Kitap Künyesi
Yazar: Ahmet Haldun Terzioğlu
Yayın Evi: Panama Yayıncılık
İSBN: 9786059127431
Sayfa Sayısı: 464
--reklam--
Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Osmanlılar…
Üç kıtada hüküm sürmüş büyük imparatorluğun sahipleri. Devleti yöneten, devlete ad veren hanedan… Neler yaşadılar kendi içlerinde? Ne acılara ortak oldular? Hanedan içi kavgalar, kıyımlar, ölümler neyin göstergesiydi?
Yaşananların zamanın gereği ve kaçınılmaz olduğu konusunda emindi kimileri.Kimileri ise bunun bir vahşi gösteri olduğu iddiasında…Nedeni ne olursa olsun, bu işlere karar verenler, o devirleri yaşayanlar, mutlaka en uygun gerekçeleri üretecekler ve haklılıklarını anlatacaklardı. Öyle yaptılar.
Hatta zamanı dosdoğru anlatmak üzere ilim yapmış, eli kalem tutan tarihçiler, devletin bekası ve nizamı alem için bu ölümlerin gerektiğini değişik yollarla anlatmaya çalıştılar. Bugün o zamanı, o tavrı tenkit etmek gereği hasıl olduğunda; kardeşin kardeşi, atanın oğlu yok etmesini sanki bir gereklilikmiş gibi gösteren geçmiş yağcısı tarihçilerimiz olsa da; kimse, ama hiç kimse bu davranışları normal ve geçerli gösteremez. Katliamlara ve ölümlere gerekçe uydurma sıkıntısı sürecektir. Çünkü cevabı olmayan çok konu vardır.
Neden?
Hanedan içi kıyımları uygun bir dille töreselleştirip mazur göstermek isteyenler; yaşanan acılara ortaktırlar. Belki de en son varılacak nokta şuydu: Kendi içlerindeki kavgalar kimseyi ilgilendirmezdi. Akan onların kanı, giden onların canıydı. Sebebi de belliydi: Devlette ikiliğe aman vermemek.
Doğrusu bu muydu?
Okuyun ve siz karar verin!
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar Alıntıları - Sözleri
- Tahtın geleceği için çocuğu olsun diye Sultan Ibrahim'e birçok güzel cariye sunulmuştur. Bu da zamanlar onun harem zevklerine fazla dalmasına neden olmuştur. Safahata düşkün hale gelmiş, devlet hazinesini müsrifce kullanmış, samur kürk düşkünlüğü de ayrı bir dert olmuştur. IV.Murat'ın kurduğu düzen bozulmuş, hazine boşalmıştır. Bu kez ulema ayaklanmış ve tahttan indirip yerine yedi yaşındaki Şehzade Mehmet geçirilmiştir.
- Sultan Selim'in ölüm sebebi ile ilgili iki ayrı sebep ileri sürülür. Birincisi sarayda yaptırmış olduğu hamamı gezerken ayağı kayarak düşmüş, bu düşüşten bedeninin bir yanı ezildiği şiddetli bir humma başlayarak olaydan on bir gün sonra vefat etmiştir. İkincisinde ise ölümünden iki ay kadar önce içkiye tövbe etmiş, içkiye alışık olan bedeninin dengesi bozulmuş bu nedenle hastalanmış ve bu hastalık onu ölüme götürmüştür.
