Kitap Künyesi
Yazar: Serdar Özkan
Yayın Evi: Artemis Yayınları
İSBN: 9786051425382
Sayfa Sayısı: 155
Rumi'nin Kitabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kitapları 44 dilde, 100'ü aşkın ülkede okunan serdar özkan'ın kaleminden, kayıp bir hazinenin, 13. Yüzyıl endülüs'ünde başlayıp günümüze uzanan gizemli öyküsü…
"Bir kitap yazmamı istemiştin benden, senin ruhun için, sadece sana özel. Ama insanlığın ruhu bir değil midir? Sen, ben, hepimiz, tek bir kişi, tek bir ruh değil miyiz? İşte bu kitap senin için, sadece sana özel. Bu demektir ki, o herkes için, herkese özel. Biz Sufilerin yolu, bir kişinin herkes, herkesin bir kişi olduğunu bilmektir, başka bir şey değil.O hâlde, buyur yavrum.Bir hazine avı hikâyesi seni bekliyor. Senin de o hâzineyi bulmanı tüm kalbimle ümit ediyorum."
(Tanıtım Bülteninden)
Rumi'nin Kitabı Alıntıları - Sözleri
- -sır verilmez bulunur.bulunduğunda ise aslında sır olmadığı anlaşılır.
- “Bir şey kalbinizde değilse, o sizi terk edemez. Ve bir şeyin sizi terk etmesi, size acı verebiliyorsa, ona hiçbir zaman sahip olmamışsınız demektir.”
- “Öyle bir hazine ki, sonu yok. Öyle bir hazine ki, gün gibi aşikar. Ama bakmakla, görmek farklıdır derler.” “Her ne yöne dönersen dön Allah’ın yüzünü görürsün.”
- ...bizi nefsin karanlığından, içimizdeki nura götürecek bir yolculuğa ihtiyacımız var....İnsanın kendi içine, kalbinin derinliklere, kendi özüne yaptığı bir yolculuk bu.
- Yokluk ağacının kırmızı meyvesinin düştüğü yer, Sultandan uzak değildir dostlarım. Hatta Sultan'a çok yakınndır. Yüce Allah kitabında buyuruyor: "Kullarım benden sorarlarsa, de ki ben çok yakınım." Ve peygamberimiz şöyle diyor: "Kulun Allah'a en yalın olduğu an, secde anıdır." Secde, eğilip kalkmak değildir dostlarım. Secde, yokluğun itirafıdır. İşte kul, yokluğunu itiraf ettiği zaman, başka bir deyişle, Allah'tan bağımsız bir varlığı olmadığını itiraf ettiği zaman, Allah'a yakındır. Çok yakın.
- İşte hazine gözümüzdü, kulağımızdı, elimizdi, ayağımızdı, amma biz bırakın bunun farkına varmayı, bu zenginlikle yaşamayı, kendimizi değersiz, biçare hissediyorduk. Bir hazinenin altınları, zümrütleri, elmaslarıyla sarıp sarmalandığı hâlde, kendini yoksul hisseden bir kimse gibi. Ancak gözü görmeyen bir kimse kendini hazinenin içindeyken yoksul zanneder,değil mi? İşte biz de o kimse gibiydik. Bizi çepeçevre kuşattığı hâlde, hazineyi göremiyor, onun zenginliği, onun rahatlığı içinde yaşamıyorduk.
- Bu hayat ağırdır, bir kul, hayatı kendi gücüyle yaşamaya kalkarsa, onun altında ezilir. Sıkıntı çeker, üzülür, sinirlenir, endişe duyar, korkar. Işte biz bu hayatı kendi gücümüzle değil, Allah ile, Allah’ın gücünü arkamıza alarak yaşamak istiyorduk.
- Biz kullar, okyanustan bir an için havaya sıçramış damlalar gibiydik bu dünyada. Okyanustan gelmiştik, okyanusa dönecektik. Ama ya havada damla olarak geçen şu kısacık zamanda ne yapacaktık? Hayatı bir damla olarak yaşamak zor, korkunç ve hüzün vericiydi.
- İşte biz hayatı damla olarak değil, okyanus olarak yaşamak istiyorduk. Çünki damla aslında okyanusla birdir, değil mi? Biz bunu havadayken, bu dünya hayatında fark eden damlalardan olmak, böylece bu hayatı, okyanusun büyüklüğü, zenginliği ve sonsuzluğuyla yaşamak istiyorduk. Okyanus ile biriken, hayatı bir damla olarak yaşamak ne kadar büyük bir israf olurdu değil mi? İşte biz, hayatı Allah ile yaşamak varken, nefsimizle yaşayıp israf edenlerden olmak istemiyorduk.
- Farklıydılar, ama kalpleri ve ruhları birdi.
