Kitap Künyesi
Yazar: Sibel K. Türker
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750715426
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Öykü Sersemi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Güneşin altında her şey dolu gibi, ama içi boş; her şey yeni gibi ama eskimiş; bir umut var gibi ama elimizin uzanmadığı bir yerde; bazı yaşayanlar kayıp, bazı ölenler henüz gitmemiş. Bir yanlışlık var ama ben düzeltemem ki. Ben düzeltmeyi bilmiyorum ki.
Sibel, gerek yazarlık kumaşının haslığı, gerekse ele aldığı temalarla yüreklere seslenmeyi seçen bir yazar. Bu da onu sahici ve inandırıcı kılıyor. Bunu daha ikinci kitabıyla yakalamış olmasının üzerinde de ayrıca durulmalı.
-Mehmet Eroğlu-
Sibel K. Türker'in öykü kitabı Öykü Sersemi'nin "Olduğundan da İyi" öyküsündeki, "Hayat, yazıdan büyüktür," sözlerini okuyunca onun daha dikkatli okunması gerektiğini düşündüm. (...) Sibel K. Türker'in güzel bir Türkçeyle, hem de doğru dürüst (Türkçe nasıl dürüst olur, Öykü Sersemi'ne bakılabilir) bir öykü dili kurmak için ne denli ciddi bir çaba içinde olduğunu söylemeyi de unutmayalım...
-Semih Gümüş-
--reklam--
Öykü Sersemi Alıntıları - Sözleri
- “Hayatın görülmeye değer bir şey olduğunu iddia edenler, belki daha az görmüş olanlardır.”
- “Eh, bütün insanlar dinlemeden çekip gidiyor ya.”
- Hayat yazıdan büyüktür.
- " İnsan, uzayın ve tarihin herhangi bir noktasında unutulmuş bir taştır. Kimse yerinden kaldıramaz onu, Tanrı bile..."
- Dostum, hafızama güvenerek son sekiz aydır bize yaklaşık üç yüz kadar şiir göndermiş olduğunuzu söyleyebilirim. Nasıl bu kadar çok yazıyorsunuz sorusunu sormayacağım, o sizin meseleniz elbette. Fakat, nasıl bu kadar kötü yazıyorsunuz, diye üzülerek soracağım. Bu sorumda asla ve kat'a bir aşağılama yok, emin olun. Ancak artık istemeden de olsa kurduğumuz bu tuhaf samimiyete dayanarak konuşuyorum. Ve piyasada bunca dergi varken, neden ille de bizimki?
- Birkan, beşgenlerin içindeki üçgenler ve üçgenlerin içindeki çemberler ve çemberlerin içindeki dörtgenler gibi kıstırılmıştır. Sigara kağıtlarını sonsuza dek katlayabileceğini düşünen sıkıcı adamlara benzemiştir.
- Asla aynı yere gidenleri değil, asla bir yerde buluşanları değil, şaşkın bilyeler gibi dört bir yana saçılmış olanları severim.
- Yaz, yoksa kaçacak kelimeler.
