Kitap Künyesi
Yazar: Virginia Woolf
Çevirmen: İlknur Özdemir
Orijinal Adı: Monday or Tuesday
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınları
İSBN: 9786059658812
Sayfa Sayısı: 224
--reklam--
Pazartesi ya da Salı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Virginia Woolf, ilk yazılı ürünlerini 1900'lerin başında vermeye başladı ve gazetelerin edebiyat eklerinde yazıları yayımlandı. Bu yazıları öyküleri izledi. Romancılığının ve çokça kullanacağı bilinçakışı tekniğinin adım sesleri de bu öykülerin bir kısmında açıkça duyuldu.
Woolf, öykülerinde karakter incelemelerine çokça yer verdi, gerçek ve gerçekliğin doğası, kadınların toplumdaki rolü konularını özellikle işledi. Sıradan deneyimleri anlatırken insan zihninin çalışmasını ve algılarını öne çıkaran ayrıntılı anlatımlara başvurdu. Woolf'un öyküleri sıklıkla "Varolma Anları"na dayanır ve bu varolma anları zamanın ve mekânın içine hızlı girişlerle işlenir. Kimi öykülerinse, roman yazımı sürecinde ortaya çıkan yan ürünler olduğu bellidir, kitapta yer alan Kendi Türünü Seven Adam ya da Bir Özetleme'de olduğu gibi Mrs. Dalloway'in kahramanları Mr. ve Mrs. Dalloway'e sıkça rastlarız, aynı şekilde Varolma Anları adlı öyküde de Mrs. Dalloway adlı romanından izler bulmak hoş bir sürprizdir okura.
İlk öyküsü olduğu düşünülen Phyllis ve Rosamond bu kitabın da ilk öyküsü. Kitabın sonundaki Kaplıca ise ölümünden kısa bir süre önce, 1941'de bitirdiği, büyük olasılıkla son çalışması. Bu iki öyküyü ve aradaki 35 yıllık süreçte yazdığı öyküleri okumak, yazarın öykücülüğündeki gelişmeyi göstermesi bakımından son derece ilginç bir deneyim.
--reklam--
Pazartesi ya da Salı Alıntıları - Sözleri
- "hani insan tek basınayken, konusacak kimse olmadan otururken yıldızlara bakarak soru sorar ya."
- bu kadar canlı ve enerjik bir porselenle sessiz ve durgun cam parcası arasındaki tezat john'u büyüledi, sasırttı, sersemletti, bu ikisinin, aynı odada aynı daracık mermer üzerinde durmaları bir yana, nasıl olup da aynı dünyada var olabileceklerini sordu kendine. sorusu yanıtsız kaldı.
- hayatı herhangi bir seyle kıyaslamak istersek onu saatte yüz kilometre hızla metronun icinde savrulmaya benzetebiliriz - öbür uca vardıgımızda saclarımızda tek bir toka kalmaz!
- Ağacı düşünmek de hoşuma gidiyor: Önce o kuru tahta hissini yakından duymak, ardından fırtınanın bıraktığı izler, derken özsuyunun o dingin, nefis akışı.
- Yüzündeki maskeyi andıran kayıtsızlığa bakılırsa, tutku ve deneyim açısından, bütün dünya duysun diye aşkları borazanlarla duyurulan kişilerden yirmi kat daha fazla şey yaşamıştı.
- "çimenlerdeki papatya, ateşler, pencere camındaki kırağı, kalbim sana uzanıyor."
- hafif adımlarla yürüyerek, dünyada gülümseyerek dolasanların iclerindeki iyilik nasıl da güzeldir!
- craye'lerin hicbiri evli degillerdi. kedileri vardi...
- Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz.
- "biriyle karsılastıgımızda, adeta tesadüfmüs gibi, o kisinin bizim icin büyük anlamı olan bir seye söyle bir deginmesi, tesadüfen deginmesi sok etkisi yaratır hep."
- *Dünyaya bir çocuk daha getirmeden önce, dünyanın nasıl bir yer olduğunu öğreneceğimize yemin etmeliyiz.
