Kitap Künyesi
Yazar: Nuriye Çeleğen
Yayın Evi: Nesil Yayınları
İSBN: 9799752691536
Sayfa Sayısı: 144
--reklam--
Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kadın Huzuru Onunla Buldu. Hirada doğdu ilk güneş. İlk müjdeyi verdi Cebrail. Zaman yeniden başladı. Kainat yeniden yaratıldı. O, ilk sırrı bir kadınla paylaştı. Kainata sığmayan heyecan, bir kadın kalbine sığdı. İlk destek bir kadından geldi. İlk şahadeti bir kadın getirdi. İlk sunumun muhatabı bir kadın oldu. Allah Resulü buyurdu ki: Ben bir aynayım. O aynada herkes kendini görür. Aynaydı O. Peki o aynadaki kadın nasıldı. Ya da biz o aynadaki kadını nasıl görüyorduk. Aslında o aynada gördüğümüz kadın kendi dünyamızdaki kadındı. Kendi dünyamızdaki olumsuz kadın bakışını o aynaya veriyorduk. Bu çalışma ise, tüm gerçekliğiyle o aynadaki kadını göstermeyi hedefliyor.
--reklam--
Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? Alıntıları - Sözleri
- HZ. FATIMA örtüsüne çok dikkat eden birisiydi. Hatta örtüsü konusundaki hassasiyetinden dolayı cenazesinde dört kişinin dışında kimsenin bulunmasını istememişti. Peygamberimiz küçük kızının bu örtü hassasiyetinin Rabbinin yanında nasıl makbul olduğunu gösteren müjdesini şöyle vermişti: “Kıyamet günü olunca perde gerisinden bir münadi (seslenen) şöyle seslenecek: ‘Ey mahşer halkı gözlerinizi kapayın. Fatıma binti Muhammed geçecek.’” Evet, Muhammed kızı Fatıma geçerken onun dünyadaki örtü hassasiyeti için gözlerimizi kapatacağız. Ya da onu görmek herkese nasip olamayacağı için.
- ÜMMÜ SÜLEYM... Enes’in annesi. Peygamberimiz Hac için Mekke’ye gidiyordu. Ümmü Süleym’e dedi: “Bizimle Hacca gelmez misin?” Ümmü Süleym mazeretini beyan etti. “Ey Allah’ın Resulü iki bineğimiz var. Bunlardan birini kocam, birini de oğlum alıp hacca gidiyor. Bana binek kalmadı.” Peygamberimiz Ümmü Süleym’i eşlerinin bineklerine bindirerek o yıl Hacca götürdü. Kadınların develeri arkadan geliyordu. Enceşe isimli sahabi develeri sürmekteydi. Enceşe, develerin daha hızlı yürümeleri için şarkı söylüyordu. Çünkü develer güzel avazdan hoşlanıp, hızlanırlardı. Develer, Enceşe’nin güzel sesinden tempoya gelip hızlandılar. Develerin bu hızı kimsenin dikkatini çekip, rahatsız etmedi. Çünkü hız demek, çabuk ulaşım demekti. Fakat birisi vardı ki rahatsız olabilecek birilerinin varlığını hemen düşündü. Develerin bir kısmında hanımlar bulunmaktaydı. Fazla bineğe binmeye ve deve koşturmaya alışık olmayan hanımları develerin bu hızı rahatsız edebilirdi. Bu durumu fark eden peygamber, hanımlar rahatsız olur demeden, Enceşe’yi güzel, nükteli bir söz ile ikaz etti. Onun ikazında kadına bakışı görülmekteydi. Kadını nasıl zarif ve latif düşüncelerle algıladığı… “Enceşe dikkat et! Billurlar kırılmasın...”10 O aynaydı: Nezaketle muamele edip, yumuşak davranan Latif’in...
- Anam babam sana feda olsun ya ResulAllah.
