Kitap Künyesi

Yazar: Erich Fromm

Çevirmen: Elif Erten

Orijinal Adı: Psychoanalysis And Religion

Yayın Evi: Say Yayınları

İSBN: 9789754685657

Sayfa Sayısı: 120

--reklam--

Psikanaliz ve Din Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çoğunlukla yetkeci din, gerçek insanların gerçek hayatlarıyla neredeyse hiç ilintili olmayan çok soyut ve çok uzak bir ideali gerçek sayar. Şimdiki durumda ve zamanda yaşayan insanların hayatları ve mutlulukları, “ölümden sonra hayat” ya da “insanlığın geleceği” gibi idealler uğruna feda edilebilir; ileri sürülen amaçlar her yolu haklı çıkarır ve dindar ya da laik bir “seçkinler sınıfı”nın elinde soydaşlarının hayatlarını denetim altında tutmaya yarayacak semboller haline gelir.

“Karmaşık dünyamıza uygun ve kışkırtıcı bir kitap bu. Dinin ıskaladığı hususlara işaret ediyor ve hem psikoloji hem din öğretmenlerine değerli bir bilgi kaynağı sunuyor. Bu kitap, psikanalizin bilinçaltı çatışmalarını açığa çıkarmaya yardımcı olacaktır.”

-New York Herald Tribune-

--reklam--

Psikanaliz ve Din Alıntıları - Sözleri

  • İnsanlar asıl sorunun sevilmenin değil de sevmenin zorluğu olduğunu; insanın ancak sevebilirse, sevme yeterliliği başka bir insanda sevgi uyandırırsa sevileceğini bilmiyorlar.
  • “Kim gerçekten de biliyor ve kim burada açıklayabilir, o nasıl doğdu ve bu evren nasıl oluştu? Tanrılar bu dünyanın üretiminden daha sonra vardı. Öyleyse kim biliyor, dünya ilk kez nasıl vücut buldu? O, bu evrenin ilk kaynağı, tüm bunlara o mu biçim verdi ya da vermedi? Kimin gözleri cennetin en üstünden dünyayı denetliyor, o gerçekten bunu biliyor ya da belki de bilmiyor.”
  • Yanıtı bilmiyoruz çünkü soru sormayı bile unuttuk.
  • İnsan gerçekle yüzleşmek için kendini eğitmelidir.
  • Sevgisiz yaşamak, günah içinde yaşamaktır.
  • Başarı formülleri “kendini satmak”, “kişiliğini beğendirmek”, “mükemmellik”, “neşelilik”, “kavgacılık” gibi terimlerle ifade ediliyor ve benzeri etiketler ödül kazanan kişilik paketinin üzerine yapıştırılıyor. Aile çevresi, kulüpler, ilişkiler, nüfuz gibi başka soyut şeyler de arananların başında geliyor ve sunulan ticari malın birer parçası olarak bunların da kurnazca tanıtımı yapılıyor.
  • İnsan hayvanlara, ağaçlara, altından ya da gümüşten putlara, azizlere ya da şeytani liderlere tapabilir; insan atalarına, ulusuna, sınıfına ya da partisine, paraya ya da başarıya tapabilir; onun dini yıkıcılığın ya da sevginin, egemenliğin ya da kardeşliğin gelişimine yol açabilir; aklın gücüne katkıda bulunabilir ya da onu felce uğratabilir; insan kendi sisteminin dinsel olduğunun, diğer din dışı sistemlerden farklı olduğunun farkında olabilir ya da bir dini olmadığını ve güç, para, başarı gibi sözüm ona belli din dışı hedeflere taptığını ve bunun da yalnızca pratik ve faydacı olduğunu düşünebilir. Mesele dinin olup olmaması değil, dinin ne tür olduğudur; din insanın gelişimine katkıda bulunup kesin bir biçimde onun gücünü açığa mı çıkarıyor yoksa bu gücü felce mi uğratıyor.
  • İyi insan, aklından hiç kötülük geçirmeyen saf insan değildir. İyi insan, her kötülüğün farkında olup iyiliği tercih edendir... Erich Fromm
  • Bağımlılık, boyun eğme, tanıdık «ahır» dan kopamama, egemenlik, sahiplenme ve denetleme aç­lığı, sanki sevgiymiş gibi hissediliyor; cinsel açgözlülük ve yalnız kalamama, yoğun sevgi gücünün kanıtı sanılıyor. İn­sanlar, sevmenin kolay, ama sevilmenin son derece güç ol­duğuna inanıyorlar. Kültürümüze damgasını vuran pazar­lama yönelimi nedeniyle, yeterince «çekici» olmadıkları için sevilmediklerini düşünüyorlar; çekicilik olgusunu da görü­nüş, giyiniş, zeka ve paradan tutun toplumsal konuma ve saygınlığa değin uzanan şeylere dayandırıyorlar. Gerçek sorunun, sevilme güçlüğü değil, sevme güçlüğü olduğunu bilmiyorlar; ancak sevme yeteneğine sahip olan, bu yetene­ğiyle başkalarında sevgi uyandıran kişilerin sevileceğini, uydurma sevginin değil gerçek sevgi yeteneğinin, en güç ulaşılan erdemlerden birisi olduğunu bilmiyorlar.
  • "İnsan canı sıkılabilen, tatmin olmayan ve kendini cennetten kovulmuş gibi hissedebilen tek hayvandır. Varlığı kendi için kaçamayacağı ve çözülmesi gereken bir sorun olan tek hayvan insandır."

