Kitap Künyesi
Yazar: Gürsel Korat
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750508202
Sayfa Sayısı: 269
--reklam--
Rüya Körü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İki adam... Biri hassas ve kırılgan âşık, azap yeleğiyle dolaşan Stefanos... Diğeri kahkahası, tutkusu, cazibesi ve kudretiyle Andronikos... Biri, rüyalarında gelecekte yaşanacakları görüyor. Diğeri geçmişte olup bitenleri biliyor. Birbirlerine yaklaştıkça güçlenen, gördükleri koyulaşan iki adamın romanı Rüya Körü...
Bizans'ın ve Selçuklu'nun, Anadolu'nun tarihine dokunan bir atmosfer.
Hayatın en anlamsız yüzünü teşhir eden siyasi itişmeler, babalar ve oğullar, güçlü kadınlar, kurtlar ve kuzular, velveleler, onulmaz ıstıraplar, garez ve sadakat gösterileri Gürsel Korat, geçmişe, geleceğe ve şimdiye dair tuhaf ve iç acıtan yeni bir romanla karşımızda...
"Geleceği hatırlıyorum" sözünü söylediğinde gülümsüyordu. Fakat düşündükçe yüzündeki gülümseme kayboldu: Gelecekte olacağını bildiği bu olayın rüyasını yıllar önce görmüştü ve bu hesapla dünü henüz yaşamamıştı. "Ben yokum" dedi, "ben bir hayal olmalıyım."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Rüya Körü Alıntıları - Sözleri
- "Yaşadıklarımdan çıkardığım özet şudur Andronikos: Hep hayata baktım ama o hep benden gözünü kaçırdı."
- "Sonrayı göremeyen insanlar içindir neşe."
- Çünkü insan bir gerçeği anladığında, aynı şeyi geçmiş zamanda da anladığını sanarak yanılır. Olayları geçmiş ışığında anlamak başkadır, geçmişte anlamak başkadır. Çünkü bir şeyi geçmiş zamanda anlayan kişinin, gelecekte anlamasına gerek kalmaz.
- ... İnsan daima unutur. Çünkü süreğen olarak geçmişte veya gelecekte duramaz. Yapabildiği tek Tanrısal eylem, hatırlamaktır. Zamanın dayanılmaz ve üstün gücü, çığlıkları taşıyıp götürür uzaklara; doğmuş her şey karanlıklara dalar. Değerini ve gücünü kutsadığımız, kahraman saydığımız yahut saymadığımız ne varsa kaybolur. Yalnızca apaçık ortada olanlar görünmez ve gizlidir, hatırlayışın ışığına tutulana kadar.
- Sevilmeyen kişinin şimdisi yoktur.
- Rüya, yorgun karanlıktan doğan ışıktır.
- Sevilmeyen kişinin şimdisi yoktur.
- "Yalan söylemek için hiçbir gerekçem yok. Yemin ederim ki böyle." "Bütün yalancılar yemin eder, boşver" dedi Andronikos
- İnsan daima unutur. Çünkü süreğen olarak geçmişte veya gelecekte duramaz. Yapabildiği tek Tanrısal eylem, hatırlamaktır. Zamanın dayanılmaz üstün gücü, çığlıkları taşıyıp götürür uzaklara; doğmuş her şey karanlıklara dalar. Değerini ve gücünü kutsadığımız, kahraman saydığımız yahut saymadığımız ne varsa kaybolur. Yalnızca apaçık ortada olanlar görünmez ve gizlidir, hatırlayışın ışığına tutulana kadar.
- Umut kötürüm oksa da rastlantı en azından topaldir.
- ...geçmiş zaman unutuştur, gelecek zaman ise doğmamış unutuş.Bunların birbirinden farkı yoktur.... Rüyâ Körü-Gürsel KORAT
- ...zamanın dayanılmaz üstün gücü, çığlıkları taşıyıp götürür uzaklara; doğmuş her şey karanlıklara dalar. Değerini ve gücünü kutsadığımız, kahraman saydığımız yahut saymadığımız ne varsa kaybolur. Yalnızca apaçık ortada olanlar görünmez ve gizlidir, hatırlayışın ışığına tutulana kadar.
- Yağma yoktu, geleceği bilmenin kimseye yararı olmadığını herkes anlamalıydı, geleceği bilsen de değiştiremiyordun, bilmesen de. Üstelik ya gelecek ya da geçmiş derken, halihazırda sürdürdüğün şimdiki zamanı yok ediyor, onunla ilgilenmiyordun.
- Geçmişin ve geleceğin değmediği anlar, hiçlikten ibaretti. Beden zevklerini “Ah, şu anı yaşamaktan güzel ne var” diyerek yüceltmek, yalnızca belleğe ihanettir. Bütün zamanları avuçlayan bellek çalışmadan, birini süreğen olarak sevemezdik; şimdiyi yücelterek aşk övgüsü yapmak ahmaklıktı.
