Kitap Künyesi

Yazar: Zygmunt Bauman

Çevirmen: Ali Karatay

Orijinal Adı: Retrotopia

Yayın Evi: Sel Yayınları

İSBN: 9789755709222

Sayfa Sayısı: 164

--reklam--

Retrotopya Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Çağımızın en önemli sosyal bilimcilerinden Zygmunt Bauman, 2017 yılında yazdığı bu son kitabında, yaşamı boyunca ilgilendiği pek çok konuyu bir arada tartışıyor: eşitsizlik, toplumsal değişim, teknik ve teknoloji, iletişim çağı ve sosyal medya, parçalanma, geçmiş ve gelecek, ütopya ve distopya…

Dünyanın gidişatına dair kritik soruları, çağdaş toplumun koşullarını gerçekçi bir bakış açısıyla kabullenerek soran yazar, on yıllarca süren çalışmalarının getirdiği bilgelikle, kapitalizmin ve akışkan modernliğin bizi çelişkili bir şekilde vadesi dolmuş sanılan geçmişteki toplumsal formlara doğru çekip çekmediğinin cevabını Retrotopya’da arıyor. Sınırları giderek “geçirgen” hale gelen ulus-devletlerin işlevsizleşmesinin doğurduğu politik iktidarsızlığın, değişiminn sarsılmaz temposuyla birleşmesinin yarattığı “sosyal bozulma” ve “yaklaşmakta olan felaket” kaosundan çıkış yolu bulmaya çalışıyor ve geçmişle gelecek arasında sıkışmış olan dünyaya gözlerini kapatmadan önce, yaşadığımız çağın muhasebesini yapıyor.

Bizi kötümser olmaya zorlayan bu koşullardan çıkış arayanlara bıraktığı entelektüel mirasına umudu katmayı ihmal etmeden…

--reklam--

Retrotopya Alıntıları - Sözleri

  • 20. yüzyıl bir fütüristik ütopyayla başladı, nostaljiyle bitti.
  • Pahalı bir lüks haline gelen dayanışmanın yerini geçici ittifaklar alıyor, başlıca kaygı daima durumdan rakibinize göre daha fazla çıkar elde etmektir.
  • Eskiden uzun süreli bir aşk ilişkisinde be­lirleyici unsur seks iken, artık odak noktası güvenliğe kaymıştır. Bu yalnızlık asrında aşk bir dermandır..
  • .. "dünyadaki ilk günümde, nasıl yetersiz olunur, onu keşfettim." Ve bu keşif günbegün mükemmelleşmeye devam eder.
  • En harika ve ne yazık ki en ulaşılmazı da olan ütopyalar arasından bir şiddetsiz dünya ütopyası çıkarıp yeniden güncelleştirmek zorundayız.
  • Silah kontrollerinin olmayışı bazılarına başkalarının ıstıraplarından kâr sağlama olanağı sağlıyor.
  • Gelecekteki bir felakette kurtarma görevlileri olduğumuzu hayal edelim.Eğer devletler çökmüş,yerel kurumlar yozlaşmış ve ekonomik teşvikler cinayete yönlendirilmiş durumdaysa çok azımız iyi bir pratik sergilerdi.
  • Her yıl üretilen 1 milyona yakın küçük silahın bırakalım çoğunu,anlamlı bir kısmının bile yılda bir kez ateşlenmeyeceğini ummak büyük saflık olur.
  • İnsana özgü saldırganlık,geçtik yok edilmeyi hafifletilmiş bile değil,sık sık şiddet eğilimi şeklinde ortaya çıkıyor:fazlasıyla canlı ve geliyorum der demez,hatta onu bile demeden tekmelemeye her daim hazır.
  • Laçkalık derecesine vardığı için resmî tolerans siyasetinin mahkum ve terk edilmesinden sonra,yeni muhafazakar ideoloji polis yetkilerinin artırılmasını talep etmektedir.
  • İnanç mirası, söylem mirası, bilhassa da eşsiz mirasımız risk altındaymış gibi göründüğü zamanlarda, düşmanlığı kışkırtır. Yerleşik uzağı görememe rahatsızlığı ihtilafı mayalar; cehalet mütekabiliyeti engeller.
  • İlerleme, ütopyaların hayata geçirilmesidir..
  • İmitasyonu modanın açtığı yoldan ilerler ve karşı konulmaz cazibesini, modanın da yaptığı gibi uzlaştırılamaz olanı uzlaştırma ve böylece bambaşka amaçlara yönelik olduğu açık olan insani iki arzuyu eşanlı olma vaadinden türetir; sosyallik tutkusu ile bireysellik tutkusu ait olma arzusuyla ayrı durma arzusu.
  • Bugün üzerinde herhangi bir kontrolümüz olmadığı içindir ki, geleceği kontrol etme noktasında yok denecek kadar az bir umut besliyoruz; geleceğin oluşum süreci boyunca, bir başkasının satranç tahtasında ve henüz bilinmeyen ve bilinemeyecek olan bir başkasının oyununda piyonlar olarak kalmaya mahkümuz gibi görünüyor.
  • Akışkan savaşım dediğim şeyde, modern devletler bölge kontro­lünün ve yönetiminin getirdiği yüklerden ve sorumluluklardan kaçınıyor; çünkü ellerinin altında daha ucuz maliyetli kontrol araçlarının olduğuna inanıyorlar. Modern askeri teknoloji, on­lara, herhangi bir anlamlı karşı saldırıya maruz kalmaksızın, ne zaman ve nerede saldırıp düşmanı yüksek bir hassasiyetle vura­caklarına karar verme olanağını veriyor. Hareketlilik ve hızın salt [niceliksel] büyüklüğe ağır bastığı gerilla savaşının temel ilkeleri­ ne oldukça benzer şekilde, vurkaç taktiklerine dayanıyorlar

