Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Armağan
Yayın Evi: Timaş Yayınları
İSBN: 9786050804355
Sayfa Sayısı: 280
Petersburg'da Osmanlı İzleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Şehirleri yazma derdinden muzdarip bir yazarımız da Mustafa Armağan’dır. O da şehirlerin tutkunudur. Çünkü şehirleri yorumlamak, insan tarihinin akışıyla cebelleşmek demektir.”
İlber Ortaylı
Şehirleri konuşturan yazar Mustafa Armağan, İstanbul ve Bursa’dan sonra bu sefer de her adımında Osmanlı’nın izlerini keşfettiği St. Petersburg’un ruhuna götürüyor okurlarını. 300 yaşındaki bu görkemli başkent, genç ömrüne sığdırdığı muhteşem ve korkunç arasındaki asırlık gel-gitlerini onun satırları içinden yansıtıyor bize. Kitabın içinde bütün bir modern Rusya’nın macerası soluk alıp veriyor. Okuyucu, şehrin kurucusu “Deli Petro”dan geride küllerinden başka bir şey bırakmayan “Son Çar” II. Nikola’nın acı sonuna kadar tarihten edebiyata, baleden müziğe, sanattan mimariye, Dostoyevski’den Katerina’ya kadar pek çok konuda bir Rus tarihi okuması yapma imkânına sahip oluyor ve Osmanlı’nın tarihte hiç ilgisi olmadığını sandığımız topraklara bıraktığı izlerin peşine düşüyor.
İlber Ortaylı’nın önsözünün de yer aldığı Petersburg’da Osmanlı İzleri-Kuğunun Son Şarkısı, Türkiye’den, İstanbul’dan çarların başkentine uzatılmış bir köprü kurma denemesi... Mustafa Armağan, bu defa şehrin içindeki “tarih”i günümüze taşıyarak St. Petersburg’un tarihini keşfe davet ediyor okuyucusunu.
Zevkli ve öğretici bir yolculuk sizi bekliyor...
Petersburg'da Osmanlı İzleri Alıntıları - Sözleri
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara.
- "Şehirde yaşamak tabiatla hayatın karmasında oynamak gibidir. Cennet'tir şehir, Cehennemdir aynı zamanda. Severiz şehri ama aynı zamanda nefret ederiz ondan. Gerilimli, neredeyse 'zalimce' bir aşk ilişkisi vardır aramızda."
- İnsan geçtiği yerlere ruhundan kırıntılar eken bir varlık. Onun ektiğini bir başkası toplar. Şehirde bizi birbirimize bağlayan sırlı zincir, bu izlerden başkası değildir.
- "Vitrinde Fransızca bir Kur 'an tercümesi çarpıyor gözüme. Sarı kapaklı Fransızca kitaplar vardır ya hani, onlardan biri işte. Tek farkı, bu büyük ustanın elinin ve gözünün sayfalara dokunmuş olması. Kapağında siyah harflerle Le Koran yazılı. Çeviren: M.Kasimirski Paris 1860 "
- "Rusya'da yolculukta yanınızda oturan kişiyle konuşmak için epeyce bir çapa sarf etmeni, herşeyden önce de konuşmanın normal birşey olduğuna partnerinizi ikna etmeniz gerekmektedir. Biz fazla konuşuyoruz ve dinliyoruz; Ruslar ise fazla okuyor ve düşünüyor."
- "Biz Rusları sabırlı sananlar yanılır. Vücutça, hatta ruhla sabırlıyızdır. Fakat düşünce yanımız bütün öteki uluslardan daha sabırsızdır. Bizler bütün gerçekleri, gerçeğin ta kendisini hemencik öğrenmek isteriz hep."Stefan Zweig
- Faulker'ın deyişiyle "geçmiş asla ölü değildir, hatta geçmiş bile değildir". Üstelik geriye, başlangıç noktasına kadar uzanan bu geçmiş insanı geriye, geçmişe çekmez, ileriye iter ve beklenenin aksine bizi geriye, geçmişe doğru süren, gelecektir. Buna göre aslında bizi geçmişe çeken güç, geçmişin kendisi değildir. Geçmişin ağırlığını sırtımıza yükleyen şey, geleceğe onunla beraber koşmak zorunda olmamızdır. Bizi geleceğe iten güç, aynı zamanda geçmişe çeken güç olmaktadır.
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara.
- "Hiçbir zaman yazılmamış olanı oku" Hugo Von Hofmannstal
- "Mühim olan bir şehrin güzelliği değildir. Gençliğinizde hoşunuza gitmiş olmasıdır."
