Kitap Künyesi
Yazar: Sezai Karakoç
Yayın Evi: Diriliş Yayınları
İSBN: 2880000061861
Sayfa Sayısı: 174
Ruhun Dirilişi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
........
Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum.
Bir Diriliş Cephesi bulunduğuna ve kendimin de o cephede bir savaş adamı olduğuma, olmam gerektiğine inanıyorum.
Bu nasıl bir savaştır? Topla, tüfekle, bombayla, molotof kokteyli veya füze, nükleer silâh veya gazla yapılan savaş olmaktan önce ve öte, bir ruh savaşıdır. Ruhlar arasında olan bir savaştır. Bu savaşlarda bedenlerden, maddî vücutlardan Önce ruhlar, manevî vücutlar, yani varoluşlar düşer, tutsak olur, yenilgiye uğrar. Ya da tersine düşürür, tutsak eder, yenilgiye uğratır.
Bu bir zihniyet savaşıdır. Karayla akın savaşıdır.
Bu bir hayat tarzı, dünya görüşü, yani bir medeniyet savaşıdır.
Bedenimin, maddî vücudumun, benliğimin özü olan ruhumun bir aleti, bir kemanı, bir silâhı, bir donatımı olduğuna inanıyorum.
Düşmanı 12′den vurmak için kullanılan bir silâh.
.........
Ruhun Dirilişi Alıntıları - Sözleri
- "Evet, ölüm en kesin belgelerden biridir öteki dünya için."
- "Her şey, Allah'la diridir. İnsan, Allah'a inancını yitirmişse, ölüdür. Ruhu boğulmuştur, koğulmuştur onun."
- Zaman, sonsuzluğun bu dünyaya düşmüş gölgesidir.
- Ah, beynimin besini insan. Beynim, insansız ölmekte. İnsanla tıka basa dolmuş bir mide gibi yorulmakta.
- Bu dünya hayatı öbür dünya hayatının yanında gurbeti veya sıkıntıyı yaşayan insanın hayatı gibidir.
- Ey İsa'nın masumluğu başlıbaşına bir vaaz olan dağ. İbrahim'in erdiği mağara. Musa'nın Tanrı ateşini gördüğü yücelik. Ey Hira ülkesi. Peygamberi ürperten yücelikler görüntüsü. Sen bütün bunları kendini de taşıyorsun. Sana kentten taşıyacağım ne vardır?
- Allah'a inanmanın müjdesini taşımak, bu dünyanın dar ufuklarında boğulan insanlara başka dünyaların da varlığını müjdelemek demektir.
- Ahiret dünyayla kazanılır. Şuur, şuuraltı ve lâşuurla zenginleşir; akıl içgüdüyle kamçılanır.
- Tanrı'nın sanatı önünde insan sanatı fazladan olarak bir şey getirecek değildir. İnsan, bizzat kendisi Tanrı'nın eşsiz sanatından bir örnektir.
- "Biz unuturuz ama ölüm bizi unutmaz."
- "Allah'a düşman olan, insanın dostu olabilir mi?"
- Dünya, Allah'ın önümüze açtığı bir kutlu sofradır.
- Armağana boğulan da insandır, ceza çeken de.
- Ağır yüklerimle geliyorum. Yıkıntılarımla, en büyük çürüyüşle geliyorum.
- Her Müslüman, Allah inancından kopmadıkça, asgari anlamda da olsa bir ermiştir.
