Kitap Künyesi

Yazar: Guy de Maupassant

Çevirmen: Mehmet Harmancı

Yayın Evi: Epsilon Yayınları

İSBN: 9786051731629

Sayfa Sayısı: 240

--reklam--

Öyküler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kitabın ilk basımı "Seçme Hikayeler" ismiyle yayımlanmıştır.

“Hani sanki her şey, varlık ve evren sona ermek üzere gibi gelir insana. Aniden hayatın korkunç sefaleti, yalnızlık ve her şeyin boşluğu, kendini ölüme dek sürecek hayallerle avutup oyalayan yüreğin karanlık yalnızlığı fark edilir.”

Olay öykücülüğünün akla gelen ilk isimlerinden Guy de Maupassant’ın her sınıftan karakterlerle, yalın ve çarpıcı anlatımıyla, 18. yy. Fransız toplumunun panoramasını sunan öyküleri Mutluluk’ta bir araya getirildi. Aşk, korku, cesaret ve yalnızlık Maupassant’ın öykülerinde coşkulu karakterler aracılığıyla dile getirilirken, öykülerin sonu okuru şaşırtır. Yalnızlığa mahkûm olarak gördüğü insanlık, hayata karamsar bakışı, kimi zaman benimsediği saldırgan üslubuyla en gerçek haliyle dünyayı önümüze sunar.

Mutluluk’ta bir araya getirilen öyküler Maupassant’ı ve sanatını tanımak için okura yapılmış açık bir davettir.

--reklam--

Öyküler Alıntıları - Sözleri

  • Aşkın nereden gelmiş olursa olsun, bir bedeli vardır. Siz ortaya çıktığınız zaman çarpmaya başlayan bir kalp, gittiğinizde ağlayan bir göz... Bunlar seyrek rastlanan, öyle tatlı, öyle değerli şeylerdir ki asla hor görülmemelidir.
  • Yabancılara duyulan nefret, bir fikir için ölmeye hazır olan cesurları her zaman harekete geçirir.
  • Ne kadar çok mutsuz insan vardı!
  • Həyat yaman insafsızdır, yaman hiyləgərdir! Baş vermiş fəlakətdən qurtarmaq olarmı? Həyatın hökmündən qaçmaq olarmı?
  • Tümüyle özgürsen, bir tek bağın, bir tek sıkıntın, uğraştığın hiçbir şey yoktur ve hatta yarınını bile düşünmezsin. İstediğin yere gidersin, keyfinden başka bir kılavuza, gözlerinden başka bir rehbere ihtiyacın yoktur.
  • Adamı ləkələməyə nə var ki, adı təmizə çıxarmaq çətindir..
  • Yoxsul qızların özlərinə xas olan davranış qaydaları, dərin zəkaya, sadə zövqə sahib olmaları - onları ən varlı xanımlarla eyniləşdirən yeganə mənsəb dərəcəsidir...
  • Həyat nə qədər qəribə və gözlənilməz işlərlə doludur! İnsanı bircə anda xilas, ya da məhv etmək nə qədər asan imiş...
  • Hər ölünün üstünə daş parçası, yaxud xaç qoyulub, daha heç nə istəmirlər. Amma sağ qalmış səfehlər görün nə qədər yer tutublar, yenə gözləri doymur...
  • Oynaşın saxladığı arvadla bir yastığa baş qoyub dəyyusluğu boynuna alır, amma bunda heç bir qəbahət görmür. Fahişəni həm sevir, həm də nifrət edir...
  • Başa düşürsünüzmü, məni yandıran böhtan idi. Heç bir şey adamı böhtan kimi yandıra bilməz..
  • ... Yaşlı kadın başını eğdi. "Evet, insan kendini savunursa bu başka bir şeydir; peki, neden zevkleri için bu savaşları yapan kralları öldürmek bir görev değildir, ha?..."
  • ... Islık çalan ciğerleri, astım ıskalasının en basından, genç bir horozun cırlak sesine kadar her tonu çıkarmaktaydı...
  • Sonra da rahibeye bir soru sordu: "Şu halde sizce Tanrı eğer amaç saf ise eylemi bağışlar mı?..." "Bundan kim kuşku duyabilir, hanımefendi?.." dedi rahibe. "Kendi başına ayıplanacak herhangi bir eylem, kaynaklandığı düşünce ile takdire layık olabilir..."