--reklam--

Psikanaliz ve Din İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Eric Fromm psikoloji alanında başarılı bir yazardır bilindiği üzere. Genelde pskiolojinin felsefi kısmıyla ilgili eserler çıkarsa da bu kitabında din psikanalize tehdit oluşturur mu? Sorusunu Sigmund Freud ile Carl Gustav Jung arasındaki çatışmada ele almış. Bu kitabı okumadan önce bazı argümanlar okumanızı tavsiye ederim, çünkü bazı kavramlar ve yoğun ifadelere çokça yer verilmiş. Carl G. Jung teist bir ideolojiyi savunurken, Freud bunun din için tehdit oluşturduğunu savunuyor. Bu nesnel ölçüt felsefi bir tartışmaya yol açıyor. Şimdi gelelim içeriğine... Öncelikle şöyle bir savunması var Fromm abimizin "Çocuklar kilise okullarında alçakgönüllülüğün, dürüstlüğün ve ruhsal kaygının hayatın yol gösterici ilkeleri olması gerektiğini öğreniyor, oysa “hayat” bize bu ilkeleri izlemenin bizi en iyi olasılıkla gerçekçi olmayan hayalperestler yapacağını öğretiyor." bu kitaptaki EN BEĞENDIĞIM yer. Böyle bir girişle başlayınca psikanalizin din ile birleştirilmemesinin en doğrusu olacağını tahmin edebiliyoruz. Peki psikianalist kimdir ? "Psikanalist, Tanrıbilimci ya da filozof değildir ve bu alanlarda yeterlik iddiasında bulunmaz ama felsefeyle ve Tanrıbilimle tam olarak aynı konuyu ele alır: İnsanın ruhu ve ruhun tedavisi." Yani bu konumda (tabi benim yorumum, farklılaşabilir.) şöyle bir çatışma çıkıyor: din ile bu kadar ilgili bir alanı tanrı biliminden uzak tutmak nasıl mümkün olabilir? -"Psikanalist, dinsel olmayan simgeler sisteminin yanı sıra dinsel simgeler sisteminin de gerisindeki insan gerçeğini inceleyecek konumdadır. Asıl mesele insanın dine dönmüş ve Tanrıya inanmış olup olmadığı değil sevgiyi yaşayıp yaşamadığı ve gerçeği düşünüp düşünmediğidir. İnsan eğer böyle yaşıyorsa kullandığı simgeler sistemi ikincil derecede önemlidir. Ama eğer böyle yaşamıyorsa bunların hiçbir önemi yoktur." diye bir cevap çıkıyor kitabımızdan... Ben bu çatışmada, Sigmund Freud yandaşçısıyım. Çünkü din ile karışmış bir psikanaliz epey tehlike saçıyor. Neden dersek: "Freud’a göre dinin kökeni kendi dışında doğa güçleriyle, kendi içindeyse doğuştan getirdiği güdülerle baş etmek zorunda olan insanın acizliğinde yatıyor. " Eğer bu yeterli gelmediyse: "Freud’a göre, bir çocukluk deneyiminin yinelenmesidir. İnsan, tehdit edici güçlerle, çocukken babasına güvenerek, hayranlık duyarak ama ondan korkarak baş etmeyi öğrendiği güvensizliğiyle nasıl başa çıkıyorsa öyle başa çıkar." Yani din burada Heisenberg'in belirsizlik ilkeleri gibi "belirsiz olan şey korkutucudur." gibi bir hâl alıyor. Zaten düşününce C.G Jung'un bu kadar popüler olmasının nedeni Sigmund Freud'la isminin yan yana yazılmış olmasıdır. Bu kitap yalnızca psikanaliz veya din üzerine değil, yaşam felsefesi ve dinin temel belirsizliği hakkındaki düşünceler de yer alıyor. Ne demişti Carl Gustav Jung "Yarın nelere gebe?" diye sormuştu Keşfedilmemiş Benlik adlı kitabında... Işte Eric Fromm'un tezleri ve psikolojinin iki büyük isminin arasındaki çatışmayı tarafsız bir şekilde anlatıyor. "Dinsel deneyimin özü, kendimizden daha üstün güçlere boyun eğmektir. Doğrudan Jung’dan bir alıntı yapmak daha da iyi olacaktır. Jung der ki din “Rudolph Otto’nun da ‘Tanrının varlığını hissetme’ olarak uygun bir biçimde tanımladığı dikkatli ve vicdan sesine kulak veren bir yorumdur, başka bir deyişle devimsel bir varoluş ya da eylemdir ve arzunun yönlendirdiği keyfi bir davranıştan kaynaklanmaz. Tam tersine din kendi kurbanı değil ama daima kendi yaratıcısı olan insan öznesini ele geçirir ve denetim altına alır" Dediğim gibi, bu kitabı okumadan önce kavram bilginizden emin olun, akıcı veya bilgilendirici bir metin olarak beklentiniz oluşmasın, ve bundan önce psikoloji alanında yeterli kitapları okuduğunuza emin olun. Keyifli okumalar :) (Felony)