- Kardeşim sen düşünceden ibaretsin Geriye kalan et ve kemiksin Gül düşünür gülistan olursun Diken düşünür dikenlik olursun. Rûmî
- İşte hayat, bir gün gibiydi. İçinde hem gündüz vardı, hem de gece. Gündüzleri gölgeler vardı, güzel gölgeler, hoşumuza gidiyorlardı, seviyorduk onları, çoğu zaman kalbimizi kaptırıyorduk. Ama hayatta gece de vardı. Güneşin battığı, karanlığın çöktüğü, gölgelerin bir bir kaybolduğu. Ama eğer gönlümüzü bir gölgeye değil, gölgenin sahibine vermişsek, işte o, hiç bir zaman kaybolmuyordu. Güneş batınca da bizimleydi, karanlıkta da. Ve bir gölge değildi o, gerçekti.
- kendimi ifade edebilmeyi her zaman istemişimdir. Ama başaramadığım işlerden birisi bu.
- "Sır verilmez, bulunur, bulunduğunda ise aslında sır olmadığı anlaşılır, "
- Bir hazinenin altınları, zümrütleri , elmaslarıyla sarıp sarmalandığı hâlde , kendini yoksul hisseden bir kimse gibi.
Rumi'nin Kitabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sadəcə kitab olaraq oxuduğunuzda heç nə anlamayacağınız, yalnızca mənəviyyatınıza nə isə qatmaq məqsədilə oxuduğunuzda ruhunuza toxunacaq bir kitab. Waow'luq deyil, lakin işlədilən incə ifadələrə izin versəniz qəlbinizə mütləq toxunacaqdır. yazar/serdar-ozkan kitap/ruminin-kitabi--24340 (Asra)
Telaştan, stresten, aceleden, sürekli bir yere yetişmekten, sürekli birini takip etmekten, her zaman güzel olanı arayıştan, güzeli O’nun yarattığını unutmuşum ve hatta unutmuşuz hepimiz. Sadece bir yere yetişeceğiz diye yolu yoldaki ağaçları kuşları izlemeyi unutmuşuz. Güzele sahip olmak için deli gibi çabalarken asıl güzeli kaybetmişiz biz. Kalbimizin sahibi varken boş arzularla doldurmuşuz, kirletmişiz kalbimizi. Kitap bildiğimiz ama unuttuğumuz bir gerçeği öyle güzel anlatıyor ki... Kullanılan cümleler öyle naif ve kalbe dokunuyor ki... Asıl gerçeği kaybetmiş olan ve O’nu özleyen herkesin okuması gereken bir eser. Başucu kitabım... (Ebru Ceylan)
serdar özkan çok derin bir yazar. sizi yine sufi bir yolcuğa çıkarıyor. okurken kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. bi bakmışsınız bitmiş. Allah ve nefsinizi tanıtacak bir kitap (murat ince)
Kitabın Yazarı Serdar Özkan Kimdir?
Ağustos 1975'te doğan Serdar Özkan, ortaokul ve liseyi Robert Kolejde okudu. Lisans eğitimi için Amerika'ya giderek, Lehigh Üniversitesi'nde İşletme ve Psikoloji eğitimi gördü. Halen İstanbul'da yaşayan Serdar Özkan 2002 yılından beri full-time roman yazarlığıyla uğraşıyor. İlk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Brezilya'dan Japonya'ya, Kanada'dan Endonezya'ya dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı.
