Kitap Künyesi

Yazar: Henry Miller

Çevirmen: Reha Pınar

Orijinal Adı: Plexus

Yayın Evi: Kabalcı Yayınevi

İSBN: 9789687942070

Sayfa Sayısı: 620

Pleksus Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

" Tam yazmak istediğim şeyi, yazmak istediğim şekilde yazıyorum... Olur olmaz herşeyi yazmam, belki de senin düşündüğün gibi, bütün değer yargılarını kaybetmiş olmamdandır... Sözcüklerle hayatımın benim için en çok önem taşıyan bölümünü bunun her zerresini yeniden yaratmaya çalışıyorum. Kendi egon çok matah bir şey olduğundan değil! Yalnızca, egosu olmayan bir insanın kendi hakkında böyle yazabileceğinin farkındasındır herhalde. (Ya da ben sahiden deliyim! Öyleysem dua et benim için.) 1972'den beri bu kitabın malzemesini içinde taşıyorum. Bu denli uzun bir gebelikten sonra düşük yapmam mümkün mü? Belki de bir hilkat garibesi doğuracağım. Ama umurumda bile değil. Benim için en önemli şey onu vücudumdan atmak ve böylece, şimdi ve geçmişte ne olduğunu açıklığa kavuşturmak. O zamanlar olduğu şekliyle kendimi anlatabilmek için insanüstü çaba harcadım. Sanat adına amaçladığım tek şey, o öteki benliği, o günleri yakalamaktı. Olabildiğince samimi davrandım, hatta biraz fazla, çünkü kendimi pek de sevimli resmetmiyorum..." Henr Miller

Pleksus Alıntıları - Sözleri

  • Söylediğin her söze inanırım... çünkü inanmak isterim.
  • Ben, bir hiçim. Uygunsuz. Dünyaya karşı bir kinim var...
  • Bir kitabı okuyorsam ve fevkalâde bir pasaja rastlarsam, kitabı hemen kapar ve yürüyüşe çıkardım.
  • Dünyanın giyimli şeytanlarla dolu olmadığını, çirkinliğin olmadığını göstermeye çalışıyordu. Dünyanın hiçbir zaman sıkıcı olmadığını, seven gözlerle her şeyin insana güzel görüneceğini ispat etmeye çalışıyordu. Bu arzularını gerçekleştirdiği, bize yeni bir dünya verdiği zaman, dünyayla artık geçinemeyeceğini anladı: Kendi arzusuyla bir tımarhaneye yatırıldı.
  • Kadınlar yalan söylemek zorundadır, sanıyorum... yaratılışlarında vardır. Erkekler de yalan söyler, elbette, fakat onların yalanları çok daha değişiktir. Kadınlar, gerçeği öğrenmekten kaçınır görünürler.
  • Resim dünyası bana, hiçbir zaman ulaşamayacağım bir mucizeler dünyası gibi görünürdü.
  • Bir Budist mecmuasında kısa bir süre önce böyle birşey okumuştum: 'Eğer yalnız istediklerimizi elde edersek ihtiyacımız olduğunu düşündüğümüz an hayatın hiç bir sorunu kalmaz, esrarengizliği, ve anlamı.'
  • Bugün yeni bir hayata başlayacağız. Neyle geçineceğimizi bilmiyorum, fakat yaşayacağız.
  • Yaşantında daha büyük bir amacın olmalı. Senden daha bilgili kimselerle tanışmalısın. Yolculuklara çıkabilmelisin, para bol olmalı, araştırmalı, incelemelisin.
  • Dünya bir başından öbür başına kadar merhametsizdir.
  • Hepimiz ölümlü varlıkların çekebileceğinden çok acı çektik. Hepimiz belli bir düzeyde özgürlüğü tattık.
  • Bizi bir araya getiren, mahrum olduğumuzu hissettiğimiz şeylere karşı duyulan şiddetli açlıktı. Dünyada reform yapmak arzusunda değildik. Sadece kendi kendimizi zenginleştirmek istiyorduk, o kadar.
  • Eğer insan okumak zorunluluğunu duyuyorsa, en iyisi sözü söyleyen deliyi dinlemelidir: "İnsanın anayurttan nefret etmesi ve onun yavaş yavaş yok oluşunu sabırsızlıkla beklemesi ne tatlı."
  • Kendim için hiç bir şey beklemiyorum. Biz mahvolduk. Biz dünyamızın dışında yaşıyoruz.
  • Hayat ağacı gözyaşıyla değil, özgürlüğünü gerçek ve sürekli olduğu bilinciyle canlılık kazanır.