--reklam--

Öyküler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Cep boyunu edinmiştim; hem boyut olarak hem de kisa kisa hikayelerden oluşan içeriği sebebiyle ise gidiş yolunda rahat okunabilir bulduğum için, fazla da bir beklentim yoktu ama haksızlık etmişim. Kısa ama gayet çarpıcı hikayeler yazmış üstad. O kadar dolambacsiz, o kadar süssüz bir anlatım dili var ki yazarın ayrıca hoşuma gitti. Bazı hikayeler öyle bir bitiyor ki "boyle keskin bir bitiş mi olur" diyor insan. Sadece insanların/insanlığın kötü yanını yüze vurması sebebiyle dahi okunur. (Ays)

Cep boy olması sebebi ile bayramlık kitabım Guy De Maupassant’tan Öyküler idi. Bayram tatili boyunca boşluk buldukça bu kitabı okudum ve en son eve dönüş yolunda bitirdim. Sekiz farklı öyküden oluşuyor kitap, öykülerin genel bir teması olduğu söylenemez. İnsanların çıkarlarına göre tavırlarının değiştiğini çok açık şekilde anlatan öyküler Yağ Tulumu ve ,Jules Amca’dan; bir aşk hikayesi olan Miss Harriet’e, bir korku-gerilim örneği sayılabilecek Horla’dan; insanların açgözlülüğü ve talihsizliklerini konu alan öyküler Gerdanlık ve Bir Parça Sicim öykülerine kadar çeşitli tatlarda, çeşitli duygu ve düşünceleri yaşamanıza sebep olacak sekiz farklı öyküden oluşuyor bu kitap. Çok büyük beklentilere girmemek şartıyla bence okunması keyifli olacak kitaplardan biri Guy De Maupassant’ın Öyküler kitabı. Keyifli okumalar. (Ahmet Samsa)

--reklam--

Öyküler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Guy de Maupassant - Öyküler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Öyküler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Guy de Maupassant Kimdir?

Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı.

1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu. 

Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi.

1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı.

Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (Ölüm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890).

Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı.

Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu.

Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, delilik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.

--reklam--

Guy de Maupassant Kitapları - Eserleri

  • Mutluluk
  • Aşk Başkadır
  • Güzel Dost
  • Hasırcı Kız
  • Gezgin Satıcı
  • Seçilmiş Hikayeler
  • Ölümden Acı
  • Ay Işığı
  • Gündüz ve Gece Hikayeleri
  • Bir Hayat
  • Serseri Aşklar
  • Küçük Asker
  • Sol El
  • Le Horla
  • Yağ Tulumu
  • Madam Tellier'nin Evi
  • Pierre ve Jean
  • Tombalak
  • Öyküler
  • Aşklarımız
  • Horla ve Karanlık Öyküler
  • Otel
  • Gönül Öyküleri
  • Jules Amcam
  • Seçme Öyküler
  • Bir Mucizedir Yaşamak
  • La Parure
  • Dönüş
  • Gerdanlık ve Diğer Öyküler
  • Lanetli El
  • Seçme Hikayeler
  • Parisli Bir Burjuvanın Pazar Gezintileri
  • Seçilmiş Hikayeler Cilt 1
  • İnci Hanım
  • Takı
  • Mücevherler
  • The Diamond Necklace
  • İşte Geldim
  • At Üstünde
  • Yasak Aşk
  • Horla / Miras
  • A Dead Womans Secret The Vendetta- Alexandre-A Duel
  • Matmazel Fifi
  • Kazazede
  • Toparlak
  • Sicim
  • Seçilmiş Hikayeler 2. Cilt
  • Femme Fatale
  • Sevgi Dalanları