- Sevmenin aslında sevilen için değil, seven için sürdürülen bir duygu olduğunu düşündü, ne yaparsak yapalım yalnız olduğumuzu bilmekle ilgili bir savunma olduğunu da.
--reklam--
Rüya Körü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
1140lı yıllardan 1170li yıllara uzanan bir Bizans dönemi öyküsüdür. Satırarası tarihçiliği sevenlere ideal. Ömrü boyunca hiç sevil(e)meyen bir tarih yazıcısının geleceğe dair gördüğü rüyalar ve iktidar hırsı hiç bitmeyen Andronikos'un geçmişe dair rüyaları... Entrika, aşk üçgeni, yalanlar,hırsları.. Gerisi bildiğiniz insanoğlu... Ne geçmişe ait rüyalar işe yarayacaktır ne de geleceği görmesi Stefanos'u sevdirmeye yarayacaktır. Çünkü "rüya, yorgun karanlıklardan doğan ışık"tı ve bu ışık bazen çok uzak geleceğe gösterdiği için "içinden insan çıkan kuşlar da, ejderhaya benzeyen duman saçarak ilerleyen yılanlar da,içinde insan saklanan siyah kutular da" hep anlamsız kalacaktır, sene 1140lar çünkü. Kurgunun ilgimi çeken bir başka kısmı ise Bizans'ın penceresinden Türkler'e bakılması, Miryakefelon savaşı, Kılıçarslan, katolikler, bölgelerin o yıllardaki isimleri.. Bence ilginizi çekmeli.. (Asuman MERCAN)
Piyasada gördüğümüz yüzlerce popüler kitabın arasında yer almayacak bir kitap Rüya Körü... Televizyonlarda reklamları dönmeyen yazarlardan birisi Gürsel Korat... Öte yandan bu iki etkenden hiçbiri değildir bu kitabı güzel kılan ki olmayan şeyler üzerinden olanı anlatmak yetersizlik kokar. 1140lardan 70lere uzanan 30 kusur yılı anlatan bir kitap görünümündedir yapıt. Bu zaman diliminde hayatının amacı bir kez olsun sevilebilmek olan ve geleceği rüyalarında gören Stefanos Aksukos ile geçmişi rüyalarında görme yetisine sahip iktidar hırsı ile imparator olma hayallerini hep gündeminde tutan Andronikosun öyküsüdür bize sunulan. Rüya Körü alışılageldiği üzere buralardan ötelere bakan değil, diğer tarafın gözünden Anadolu Selçukluya ve döneme tutulan bir mercek eşliğinde zaman nedir, geçmiş ve gelecek, Andronikosla Stefanos, onlarla bizler gibi Jungun gölge arketipi üzerinden tartışmaya açılabilecek onlarca konuyu içeren bir yazma şölenidir. Kitabı okuduğunuz ve son bölümde artık 9 öncül bölüme uygun bir son beklerken, Korat "kitabın son bölümü için önceki 9unu yazdığını" size anlatacak derecede ustalıklı bir son bölümle çıkar gelir. Artık ne uyuyan Stefanosa, ne yazan Stefanosa, ne de Andronikosa ilk 9 bölümdeki gözle bakabilirsiniz. Psikanalizden tarihe, coğrafyadan Anadolu kültürüne kadar her yönü ile tartışılması, her detayıyla didiklenmesi gereken bir başyapıt. Okuyanlara saygılarımla. (utku köker)
Bizans'ın, Selçuk'lunun ve Anadolu'nun tarihsel atmosferinde, tarihin hep okuduğumuz tarafının tersinden olayları anlatan bir hikaye. Biri geleceği , diğeri geçmişi gören, biri serseri diğeri filozof iki adam, siyasi itişmeler, iktidar mücadeleleri ve peşinden koşulan, ve peşinden koşturan kadınlar... Harika anlatımıyla sizi nefessiz bırakacak bir kitap. Keyifle okuyun. (Selma Mertel)
--reklam--
Rüya Körü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gürsel Korat - Rüya Körü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Rüya Körü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gürsel Korat Kimdir?
1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilk gençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.
Edebi Dünyası
Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.
Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.
Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:
1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandan hareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.
2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar, kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.
3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.
4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.
5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.