- "Moskova Rusya için gereklidir, St.Petersburg için ise Rusya gereklidir."
- "Şehir, sakinleriyle konuşur; biz, içinde bulunduğumuz şehri konuşuruz; bunu da orada yaşayarak, orada dolaşarak, onu temaşa ederek yaparız."
- "St.Petersburg da yaşayıp da boş bir hayatın burgaçlarına kapılmayan, ruhunu ve yüreğini ayakta tutabilen, Don Kişotluğa kapılmadan insan erdemini koruyabilen birini gördünüz mü, hiç çekinmeden elinizi uzatın ona: O bir insandır." V.G.Belinski
- "İnsan gölge bırakmaz arkasında Beyaz Geceler'de, su nasıl arkasında gölge bırakmıyorsa tıpkı öyle."
- "Dostoyevski'nin dediği gibi, onun sularında gezinirken zihniniz her şeyin içindeki fantastik öğeleri algılamaya ayarlanmış olmalıdır. Hayal ile gerçeğin, proje ile umudun, korkunç ve yücenin iç içe girdiği şehirdir o."
Petersburg'da Osmanlı İzleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Şehirler ve İnsanlar: Petersburg'ta bir Türk Şevket Süreyya Aydemir "Nihayet ben de Deli Petro'nun mezarının sandukasına çizmemin ucuyla hafif bir tekme attım." Şevket Süreyya Aydemir Petrograd' ta öğrencilik anısı. Gençlerin bu vb. laubali davranışlarına tahammül edemeyen yaşlı rehber, tekme attığını gördüğü Şevket Süreyya'nın üzerine yürür ve "Delikanlı" diye bağırır. "Bütün bunlar münasebetsizlik! Bende çarlarla çok mücadele ettim. Kiliselerle, mezarlarla ise aram hiç hoş değildir. Fakat şunu bil ki şimdi şu tahtın üstünde tepinen Hintli, yarın Hindistan'da bir tahta oturabilir. Bugün burada bu imparator kabirlerini tekmeleyeninde yarın, bir takım yeni mezarlar karşısında secde etmesi mümkündür..." (Şeyma Reyhan GZN)
Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.
Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).
Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)
Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).
Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
- Küller Altında Yakın Tarih
- Kızıl Pençe
- Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
- Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz
- Satılık İmparatorluk
- Yavuz Sultan Selim Han
- Ufukların Sultanı
- Yakın Tarihin Kara Delikleri
- Geri Gel Ey Osmanlı !
- Türkçe Ezan ve Menderes
- Cumhuriyet Efsaneleri
- Asım'ın Nesli
- Efsaneler ve Gerçekler
- Paşaların Hesaplaşması
- Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
- Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
- Kır Zincirlerini Osmanlı
- Büyük Osmanlı Projesi
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
- Tek Parti Devri
- Korku Duvarını Yıkmak
- Cemil Meriç'in Dünyası
- Fatih'in Rüyası
- Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
- Ayasofya Entrikaları
- Gerçek Tarihin Peşinde
- Osmanlı Sultanları Albümü
- İnsan Yüzlü Şehirler
- Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
- Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
- Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
- Cemil Meriç Konuşuyor
- Osmanlı'nın Kayıp Atlası
- Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
- Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
- Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
- Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
- Petersburg'da Osmanlı İzleri
- Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç
- Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
- Gençler için Fatih Sultan Mehmed
- Tarihimizle Hesaplaşmak
- Gelenek ve Modernlik Arasında
- Osmanlı Geriledi mi?
- Şehir Asla Unutmaz
- Cemil Meriç
- İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
- Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
- Alev ve Beton
- Kuğunun Son Şarkısı
- Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
- Bursa'ya Ütopik Mektuplar
- İslâm'da Bilgi ve Felsefe
- Şehir Ey Şehir
- Ezan Şehidi Menderes
- İslam ve Bilim Tartışmaları
- Paşaların Hesaplaşması
Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
- Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz: Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız. "Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor: Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır. 95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
- Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir. Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
- İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir. İslam Biliminin Temelini Atmak Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
- " Bir şehri sevmek , aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir. Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir. İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)
- "Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
- Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ? Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz. En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz. Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
- Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
- İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
- "Osmanlı'da sarık bilgiyi, kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı temsil ediyordu. #Fatih, hayatında olduğu gibi ölümünde de iki fetih yolunu göstermiş oluyordu böylece. Din ve dünyanın beraberce fethini.." -MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
- İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)
- Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
- Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
- Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
- Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
- Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır. (Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)
Yorumlar
0 yorum