Kitap Künyesi
Yazar: Mehmet Mollaosmanoğlu
Yayın Evi: The Roman
İSBN: 9786057950437
Sayfa Sayısı: 400
--reklam--
Peru Travması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Amazon Nehri murdar bir güne uyandı o sabah. İstanbul kalkışlı uçak Bogota’ya ulaşamadı...
Her şey böyle başladı.Ya da her şey böyle bitti. Çünkü Voodoo büyülerinden Amazon şamanlarının ceset asma ayinlerine kadar uzanan kayıtdışı ilimleri, bildiğimiz kitaplar asla yazmadı, hiçbir okul öğretmedi ve biz kavrayışsız diplomalar aldık.
Bu ağaç dediler, bu taş, bu da ekmek... Hepsi için birer hikâye uydurdular. Öğrendiğimizi zannederken unutturdular, aklımızın, şuurumuzun ve bilincimizin muhteşem uyumuna izin vermediler. Sonra ne oldu? İnsanlar hastalandı, insanlar savaştı, insanlar yalnızlaştı ve sonunda tümü birden bağlanmış atlar gibi huysuzlaştı. İnsan düştükçe doğa düştü, dünya düştü, gökyüzündeki melekler düştü.
Ve en son o uçak düştü...
Geride kazadan sağ kurtulmuş bir babayla ne ölüsü ne dirisi bulunan küçük kızı kaldı. Bir de Amazon yerlilerinin içinde ayavaska ayinlerine sıkışmış bir hayat...
--reklam--
Peru Travması Alıntıları - Sözleri
- Üstelik idrak edenler ve sorgulama yetisi olanlar için bastırılmış yahut bir başka tabir ile bükülmüş toplumların hali kabak gibi ortada değil mi?
- Devlet nasıl ve ne zaman olur biliyor musun? Sıradan bir vatandaşım en doğal hakkı olan aile kurma ve çocuk yetiştirme kaygıları duymayacağı bir düzen sağlandıysa devlet vardır, yoksa bankaların, resmî kurumların, özelleştirilmiş hizmet sektörünün ekonomik kıskaca aldığı, borçlandırdığı halkların ülkesinde devlet kavramı yalnızca kılıftan ibarettir. Bak etrafına, yoksulluk çeken insanlar altın varaklı saraylarda yaşayanlara laf söyletmiyor. En sesi çıkması gerekenler haykıracaklarına zirvedekilere hayranlık duyuyor. Böyle toplumlarda devlet kurmaya ne gerek var, devlet adı verilmiş maddi ve manevi yatırım yapan şirketler işi götürüyor nasılsa…
- "Insanlar kelimeleri icat ettiğinden beri hisleriyle konuşmayı unuttu. En büyük ayricaliğimiz zannettigimiz dil birliğimizi anlamımıza asla yetmedi, bir ağacı dahi dinleyebileceğimiz hislerimiz böyle köreldi..."
- İnsan geçmişini de peşine takar, bir kuyruklu yıldız gibi geleceğe kayar ve geçmiş sadece gelecekle birlikte biter; nihai son denir adına.
- "Daha fazlasını isterim." dedim boynumu bükerek. "Geleceğimi söyle, kendini kimsesiz hissetmesin."
- İnsan bilemediği şeylerden korkar, anladın mı?
- Karakter ve kabiliyet bükücü olmak güçlü bireyler yetiştirmenin önünde ne büyük engeldir bilseniz!
- Zaman buzlukta dondurulup saklanmaz ki, dere gibi akar gider, uzaklaştıkça silinir belirsizleşir. Hiçbir şeyin aynı kalmayacağı anlatılmadı mı size?
- Bak etrafına, yoksulluk çeken insanlar altın varaklı saraylarda yaşayanlara laf söyletmiyor.
- Bazı toplumlarda cahilin sopası aydının kitabından daima daha güçlüdür.
