Kitap Künyesi
Yazar: Isabel Allende
Çevirmen: İnci Kut
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755106663
Sayfa Sayısı: 464
--reklam--
Paula Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
O gün hayatın cömert olabileceğinin ilk kez bilincine vamıştım. Yokluğu bir nimet, cimriliği bir erdem olarak gören büyükbabamla ya da ailenin öteki üyelerinden biriyle böyle deneyimi asla yaşayamazdım.
Paula, Isabel Allende’nin diğer kitaplarından farklı; daha duygusal, daha kişisel bir kitap. Şilili yazar Sonsuz Düzen adlı romanının tanıtımı için İspanya’da bulunduğu sırada, orada yaşamakta olan yeni evli kızı Paula ağır bir hastalıkla hastaneye kaldırılır ve bitkisel hayata girer. Isabel Allende, biricik kızının başucunda hastalık sürecini kaygıyla izlerken, bir gün iyileşeceğini umduğu kızına okutmak amacıyla ailesinin ve kendi yaşamının kesitlerini bir deftere yazmaya koyulur. Kızı bir yıla yakın bitkisel hayatta kalır ve sonunda yazarın tuttuğu bu notlar, yaşamının en gizli köşelerini açığa çıkaran tutku dolu bir kitaba dönüşür. Şili’de Pinochet döneminin başlayışı, Başkan Salvador Allende’nin intiharı, ülkeyi kasıp kavuran dikta yönetimi, aşklar, acılar, bir kadın duyarlığıyla öylesine ustaca işlenmiştir ki kitap o gün bu gün dünyanın dört bir yanında büyük okur kitlelerinin başucu kitabı olmuştur.
--reklam--
Paula Alıntıları - Sözleri
- bütün kitaplarıma bir 8 Ocak günü başladım .
- Uzaklık ve zaman, kırılgan koşullardır.
- Sonsuza kadar... Nedir bu, Paula? Yankıların egemen olduğu, hiç gece olmayan bu beyaz binada zaman yitirdim. Gerçeğin sınırları silinip gitti; yaşam, karşılıklı aynalar ve çarpılmış görüntülerden bir labirent sanki.
- Belki de dünyaya aşkı aramak ve onu defalarca bulup kaybetmek için geliyoruz. Her bir aşkla yeniden doğuyoruz, sona eren her aşklada bizde yeni bir yara açılıyor.
- Bu dünyadan geçerken acı duymak kaçınılmaz, ama derler ki acıya karşı koyulmazsa, içine korku ve keder katılmazsa, hemen her zaman dayanılabilirmiş.
- Dınle Paula, uyandığında aklın fazla karışmasın diye sana bır öykü anlatacağım
- Tanrı gecikir ama yerine getirir.
- Temiz değildim, hiç kimse değildi, her birimizin içinde pusuya yatmış bir canavar vardı, hepimizin karanlık ve kötü bir yanımız vardı.
- "Aşktan ve Gölgeden'e 8 Ocak 1983 günü başladım çünkü o gün "Ruhlar evi"yle bana şans getirmiş ,böylece hâlâ koruduğum ve değiştirmeye cesaret edemediğim bir geleneği başlatmıştı .