Pleksus İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabın Yazarı Henry Miller Kimdir?

Henry Valentine Miller, yaşadığı dönemdeki edebiyat formlarının dışına çıkarak roman, otobiyografi, felsefe ve mistizmi karıştırarak kendi tarzını yaratmıştır. Kendi hayatından aldığı gerçekleri tekrardan kurgulayarak kitaplarına aktarmıştır.

Alman göçmeni katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası terzi Heinrich Miller, annesi ise Louise Marie Neiting'di. Çocukluğu Brooklyn'de geçti. Gençliğinde çeşitli işlerde çalıştı ve kısa bir süre New York Şehir Üniversitesi'nde okudu. 1928 ve 1929 yıllarında ikinci karısı June Edith Smith (June Miller) ile birlikte birkaç ay Paris'te geçirdi. 1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı. Bu dönemde meteliksiz bir şekilde arkadaşlarından geçinerek avare bir hayat sürdü. Anais Nin, Alfred Perles, ve Lawrence Durrell gibi yazarlarla dostluk kurdu. 1931'in sonbaharında Alfred Perlés vasıtasıyla Chicago Tribune'un Paris baskısında bir iş buldu. Sevgilisi Anais Nin'in desteğiyle 1934 yılında ilk kitabı Yengeç Dönencesini (Tropic of Cancer) yayımladı. Ardından Kara İlkbahar (Black Spring) (1936) ve Oğlak Dönencesini (Tropic of Capricorn) (1939) yazdı. Kitapları ABD'de müstehcen bulunduğu için yasaklandı. Ancak elden ele ulaştırılan kitapları ona belli bir ün kazandırdı.

1940'da ABD'ye döndü ve California'da Big Sur'a yerleşti. ABD'nin kültürel değerlerine ve ahlâkî tavrına meydan okuyan çalışmalarına devam etti. Hayatının son yıllarını Pacific Palisades'de geçirdi.

Yengeç Dönencesi'nin 1961 yılında ABD'de yayımlanması bir müstehcenlik davasına neden oldu. 1964 yılında ABD Yüksek Mahkemesi kitabın bir edebiyat çalışması olduğuna karar verdi. Bu olay cinsel devrimin kilometre taşlarından biriydi. Kitabın basılmasını savunan avukat Elmer Gertz ve Miller sonraki yıllarda yakın arkadaş oldular.

Edebiyat çalışmalarının yanında Miller bir ressam ve amatör bir piyanistti.

Henry Miller Kitapları - Eserleri

  • Uykusuzluk
  • Yengeç Dönencesi
  • Oğlak Dönencesi
  • Seksus
  • Clichy'de Sessiz Günler
  • Neksus

  • Pleksus
  • Kara İlkbahar
  • Cinsellik Dünyası
  • Merdivenin Dibindeki Gülümseyiş
  • Cennette Bir Şeytan
  • Marousi'nin Devi
  • Çılgın Üçlü

  • Aşk Mektupları
  • Rimbaud ya da Büyük İsyan
  • Hatırlamayı Hatırlamak
  • Edebi Bir Tutku
  • Big Sur ve Hieronymus Bosch'un Portakalları
  • The Time of the Assassins