--reklam--
Peru Travması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Peru Travması romanını güzel dostum Ülkü ilk önerdiği zaman bu kadar beğeneceğimi düşünmemiştim. Ülkücüm çok teşekkür ederim Harika bir eser. Konusu doktor bir babanın, kanser olan kızını iyileştirmek için bu alanda çabası olarak gözükse de çok daha kapsamlıydı. Çünkü eser de Dünya da ki hastalıkların nasıl da bazı güçler tarafından tedavisinin engellendiği, sağlık alanında buluş yapan doktorların esrarengiz şekilde öldürüldüklerinden, İnsanların ekonomik politikalarla, siyasallaşan yargıyla, sosyal sınırlamalarla ağızlarına sıçılırken kutsallarına tek laf söyletmeme çabasında olduklarından, kendi haysiyetlerini sağlama almadan kutsal bulduklarını meşru hale getiremeyeceğini dahi idrak etmekten yoksun olanlardan yani belanın kaynağından vs. pek çok konuya değinmiş. Çoğumuz bunları bildiğimiz halde çoğu şeye göz yumuyoruz... insanlığın, sağlığımızın, dünyamızın yağlanmasına seyirci kalıyoruz. Sistemin içinde eriyoruz... Hepimizin bilmesi ve göz yummamamısı gereken bazı alıntıları burda yazmayı istiyorum. *** Kanser dahil hiçbir hastalık alkali ortamda var olamaz . Bir hücreyi 48 saat boyunca oksijen seviyesinin yüzde otuz beşinden mahrum bırakmanız, onun bir kanser hücresine dönüşmesine yol açabilir. Yenilen ve içilen genetiğiyle oynanmış gıdalar, gazlı içecekler, marketlerin rengârenk raf ürünleri, cipsler hepsi hücrelerin yapısını bozuyor, oksijen akışını kesiyor, oksijen alamayan hücre ise çürüyordu. Çürüyen hücreler küf benzeri bir yapıya dönüşüyor, vücut reddettiği bu küfümsü yapının etrafını sarıyor ve tümör böyle oluşuyordu... ***Bir sömürü treni insanları ray yapmış, üzerinde sarsa sarsa gidiyordu işte. Kanser bu işin lokomotifiydi şüphesiz. ***Bu ağaç dediler, bu taş, bu da ekmek... Hepsi için birer hikaye uydurdular. Öğrendiğimizi zannederken unutturdular. Aklımızın, şuurumuzun ve bilincimizin muhteşem uyumuna izin vermediler. Sonra ne oldu? İnsanlar hastalandı. İnsanlar Savaştı. İnsanlar yalnızlaştı ve sonunda tümü birden bağlanmış atlar gibi huysuzlaştı. İnsan düştükçe doğa düştü, dünya düştü, gökyüzündeki melekler düştü... (Cidem Bingül)
Bir ayavaska alır mıydınız?: Kitabın kurgusu, yaşanmış olaylara dikkat çekmesi, imkanların nasıl hiç edildiğinin anlatılması çok güzeldi. Okurken merak uyandırıyor fakat bazı yerleri gereksiz uzatılmış buldum. Bir 100 sayfa eksiltilebilseymiş daha iyi olurmuş sanki. Onun dışında benim için öğretici de oldu. Reptilyan’ın, Şaman’ın, DMT’nin vesaire ne olduğunu anladım. Okunabilir mi evet ama kesinlikle okunmalı diyemem. Yine de güzel bir yolculuktu. (Şeyma Karaca)
Kitap ; ismiyle "Peru Travması" , kapak resmiyle , konusuyla , yazarın üslûbuyla benim için zirve kitap listesinde yerini almış bulunmaktadır. Öncelikle çok popüler bir kitap olmamasına rağmen beni derinden etkilediği için çok mutluyum. Kitapta bir doktorun 5 yaşındaki kanser hastası olan kızını kurtarmak için yaptığı mücadele ve onun hastalığını tedavi etmek için geliştirdiği ilaçlar, yöntemler... ana olay üzerinden okuyucuya, derin tıp, ilaç sektörü, ülkeler arasındaki bilim alanındaki rekabeti o kadar güzel anlatmış ki kitabı elimden bırakmak istemedim. Peki , doktor olan baba geliştirdiği formüller ve ilaçlarla kızını kurtarıyor mu evet ama süreçte doktor çok şey kaybetmiş hatta mesleğini bırakıp sakin bir kasabaya yerleşiyor...