- Tahta geçtiği zaman Osmanlı'nın içinde bulunduğu Avusturya Savaşı'nı sürdüren, saltanatı boyunca bunun devamına tanık olan, Anadolu'da Celali, İstanbul'da Sipahi isyanları ile uğraşan devletin başındaki padişah hastalandı. Hastalığının üçüncü günü 22 Aralık 1603'de öldü. Hastalığının ne olduğu kesin olarak bilinmemekte taun olduğu iddia edilmektedir. Öldüğünde otuz sekiz yaşındaydı. Saltanatı 8 yıl 10 ay 25 gün sürmüştü. Zayıf iradeli, safdil olduğu, kolay tesir altında kaldığı tarihçilerin ortak görüşüdür. Validesi Safiye Sultan üzerinde etkili olmuş, adeta gerçek bir sadrazam gibi, aldığı kararları geriye çevirmesini bile sağlamıştır. Halim, sakin ve terbiyeli aynı zamanda vehimli olduğu yine bilinendir. ------------------------------------------------------------------- Sultan III. Mehmet tahta geçtiğinde her ne kadar 19 kardeşini 21 hanım sultanı babasından kalan hamile cariyeleri ve oğlu Şehzade Mahmud'u öldürse'de 35 yıl aradan sonra Osmanlı ordusu başında sefere çıkan ilk padişahtır. Döneminde son kez büyük bir meydan savaşı kazanılmış. Avrupa açısından alınması zor olarak görülen ''Eğri, Kanije ve Estargon Kaleleri'' bu dönemde alınmıştır.
- Bu arada servi ağacından on dokuz tabut, on dokuz beyaz kefen, on dokuz cenaze gereci hazırlandı. On dokuz dilsiz cellat göreve seslendi. Büyük görev... buyruk verilmiş, on dokuz fidanın sonu görünmüştü. On dokuz cellat, on dokuz Osmanlı şehzadesini boğdu.
- Beylik alametleri geldiğinde, bunları oturduğu yerde karşılayan Osman Bey ayağa kalkmış ve şöyle seslenmiştir "Biz beyliği böyle kutlarız. Hele kımız getirin." Kımız gelmiş, o ve bütün Kayı erleri sağ dizlerini yere vurup başlarını eğerek Gök'e saygı duruşuna geçmişler, Gök'e kaldırıp kutsadıkları kımız kaplarından birer yudum içmişler, kapta kalan kımızı da yere saçmışlardır. Bu törenin uygulanır olması, benzerlerinin daha sonra yinelenmesi, Osman Bey Kayıları'nın, Orta Asya'daki Türklerin kullandıkları ritüelleri henüz terk etmediklerini göstermesi açısından çok önemlidir.
- Osman Bey'in emmisi, yaşı kocamışlığa uzanmış Dündar Bey, içinden gelen baş olma dürtüsünü bir zaman için bastırmış; yine de yeğeninin etkisini sarsacak ve onu yönetimde zora sokacak davranışlardan geri durmamıştı.
- Iki değişik anlatıda bağlantılı olan, Ertuğrul Bey'in ölümünden sonra yeğeninin bey olmasını çekemeyen Dündar Bey onun aleyhinde davranışlarda bulunmuş (kararlara karşı çıkma, ağır sözler, bir rivayete göre düşmanla işbirliği) ve bizzat Osman Gazi tarafından cezalandırılmıştır. Her nasıl olduysa olmuş, Osmanlı urugu içinde, benliğin geleceği için ilk kan dökülmüştü. Böylece Osman Gazi benliği kimseyle üleşmeyecegini, tartışmayacağını ve buyruğuna uyulması gerektiğini ortaya koymuştur.
- Bazı Osmanlı vakayinamelerinde bu konuda belli belirsiz sizler edilir ki bunlar da iki kardeşin Murat Hüdavendigar tarafından öldürtüldüğü yolundadır. Bazı kaynaklarda ise yine net olmamakla birlikte Sultan Murat'ın birkaç kardeşi ile uğraştığı, tahta geçmesinin ardından başkaldırılar olduğu konusunda kayıtlar vardır. Bilgiler net olmadığı için Sultan Murat'ı kardeş katli ile suçlayan fazla tarihçi yoktur. Her ne olmuşsa Murat Hüdavendigar tek başına kalmış ve devleti yöneten kişi olmuştur.
- Murat Han, saltanatında asıl sıkıntıyı oğlu Savcı Bey yüzünden yaşayacaktır ki bu öykü inanılmaz kıyım öykülerindendir.
- "Atasının tahtına göz diken evlatların gözleri görmez kılınmalıdır!" Bunun gereği Savcı Bey'in iki gözüne kızgın mil çektirip görmez kıldı onu. Ancak bu ceza bile ruhunu soğutmamış ki Savcı Bey'i öldürtüp bedenini ortadan kaldırttı. Öz oğlunu öldürmüştü ve Osmanlı uruğu içinde evlat katli ilk kez gerçekleşiyordu.