--reklam--

Guy de Maupassant Alıntıları - Sözleri

  • “Neredesin mantık, ahlak ve sağduyu” (Küçük Asker)
  • "Sevgili özgürlük tutsana elimizi, sahip çıksana kendi davana!" (Yağ Tulumu)
  • "İnsan gerçekten kendisi için yaratıldığını sandığı bir varlığa rastladığı için mi sever, yoksa yalnızca sevme yeteneğiyle doğduğu için mi?" (Aşklarımız)
  • Yoksul insanların birbirlerine yardım etmeleri gerek... Savaşı kodamanlar yapıyor. (Toparlak)
  • Gerçekten de ister Prusyalı, ister İngiliz, ister Polonyalı, ister Fransız olsunlar, insanları öldürmek iğrenç değil mi? Size kötülük etmiş birinden öç almanız kötü bir şey adamı hapse tıkmaları da bunu gösterir; ama yavrularımızı tüfeklerle av hayvanları gibi öldürmeleri iyi bir şey mi ki en çok öldürenlere nişanlar veriyorlar? Hayır, bunu hiçbir zaman anlamayacağım! (Ay Işığı)
  • Savaş başka, barış başka. (Toparlak)
  • Sadece, gerçekte anlamlandıramadıklarımızdan korkarız. (Horla ve Karanlık Öyküler)
  • Janna fikirləşməyə başladı; qəlbinin dərin ümidsizliyində nəşənin, eşqbazlığın nəticə etibarilə aldadıcı olduğunu düşündü. (Bir Hayat)
  • (…) şu neşe saçan günün doğuşuna bakarken, böyle şafakların söktüğü şu yeryüzünde ne sevincin, ne de mutluluğun bulunmayışının nedenini düşünüyordu. (Bir Hayat)
  • Çocuklar bilmezler ki...Yaşanacak günler ne kadar az! (Jules Amcam)
  • Hasta düşünceler, bedeni humma ateşinden yada veremden daha çok yer bitirir (Le Horla)
  • Yasallık kazanmış aşk, vurdumduymaz aşk üzerinde her zaman üstünlük havaları takınır.. (Le Horla)
  • Karanlıkta korkunç dramlar olur. (İşte Geldim)
  • Ben yaşamımı onlardan almıştım. Fakat yaşam, verilen bir armağan mıdır? Herhalde benimki bir ezinç yükünden başka bir şey değildi. (Seçme Öyküler)
  • Kimseyle görüşmemek,dirsek dirseğe gelmemek ,çarpışmamaktan dolayı derisi, manevi derisi pek duyarlı ve nazik bir duruma gelmişti. (Bir Mucizedir Yaşamak)
  • "Yavrum, sevgili yavrum! Zavallı yaratıklara karşı daha yumuşak ol. Yaşam yeterince hoyrat ve yırtıcı..." (Gezgin Satıcı)
  • Ölümün karşısında ne yapabilir ki insan ? (Güzel Dost)
  • "What would you have? It is only Nature!" "Yes, but I say that Nature is our enemy, that we must always fight against Nature, for she is continually bringing us back to an animal state.” (The Diamond Necklace)
  • “Anılar beni böyle yapıyor. Zamanı geçen şeyleri sevsen de yok et! İnsan tamamen unuttuğu insanlarla beklemediği anlarda tekrar karşılaşıyor yoksa! Onları bir kez daha gördüğünü, seslerini işittiğini sanıyorsun, bu da korkunç bir etki bırakıyor. (Bir Hayat)
  • Ömrümüzün büyük azabı ebediyen yalnız olmamızdan doğuyor. Bütün gayretlerimiz, bütün hareketlerimiz sadece bu yalnızlıktan kaçmak içindir. Şunlar, şu çatısız sıra aşıkları da bizim gibi, bütün mahluklar gibi bir dakikacık olsun yalnızlıklarını dindirmeye çalışıyorlar. Fakat daima yalnızdırlar, daima yalnız kalacaklardır. Biz de öyle. (Seçme Hikayeler)