(biraz gizem merak katmak için her şeyi anlatmak istemiyorum ama ilginç olaylar yaşanıyor). Doktor eşi ve kızı Peru ya gidiyor ve bu yolculuk esnasında uçak nil nehrinin yakınına düşüyor (kaza mi yoksa planlı bir düşüş mü ?) Bu kazada doktor kurtuluyor eşi ölüyor peki ama küçük kıza ne oluyor öldü , yaşıyor mu ? Kitap sonunda her şey netleşiyor bu esnada baba kızının öldüğüne inanmıyor ve Peru çöllerinde amazon ormanlarında her yerde kızını arıyor yazar burda betimlemeleri biraz uzun tutmuş ama durum beni rahatsız etmedi âdete babayla birlikte ben de adım adım Süperi ' yi aradım . Sonra peki ne oldu ...? Kitap da sevdiğim ve takdir ettiğim bir başka konu da tek kitapta üç ayrı konu (baba evlat sevgisi ailenin fedakarlığı , derin tıp ilaç sektörü ve ayinler ) o kadar güzel ve entersan bir şekilde bir birbirine bağlamış ki yazar her sayfada bu kadarı olmaz diyorsunuz ve kitap sonuna kadar bu merak unsurunu ve heyecanı diri tutuyor. Bu kitabı bitirdikten sonra insanların konuştuğu lisanın dışında bir de doğanın lisanı olduğuna yazar beni inandırdı. Kitapsever arkadaşlarıma tavsiye edeceğim kitap arasında artık "PERU TRAVMASI"... (Ülkü kurt)
--reklam--
Peru Travması PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmet Mollaosmanoğlu - Peru Travması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Peru Travması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmet Mollaosmanoğlu Kimdir?
Alanyada doğdu. İlk ve ortaöğretimini de aynı şehirde tamamladı. 1983 yılında Akdeniz Üniversitesi Isparta Mühendislik Fakültesini (Şimdi SDÜ) bitirdi. Ardından bir süre İstanbul Belediyesinde kontrol mühendisi olarak çalıştı. Askerlikten sonra Alanyaya dönerek kendi işyerini kurdu. Antalya bölgesinde mimarlık ve mühendislik dallarında pek çok esere imza atmış olan Mollaosmanoglu 2000 yılında roman yazmaya başladı. İlk eseri olan Ataerkili 2007 de yayımladı. Tanınırlığı ikinci romanı Ata Mezarlığı ile arttı. Şimdi mesleği olan İnşaat Mühendisliği ile yazarlığı beraber yürütüyor. Ressam Seher Mollaosmanoğlu ile evli yazarın Servet ve Ateş adında iki oğlu var.
--reklam--
Mehmet Mollaosmanoğlu Kitapları - Eserleri
- Cennet Ayracı
- Peru Travması
- Çark
- Kutsal Adalet
- Atahunalp Urumgalatlı'nın Amel Defteri
- Kaderler Tableti
- Talaytaytan
- Ata Mezarlığı
- Ataerkil
- Domuz Kasabı
- Boğayı Öldür
- Şili’de Alaturka
--reklam--
Mehmet Mollaosmanoğlu Alıntıları - Sözleri
- Acılar kader değil, kısmettir çocuk... Kaderimizi biz değiştiririz bazen. (Cennet Ayracı)
- "Yeryüzündeki bütün hainlerin üzerinde güven elbisesi, yüzünde sempati pudrası, dilinde biat sakızı olduğundan elindeki kamadan kimse şüphelenmez." (Talaytaytan)
- Dünya sandığın gibi değil ki, güçlü olursan ayakta kalırsın (Çark)
- "Tarih öncesi devirlerden beri toplumlardaki yıkımların tek sorumlusu sevgisizlik değil mi?" (Ataerkil)