- Osmanlılar kanla yazacaklardır hanedan içi kavgalarını. Zaman gelecek bunlar sıradan olaylar olarak bellenecektir. Savcı Bey, Osmanlı tahtı üzerinde hak iddia ettiği için öldürülen ilk şehzadedir; ancak son olmayacaktır.
- Şehzade Bayezid, Murat Han'ın en güvendiği kişilerden ve kendinden sonra tahta oturacak veliahtıydı. Seçim böyle yapılmıştı. Ancak askerin gözünde başka bir şehzade daha öncüldü. Şehzade Yakup... Onun yeri başkaydı. Bu durum Bayezid'i düşündürüyor, gelecekte kardeşinin taht ile arasına gireceği korkusunu yaşıyordu. ... Hem kardeşini kolluyordu hem de ondan çekiniyordu.
--reklam--
Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Osmanlı'da kardeş katli meselesini merak edenler için önemli bir Başucu kitabı. Konusuna hakim bir kitap olmuş yazarın tarih kitapları okumaya değer. (Özkan)
Tarihimiz okadar da masum değil. Lakin cedlerimiz neden bu kararları almış gayet iyi anladım. Devlet için kendi canlarından vazgeçenler. Okunması mühim, bilgi dolu bir kitap. Tavsiye ederim. (LEON 18/81)
Ahmet Haldun Terzioğlu ile 2008 yılında tanıştım. O yıldan itibaren sürekli çıkarttığı kitapları aldım ve okudum. Okumadığım 3 ya da 5 kitabı ya vardır ya yoktur. Yazmış olduğu kitapları akıcı bir dil kullanarak yazmaya çalışmış ve yazmıştır. Sıkılmadan okuyacağınız eserlere sahiptir. Tarih öğretmeni olarak gerek bu kitapta gerek yazmış olduğu diğer kitaplarında verilen bilgiler tarihi doğru olarak yansıtmaktadır. Kesinlikle okunması gereken yazarlar başında geliyor. (Bugra & Gamze)
--reklam--
Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu - Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Haldun Terzioğlu Kimdir?
1960 yılında, Trabzon, Beşikdüzü İlçesi, Takazlı Köyü'nde doğdu.
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Mezunudur. Ayrıca Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirmiştir.
Devlet memuru olarak Türkiye'nin hemen her bölgesinde; doğudan batıya, kuzeyden güneye görev yapmış ve 2006 yılında hizmet süresi dolar dolmaz, kendi isteği ile emekli olmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Edebiyat hayatı tarım konularında broşürler hazırlayarak ve makaleler yazarak başlamıştır. Bir dönem mesleki bir derginin yayın kurulunda görev almış ve köşesinde sürekli makaleler yazmıştır. Kısa bir dönem derginin editörlüğünü yürütmüştür.
Bazı kurum, kuruluş, siyasi parti ve kişiler için özel çalışmalar yapmış, yazıları, fikirleri, projeleri, hazırladığı afişler ve sloganları kullanılmıştır. Pek çok dergi ve kitapların düzenlemesinde ve çıkarılmasında katkı sağlamıştır.
Çeşitli kurum ve kuruluşlar için tanıtıcı film senaryosu yazmış, bunların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.
İlgi alanını Türk Tarihi ve Mitolojisi üzerine yönlendiren yazarın iki adet yayınlanmış mitolojik romanı bulunmaktadır. (Gök Tanrı'nın Çocukları ve Oğuz Han)
2006 IV. Gila Kohen Öykü Yarışmasında, "Veresiye defteri" isimli öyküsü yayınlanmaya layık bulunmuş ve hazırlanan kitapta yer almıştır.
2007 Yılı Mustafa Necati Sepetçioğlu Tarihi Roman Yarışmasında "Alp Er Tunga" İsimli Mitolojik Romanı ile Birincilik Ödülüne layık görülmüştür.