--reklam--
Gürsel Korat Kitapları - Eserleri
- Unutkan Ayna
- Zaman Yeli
- Güvercine Ağıt
- Rüya Körü
- Kalenderiye
- Yine Doğdu Tanyıldızı
- Ay Şarkısı
- Çizgili Sarı Defter
- Kunday - Gölgeler Çağı
- Kapadokya
- Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı
- Gölgenin Canı
- Sokakların Ölümü
- Pof Kuyruk
- Bir Ayı Ne İster
- Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya
- Kristal Bahçe
- Dil, Edebiyat ve İletişim
- Gözlüklü Karga
- Ayaşan Kem Gözler Çağı
- Yün Sultan ve Yedi İbiş
- Ay Şarkısı
--reklam--
Gürsel Korat Alıntıları - Sözleri
- Geçmişin ve geleceğin değmediği anlar, hiçlikten ibaretti. Beden zevklerini “Ah, şu anı yaşamaktan güzel ne var” diyerek yüceltmek, yalnızca belleğe ihanettir. Bütün zamanları avuçlayan bellek çalışmadan, birini süreğen olarak sevemezdik; şimdiyi yücelterek aşk övgüsü yapmak ahmaklıktı. (Rüya Körü)
- Sen, ellerinle eski zamanı getiren, yüzüme bakıp beni tanıyamayan bir belleksin. Her bellek gibi acımasız, açık sözlü ve tarafsızsın . (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "insan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- “İnsan yaşlandıkça çocukluğu gözünün önüne mi gelir, yoksa çocukluğumuz içimizde saklı duran bir cevher midir?” (Zaman Yeli)
- Düşünce Suçlarını İzleme Komiteleri veya Sovyet Yazarlar Birliği artık yok; ama korkarım neyin yazılacağını söyleyen bir piyasamız ve yayınevlerimiz var. (Kristal Bahçe)
- Aşk için ölmek hiçbir zaman aşk uğruna ölmek değildir. O bir benlik çılgınlığıdır. Tanrı, insanları, benliğini her şeyin önüne koyan aşıklardan korusun. (Kalenderiye)
- Çünkü edebiyat, her insanın deneylediği şeyin, yazarlar tarafından farkına varılmasına dayanır. Edebiyat, tüm insanlığın deneyimlerini bir duygu estetiği içinde paylaşmaktır. Bu, şüphesiz yüksek nitelikli ve özel bir iletişim yoludur ve bir iletim halini gerektirir. (Dil, Edebiyat ve İletişim)
- Aşkın amacı yalnızca kendisidir. Aşk sorumsuzdur, sorumluluk anımsanınca aşkın sonu gelir. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Bir bütün olarak kişiliğimizin, dilimizin ve hatta aksanlınızın oluştuğu bir toprak parçasında “bizi biz yapan değerler” olarak sunulan ve kurmaca bir ideolojik tasniften öte bir şey olmayan “millî, dinî ve ahlâkî şuur”dan başka şeyler olduğunu görebilmek için kesinlikle ayrı bir “frekans ayarı”nda durmak şarttır. Bu ülkenin içtenlikle tutkunu olan bir insan olmak yeterli değildir; bu ülkenin insanlarının kültürel oluşumunu bütün insanlara değer veren bir enternasyonalizmle kavramak da gerekir. İnsanı insan olarak kavram ak için nasıl doğa bilim lerinin nesnelliği gerekiyorsa, kentleri ve uygarlıkları da dinin, ırkın ve ulusun dışında kalan bir nesnellikle gözleyebilmeliyiz. " (Sokakların Ölümü)
- Çünkü insan bir gerçeği anladığında, aynı şeyi geçmiş zamanda da anladığını sanarak yanılır. Olayları geçmiş ışığında anlamak başkadır, geçmişte anlamak başkadır. Çünkü bir şeyi geçmiş zamanda anlayan kişinin, gelecekte anlamasına gerek kalmaz. (Rüya Körü)
- Gördüğü düşü kendisinin sanması için hiçbir neden yok. Çünkü bu şehir, ''başkalarının'' düşüdür. (Sokakların Ölümü)
- ... insan aşık olduğu zaman, içindeki gerilimi birisine anlatmak ister, bu yüzden saklı kalmış tek aşk yoktur. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- Saruca’ya göre müzik, insanın farkına varmadığı özü, o anda oluşan hakikati gösterirdi. (Güvercine Ağıt)
- "Bilmiyor musun, aşk hep hemen şimdi der. Ya şimdi, ya hiç." (Gölgenin Canı)
- Bir aşk engelleri oraninda büyür. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Çılgın gimi bir aşka düşdün," didi, "bu aşkın kılıncı seni ikiye biçdi, şimdi bir olmak senin iyçün olmaz görünür. Ayrılığı sınamaktasıñ. Bu aşkdır. Bak herif, pişmanlık çok yakın, bırak şu katır meşrebinde durmayı, he diyip çık işiñ içinden." (Kalenderiye)
- "İnsan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- "Biz" neydik? Biz tarih boyunca önüne gelen bütün surları yıkıp yerine sosyal konut yapan insanlar mıydık? (Sokakların Ölümü)
- Dünya benim için,yalnızca bir resim. (Zaman Yeli)
- Ne büyük bir yenilgiydi bu! Yoksa aşk böyle bir şey miydi? (Güvercine Ağıt)
Yorumlar
0 yorum