- "Çünkü kadınlar kocalarının çetrefilli işlerini duyduklarında hepsi anında birer yaşam koçuna dönüşüverirlerdi." (Domuz Kasabı)
- Gecenin lisanı ağırdır, herkes anlamaz. Harfleri sessizliğin 29 halidir, kelimeleri soluk alıp verme biçiminde tezahür eder, cümleleri buğudur gecenin karanlığına karışır. Bu yüzden gecenin suskun olduğu zannedilir fakat aslında gece hep konuşur... (Talaytaytan)
- "Rüyalar yarınki soruların bu günkü cevabıdır " (Boğayı Öldür)
- Dinler, gelişmiş toplumlarda ruhsal rehber olarak kabul edilirken cahil toplumlarda kayıtsız şartsız biat edilecek ilahi kurallar olarak aşılanır. Bu da hükümdarların ve egemen güçlerin işini kolaylaştırır. Sonuçta can almak normal şartlarda günahken din için yapıldığı takdirde sevap olduğuna inanan toplumlar yaratmanın başlıca yolu budur işte; cehalet ve biat kültürü..." (Cennet Ayracı)
- "...Adalet yoktur, asla da olamaz, yalnızca yaşamı düzene sokmak için insanın koyduğu kurallar vardır ve buna yasa denmiştir. Yasalar her zaman adalet sağlamaz!" (Kutsal Adalet)
- "Siz, biz gibi iki karşıt kavram yaratmasalardı savaş olur muydu dünyada?" (Çark)
- İnsan geçmişini de peşine takar, bir kuyruklu yıldız gibi geleceğe kayar ve geçmiş sadece gelecekle birlikte biter; nihai son denir adına. (Peru Travması)
- "Insanlar kelimeleri icat ettiğinden beri hisleriyle konuşmayı unuttu. En büyük ayricaliğimiz zannettigimiz dil birliğimizi anlamımıza asla yetmedi, bir ağacı dahi dinleyebileceğimiz hislerimiz böyle köreldi..." (Peru Travması)
- "Siyasetle beraber istismara en yakın konu dindir biliyorsun! Özü öyle olmadığı halde ikisi de yalnızca kendi gibi olana hoşgörülü bakar bu ülkede, farklı bakış açılarına saygı duymaz." (Domuz Kasabı)
- Evrende arzulardan daha kuvvetli bir güç yoktur. (Kaderler Tableti)
- Aşk, bedenin ve beynin beslediği sevgilerden en yoğunudur. Ve bedenin ölümüyle sona erer. Ama bir sevgi daha var ki, beden gibi yok olan bir sevgi değil... Ruh enerjisini saran ebedi sevgi... Aşka göre daha derin, daha kutsal. " Evrensel sevgi yani ! " (Ataerkil)
- "insan aklı çözemediği sorunları görmezden gelmeye meyillidir..." (Kutsal Adalet)
- "Düşünme arzusu, bol ödüllü bulmacalar gibi insanı kışkırtıyor." (Atahunalp Urumgalatlı'nın Amel Defteri)
- Devlet nasıl ve ne zaman olur biliyor musun? Sıradan bir vatandaşım en doğal hakkı olan aile kurma ve çocuk yetiştirme kaygıları duymayacağı bir düzen sağlandıysa devlet vardır, yoksa bankaların, resmî kurumların, özelleştirilmiş hizmet sektörünün ekonomik kıskaca aldığı, borçlandırdığı halkların ülkesinde devlet kavramı yalnızca kılıftan ibarettir. Bak etrafına, yoksulluk çeken insanlar altın varaklı saraylarda yaşayanlara laf söyletmiyor. En sesi çıkması gerekenler haykıracaklarına zirvedekilere hayranlık duyuyor. Böyle toplumlarda devlet kurmaya ne gerek var, devlet adı verilmiş maddi ve manevi yatırım yapan şirketler işi götürüyor nasılsa… (Peru Travması)
- "Vazgeçemediklerimizin pek çoğu hayatımızı kolaylaştıran unsurlar değil, alışkanlıklarımızdır." (Atahunalp Urumgalatlı'nın Amel Defteri)
- "Yasalar şekilcidir, ruhsuzdur; yol çizer ancak yaşamın sonsuz paradoksunu barındırmaz bünyesinde." (Kutsal Adalet)
Yorumlar
0 yorum