2008 Yılında Gelir İdaresi Başkalığı'nın düzenlediği, Vergi konulu Tiyatro yarışmasında, Çocuk Oyunu Dalında "Karınca Kararınca" isimli oyunu ile ikincilik ödülü almıştır. Oyunu yayınlanmış ve sahnelenmiştir.
2008 İLESAM "Esere ve Emeğe Saygı" Öykü yarışmasında "Gitti Hatıralarım" isimli öyküsü mansiyon kazanmıştır.
Daha birçok edebi yarışmada ödülleri bulunmaktadır.
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu Kitapları - Eserleri
- Mete Han
- Alp Er Tunga
- Tomris Han
- Kür Şad
- Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri
- Göktürkler
- Teoman Han
- Alparslan
- Bozkurt Destanı
- Çiçi Han
- Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han
- Darağacında Bir Bozkurt
- Kiok Han
- Hun Kartal Savaşçısı
- Şaman Kız
- Alamut'un Piri Hasan Sabbah
- Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda
- Fırat'a Destan
- Aksaçlılar Meclisi 2 - Vurgun
- Selçuk Bey
- Reisim Çatlı
- Göktanrı'nın Çocukları
- Moğol
- Oğuz Kağan
- Aksaçlılar Meclisi 3 - Savaş
- Harem Ağası
- Hunlar da Çılgındı - Hun Türklerinin Çılgın Tarihi
- Kadim Türk Budun Kimmerler
- Komando
- Enver Paşa’nın Romanı
- Sultan Genç Osman
- İlk Türk Deniz Beyi Çaka Bey
- Aksaçlılar Meclisi 4 - Operasyon
- Oğuz Kağan Destanı
- Alp Urungu & Göktürkler Çağından Bir Türk Öyküsü
- Çete
- Türkistan'ın Ölümsüz Kahramanı Altayların Kartalı Osman Batur
- Atilla
- Aksaçlılar Meclisi 5 - Av
- Yalan Kurgusu
- Emir Sultan
- Kösem Sultan
- Güllerin Solduğu Gün
- Emir Timur
- Kahramanım Çatlı
- Provokatör
- Dördüncü Murat
- Kimmerya
- Çanakkale Savaşı
- Aziz Sancar
- Oğuz Han
- Bizi Fırtına Vurdu
- Çete 2
- Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar
- Çocuk Han
- Kürt Elhanı Alp Urungu
- Kahramanlar Çanakkale'de
- Göç
- Bozkurt Ordusu
- Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri
- Bakan Bey'i Vurdular!
- Tarih Nedir?
- Göç Destanı
- Hüzün
- Türklerin Kökeni
- Kanuni Sultan Süleyman
- Tetikçi - Yazgı
- Göktürkler Destanı 1 - Aşina Soyu
- Göktürkler Destanı 3 - Başkaldırılar Çağı
- Göktürkler Destanı 2 - Birinci Türk Kağanlığının Sonu
- Osmanlı’da Yenilgiler ve Hezimetler
- Destanlarımız
- Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı
- Osmanlı'da Zaferler ve Fetihler
- Enver Paşa - Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
- Kurmancan Datka Destanı Alay Dağlarının Gök Hatunu
- Enver Paşa - Ben Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı
- Kimmerler Seti
--reklam--
Ahmet Haldun Terzioğlu Alıntıları - Sözleri
- Acun bilmeyene, görmeyene hep çok büyüktü. Bilene,görene ise küçük gelirdi. Bir büyük Han için çok, iki büyük Han için azdı. (Oğuz Han)
- Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. ( Kültigin Bengütaşı ) (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
- İnsan ne için yaşar? Namusu, şerefi, dini, imanı, vatanı, milleti ve bayrağı için. Bunlardan biri giderse, Allah korusun, bir teki yiterse, ne kalır geride? Ruhsuz bir beden! Ondan sonra yaşasan ne olacak, yaşamasan ne olacak? Ceset olursun ceset! (Darağacında Bir Bozkurt)
- Engellenemez duygulara doğru uçar kişioğlu (Fırat'a Destan)
- Destan milletin hafızasıdır. (Destanlarımız)
- Cengiz Han, Moğol'u şöyle tanımlamıştı: “Gününü yaşarken bir yavru karacadır Moğol. Toy ve şölen günlerinde genç bir taydır. Ne zaman ki savaş gelip çatar, vahşi bir doğan olur Moğol. Yağıların üzerine bir yaşın gibi atılır. Gün gelir yaşlı bir kurt benzeri pusuda gizlenir. Geceleri baykuş gibidir, uyumaz! Moğol değişkendir çünkü bozkırın ürünüdür. Onun yaşamı bozkıra denk olmalıdır” (Moğol)
- "Biz, yalnızca, tek olan Tanrı'ya secde ederiz!" (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- Onun fiyatı yoktu. Bedeli canı, kanı bile olsa doğruluktan, dürüstlükten şaşmayacaktı. (Bakan Bey'i Vurdular!)