Kitaptan alıntı içerir.: "Psikanalistler, özellikle her tür dini ve felsefi ifadelere karşı kuşkucudurlar ve bunları bağımsız olarak ciddi bir biçimde ele alınamayacak, saplantılı düşünceler olarak görme eğilimindedirler. Bu tutumu yalnızca felsefe açısından değil aynı zamanda psikanaliz açısından da yanlış bir yaklaşım olarak kabul etmek gerekir çünkü psikanalist, usavurmaları açığa çıkarırken, aklı, bu tür eleştirel çözümlemelere ulaşmak için bir araç olarak kullanır." Din ve psikanaliz üzerine yorumlanmış bir kitap. Keyifli okumalar. (Hayalperest bir realist)

"Artık tapılan Tanrı değil...": "Dinler, dinsel bir bürokrasiyle yönetilen kitlesel örgütlenmeler haline gelir gelmez özgürlüğün mutlak ilkelerini çiğner ve bu ilişkilerden saptırır; tüm büyük dinlerin trajedisi budur. Dinsel bir örgütlenme ve onun temsilcileri bir dereceye kadar ailenin, kabilenin ve devletin yerini alır. Bu tür bir örgütlenme insanı özgürleştirmek yerine köleleştirir. Artık tapılan Tanrı değil, onun adına konuştuğunu ileri süren gruptur. " (serhat)

--reklam--

Psikanaliz ve Din PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Erich Fromm - Psikanaliz ve Din kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Psikanaliz ve Din PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Erich Fromm Kimdir?

Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.

Hayatı

Heidelberg ve Münih Üniversiteleri'nde toplum bilim ve psikanaliz eğitimleri gördü. 1922 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde doktora öğrenimini tamamladı. Münih'te ruh hekimliği ve ruh bilim üzerine ek incelemeler yaptıktan sonra, Berlin Psikanaliz Enstitüsü'nde eğitim gördü ve 1931 yılında mezun oldu.

30'lu yılların başlarında Almanya'da Nazi hareketinin güçlemesi nedeni ile İsviçre'nin Cenevre şehrine yerleşti. 1933 yılında Chicago Ruh çözümleme Enstitüsü'nden aldığı davet üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. 1934 yılında , 1938'e kadar kadrosunda bir uzman olarak görev aldığı Frankfurt Toplumsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte New York'a taşındı. Özel çalışmalarını sürdürdü ve Columbia Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

1946 yılında William Alonson White Ruh Hekimliği , Ruh Çözümleme ve Ruh Bilim Enstitüsü'nün kurucuları arasında yer aldı. Yale Üniversitesi , New York Üniversitesi Bennington Koleji , Michigan Eyalet Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

1949 yılında Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi'nden gelen bir profesörlük önerisini kabul etti ve tıp fakültesi lisansüstü bölümünde ruh çözümleme şubesini kurdu , 1965 yılında emekli olana kadar orada çalıştı.