Henry Miller Alıntıları - Sözleri

  • Kayıtsız, anlık da olsa duygulanma yetisine sahip, kerterizden yoksun, asıl merkezinden her an kopabilen bir yürek. Kendine yarattığı dünya ne kadar iğrenç ve kısıtlı olursa olsun, mükemmelce yaşıyordu içinde. Güç veren bir şeydi bu basbayağı. (Yengeç Dönencesi)
  • . Uzağa bakma. Her şeye düz bak. İyisiyle kötüsüyle gözünün içine bak. ... (Aşk Mektupları)
  • Now it is either heaven or hell, no in between is possible any longer. And by all indications we will choose hell. (The Time of the Assassins)
  • İnsan ne kadar dönüp dolaşırsa dolaşsın, daima yine olduğu yerde kalıyor. Bir türlü kabul edilemiyen 'şimdi'nin olduğu yerde. (Neksus)
  • Ay gibi ölü bir gezegene ulaşma düşüncesi insanlara, dünya üzerindeki diğer insanlarla iletişim kurma düşüncesinden daha heyecan verici geliyor. Dünyayı kurtarmak, hatta kendi kendimizi kurtarmak bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren bu gezegenden kaçmak. Bize sunduğu vaadi yitirinceye kadar yeryüzünü kuruttuk. (Hatırlamayı Hatırlamak)
  • "Asla kendini kaybetme!" (Uykusuzluk)

  • Bana kollarında birkaç gün huzur ver,buna çok ihtiyacım var. Yıkıldım,yıprandım,yoruldum.Ondan sonra dünyayla yüzleşebilirim. (Edebi Bir Tutku)
  • What devils are these who look like you and talk like you, who wear the same dress, eat the same food, and who hound you like dogs? Are these not the worst enemies a man can have? The others I can find excuses for, but for one's own kind I can find no excuse whatever. (The Time of the Assassins)
  • ...kitabın açılışında bir dünya yatıyordu ne denli kendine özgüdür büyük yapıtların sayfalarının açılışları... (Neksus)
  • "Senin suskunluğunun hiçbir anlamı yok benim için; benim suskunluğum seninkini bastıracak" (Uykusuzluk)
  • Dudaklarından soğuk, neşeden yoksun bir kahkaha döküldü – yalnızca ıssızlığın ortasında duyulabilecek bir kahkaha. İnsanca şakaları anlayabilecek biçimde eğitilmiş bir köpeğin salıvereceği türden bir kahkaha. (Çılgın Üçlü)
  • Dünyada bir başınasın! Yalnızsın... Yalnız... Yalnız. Acı bir şey yalnız olmak... Acı, acı, acı, acı. Sonu yok, akla hayale sığmıyor ve dünyadaki her insanın yazgısı böyle.. (Oğlak Dönencesi)
  • Unwittingly and unconsciously we have made the world one, but one in nullity. We must go through a collective death in order to emerge as genuine individuals. (The Time of the Assassins)

  • Kendin olmak, yalnız kendin olmak çok büyük bir şey. (Merdivenin Dibindeki Gülümseyiş)
  • "Çevremdeki insanlar harika göründüğüm, gittikçe gençleştiğim ve bunun gibi bir dolu zırva laf ediyordu. Ruhumdaki kıymıktan haberleri yoktu." (Uykusuzluk)
  • Yoluma çıxan insanlar, hər gün baş verən və başqası üçün boş şey kimi görünə bilən hadisələr - hamısını mənim düşüncəmdə xüsusi bir məna kəsb edirdi. (Cennette Bir Şeytan)
  • Sizin objektifinize nasıl göründüğümden bana ne? (Big Sur ve Hieronymus Bosch'un Portakalları)
  • "Dünyayı sarsan ulusal ve ırksal dramların dışında, daha büyük bir oyun sahneleniyor;dünya dramı." (Cinsellik Dünyası)
  • ...Uzun, upuzun 1zaman geçiyordu; bildiğim tüm sessizliklerden daha an­lamlı 1sessizlik içinde. Söyleme gücünü kendi­mizde bulamadığımız herşey, bu karşılıklı dilsiz oyu­nunda dile geliyordu... (Cinsellik Dünyası)
  • Sonunda her şey tek bir gerçeğin içinde erir: Hatırlayış. (Hatırlamayı Hatırlamak)