Ruhun Dirilişi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın genel ilerleyiş yöntemiyle ilgili olarak, bazı bölümlerinde edebi bazı bölümlerinde felsefi üslup kullanılması henüz yazarın kalemine alışık olmayan okuyucular için kitaba tutunmayı daha kolay hale getiriyor. (Her iki alana da ilgi duymayanlar katılmayabilir.) Kitabın bölümlerinin içeriği ise, anlatması zor çünkü birbirinden tamamiyle bağımsız. Yazar kitabın ilk bölümde ruhun ölümünden ve ruhun dirilişinden bahsederek bazı filozofların fikirlerini eleştiriyor. "Ruhun dirilişi, cennetten bir yansıma, ruhun ölümü cehennemden bir yansıma." s.13 Bahsettiğim edebi üslubunu kitabın ortalarında kullanmakta ve sonraki birkaç bölümde bazı Doğu dinleri, Batı dinleri, Hristiyanlık ve Yahudilikle ilgili bazı yorumlarda bulunmaktadır. Benim en sevdiğim ve kitabın son 3'te 1'lik bölümünü oluşturan, Ölümden Sonra Kalkış bölümünde ise; bazı yazar, düşünür ve filozofların varoluş, ölüm, kader ve dirilişle ilgili fikirlerini eleştiriyor. Okunması zor bir kitap değil, sadece biraz emek vermek gerekiyor. Kitabı daha kolay anlayabilmek için yüzelsel olarak hazırlık yapmak isteyenler; Rönesans ve 20.yüzyıl felsefesi konularını, kitapta ismi geçen bazı düşünürlerin yazar/friedrich-nietzsche, yazar/karl-marx, yazar/jean-paul-sartre, yazar/albert-camus, yazar/soren-kierkegaard fikirlerini araştırabilirler. (Buna gerek yok bence sadece merak edenler olur diye paylaştım.) Sezai Karakoç'un kitaplarını daha önce okumadıysanız söylediğim konularda bilginiz olsada sözlük kullanmaya ihtiyacınız olacaktır. Herkese iyi okumalar (Kübra《Muvahhide》)
İnceleme: "Ruhun Dirilişi" Sezai Karakoç'un düşünce yazısı kitabıdır. Şiir havasında yazılan bu düşünce yazısı birçok algıyı fark etmemize vesile oluyor. Ruhu dirilten büyüyle tabiatın insanda uyandırdıkları o atmosfere bürünüyor yazar. Kur'an'dan yola çıkarak, Peygamberlere, onlara inen mucizelere, onların yaşamına, kavimlerin helak oluşuna değinmeler yapıp güncel hayatla geçmiş dönemi karşılaştırıyor. İslam'a; kurtarıcı dine olan çağrılar yapıyor. İslam medeniyetinin doğuşu ve ilerleyişi ile ilgili açıklamalara yer veriyor. İnsan olarak kusurlarımızı, eksikliklerimizi görüyoruz. İnsanın Rabbi ile hemhâl olmasının ruhu dirilteceğini söylüyor. Eski medeniyet ve uygarlıkların yaşamından ve inanışlarından, yapılan ayinlerden bahsediliyor. "İnsanın gök ve yer arasındaki anlamını" okuyoruz. İnsanlığa bahşedilen müjdelerden söz ediyor. İnsanların ölüm uykusundan uyanmasını, silkelenmesi gerektiğini söylüyor. Bazı filozof ve ünlü düşünürlerin fikirlerini eleştiriyor. (Nietzsche, Camus, Sartre) Din ve varlık hakkında düşüncelerine kendi yorumuyla kıyaslama yapıyor. Tolstoy, Dostoyevski, Marx gibi yazar, düşünür ve filozofların görüşlerini incelerken "ölüm sonrası için değil, dünyadaki kurtuluş ve diriliş üzerinde durmuşlar, ölüm sonrası insanı nasıl bir gelecek beklediği konusunda susmuşlardır" diyor. Bunun sebebini ise Batı Medeniyetinin özelliğine bağlıyor. Başka inanışlarda insan hayatının bu dünya ile sınırlı kalmasından söz ediyor. Sezai Karakoç'un okuduğum ilk kitabıydı. Öğüt verici nitelikte, Kur'an'dan da yola çıkarak kendi düşüncelerini okurla buluşturmuş. Bununla birlikte Diriliş Yayınlarına ait birçok düşünce kitabı bulunuyor. Keyifli okumalar dilerim. Sevgili Sezai Karakoç'u saygı ve rahmetle anıyorum. (Rabia)