--reklam--
Paula İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Isabel Allende 'nin en sevdigim kitabı Ruhlar Evi oldu. Paula hikayesiyle biraz daralttı beni. Çünkü hüzünlü bir hikayesi vardı. Çünkü benim için en hüzünlü hikaye evlat acısıyla örülü olandır. Yazarın gerçek yaşamının ayrıntılarının yer aldığı hikayede dönemin Güney Amerika'sındaki siyasi çalkantılarını da öğrenme imkanınız oluyor. Özellikle Şili'deki askeri darbe ve sonrası bizdeki darbelerle benzerliğiyle dikkat çekiyor. Darbelerle yönetilen ülkelerdeki baskı ortamı, General Pinochet ve yazarın akrabası olan Salvador Allende yazarın komadaki kızının uyanmasını beklerken aklından geçen dağınık düşünceler şeklinde verilmiş. "Yazar olan Isabel ile anne ve kadın olarak Isabel kimdir , ne ister, olayları nasıl değerlendirir, çocukluğunda yaşadıkları onu nasıl etkilemiştir? " sorularına cevaplar bulacağınız bir kitap. (Bozuk Gramofon)
Acılar denizinde başıboş seyreden bir sal gibiyim. Bu uzun aylar boyunca tıpkı bir soğan gibi kat kat soyularak değiştim,artık aynı kadın değilim;kızım,kendi içime bakma ve daha önce hiç görmemiş olduğum o bomboş,karanlık ve acayip bir biçimde huzur dolu iç mekanlarımı keşfetme fırsatını verdi bana....... Paula,İsabel Allende 'nin porfiri hastası kızı...Allende; hastane ve sonrasında evde bilinçsiz yolculuğunda Paula'ya yazdığı mektuplar olarak başlayıp,hayatının tüm ayrıntılarını gözler önüne sermiş bu kitapta...Başlarken tedirgin oldum açıkçası, bu tür,hastalık barındıran kitaplardan çok hazzetmediğim için...Birkaç sayfa sonra unuttum gitti...Şili'de cunta günleri...Etkileyici... (Osslleemmm)
Acı: Kitabı şimdi bitirdim. Yazar yaşının ve hayatının ona verdiği tüm olgunlukla baş etmeye çalıştığı acısını ne kadar içli anlattı bilemezsiniz. Okumanız lazım kitap/kitap--1211 yazar/i710 (İnci)
--reklam--
Paula PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Isabel Allende - Paula kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Paula PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Isabel Allende Kimdir?
Isabel Allende, 1942 yılında Peru'nun başkenti Lima'da doğdu. Ancak birkaç yıl sonra ailesi Şili'ye göç etti. Isabel Allende, amcası, Şili Devlet Başkanı Salvador Allende'nin 1973'te öldürülmesinden iki yıl sonra kocası ve çocuklarıyla birlikte Venezuella'ya sığınmak zorunda kaldı. 17 yaşında gazeteciliğe başlayan Allende, bir süre sonra San Francisco'ya yerleşti, ABD'nin önde gelen üniversitelerinde edebiyat dersleri verdi. 1982'de yayınlanan ilk romanı Ruhlar Evi'ni, 1984'te Aşktan ve Gölgeden, 1985'te Eva Luna adlı romanları, 1989'da Eva Luna Anlatıyor adlı öykü kitabı izledi. Sonsuz Düzen adlı romanı 1991'de, Paula 1994'te, Kaderin Kızı 1999'da, Sararmış Bir Fotoğraf 2000'de, Yüreğimdeki Ülkem 2003'te yayınlandı. Allende 2002-2004 yılları arasında Canavarlar Kenti, Altın Ejder Kenti ve Pigmeler Ormanı adlı romanlardan oluşan gençlik üçlemesini kaleme aldı. Türkiye'de tüm yapıtları Can Yayınları arasında yer alan Allende, hemen tüm öykü ve romanlarında gerçekçi bir anlatım ve siyasal bir yaklaşım ile büyülü gerçekçiliğin gerçeküstücü geleneğini ustaca kaynaştırdı.
--reklam--
Isabel Allende Kitapları - Eserleri
- Ruhlar Evi
- Aşktan ve Gölgeden
- Japon Sevgili
- Zorro
- Kış Ortasında
- Kaderin Kızı
- Eva Luna
- Paula
- Sararmış Bir Fotoğraf
- Canavarlar Kenti
- Yüreğimdeki Ülkem
- Maya'nın Günlüğü
- Pigmeler Ormanı
- Eva Luna Anlatıyor
- Denizin Altındaki Ada
- Canım Sevgilim Inés
- Altın Ejder Krallığı
- Günlerin Getirdiği
- Cinayet Oyunu
- Aphrodite
- Tüm Unutulmuşlar Adına
- Sonsuz Düzen
- Porselen Peri
- Eva Luna
- Denizin Uzun Taçyaprağı
--reklam--
Isabel Allende Alıntıları - Sözleri