- Peygamberimiz eşlerine karşı özel bir ilgi gösterirdi. Onlara özel kelimelerle hitap ederdi. Onları sevdiğine dair sevgi sözcüklerini kullanmaktan kaçınmazdı. Aişe’ye özel bir sevgi sözcüğü vardı. “Gözbebeğim.” Gözbebeğiydi eşleri onun. Onları öyle severdi. Onları öyle korurdu. Öyle sakınırdı. Tüm kem gözlerden saklardı. O gözbebeklerini hiç kırmadı. Hiç incitmedi. Hiç üzmedi. Hiç ağlatmadı. Hiç azarlamadı. Gözbebeği Aişe’ye derdi bazen: “Ya Aişe konuş, gönlümüz açılsın.” Aişe’si konuşurdu. Eşinin konuşmasını isteyen bir eşti. Eşinin konuşmasından gönlü ferahlayan bir eş. Peygamberliğin ağır yüküyle sıkıldığı zamanlarda Aişe’sinin elini tutardı. “Ferahlat ya Aişe” derdi. Aişe’sinin eliyle ferahlardı. O aynaydı: Yardımcı, arkadaş, yoldaş, nazik dost olan Refik’in…
- PEYGAMBERİMİZ bir gün Hz. Ali’ye sordu: “Allah’ı sever misin?” “Evet” dedi Ali. “Ya beni?” “Evet” dedi yine Ali. “Fatıma’yı?” “Evet” dedi Hz. Ali. “Hasan ve Hüseyin’i?” dedi Peygamberimiz. “Severim ey Allah’ın Resulü” Peygamberimiz bu defa sordu: “Ey Ali, bu kadar sevgiyi bir tek kalbe nasıl sığdırıyorsun?” Ali, Peygamber sınavındaki bu soruya cevap bulamadı. Eve gidip durumu eşi Hz. Fatıma’ya anlattı. Hz. Fatıma eşine hayret etmişti. Buna cevap çok kolaydı. “Git söyle peygambere” dedi. Hz. Fatıma öğretmişti eşine sevme şeklini: “Allah’ı sevmen imanından, aklından… Peygamberi sevmen gönlünden… Beni sevmen nefsinden… Hasan ve Hüseyin’i sevmen babalığından…” Peygamberimiz, Hz. Ali’nin bu cevabını duyduğunda gülümseyerek kaynağa işaret etti. “Bu meyve peygamberlik ağacından alınmışa benziyor...” O aynaydı: Hakkıyla her şeyi bilen Maruf’un...
- PEYGAMBERİMİZİN İranlı bir komşusu vardı. Güzel et yemeği yapardı. Bir gün de Peygamberimiz için yemek yaptı. Sonra da Peygamberimizi davete geldi. Peygamberimiz sordu. “Aişe ne olacak, onu davet etmiyor musun?” Adamın öyle bir düşüncesi yoktu. Yalnız Allah Resulünü davet ediyordu. “Hayır” dedi. Peygamberimiz de davetine “hayır” cevabını verdi. Allah Resulü eşi olmadan bir davete katılmıyordu. O ayrı insan, ben ayrı insan düşüncesinde değildi. Onun olmadığı yerde ben de yokum diyordu davranışıyla.
- HZ. AİŞE’NİN yanına sık sık giden bir sahabi onu hep aynı kıyafet içinde görüyordu. Öyle ki artık elbisesi iyice eskimiş ve parçalanacak hale gelmişti. Sahabi Aişe’nin bu eski elbisesine dayanamadı ve dedi: “Ey müminlerin annesi bu elbiseyi artık çıkarıp atsan...” Bu sözler Hz. Aişe’ye, çok sevdiği eşi Allah Resulünün kendisine kavuşma şartı olarak söylediklerini hatırlattı. Aişe dünyada olduğu gibi ahirette de sevgili eşiyle olmak istiyordu. Bu isteğini sık sık peygambere söyler, “Haşirde beni hatırlayacak mısın?” tazında değişik sorularla bunu öğrenmek isterdi. Allah Resulü de çok sevdiği eşi Aişe’ye kendisine kavuşabilmesi için gerekli olan şartları söylemişti: “Eğer bana kavuşmak istiyorsan parçalanıncaya kadar bir elbiseyi atma ve erzak biriktirme!” Hz. Aişe, ondan sonra evinde hiçbir şey tutmaz olmuştu. Öyle ki Hz. Aişe’nin her şeyi anında verme eğilimini kasteden yeğeni Hz. Abdullah bin Zübeyr teyzesi için şöyle demişti: “Onun elini bağlamak lazım” Bu söz, teyzenin uzun süre, yeğeni ile konuşmamasına sebep olmuştu.12 Onun eşi aynaydı: Her şeyin gerçek sahibi olan Malik’in...
- Uhud savaşının o birinci panik anında Peygamberin koru- masında ilk başta yalnız bir kadın vardı. Peygamber, müşrikler karşısinda tek bir kadınla kalmıştı. Bu kadın Hz. Nesibe'ydi.
- Onlar hamile olurlar, dogururlar ve merhametli olurlar. Bir de kocalarına eziyet vermeyip, namazlarını kılsalar, doğrudan cennete giderler.