Emeklilik yıllarını geçirdiği 1980 yılında İsviçre'de öldü.

Marxist ve sosyalist , insancıl dünya görüşünü benimseyen Fromm , batı kapitalizmi ve SSCB komünizmini reddetmiştir.

Biyofili hipotezine olan katkıları, evrimsel psikoloji konusundaki araştırmalara temel sağlamıştır.

Erich Fromm'un çalışmaları birçok dile çevrilmiştir.

--reklam--

Erich Fromm Kitapları - Eserleri

  • Kendini Savunan İnsan
  • Sahip Olmak ya da Olmak
  • Sevme Sanatı
  • Özgürlükten Kaçış
  • Barışın Tekniği ve Stratejisi
  • İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri
  • İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri (İkinci Kitap)
  • Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları
  • Hayatı Sevmek
  • Sağlıklı Toplum
  • İtaatsizlik Üzerine
  • Özgürlük Korkusu
  • Sevginin ve Şiddetin Kaynağı
  • Umut Devrimi
  • Psikanaliz ve Din
  • Psikanalizin Bunalımı
  • Psikanaliz ve Zen Budizm
  • Rüyalar, Masallar, Mitler
  • Çağımızın Özgürlük Sorunu
  • Marx'ın İnsan Anlayışı
  • Yaşama Sanatı
  • Yanılsama Zinciri
  • Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum
  • Erdem ve Mutluluk
  • Cinsellik ve Cinsel Sapmalar
  • Tanrılar Gibi Olacaksınız
  • Olma Sanatı
  • Sigmund Freud’un Misyonu
  • İsa Dogması
  • İnsan Bilgisi ve Hümanist Planlama
  • Çağdaş Toplumların Geleceği
  • Psikanalize Yeni Bir Bakış
  • Toplumsal Bilinçaltının Araştırılması
  • Dinleme Sanatı
  • Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları
  • İnsan Olmak Üzerine
  • Çağımızda Kişilik Sorunu
  • İnsanlık Başarabilecek mi?
  • Die Kunst des Liebens
  • Kendini Savunan İnsan - Ahlak Felsefesinin Psikolojisine İlişkin Bir Araştırma
  • Psixoanaliz ve Din
  • Liebe, Sexualität und Matriarchat