--reklam--

Retrotopya İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Herkese merhaba,Zygmunt Bauman’ın Retrotopya isimli kitabından bahsetmek istiyorum.Bauman benim okumayı çok sevdiğim yazarlardan biri şimdiye kadar 4-5 kitabını okudum ve hepsini çok beğendim Retrotopyada onlardan biri. Günümüzde asıl kurgulayacağımız ütopya aslında geçmişimize dönmek mi? geçmişteki yaşam biçimlerini bugünün akışkan modernitesi ile dört başlık altında incelenen bu kitap günümüz toplumunu anlamkta yol gösterici. İçerik olarak biraz ağır olmakla beraber insanın ufkuna açan, yeni bakış açıları sunan ve sorgulamaya iten bir kitap. Yaşadığımız çağı daha iyi anlayabilmek adına önemli olduğunu düşünüyorum.Ütopyanın yadsınmasının yadsınmasıdır.Yani ütopyanın olanaklarına dönüş ve onu aşış, aynı zamanda ütopyanın yadsınmasının olanaklarına dönüş ve onu da aşış: bir topluluğa ait olma isteğinin meydana getirdiği tüm hizaya gelişler yahut benzeşmeler ile bağımsız bir kişiliğe sahip olma isteğinin tezahürü olan tüm kopuşların çelişkili birlikteliği.Ütopyanın ve onun yadsınmasının ihmal ettiği şekilde: güvenliğin ve özgürlüğün birleştirilmesi.Belki toplumsal iş bölümünde gizil bir yücelik bulan, kolektivizm yanlısı sosyalistlerle, otorite tanımazların seçim ittifakı gibi... geçinme sorununu, "emek satma özgürlüğü"ne indirgeyerek bireylerin omuzlarına yükleyen bir tür "devletsizliğe" karşı, yadsımanın yadsınmasını sorgulatacak kadar somut ve düzen içi çözümler. Tavsiye edeceğim kitaplardan biri keyifli okumalar (Dark Reader)

Zira milliyetçiliğin en az gücü kadar zayıflığı da onu anlamanın anahtarıdır. Nitekim Sherlock Holmes 'a can alıcı ipucunu sunan havlamayan kopekti. Havlayamamis potansiyel milliyetciliklerin sayısı havlayabilmis milliyetciliklerin sayısından çok daha fazladır. Ne var ki dikkatlerimizi üzerinde toplayanlar havlayabilimis olanlar olmuştur. #zygmuntbauman (Mehmet Emin Çiçek)

--reklam--

Retrotopya PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Zygmunt Bauman - Retrotopya kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Retrotopya PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Zygmunt Bauman Kimdir?

Zygmunt Bauman, 19 Ekim 1925'te Polonya Poznan'da doğdu. Sosyolog ve filozoftur. Postmodern felsefenin hem sosyoloji alanında uyarlanmasını hem de genel kuramsal düzeyde sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini ortaya koyan yapıtlarıyla tanınmaktadır.

Zygmunt Bauman, II. Dünya Savaşı patlak verene kadar, Polonya-Poznan'da yaşamını sürdürmüştür. Daha sonra Sovyetler Birliği'ne taşındı ve savaşın ardından Varşova Üniversitesi'nde doktorasını yaparak Doçentlik sınavını verdi.1954'ten itibaren aynı üniversitede Sosyoloji dersleri verdi. 1968 yılında Polonya Komünist Partisi'nden ayrıldı. Aynı yıl, politik nedenlerden dolayı sosyoloji prefesörlük unvanını kaybetti. İsaril'e göç etmek zorunda kaldı. 1971 yılında Bauman, Büyük Brintanya'nın çağrısı üzerine, Leeds Üniversitesi'nde yeniden sosyoloji kürsüsüne sahip oldu. 1990'lara kadar orada çalışmalarını sürdürdü.