Serdar Özkan Kitapları - Eserleri
- Kayıp Gül
- Kayıp Gül 2: Ölümsüz Kalp
- Kayıp Gül - Ekim Yağmurları
- Hayatın Işıkları Yanınca
- Aşkın Resmi
- Mevlana Çağırınca
- Rumi'nin Bildiği Aşk
- Sen Ancak Sevdiğinsin
- Rumi'nin Kitabı
- Sarıl Bana
- Şimdi Hayal Et
- Sev
- Göklerin Ötesi
- Cennette Hüzün
- Aziz Sultan
- Mutlu Son
- Bir Tek Sen Varsın
- Mutluluk Yeniden
- When Life Lights Up
Serdar Özkan Alıntıları - Sözleri
- Kardeşim sen düşünceden ibaretsin Geriye kalan et ve kemiksin Gül düşünür gülistan olursun Diken düşünür dikenlik olursun. Rûmî (Rumi'nin Kitabı)
- "Havaya dalgaların fırlattığı damlalar gibiyiz bu hayatta. Damlalar olarak denizden geldik, yine denize döneceğiz. Havada olduğumuz zaman da bu dünyadaki ömrümüz kısacık... Ama onu küçümsememeliyiz. Çünkü bir damla havada olduğu anda dahi, denizdendir ve denizledir." (Mutluluk Yeniden)
- "Küçük çocuklar gibi olmadıkça, göklerdeki bilgeliğe erişemezsiniz." Sayfayı çevirdim. Bir sonraki bölümün en tepesinde şöyle yazıyordu. "Öyle masallar vardır ki, gerçek hayattan daha gerçektir..." Kitabı okumaya devam ettim, ama bir kaç dakika sonra şu cümleye gelince durdum: " Tanrı sevgidir. " " Sev, sadece sev, "demişti dostum bana. Ama hiçbir karşılık beklemeden sev. " En büyük mucize karşılıksız sevebilmektir. " (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Yaşam tahterevalliye binmek gibi. Bir ucunda ümit , diğer ucunda hayal kırıklığı . Ümit ne zaman en yükseğe çıksa ,aynı hızla hayal kırıklığını yukarı fırlatmaya başlıyor. Ne kadar hızlı yükselmişseniz ,o kadar hızlı düşüyorsunuz. Bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit, bir hayal kırıklığı, bir ümit , bir hayal kırıklığı ve oyun böylece sürüp gidiyor. Ama sürüp giderken , sürekli kıç üstü yere oturan siz oluyorsunuz. (Hayatın Işıkları Yanınca)
- Bil ki, sürekli ben demenin bedeli, öz benliğini unutmandır. (Kayıp Gül - Ekim Yağmurları)
- “Soru ne olursa olsun cevabı sevgidir.” (Mutlu Son)
- Sevginin elini tutan insan, o eli hiç bırakmazsa, sevginin kendisi olur. (Mutlu Son)
- -sahibine Allah'a iade edilmesi gereken bir ev olan kalbi,bir kula vermiş olman.....Allah aşkıyla dolmamışsa o kalp,bir kula aşık olabilir. (Aziz Sultan)
- "...ancak cahiller kendilerini yeterli görürler." (Mevlana Çağırınca)
- Aramakla bulunmaz; lakin bulanlar arayanlardır. (Sen Ancak Sevdiğinsin)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
- Bu yaşa geldim içimde bir çocuk hâlâ Sevgiler bekliyor sürekli benden. İnsanın bir yanı nedense hep eksik Ve o eksiği tamamlayayım derken Var olan aşınıyor azar azar zamanla. Anamın bıraktığı yerden sarıl bana. Anıların kar topluyor inceden Bir yorgan gibi geçmişimin üstüne. Ama yine de unutuş değil bu Sızlatıyor sensizliği tersine. Senin kim olduğunu bile bilmezken. Sevgiden caydığım yerde darıl bana. (Sarıl Bana)
- ...o damla okyanusa aittir.özü okyanusun özüyle aynıdır.ve damla kendi içine bakarsa,özünü bulur. (Mevlana Çağırınca)
- Çünkü ancak yardım isteyen insanlara yardım ulaştırabilirsiniz, ama buradaki insanların hâl dilinden yardım istemedikleri anlaşılıyordu. Hâl diliyle sanki şöyle diyorlardı: "Mutsuzum, ama güçlüyüm. En azından güçlü görünmek zorundayım ve problemlerimi ben halledebilirim." Ve bunu başkalarından gizlemeye çalışıyorlardı. Bazen gülerek, bazen duygusuz görünerek, bazen de başka bir yüz ifadesiyle. Çoğu da gözlerini koyu renk camlar arkasına gizlemişti. Çünkü gözler insanı ele verir. Gözler ruhun aynasıdır, ya ışık vardır onlarda ya da loşluk. Dudaklara şekil verebilirsiniz, yanaklara, kaşlara, alna, ama gözlere asla. (Mevlana Çağırınca)
- "Allah'ım. Zaten bildiğin şeyleri bir kezde benden dinle. Çünkü sıkıntılar anlattıkça hafifler. Hüzün paylaştıkça dağılır. Ve ben, beni senden daha iyi dinleyecek birini bulabileceğimi zannetmiyorum. (Sarıl Bana)
- ....sevdiğini sadece ve sadece Allah için sevene kadar bekleyecekti. (Aziz Sultan)
- ''sen okyanusta bir damla değilsin.bir damlanın içindeki okyanussun". (Aziz Sultan)
- Mutluluk başarı ile elde edilebilecek bir şey değildi. (Şimdi Hayal Et)
- Sevgi, hayatın her alanında vardı. (Şimdi Hayal Et)
- Keyif, bir şezlongun üstüne uzanıp elinde bir kokteyl ile güneşlenmek değildir. Ya da bir yatın püfür püfür esen güvertesinde koy koy dolaşmak. Gerçek keyif, göğsünde genişlik, kalbinde sakinlik hissetmektir. (Rumi'nin Bildiği Aşk)
Yorumlar
0 yorum