--reklam--

Erich Fromm Alıntıları - Sözleri

  • Ama eğer yaşamıyorsam nasıl erdemli olabilirim? Ve eğer hiçbir şeyin bilincinde değilsem nasıl iyi bir törelbilincim olabiillir? (Yeni Bir İnsan Yeni Bir Toplum)
  • Peygamber hakikati vahiy eder, Lao-tse ve Buda da böyle yapmıştı. Ancak peygamber aynı zamanda siyasal bir liderdir, siyasal eylem ve sosyal adaletle çok yakından ilgilenmektedir. (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
  • "... anaerkil ilke; hayat, birlik ve huzurdur... anaerkilliğin ilkesi evrenselliktir." (Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları)
  • Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. Oysa sevdiği kişide insan tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever. (Sevme Sanatı)
  • Verilen şey yitirilmez, tam tersine sıkı sıkıya tutulan şeylerdir biten ve yok olanlar. (Sahip Olmak ya da Olmak)
  • İnsanlar yeni tanıştıkları kişiler hakkında ilk anda çoğunlukla doğru olan görüşler elde ederler ve o esnada oluşan karmaşık bireysel işleyişlerin de hiç farkına varmazlar. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
  • Bugüne değin herhangi bir sıradan insandan bile daha az sevme yeteneğine sahipmiş gibi görünüyordun. Bu aşk nasıl olabiliyor? Madem bu kadar aşıksın, kadının fikirleriyle çelişen ilkelerinden neden vazgeçmiyor, fedakarlık yapmıyorsun? Neden daima kendinden ve kendi kaderinden söz ediyor, ama sevdiğin kadının duygularına pek aldırmıyorsun? (Yanılsama Zinciri)
  • "Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı." (Tanrılar Gibi Olacaksınız)
  • Yoksa zihinsel olarak 20.yüzyılda ama duygusal olarak taş devrinde mi yaşıyoruz? (İnsan Olmak Üzerine)
  • Erkek kibri neler yapabileceğini, hiçbir zaman başarısız olmayacağını gösterir. Buna karşı kadınlara özgü kibir esas olarak cezp etme ve kendi kendine cazip olduğunu kanıtlama ihtiyacından kaynaklanmaktadır. (İsa Dogması)
  • Biz neden her ay yeniden âşık olmuyoruz ? Çünkü her ayrılıkta , yüreğimizden bir parça da birlikte ayrılıp gidiyor . Biz neden herkesle arkadaş olmuyoruz ? Çünkü onun kaybı ve mutsuzluğu da bizi derinden etkileyecektir . (Sigmund Freud’un Misyonu)
  • “karakter insanın kaderidir”. (Çağımızın Özgürlük Sorunu)
  • Özgür insan ölümü, her şeyden az düşünür; onun bilgeliği, ölüme değil yaşama yoğunlaşmasından doğar (Sevginin ve Şiddetin Kaynağı)
  • Insan bir nesneye dönüştürülüp nesne gibi yönetildiğinde onun yöneticileri de nesne haline gelir; nesnelerin iradesi yoktur, vizyonu yoktur, planı yoktur. (İnsanlık Başarabilecek mi?)
  • ... canlı bir varlığı acıya tahammül etmeye zorlamaktan daha büyük bir güç gösterisi yoktur. (Cinsellik ve Cinsel Sapmalar)
  • İnsan nesnelliğini ne ölçüde geliştirirse, gerçeklikle ne ölçüde ilişki kurabilirse, ne denli olgunlaşırsa, içinde rahat edebileceği insancıl bir dünya yaratmaya o denli yaklaşmış olur. (Sağlıklı Toplum)
  • “Geçmişe yönelik tutum minnettarlık, âna yönelik tutum hizmet, geleceğe yönelik tutum sorumluluk olmalıdır. Zen’de yaşamak … yolunuza çıkan her şeyi ekonomik ve ahlaki açıdan eksiksiz kullanmak demektir. Zen’in amacı … eksiksiz bir emniyet ve korkusuzluğa erişmek, esaretten özgürlüğe ilerlemektir. Zen … akıl değil karakter meselesidir, bu da Zen’in yaşamın ilk prensibi olarak iradeden doğması demektir.” (Psikanaliz ve Zen Budizm)
  • Artık yabancılaşma yalnızca el emeği ile çalışan insanlarda görülmüyor; yabancılaşma memurlar, pazarlamacılar ya da profesyonel yöneticiler arasında bile hızla yayılıyor. Hatta bunlar belki de basit bir ustabaşından daha çok yabancılaşmış insanlardır. Çünkü bir ustabaşının emeği, yine de beceri, güvenilirlik ve benzeri kişisel özelliklere bağlıdır. Yetenekli bir ustabaşı; kişiliğini, gülümseyişini ve kendi fikirlerini, demin saydığımız insanların aksine, iş sözleşmeleri nedeniyle satmak durumunda değildir. Öte yandan, insanları ve toplumsal değerleri (simgeleri) etkileyip bunları yönlendirmekle görevli kişiler, kendilerini işverenlerine yalnızca becerileri için satmaz. Ayrıca onlardan uyumlu ve "istenilen kişilik tipi"ni taşımaları, rahat yönlendirilip etkilenebilir olmaları da beklenir. İşte bunlara, "örgütlenmiş (organize edilmiş) insanlar" diyoruz. Bu insanların kendilerine özgü belirli bir idealleri yoktur; idealleri, çalıştıkları şirketlerin çıkarları ve idealleri ile aynı olmuştur. Günümüzde bir el emekçisi ile bir masa başı emekçisinin (çalışanının) tüketim kalıp ve davranışlarında bir benzerlik görülmektedir. Çünkü bu insanların hepsi tek bir arzuyla yanıp tutuşmaktadır. O da, daha yeni eşyalara ya da piyasaya çıkan en son şeylere sahip olmak ve bunları kullanıp tüketmek arzusudur. Bu insanlar; edilgen, kabul edici ve tüketicidir. Onlar, yapay olarak yaratılan ihtiyaçlarını tatmin eden eşyaların buyundurukları altına girmiş olan güçsüz insanlardır. (Marx'ın İnsan Anlayışı)
  • Ve ilerleyen yaşımızla beraber, hayret etme yeteneğimiz de giderek azalır. Genelde önem verdiğimiz husus, her zaman en doğru cevabı vermektir. Ama doğru soruları sormayı bilmek, sanki daha az önemsizmiş gibi gelir bize. (Rüyalar, Masallar, Mitler)
  • " Çoğa sahip olabilen değil de, çok şey olabilen insan, bütünüyle gelişmiş ve gerçekten beşeri olan insandır." (Çağımızda Kişilik Sorunu)