--reklam--
Öykü Sersemi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap hakkında incelememi yazmadan önce bu kitapla nasıl tanıştığımı anlatmak istiyorum tam da şu an. Öğrenciyken zaman zaman kitap fuarlarında çalışıyordum. Canım Kırmızı Kedi'm sayesinde çok güzel insanlarla tanışıp, çok güzel anılar biriktirdim. Fuarlarda standımıza gelen insanlara kitap önerilerinde bulunup, okuyucularla ve yayın evimizin yazarlarıyla çok keyifli sohbetler ederdik. Kocaeli fuarında başka bir yayın evinden bir yazar ve arkadaşları standımıza uğramıştı orada tanışmıştık ve yıllarca iletişim halinde kaldığımız değerli dostlarım Geçtiğimiz aralık ayında Roman Kahramanları Festivali düzenlediler. Ve ben de oralarda olmayı ve bu tarz etkinliklere ne kadar hasret kaldığımı söylemiştim. Ve bugün gelen bir kargoyla beni unutmadıklarını, söyleşi için gelen yazarlara benim adıma kitap imzalattıklarını gördüm. Heyecanımı ve mutluluğumu anlatamam. Aynı anda birden fazla kitap okuyan biriyim. Ve bir anda bu kitaba da başlamak istedim. Kitap 10 adet öyküden oluşuyor ve tüm öyküler insanı içine çekiyor. Bir kere başına oturmam yetti. Her öyküde farklı farklı duygulara kapıldım. Bir öyküsünün sonunda annemi arama isteği duyup, küçük bir mola verdim. (Annemi ne yazık ki pek aramam, genelde o ben arar. Epey şaşırmıştı.) 10 öykünün 10'undan da çok etkilendim. Fakat son öykü beni diğer tüm öykülerden çok daha fazla etkiledi. Spoiler verip de heyecanı azaltmak istemem fakat mutlaka okumalısınız. Kitap Yunus Nadi Öykü Ödülü almış bir kitap. Sibel Hanım ile bu kadar geç tanışmak beni üzse de, biliyorum ki diğer kitaplarına daha fazla geç kalmayacağım. (Ru.)
2005 yılı Yunus Nadi Öykü Ödülünü almış bir kitap. Sibel hanımcım zaten bol ödüllü biz yazardır. Bu öykü kitabı da gayet karanlıktı. İnsanı bunaltabiliyor ama kesinlikle kötü yazılmasından değil. Çok iyi öyküler vardı ki favorim "Karanlık Rüyalar" adlı öykü muazzamdı. Okuduğum 3. kitabı oldu kendilerinin. Kıyas yapmak her ne kadar doğru olmasa da roman olan "Hayatı sevme hastalığı" adlı kitap bambaşkaydı. Sibel hanımın kitaplarına başlayacaksanız eğer öncelikle adı geçen kitabı okumanızı öneririmden ziyade çok isterim. Sağlıcakla. (Uğur)
Sibel Türker bu sefer karşımıza 10 tane öykünün bulunduğu bir kitapla çıktı. Öykülerin bir çoğunu sevdim. Yazarın dili, üslubu açısından gayet akıcı bir kitaptı. Ben okuduğum bir kaç kitabın yanına ek olarak başlamıştım ama tahmin ettiğimden daha kısa süre de bitirdim. Yine de bu yazarın kitaplarını hiç okumamış ama alsam da okusam diyorsanız ben size "Hayatı Sevme Hastalığı" kitabını öneririm.. (Sibel BİZ)
--reklam--
Öykü Sersemi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sibel K. Türker - Öykü Sersemi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Öykü Sersemi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sibel K. Türker Kimdir?
Sibel K. Türker, 1968'de Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı seminerlerine katıldıktan sonra öykü yazmaya başladı. Şiirleri Sombahar dergisinde; denemeleri Radikal İki ve Milliyet Sanat'ta; öyküleri ise Hayalet Gemi ve Adam Öykü'de çıktı. Kalp Yazan ve Öykü Sersemi adlı ilk iki öykü kitabı Doğan Kitapçılık tarafından yayımlandı.