- Hz. Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini… Aişe bu düşüncesini peygamberle konuşmadan edemedi. “Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun?” “Evet, ya Aişe tabii seviyorum!” Aişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu. “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine: “Kördüğüm gibi.” Bu cevap Hz. Aişe’yi çok sevindirdi. Çünkü kördüğüm açılmazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti. Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için, Hz. Aişe kadınca bir ihtiyaçla sık sık sorardı: “Ey Allah’ın Resulü, kördüğüm ne âlemde?” Peygamberimiz, Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında: “İlk günkü gibi...” Sevmekte de eşsizdi O...
--reklam--
Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Allah Resulü'nün kadınlara karşı tutumu hayatının her döneminde nezaket, sevgi, anlayış ve saygı çerçevesinde olmuştur. İşte bu kitapta her biri birbirinden kıymetli olaylarla daha yakından incelenebilir. Peygamber efendimizin en başta eşlerine olmak üzere tüm kadınlara karşı bakış açısının ve yaklaşım tarzının herkes tarafından benimsenmesiyle birlikte maalesef günümüz toplumunun acı bir yarası olan "kadına şiddet" olaylarının önüne geçebileceği kanaatindeyim. Efendimizin çok sevdiği eşi Hz. Hatice'ye karşı gösterdiği sadakatle ilgili bölümler benim için en etkileyici bölümler arasında. Bununla birlikte Hz. Aişe annemize karşı beslediği sevgi ve özellikle sabrı beni etkileyen diğer bir bölümdür. Hz. Aişe'ye olan sevgisini kördüğüm olarak ifade eden Allah Resulü'ne Hz. Aişe'nin "Bizim kördüğüm ne oldu" diye ara sıra hatırlatmada bulunması iki eş arasındaki aşkın en güzel temsili oldu benim için. Ve daha nice duygular içindeyim... (Mehmet Ali Mengüloğlu)
Birçoğu zaten önceden bildiğimiz hadiseler fakat tekrar etmek elbette sıkıcı gelmiyor..Kimi zaman Hz. Aişe'nin muzipliğiyle gülümsüyor, kimi zaman Hz. Fatıma'nın şen teslimiyetiyle hüzünleniyorsunuz..Her halükarda okumakta fayda var. Kadın haklarının tartışıldığı günümüzde kesinlikle okunması gereken bir kitap. (Hatiجe)
Nuriye Çeleğen gibi şairane bir üslup kullanan nesir yazarları benim için pek kiymetlidir. Resimdeki dört kitaptan en sevdiklerim Ask-ı Hüzün ve Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı oldu... Çünkü anlatılan güzeldi... Allah Resulü'nü (Sav)anlatan eserler bile bu kadar güzelse kimbilir anlatılanın kendisi nasıldı... Bir şansım olsa O'nun yaşadığı dönemde yaşamış olmayı ne çok isterdim... Allahım biliyorum ki sana giden yollar O'nu sevmekten geçiyor... Ne olur bana O'nun sevgisini ve şefaatini nasip et (Sule)
--reklam--
Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nuriye Çeleğen - Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nuriye Çeleğen Kimdir?
Yazar Nuriye Çeleğen, Kahramanmaraş ilinde dünyaya gelmiştir. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünü başarı ile bitirmiştir. Daha sonra İslami Türk edebiyatı bölümünde master tahsilini yapan yazar Edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Yazarın yayımlanmış çok kitabı bulunmaktadır.
--reklam--
Nuriye Çeleğen Kitapları - Eserleri
- Aşk-ı Sükun
- İffet-i Kalp
- Hay Sultan
- Örtüde Yetmiş Esma
- Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.)
- Aşk-ı Hüzün
- Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?
- Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?
- Oğlum Hz. Muhammed
- Dedem Hz. Muhammed (asm)
- Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?
- Sünnet Pedagojisinde Ergenlik
- Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı
- Neden Örtünüyorum?
- Kadın Nasıl Mutlu Olur?