- ...artık hevesli degilim, sadece gitmek istiyorum, sokagı bulmak, evleri tanımak, elmacı kadını selamlamak, kapıyı acan hizmetci kıza, yıldızlı bir gece, demek istiyorum.
- *Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane; düşünceleri de kafeslerimiz.
- baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer.
- tek basına, kimse görmeden; asagıda her sey ne kadar sakin, ne kadar sevimli. hicbiri görmüyor, hicbiri umursamıyor. baskalarının gözleri bizim icin birer hapishane; düsünceleri de kafeslerimiz.
--reklam--
Pazartesi ya da Salı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
3 günde okuduğum Pazartesi Ya da Salı, bilinçakışı tekniğiyle yazıldığı için yine anlaşılması çok zor olan kitaplar arasındadır. Woolf’un yazdığı ilk ve son öyküyü okumak oldukça keyifli bir durumdu. Sözcüklere sihirli anlamlar katan Mrs. Dalloway ile Dünya Edebiyatında büyük yankılar uyandıran Woolf’un biricik eserinin Dalloway’in çıkış noktası olan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Woolf okuyan bir daha ondan vazgeçemiyor. Nedeni ise çok basit değil. Dalgalı bir denizin ortasından yıldızlara yükselmek gibi bir şey bu. İlk okuduğum kitabı Mrs. Dalloway olmuştu. Ve tek kelimeyle muhteşemdi. Yine bu kitapta bolca hızlı geçiş mekân ve zamanın birbirine girdiği ortamlarda bulacaksınız kendinizi. Fizik ötesi akımlara maruz kalacağınız kesin. Kısaca; karman çorman olabilirsiniz. Ama hayatta böyle değil mi? Sözlerimi müthiş yazarın sözleriyle bitiriyorum. “Hayatı herhangi bir şeyle kıyaslamak istersek onu saatte yüz kilometre hızla metronun içinde savrulmaya benzetebiliriz.” S. 93 Kırmızı Kedi. (BLACK JACK)
Ne Yani Siz Hâlâ Virginia Woolf'un Öykülerini Okumadınız mı?: İngiliz ve dünya edebiyatının aşılamamış, benzersiz yazarı Virginia Woolf okumak her zaman zevklidir zevkli olmasına da okuma zorluğunu teslim etmeden geçmek de olmaz. Klasik anlatının dışına çıkan ve imgelemle bilincin akışını birleştirerek müthiş bir terkip oluşturan Woolf anlaşılması en zor yazarlardandır. Mrs. Dalloway ve Kendine Ait Bir Oda'yı okumuş ve fakat diğer romanlarını okumaya cesaret edememiş bir okur olarak öykülerini okumayı denedim ve okudum. Otuz beş yıl içinde yazdığı öykülerden oluşan Pazartesi Ya Da Salı'yı kimi öykülerini zorlanarak kimisini ise kolayca okudum, okuyabildim. Woolf'un öykülerinden çıkardığım en önemli sonuç, Mrs. Dalloway ve Kendine Ait Bir Oda adlı kitaplarında kullandığı yöntemin bu öykülerde ilk defa denenmiş olduğu ya da ormanlarının kimi bölümlerinden alınma ve öykü tarzında kurgulanmış olduğuydu. Bilhassa Mrs. Dalloway birçok öyküde isim olarak geçiyor ve bilinç akışı tekniğinin en yetkin örneklerinden biri olan bu kitaba sık sık atıf yapılıyordu ya da bu romanlardan alınmıştı. Yine Kendine Ait Bir Oda adlı feminist yazının en önemli kitaplarından biri olan bu kitapta savunulan tezin kimi öykülerin de temel tezi olduğuydu. Woolf'un öykülerinin geneline bakıldığında ise dikkat çeken en önemli husus, yoğun bir imgelemle yazılmış, bilincin akışına paralel olarak akan öykü diliydi. Woolf klasik edebiyat dilinin dışında yeni bir arayışa girmiş ve bu arayışında başarılı olmuştu. Woolf için yazın yöntemi artık bilinç akışıydı ve bu yöntemi öykülerinde denemiş ve başarılı olmuştu. Kimi öykülerini zevkle okusam da kimilerinin içine girmekte zorlandığımı belirtmeliyim. Woolf'un yazın dilinin gelişimini anlamak isteyenlerin ve tabii ki hayranlarının baş ucundan eksik etmeyecekleri bir kitap olduğunu düşünüyorum Pazartesi Ya Da Salı'nın. (Hasan Hüseyin AKKAŞ)