- Atı olmayan bir Türk diğer yarısını bulamamış gibidir. (Bozkurt Destanı)
- Kiok Tanhu, Yüeçiler üzerine yürüyordu. Yer sarsılıyordu atların ayak seslerinden. Ötüken Yış er doğuruyordu. (Kiok Han)
- Sevisi ağır basmış, bütün düşüncesini tutmuştu. Sevi başa düşünce, başka ne varsa unutulur! (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- Özlenecek o kadar çok şey vardı ki gelecekte... (Kadim Türk Budun Kimmerler)
- İnsandan insana değişir sevda alıntısı! İnsandan insana başkalaşır! Adım adım aşılır da bütün safhalar, en sonunda en yüce anlamında doruklaşır. Bu memlekette 'SEVDA' hakkıyla yaşanır! (Sevda Üzerine Memleket Hikayeleri)
- Kahramanlık, Türkler için biçilmiş bir giysiydi. Bu giysiyi severek, isteyerek giyiyorlardı. Severek, isteyerek ölüyorlardı. (Bozkurt Destanı)
- Şehzade Bayezid, Murat Han'ın en güvendiği kişilerden ve kendinden sonra tahta oturacak veliahtıydı. Seçim böyle yapılmıştı. Ancak askerin gözünde başka bir şehzade daha öncüldü. Şehzade Yakup... Onun yeri başkaydı. Bu durum Bayezid'i düşündürüyor, gelecekte kardeşinin taht ile arasına gireceği korkusunu yaşıyordu. ... Hem kardeşini kolluyordu hem de ondan çekiniyordu. (Osmanlı'da İktidar Kavgaları ve Hanedan İçi Kıyımlar)
- Türk yok edilemez, çünkü Tanrı Türk'ü korur ve yüceltir! (Aksaçlılar Meclisi 1 - Devletin Bekçileri)
- "Doğru ve gerçek söz keskin bıçakla aynıdır!" Moğol atalar sözü, doğru söze verilen değeri böyle açıklar. (Gök Moğolların Başbuğu: Cengiz Han)
- Tanrı insanı var etmiş. Bakmış eksiği var, us vermiş. Yine yetmemiş, sol göğsünün altına yürek koymuş. (Tuğrul ve Çağrı Bey Devlet Yolunda)
- Beni iyi dinleyin Türk, Oğuz Beyleri, uluları…. Türk budun buyruklarıma uyun. Şunu unutmayın! Üstte Gök çökmese, altta yer delinmese, Türk’ün ilini, töresini kimse bozamaz. Kimse Türk’ü yıkamaz. Türk budun, kendini bil. Titre ve kendine dön. (Göktürkler Destanı 4 - Bengütaşlar Çağı)
- Bir gün Bahadır Şad'ın bir öyküsünü duydum, rahatladım. Anlattılar ki, Bahadır Şad, Çin Duvarına bakıp bakıp gülmüş. "Bu us işi değil!" demiş "Çin'i korumaktan çok, bize geçit görevi yapar bu duvar. Duvarın üzerini tutacak kadar çok sakçıyı, duvarın üzerinde savaşacak kadar çok çeriyi nerden bulacaklar? Çin, nasıl bir bela yaptığını, duvar bittiğinde anlayacak! Onca emeğe, onca cana yazık..." (Mete Han)
Yorumlar
0 yorum