Zygmunt Bauman, 1980'li yıllardan itibaren, Modernizm ile Totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine hem kuramsal hem de sosyolojik incelemeleriyle öne çıktı. Özellikle Almanya'daki Nasyonalsosyalizm üzerinden Holocaust hakkındaki çözümlemeleri bu bağlamda önemli bir etki yaptı. Böylelikle, Modernizme içkin kavram ve kategorilerin Totaliterlikle doğrudan ya da dolaylı ilişkileri derinlikli olarak ve disiplinlerarası bir yöntemle ortaya konulmuş olundu.

Bauman, aynı zamanda postmodernizm hakkındaki çalışmalarıyla da önemli bir yer tutmaktadır. Siyasal, etik ya da genel olarak kuramsal düzlemde postmodernizmin değerlendirilmesini yapmış ve açık anlaşılır fakat derinlikli de olan metinleriyle postmodernizmin ne olup olmadığını, ne tür olanaklar sağladığını göstermeye ve netleştirmeye çalışmıştır

1989 yılında Amalfi Ödülünü ve 1998 yılında Theodor Adorno Ödülünü almıştır.

--reklam--

Zygmunt Bauman Kitapları - Eserleri

  • Sosyolojik Düşünmek
  • Yaşam Sanatı
  • Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?
  • Küreselleşme
  • Akışkan Aşk
  • Özgürlük
  • Kimlik
  • Kapımızdaki Yabancılar
  • Akışkan Gözetim
  • Bireyselleşmiş Toplum
  • Iskarta Hayatlar
  • Akışkan Modern Dünyadan 44 Mektup
  • Akışkan Modernite
  • Eğitim Üzerine
  • Modernite, Kapitalizm, Sosyalizm
  • Tanrı'ya ve İnsana Dair
  • Retrotopya
  • Yasa Koyucular ve Yorumcular
  • Cemaatler
  • Modernite ve Holocaust
  • Modernlik ve Müphemlik
  • Akışkan Hayat
  • Postmodern Etik
  • Ahlaki Körlük
  • Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri
  • Sosyoloji Ne İşe Yarar?
  • Siyaset Arayışı
  • Parçalanmış Hayat
  • Edebiyata Övgü
  • Postmodernlik ve Hoşnutsuzlukları
  • Kuşatılmış Toplum
  • Avrupa
  • Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar
  • Dünyaya ve Kendimize Dair
  • Hermenötik ve Sosyal Bilimler
  • Bu Bir Günlük Değildir
  • Akışkan Modern Dünyada Kültür
  • Sosyalizm - Aktif Ütopya
  • Kriz Hali ve Devlet
  • Akışkan Korku
  • Borçlu Zamanlarda Yaşamak
  • Zygmunt Bauman ile Söyleşiler
  • Akışkan Doğanlar
  • Etiğin Tüketiciler Dünyasında Bir Şansı Var mı?
  • Kültür Teorisinde Eskizler

