öne sürdükleri yepyeni bir dünya(bilme nesnesi) ve yepyeni bir insan(bilen özne) ile belirlenmeye başlamıştır. (Don Kişot'tan Bugüne Roman)
- Tanzimat romanında eğitici ve yorumlayıcı bir yazar sesi anlatıma sürekli müdahale eder. Bu müdahaleci anlatım bir taraftan meddah geleneğine dayanırken, diğer taraftan da Tanzimat yazarlarının nesnelliği amaçlamayan öznel dünya görüşleriyle beslenir. (Babalar ve Oğullar)
- Feminizmin en temel saptamalarından biri, kadınların erkekler tarafından yapılmış bir dil içinde yaşamak zorunda olduklarıydı. Bunun en azından bir anlamı, kadınların sessizliğinin, sürekli olarak onlar hakkında ve onlar üzerinden, onların dolayımıyla konuşan bir dil tarafından tanımlanması ve güvence altına alınmasıdır. (Kadınlar Dile Düşünce)
- Gerçeğin taklidi , bize o gerçek hakkında , bilimin sağlayamadığı türden bir bilgi sağlar : Sanatla ulaşılan varoluş bilgisi. (Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret)
- Tanzimat romanında ruh ve beden yalnızca birbirinden ayrı varlıklar değil, birbirine karşıt varlıklardır. (Babalar ve Oğullar)
- Bir kaygı ve kuşku dönemidir hızlı değişim dönemleri. İşte bu derin kuşku ve kaygılardan en çok sanat yararlanır; çünkü yaratıcılık bu tür kaygılı ve kuşkulu hesaplaşmalardan beslenir. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Yeldeğirmenleriyle savaş bölümü, edebiyat eleştirisinde Don Kişot'a geniş bir yer açmış Harry Levin'e göre, birbirine tümüyle zıt iki epistemolojinin, Ortaçağ mutlakçılığıyla Rönesans ampirizminin çarpıştığı ilk olaydır. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Müşahedat’a yazdığı önsözden de anlıyoruz ki, doğalcı yazarları, romanı ciddiye aldıkları, gözleme önem verdikleri, gerçeği yansıtmak istedikleri için beğeniyor, ama yaşamın sadece çirkinliklerini, toplumdaki ahlaksızlıkları, kötülükleri sergileyip iyi, güzel ve yüce olandan hiç söz etmemelerini doğru bulmuyor. Doğalcı romanlara bakılırsa, diyor Ahmet Mithat, Fransa'da erdem denen şey kalmamış, fuhuş, sefahat ve sefaletten başka bir şey yok. Gerçek bu değil oysa; yazar eğer gerçekliği yansıtacaksa yalnız kötüyü, çirkini değil iyiyi ve güzeli de anlatmalı. (Babalar ve Oğullar)
- "erkekler de feminist eleştirmen olabilirler, ama olmasınlar, kadınların kendi adına konuşma hakkına saygı göstererek kenara çekilsinler, kadın okur konumunu işgal etmesinler” türünden bir talepte bulunmanın da anlamsız olduğu kanısındayım. Hiçbir eleştiri yönteminin uygulanması herhangi bir topluluğun iznine bağlı olamaz. Kaldı ki insanlar kendi görüşlerini başkalarını ikna etmek, destek bulmak için açıklar ve savunurlar, başkalarının kendilerine katılmalarını engellemek için değil. (Kadınlar Dile Düşünce)
- İçgörüden yoksun öngörü yalnızca yanıltır , şaşırtır. (Orhan Pamuk'ta Yazıyla Kefaret)
- Bir ideale ne kadar yaklaşmak isterseniz, ondan o kadar uzaklaşır, hatta onu öldürürsünüz. (Don Kişot: Yorum, Bağlam, Kuram)
- Tanzimat yazarlarının öğretici üslubu, benimsedikleri çok yönlü babalık rolüyle açıklanmalıdır. (Babalar ve Oğullar)
- Bundan başka hikâye yazmakta bir vazife daha vardır. O da yalnız muhatabı ıslah etmek veya eğlendirmek için münasebetli münasebetsiz, akla ne gelirse söylemek tarzı kudema* pesendanesi** terk ile tabiatı beşeriyenin tahliline çalışmaktır. *Eskiler. **Beğenecek yolda, beğenmek suretiyle. (Babalar ve Oğullar)
Yorumlar
0 yorum