--reklam--
Sibel K. Türker Kitapları - Eserleri
- Hayatı Sevme Hastalığı
- Ağula
- Burada Kalmak
- Şair Öldü
- Meryem'in Biricik Hayatı
- Benim Bütün Günahlarım
- Mecnun Kelebekler
- Öykü Sersemi
- Kalpyazan
- Aşk'ın Kalplerimizdeki Mutat Yolculuğu
- Öykü Sersemi
- Şair Öldü
--reklam--
Sibel K. Türker Alıntıları - Sözleri
- "Yanımda , bavulumda taşıdığım , gözüm gibi sakındığım tek bir anım bile yok. Çocukluğun , hayat denen güvenli kucakta bir saat oturmuşluğu , uykuya dalmışlığı yok." (Ağula)
- "Bu ülkede vizyon yok, genişlik yok.Hep gerçek; yekpare çirkin Allahsız gerçek. Ne hayrını gördük ki?" (Ağula)
- “…Çünkü hakikate ulaşmak zaman alırdı. Çünkü hakikatin katmanları deniz tarağı Ming’in kiler kadar kolay sayılmazdı.” (Meryem'in Biricik Hayatı)
- Çok yaşa demeyeyim çocuğum, bilinçli yaşa. (Ağula)
- Hiçbir şey dilemiyoruz, hiçbir şey öbür dünyadan; Yalnız deniz üstünde bir ışık, deniz üstünde yalınayak bir ışık ve uykuya dalmış karalar... (Kalpyazan)
- "Korktukça gelir seni bulur," diyor odaya seğirterek. "Batıl gelir seni bulur..." (Hayatı Sevme Hastalığı)
- İnsan sesinden uzakta,tek bir dalın ya da kuşun,yaprağın,hışırtının,belli belirsiz yaşamanın dokunulmazlığına sığınırdım. (Şair Öldü)
- Bir parça akıl,ne bileyim derinlik,aşk,duygu,yetenek ısmarlayacağımız bedeli çoktan ödenmiş varlığımız bizi bekler,bizi kuşatır,sizi bırakmaz.Kendimize dair köleliğimiz çok eskidir insan azat edilme beklentisiyle doğar.... (Şair Öldü)
- " İnsan, uzayın ve tarihin herhangi bir noktasında unutulmuş bir taştır. Kimse yerinden kaldıramaz onu, Tanrı bile..." (Öykü Sersemi)
- Kimse beni dövmedi,ama acıyor. Acıyor işte... (Burada Kalmak)
- "İşte seni sırf bunun için kabul ederim. Harf oyunlarına girme. Seni, orijinal yalnızlığın için takdir ederim." (Şair Öldü)
- Fakat annenizin ani ölümü size şunu öğretir: ertesi günün olmadığını. Sadece onun için değil sizin için de olmayacağını. (Hayatı Sevme Hastalığı)
- "Geriye hiçbir şey kalmazmış... geriye boşluk kalırmış. Boşluk kalabilir mi ki? (Burada Kalmak)
- “İnsanlar aşağı yukarı birbirine benzer ve yazgıları da...” (Meryem'in Biricik Hayatı)
- Hayat kendini yazdırıyorsa bunda ne aramak gerek?Önem ve hile.Azıcık hile.Çünkü hayat düzenbazdır (Şair Öldü)
- Bir de tuhaf ama bütün bu sıkıntılarla yaşamak güzeldi. Baş ağrısı hissetmek nedense güzeldi. Of çekmek ve bununla dağları yerinden oynatamamak, insanın evrendeki etkisizliği harikuladeydi. (Benim Bütün Günahlarım)
- Hayatın yükünü ayaklar mı yürek mi çekerdi acaba? Akılsız başın cezasını ayaklar çekerdi de, akılsız hayatların cezasını elbet yürekler göğüslenirdi. (Mecnun Kelebekler)
- Sözle ölmüyordu İsmet. Sözle belki çok yaşlılar, kalbi, tansiyonu, astımı olanlar ölebilirdi. Bir de kitaba düşkün olan hassas ruhlar. (Mecnun Kelebekler)
- "Kaderlerde,bahtlarda ve tenlerde sanki suç ve günahlar siyahta yuva yaparmış gibi aklık gözetiliyordu.Toplumun bu fikrisabit aklık duygusundan,bu amansız saplantısından içi bulanıyor ancak olan biteni biraz uzaktan izlemenin eğlencesiyle avunuyordu.Böyle akların içinde kara olmanın bir tadı vardı doğrusu.Ve berbat da bir sorumluluğu." (Mecnun Kelebekler)
- İnsanlar ricadan filan değil yalnız emirden anlıyorlardı.Sindirilmis toplum. (Benim Bütün Günahlarım)
Yorumlar
0 yorum