--reklam--

Zygmunt Bauman Alıntıları - Sözleri

  • Büyük servet olan yerde büyük eşitsizlik vardır. Bir kişinin çok zengin olabilmesi için en az beş yüz fakir gerekir! (Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?)
  • Görünür olmak birey olmanın yoludur; belki de biri olmanın tek yolu. Herkes gizliden gizliye var olmadığından korkar, çünkü başkaları farkına varmadığı sürece aslında o yoktur. (Ölümlülük Ölümsüzlük ve Diğer Hayat Stratejileri)
  • "Dünya düşününenler için bir komedi, Hissedenler için bir trajadi." (Zygmunt Bauman ile Söyleşiler)
  • Bütün aşklar insan - yiyici bir açlık çekerler. (Akışkan Aşk)
  • müritlerinize verdiğiniz şey hakikat değil, sadece hakikatin suretidir. Birçok şeyin işiticileri olacaklar ama hiçbir şeyi öğrenmeyecekler. Her şeyi biliyormuş gibi görünecekler ama genel olarak hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Sinir bozucu, bezdirici insanlar olacaklar, gerçekliği olmayan bir bilgeliğin taşıyıcıları gibi davranacaklardır. (Tanrı'ya ve İnsana Dair)
  • “Uzaklık coğrafi olmaktan çok zihinsel bir mesele olabilir.” . (Sosyolojik Düşünmek)
  • Eskiden uzun süreli bir aşk ilişkisinde be­lirleyici unsur seks iken, artık odak noktası güvenliğe kaymıştır. Bu yalnızlık asrında aşk bir dermandır.. (Retrotopya)
  • Robert Winder'in zekice belirttiği gibi, "İstediğimiz kadar sandalyemizi kumsala koyup, yaklaşmakta olan dalgalara bağıralım, ne gelgit dinleyecek ne de deniz geri çekilecektir." Göçmenleri "kendi arka bahçemiz'den uzak tutmak için duvarlar inşa etmek, gülünç şekilde antik filozof Diogenes'in eski Sinop'un sokaklarında içinde yaşadığı fıçıyı bir o yana bir bu yana yuvarlaması hikâyesine benziyor. Bu tuhaf davranışının nedeni sorulduğunda, Diogenes komşularının kapılarına barikat yapmak ve kılıçlarını keskinleştirmekle meşgul olduğunu gördüğünü ve Makedonyalı İskender'in yaklaşan askerleri tarafından işgal edilmesine karşı şehrin savunmasına katkı yapmak istediğini söyler. (Kapımızdaki Yabancılar)
  • "hiçbir şey bahşedilmediği" için "her şey kazanılmalıydı." (Modernlik ve Müphemlik)
  • "Cepteki ilişkiler" anlık olmanın ve fırlatılıp atılabilirliğin cisimleşmiş hâlleridir. (Akışkan Aşk)
  • Tüketim toplumunda seri imalat artık kitlesel emek gücüne ihtiyaç duymuyor ve bir zamanlar "yedek sanayi ordusu" olan yoksullar şimdi "defolu tüketiciler"e dönüştürülmüştür. (Çalışma, Tüketicilik ve Yeni Yoksullar)
  • "Geriye ya da yukarıya değil; becerinin, iradenin, gücün toplanması gereken yere, kendi içine bakmalı insan. Oradan başlamalı. Bir ‘savunma stratejisi’ olarak daima orada kalmalı." (Akışkan Modernite)
  • Göçmenler (yerkürenin uzak köşelerinden "arka bahçemiz"e boca edilen atık insanlar) ile kendi imalatımız olan dayanılmaz korkularımız arasında bir seçici yakınlık mevcuttur. (Iskarta Hayatlar)
  • Hayatının her günü kösteklenen ve hakir görülen birey kişisel narsisizmine “kolektif narsisizm” içinde barınak bulur. Bu ağır yara almış bireyselliğin kurtuluşu ne oranda aranıyorsa o derece aldatıcı olabilecek bir güvenlik vaadidir. Kefaret umudu hüsranla sona ermeye mahkumdur... (Akışkan Hayat)
  • Gezegende her şey birbirine bağlı olduğundan, yerkürenin belli bir kısmında güvenlik, ancak güvenli bir insanlık içinde temin edilebilir. İnsanların aşağılanmasına her yerde karşı çıkan, artan fırsat eşitsizliğiyle büyüyen toplumsal adetsizlik ve insani aşağılanmaları hafifletecek, etik açıdan aydınlanmış bir küresel eylem, her açıdan ortak sağ kalımımızın en temel koşuludur. (Avrupa)
  • Oxford Üniversitesi'nin saygın sosyologlarından John Goldthorpe yönetiminde on üç güçlü ekibin Ingilte­re, Şili, Macaristan ve Hollanda'da yürüttüğü bir çalışmanın bulgularına göre, kültürel seçkinlerle, kültürel hiyerarşide daha altta olanların, günümüzde artık eskiden olduğu gibi bazı işaretlerle kolayca ayırt edilemediği görülmektedir. Bu eski işaretler, düzenli olarak opera ve tiyatroya gitmek, 'yük­sek sanat' sayılan her şey karşısında her zaman duyulan coş­ku ve bir pop şarkısı ya da popüler bir televizyon dizisi gibi sıradan sayılan her şeye burun kıvırmak gibi unsurlardan oluşmaktadır. Elbette bu durum, dışarıdan kültürel seçkin­ler, gerçek sanatseverler, kültürün ne olduğu, nelerden oluş­tuğu ve bir kültür adamı ya da kadını için (comme il faut ya da comme il ne faut pas) -neyin uygun olup neyin olmadı­ğı gibi konularda, pek de o kadar kültürlü olmayan akranlarından daha bilgili kabul edilen kişilerle artık karşılaşma­ yacağımız anlamına gelmez. (Akışkan Modern Dünyada Kültür)
  • Tüketim toplumunun bir üyesi olmak göz korkutucu bir görev ve hiç bitmeyen Çetin bir mücadeledir. Ayak uyduramama korkusu yetersizlik korkusu tarafından kenara itilmiş ama rahatsız edici iliğinden bir şey kaybetmemiştir. (Akışkan Gözetim)
  • Devlet her şeyden önce bir yeniden metalaştırma aracıdır. (Yasa Koyucular ve Yorumcular)
  • "dış görünüş benim için hem gerçekleştiren hem de yaşayandır" diye yazdı Nietzsche. (Akışkan Doğanlar)
  • "Farkında olalım veya olmayalım, hoşumuza gitsin veya gitmesin, yaşamlarımız sanat yapıtıdır." (Yaşam Sanatı)