- Alfya
- Bir Ayrılık Bir Gurbet
- Said Nursi'nin Gözüyle Kadın
- Yürek Fısıltıları
- Bediüzzamanı Gören Hanımlar
- Hanımların Gözüyle Bediüzzaman
- Bediüzzamanca Bakışlar
- Peygamberimizin Gençlerle İletişimi
--reklam--
Nuriye Çeleğen Alıntıları - Sözleri
- Rahatsız olmadan giydiğimiz,"Bu beni örtüyor mu ? yoksa "Gösteriyor mu?" diye sorgulamadığımız her kıyafet , SİZ şefkat sultanını ağlattığı gibi bizleri de çok ağlatacak. (Örtüde Yetmiş Esma)
- Hz. Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini… Aişe bu düşüncesini peygamberle konuşmadan edemedi. “Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun?” “Evet, ya Aişe tabii seviyorum!” Aişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu. “Beni nasıl seviyorsun?” Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine: “Kördüğüm gibi.” Bu cevap Hz. Aişe’yi çok sevindirdi. Çünkü kördüğüm açılmazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti. Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için, Hz. Aişe kadınca bir ihtiyaçla sık sık sorardı: “Ey Allah’ın Resulü, kördüğüm ne âlemde?” Peygamberimiz, Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında: “İlk günkü gibi...” Sevmekte de eşsizdi O... (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
- "Rabbim yetiş imdadıma. " diye yalvardım ta yüreğimden sökülüp gelen bir dua ile (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
- Toprak, insandaki negatif enerjiyi çekerdi. Hele de ilkbaharda. Toprakta oyun, çocukların negatif enerjisini çekip, onların rahatlamasını sağlardı. Çocuk toprağa düşünce mevsim ilkbahar olurdu. (Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?)
- Ey Allah’ın Resûlü! Kur’ân Sana indirildiği halde ben mi Sana okuyacağım?” Peygamberimiz buyurdu: “Evet, başkasından dinlemek benim hoşuma gider. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
- Benliğin bir özelliği de kendi ile zıtlașanı ve kendini eleştireni düşman görmesiydi. Kim olursa olsun düşman ilan ederdi. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
- Dünyayı empoze edip, gençleri krize sokmanın adına şimdi "ergenlik" diyoruz. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
- Göz, Arş’la bağını yaşla anlatır. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
- "Sevgisi kalbe ulaşıp aşk kimyasına erenlere bu dünyada hep ayrılık vardı." (Aşk-ı Sükun)
- “Sen sabretsen de zaman sabretmez” İnsan da sabırsızlığı zamandan kapmıştı. (Oğlum Hz. Muhammed)
- Dualar gözlerden yaş olup aktı damla damla... Umutlar tekrar gelebilmek için havalandı... (Alfya)
- İnsan ne garip şeydi. Ceset anda kayıtlı iken o bir solukta maziye giderdi de hemen gerisin geriye dönerdi. (Aşk-ı Hüzün)
- Her sabah, taze bir umudun kapısıdır. (Aşk-ı Hüzün)
- Gözyaşı düşen bir âmine melekler âmin derdi. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
- Kadın; KALBİNDE yaşadığı kadar örtüsü MUHKEM, NEFSİNDE yaşadığı kadar da örtüsü YUFKA oluyor. (Neden Örtünüyorum?)
- Ve dedi ki: “Canım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki; Allah Resulünün ocağında da üç gündür ateş yanmamıştır ey Fatıma! Gözümün nuru kızım, ben sana bir şeyler öğreteyim de sen onlara devam et. Bana da Cebrail öğretti. Ya Evveliyn! Ya Zel Kuvvetil Metin! Ya Erhamel Mesakiyn! Ya Erhamer Rahimiyn!” (Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?)
- "Emanet olarak verilen ve sırlanması istenen güzellik, ben güzelim edaları ile etrafa saçıldı." (Örtüde Yetmiş Esma)
- Uhud savaşının o birinci panik anında Peygamberin koru- masında ilk başta yalnız bir kadın vardı. Peygamber, müşrikler karşısinda tek bir kadınla kalmıştı. Bu kadın Hz. Nesibe'ydi. (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
- Peygamberimiz yaşa değil, gayrete önem verirdi. Kim daha çok çalışırsa, kim daha çok öğrenirse onu öne geçirirdi. Yaşlının yaşla olan imtiyazı saygı ve hürmet için geçerliydi; fakat görev almakta geçerli değildi. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
- Gençlerin belki de en önemli yanları tepkiye direnmeleriydi. Evet, gençler kendileriyle zıtlaşılan bir davranışta, davranışın yanlışlığını bile bile direnirler. Çünkü gençler, gençliğin ilk dönemlerinde kendilerini etrafa kabul ettirme gayreti içinde olurlar. Bu da benliğin en güçlü direnç noktasıdır. Kendisiyle zıtlaşılan gençte benlik duygusu güçlenir. Böyle gençler güven duygusunu da kaybederler. Güven duygusunu kaybeden gençte karakter zayıflığı görülür. Karakter zayıflığı da günaha karşı gencin direnememesini netice verdiği için, kötü davranışlar da bu gençlerde daha çok görülür. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
Yorumlar
0 yorum