Allah'a inanmayan çağ, ölü bir çağdır. Çağ, Allah'a inanmakla dirilecektir.: Ruhun Dirilişi, Ruhun ağır bir sirkelenişle ayağa kalkışı, şahlanışı. Ruhumuzda biriken modern dünyanın katranının, kirinin ruhumuzdan sökülüp atılışı… İslam nezâfetinin ruhumuza nakşedilişi. Karanlık ruhumuza İslam aydınlığının üfürülüşü ve dehşetli bir ışığın düşürülüşü. Işığın dehşeti ruhumuzun karanlığından. Işığın arılığına, temizliğine bigâne kalışımızdan. Sezai Karakoç. Şair, mütefekkir, hakikati haykıran bir münâdi, diriliş eri, numûne-i imtisal. Üstad insanlığı tek kurtuluş yoluna, İslam’a çağırıyor. İnsanlığı dağa davet ediyor, dağda bir bahçe, bahçe bütünüyle bir Rahman Sûresi tablosu, çitini çeviren Yâsin Sûresi, kapısı Fâtiha olan bir bahçe. Kalemi ile çiçek çiçek dolaşıyor İslam’ın bahçesinde, çiçeklerin özünden bir dünya kuruyor ve kurduğu dünyadan ruhumuza şehd ü şeker akıtıyor. Ruhumuzu varoluş hikmetinden uzaklaştırarak öldüren dünyanın pasından kurtaracak yegâne yolun kapılarını işaret ediyor. Ölmüş ruhumuzun dirilişinin, ölüyken bizi dirilten, tekrar öldürüp tekrar diriltecek olan Allah’a inanmakla mümkün olacağını, ancak Allah’a inanmakla ruhlarımızın özgürlüğe kavuşacağını hatırlatıyor. Her zaman tapınma ihtiyacı duyan, varoluşuna anlam arayan insanın eski medeniyetlerdeki tapınış serüvenini gözler önüne sererek insanlığın hâlini gösteriyor. Tarihte dünyayı saran firavunların, tiranların, diktatörlerin, putların hâkimiyetinin Peygamberlerin gelişiyle alaşağı edilişi hepimiz için emsaldi; içinde bulunduğumuz ruhsuz çağa hükmeden putların, diktatörlerin ve mesnetsiz çürük ideolojilerin yerle yeksan edilerek çağa ihtiyacı olan ruhun verilmesi de ancak Peygamberlerin ve bilhassa son Peygamber, Hülasâi Mevcûdât Efendimizin açtığı yola, İslam'ın nuru ile aydınlanan yola serdengeçerek müdâhil olmakla mümkün olacaktır. Nemrutları, Firavunları yakıp kül eden zamanın ateşinin, Allah’a imanla hayat bulan İbrâhimî ruhları yakmaya gücü yetmeyecektir. İnsanlığın irin içinde kıvrandığı karanlık çağa bu hakîkati göstermek hepimizin vazifesidir. Sezai Karakoç’un kalbe vuran cümlelerine, mükemmel bir âhenk ile içine çeken edebî anlatımına hayran olmamak elde değil. Onun hala aramızda olması, yaşıyor olması hepimizin için çok kıymetli. Kıymetini bilmek için de üstadın nidasına kulak vermemiz, İslam’ın gür sedâsının yankılandığı kitaplarını okumamız elzemdir. Kitap, 1969-70 yıllarında çeşitli kitaplarda ve dergilerde 12 ayrı başlık ile neşredilen yazıların toplanması ile ortaya çıkıyor. Ölü ruhların dirilişi, insanın hep tapınma halinde ve anlam arayışı içinde oluşu, Allaha inanmanın ve inanarak yaşamanın bir müjde ve tek kurtuluş oluşu, ölümden sonra dirilişin hakîkati gibi konular işlenmiş. Mükemmel tasvirleriyle, şairane anlatımıyla ve hoş üslubu ile her kitabında olduğu gibi insanı kitabın içine çekip kitaptaki o tatlı akışa dahil ediyor. Umudumuzu kaybettiğimiz yahut kaybetmek üzere olduğumuz şu hasta çağda hepimize yeniden umut aşısı yapıyor ve tüm inananları diriliş muştusuna davet ediyor. "Dünyanın her tarafından yükselen sesler, İslâm'ın yeni bir çiçeklenmesinin ilk haberleridir. İslâm yeniden çiçeklenecek ve dünyanın kurtarıcısı olacaktır. Dünyanın kurtuluş dini odur." (s.171) "Allah'a inanmanın, peygamberlere bağlanmanın, Kutsal Kitap Kur'an'a sarılmanın, ölümden sonra dirilmeye inanmanın müjdesini bütün dünyaya yaymak ödevi bize düşer. Bu, zaten bizim için de tek kurtuluş yoludur." (s.109) diyor, ve aşkla, kaleminin son damlasına kadar verdiği mücadele ile bu ödevi eksiksiz yerine getirdiğine şahit oluyoruz. Selametle.. (emre)
Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?
Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.
İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.
Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.
Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.
Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri
- İslam
- Yitik Cennet
- Gün Doğmadan
- Monna Rosa - Şiirler 1
- Samanyolunda Ziyafet
- Düşünceler 1 - Kavramlar
- Düşünceler 2 - Kurumlar
- Diriliş Muştusu
- Ruhun Dirilişi
- Diriliş Neslinin Amentüsü
- Mevlana
- Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
- Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler
- Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
- Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
- Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
- Ateş Dansı - Şiirler VIII
- İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
- Edebiyat Yazıları 1
- Edebiyat Yazıları 2
- Edebiyat Yazıları 3
- Çıkış Yolu 1
- Çıkış Yolu 2
- Çıkış Yolu 3
- Zamana Adanmış Sözler
- Yunus Emre
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
- Unutuş ve Hatırlayış
- Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
- Piyesler 1
- Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
- Mehmed Akif
- Makamda
- Kıyamet Aşısı
- İslamın Şiir Anıtlarından
- İnsanlığın Dirilişi
- Portreler - Hikayeler II
- Gündönümü
- Dirilişin Çevresinde
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
- Armağan
- Batı Şiirlerinden
- Çağ ve İlham 1
- Çağ ve İlham 2
- Çağ ve İlham 3
- Çağ ve İlham 4
- Alınyazısı Saati - Şiirler IX
- İslamın Dirilişi
- Çağdaş Batı Düşüncesinden
- Günlük Yazılar 2 - Sütun
- Ölümden Sonra Kalkış
- Varolma Savaşı 1
- Günlük Yazılar 1 - Farklar
- Günlük Yazılar 3 - Sûr
- Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
- Üç Kaside
- Körfez
- Mağara ve Işık
- Sesler
Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri
- Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
- "İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
- İçimde Nuh'un en yeni tufanı Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
- Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
- "Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
- Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)
- Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
- Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
- Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde Bir kış güneşliğinde Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil Görünüşte öç hakikatte değil Faninin sonsuzla barışması Affın mağfiretle yarışması Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
- Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
- Kaç aç varsa hepsi ben Kaç hasta varsa hepsi ben Kaç liman önlerinde dönen İşsiz hamal hepsi ben Kaç aşktan ters yüz edilmiş Aşık varsa hepsi ben Bütün çiçeklerle donanıp Bütün insanlarla ölen ... (Körfez)
- Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
- Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)
- İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
- İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
- “Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
- Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
- Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
- İdealini yitirmiş ruh, yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
- Ne olup ne bitiyor Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)
Yorumlar
0 yorum