- “Tüm duyumlar gibi ağrı da ruhun içine girmeye yarayan bir kapıdır,” demişti ona. “Ne hissettiğini ve neyi hissetmek istemediğini sor kendine. Dikkatini bedenine ver. Buna odaklanırsan, ağrının değiştiğini ve içinde bir şeyin açıldığını göreceksin ama aklının sana rahat vermeyeceği konusunda uyarmalıyım seni, düşüncelerle, hayallerle, anılarla senin dikkatini dağıtmaya çalışacaktır; çünkü o nevrozun içerisinde kendi rahatı yerindedir ...” (Cinayet Oyunu)
- Savaş gerçekleşmesi mümkün bir geleceği tasarlamakdan kurtarmıştı onu. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- Kader değişebilir,ama karmayı arındırabilmek için bütün hayatı değiştirmek gerekiyor,hatta belki bu bile yetmiyor. (Günlerin Getirdiği)
- İnsanın aklında kalan ve hiç unutulmayan şey şiirdir. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- ... otorite karşısında yerlerde sürünen ama eline birazcık fırsat geçti mi acımasızlıkta üstüne olmayan ödleklerden biriymiş. (Cinayet Oyunu)
- "Kadın o sevimsiz ve kuru sözcükleri ayırdı,o pek çiçekli olanları da seçip attı, çok kullanılmaktan eskiyenlerden de kaçındı, o olası olmayan vaatler sunanları ,gerçeklik taşımayıp, karmaşık olanları bir kenara itti, sonunda erkeklerin düşüncelerine kesinlikle dokunacak ,kadınların heveslerini uyacak sözcükler kullandı " (Eva Luna Anlatıyor)
- "İnsanlar ancak unutulduklarında ölürler. Beni hatırlayabildiğin sürece hep seninle olacağım." (Eva Luna)
- "Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir " (Japon Sevgili)
- "Aşk insanların aklını bulandırmak ister .. ama önüne geçilmez değildir ." (Zorro)
- “Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir” (Japon Sevgili)
- "Hüzün..." Terapistin söylediği gibi Willie'nin de benim de hayatımızda hüzün vardı, ama bu, insanı felce uğratan bir duygu değil, gerçekleri renklendiren kayıpların ve zorlukların bilinciydi. (Günlerin Getirdiği)
- Öyküler çeşit çeşittir. Kimi daha anlatılırken doğar, onların malzemesi dildir; birisi onu sözcüklere dökmeden önce bu sadece yaşanmış bir heyecandır, zihnin bir kaprisidir, bir görüntüdür ya da dokunulmazlığı olan bir anıdır. Kimileri ise, anlamını yitireceği korkusunu taşımadan sonsuza dek yinelenebilecek türden, elmalar gibi bütünlük taşıyan öykülerdir. Gerçek dünyadan alınıp sonra üzerinde hayal gücüyle çalışılanı da vardır, bir anlık bir esinle doğan ve anlatıldıktan sonra gerçeklik kazananı da. Ve gizli öyküler vardır, hani belleğin karanlık köşelerinde saklı kalmış olanlar, bunlar canlı organizmalar gibi kökler, antenter salarlar, şişler, yumrular üretirler, asalaklarla kaplanırlar ve zamanla biter karabasana dönüşürler. Kimi zaman şeytanları kovmak için bunları masal gibi anlatmak gerekir. (Eva Luna Anlatıyor)
- Eskiden iki-üç kişi bir araya geldi mi en önemli konu politikaydı; bir odanın içinde iki Şilili varsa, mutlaka üç tane de siyasi parti olurdu. (Yüreğimdeki Ülkem)
- Buralarda gölgeler güneş batmadan çok önceden inmeye başlar, manzara ıssız, hoş bir hal alır, yankı onların düşüncelerini devleşmiş biçimiyle uzak bir kartalın çığlığı olarak yansıtırdı. (Aşktan ve Gölgeden)
- "Çok bilen kişinin insanlığa karşı daha çok görevleri vardır." (Kaderin Kızı)
- Tanrı nin gözünde eşit değildik, çünkü sosyal sınıfları ve insanlar arasındaki farklılıkları bizzat O yaratmıştı. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- Kimi zaman acıyı engelleyemeyiz, ama kendi tepkimizi denetleyebiliriz. (Günlerin Getirdiği)
- Onursuz bir hayat yaşanmaya değmez. (Maya'nın Günlüğü)
- Bizde bir erkek, içinde yemek yediği tabağı yıkadı mı karısına ya da annesine 'yardım etmekte olduğunu' sanır ve bu yüzden takdir edilmeyi bekler. (Yüreğimdeki Ülkem)
- Bilge kişi alçakgönüllüdür , çünkü ne kadar az şey bildiğini bilir, (Sararmış Bir Fotoğraf)
Yorumlar
0 yorum