Virginia Woolf ilk ürünlerini 1900'lerde vermeye başlayan devrim niteliğinde konuları ele alan kadın yazar. Romancılığında çokça kullandığı bilinç akışı tekniğinin ilk adımları öykülerinde hissedilir. Bu kitap Pazartesi ya da Salı, onun ilk ve son öyküsünün de bulunduğu öykü kitabıdır. Çevirmen bunu yazarın eserindeki gelişmeyi göstermek için yaptığını söyler. İlk öyküsü "Phyllis ve Rosamond" Woolf'un ölümünden sonra okuyucuya ulaşmıştır. İki kız kardeşin kişiliği üzerine yazılmıştır bu öykü. Çatışma yoktur, olay yoktur. Kız kardeşlerin üzerinden toplumsal konum ele alınır ve sorgulanır. İnsanı düşünmeye zorlar. Günümüzde bile yerini hâlâ bulmaya çalışan kadınların 1900'lerdeki savunucusunu görmek insanın bir nebze de olsa içini rahatlatır. "Bir Topluluk" adlı öyküsünde ise dünyayı, kadın ve erkeğin toplumdaki yerini sorgulayan insanı kendine getiren bir öyküsüdür. Erkeklerin mi kadınlardan kadınların mı erkeklerden daha akıllı olduğunu uzun uzun düşünürsünüz Virginia ile beraber. Birçok öyküsünde karakterlerini o kadar iyi analiz etmiştir ki sanki gerçekte olan kişileri uzun süre gözlemlemiş de onları yazmış gibi hissedersiniz. Kısa bir bakışın, hafif bir yaşayışın, küçük bir selamın, hayata olan duyarlılığın, kendi türünü sevmenin gücünü hisseder ve hayata daha anlamlı bakmayı öğrenirsiniz. Bilinç akışı tekniğinin güçlü bir temsilcisi olan Virginia Woolf'un eserini okumakta zorlandım açıkçası. Bazı hikâyelerinde kafam karıştı anlayamadım bazılarında ise etkisinden çıkamadım. Onunla tanışmak için öyküsünü seçmiştim şimdi sıra "Kendine Ait Bir Oda"da. İyi okumalar sağlıklı günler sevgili okur :) (Alev Çakır)
--reklam--
Pazartesi ya da Salı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Virginia Woolf - Pazartesi ya da Salı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Pazartesi ya da Salı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?
Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.
1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.
Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.
Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.
Bloomsbury Grubu
1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.
Evliliği
Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.
Ölümü
Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.
"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."
--reklam--
Virginia Woolf Kitapları - Eserleri
- Kendine Ait Bir Oda
- Dalgalar
- Deniz Feneri
- Yıllar
- Mrs. Dalloway
- Yaşlı Kadın ve Papağan
- Flush
- Dışa Yolculuk
- Bir Okur Olarak
- Granit ve Gökkuşağı
- Üç Gine
- Bir Yazarın Günlüğü
- Gece ve Gündüz
- Jacob'un Odası
- Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
- Güvenin Ölümü
- Bütün Öyküleri
- Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
- Dadının Perdesi
- Perde Arası
- Varolma Anları
- Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
- A Haunted House
- Benlik Üzerine Denemeler
- Kew Gardens
- Orlando
- Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
- Kadının Toplumsal İşlevi
- Pazartesi ya da Salı
- Londra Manzaraları
- Yorum Yorar
- Aforizmalar
- Romanları Tekrar Okuma Üzerine
- The Mark on the Wall
- The Shooting Party
- An Unwritten Novel
- Mr. Bennett and Mrs. Brown
- Yazınsal Ustalık
--reklam--
Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri
- Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
- Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
- Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
- "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
- ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
- Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)
--reklam--
- Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
- Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
- "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
- Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
- . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
- Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)
--reklam--
- Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
- Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
- Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
- Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
- baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
-  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
- Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)
Yorumlar
0 yorum