Kitap Künyesi
Yazar: Margaret Mazzantini
Çevirmen: Ivon Cerrahoğlu
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050918137
Sayfa Sayısı: 120
--reklam--
Sabah Denizi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Margaret Mazzantini'den, masal gibi güçlü ve pırıltılı bir roman...
İnsanın doğduğu yerde bir şeyler vardır. Herkes bilmez bunu. Ancak oradan zorla koparılan bilir.
Libya'da, Sahra'nın son vahalarından birinde yaşayan Bedevi kadını Cemile ile oğlu Ferid, onlardan daha hızlı yol alan bir savaştan kaçıyorlar.
Trablus'ta doğan, 11 yaşına kadar Arap gibi yaşayan Angelina, Kaddafi tarafından zorla gönderildiği anayurdu İtalya'da, oğlu Vito'ya her ülkede fırtınalar kopabileceğini öğretmeye çalışıyor.
Aynı denizin iki kıyısında iki ana-oğul, iki ayrı dünya. Onları hem ayıran hem birleştiren Akdeniz, bir uçan halı ya da her şeyin üstünü örten bir kristal tabaka gibi. Ama karaya çıkıldığında, ister gidiş olsun ister dönüş, her geçişin izi kalıyor, ıslak kile yazılan yazılar gibi...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Sabah Denizi Alıntıları - Sözleri
- Dünyaya görünmez olabiliriz ama Tanrı'ya olamayız.
- Şafağın ressamı Allah'tır.
- Gerçek olan her sevinç, içinde korku barındırır.
- Boynunda bir muska asılı. Bütün çocuklarda var bu. Bir iki boncuk ve hayvan ibiğinin saklandığı deriden küçük bir kese. Kem gözler muskaya dikecekler gözlerini ve sen sağ salim kalacaksın, demişti annesi ona ...
- Dünyaya görünmez olabiliriz ama Tanrı'ya olamayız.
- Senden çaldıklarını sana kim tazmin edecek? Zeytinliklerimiz ve dostlarımız vardı. Bir tarihimiz vardı.
- Haksızlık gördüğünde, ya aklını kaçırır ya da saklanır insan.
- Başka bir halkı sömürgeleştiren hiçbir halk masum değildir.
- Yaşlı birinin ağlaması haksızlık diye düşündü; dünyada olabilecek en büyük haksızlıktı.
- Bir insanın öyküsü onun açlığının öyküsüdür.
--reklam--
Sabah Denizi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Geçtiğimiz akşam oldukça geç bir saate metro ile eve dönerken Taksim’de bulunduğum vagona dört beş tane siyahi genç bindi , bir tanesi çok ciddi yaralar almış ve tekerlekli sandalyedeydi diğerleri ise baston ile ayakta durmaya çalışıyorlardı ve yüzleri vücutlarındaki yara izleri gerçekten ürkütücüydü . Aslında pek anlamam ama bir iki filmde görmüştüm, uzun yüzlü ve zayıf olan bu gençler sanki Somalili gibi geldiler bana . Hastaneden yeni çıkmış mülteciler.. Ülkemizde Suriye olayı ile patlak veren ancak yıllardır İtalya ve İspanya’nın boğuştuğu mülteci gerçeğini anlamak için bu kitabı okumanız kafi. Yazarın anlatımı gerçekten olağan üstü . Kitabı bir solukta okuyorsunuz . Reis lakabıyla bahsettiği “ Kaddafi “ döneminde Libya’da yaşayan ve zorunlu olarak kaçmak zorunda kalan iki İtalyan ailenin ( Arapçadan başka lisan bilmeyen ) hikayesi . Geçekten çok dokunaklı ve etkileyici . Ancak tekrar ediyorum yazarın dili hayranlık uyandırıcı. Kitabın ne derece etkileyici olduğunu açıklamak için aşağıdaki kısa paragrafı paylaşıyorum. İnsanların isyan edişini , iskeleleri ve kıyıya çıkmasını engelleyenleri gördü . Sonra tekrar kıyıya çıkmayı deneyenleri , gece vakti yüzme bilmeyen zavallıları karaya çekmek için denize atlayanları gördü. Üstelik de kimi kurtardığını bilmeden suya atlayan insanlardı bunlar , kim bilir belki de kurtardığı hapisten kaçan biriydi, cep telefonu hırsızdı , ters yönde araba kullanacak biriydi, bir genç kızın ya da gece vardiyasında bir hemşirenin ırzına geçecek biriydi. Bu tür adi ve aşağılık şeyler duymuştu Vito. Yoksulların diğer yoksullara duyduğu öfkeydi bu. Kendi katilini kurtarmak : merhamet dedikleri şey buydu belki de . Ama burada hiç kimsenin aziz olamadığı apaçık ortada . Dünyanın da şehitlere ihtiyacı olmamalı , daha iyi ve dengeli dağılım şart olmalı. (CEM AKDAG)
Yazar, farklı bir anlatım tarzı kullanmak istemiş sanırım ama maalesef okuyucuyu hikâyenin dışında bırakmış gibi... İkinci bölümden sonra tamamen konudan uzaklaştım diyebilirim. Zaten konusu bilindik; iç savaştan kaçmaya çalışan anne ve oğlunun hikâyesi... Ancak çok daha güzel şeyler ortaya çıkarılabilirdi. Sanırım o pahalı koltuklarda oturup, süslü hayatlar yaşarken; ölümden kaçmaya çalışan insanların yaşamlarını anlatabilmek çok da samimi olmuyor. (Selman Sendrom)
Tesadüfen bulup okuduğum bir kitap. Kısa cümleler ve basit bir dille yazılmış. Akıcı bir konusu olduğu için rahatlamak için araya serpiştirebilirsiniz. Konusu İtalya sömürgesi olan Libya da yaşanan savaş ve ülkesini terk etmek zorunda kalan insanlar, umutsuzca kaçış ve bilinmezlik. (Semiha E.)
--reklam--
Sabah Denizi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Margaret Mazzantini - Sabah Denizi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sabah Denizi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Margaret Mazzantini Kimdir?
Margaret Mazzantini İrlanda Dublin’de, doğdu. Ailesiyle birlikte Roma’da yaşıyor. Il catino di zinco, Manola, Zorro, Sakın Kımıldama yazarın kaleme aldığı eserleri. Mazzantini Il Cantino di Zinco adlı romanıyla İtalya’nın önemli ödülleri Selezione Campiello Ödülü’nü ve Opera Prima Rapallo-Carige Ödülü’nü almıştır. Yazar ayrıca Sakın Kımıldama adlı romanıyla Citta di Bari, Costiera del Levante-Pinnuccio Tatarella Edebiyat Ödülü’nü, 2002 İtalyan Strega, Grinzane Cavour ve Rapallo-Carige ödüllerini kazanmıştır.
--reklam--
Margaret Mazzantini Kitapları - Eserleri
- Sakın Kımıldama
- Sen Dünyaya Gelmeden
- Sabah Denizi
- Parıltı
- Kimse Tek Başına Kurtulamaz
--reklam--
Margaret Mazzantini Alıntıları - Sözleri
- Mucizeye hep bir pay bırakılır. (Sen Dünyaya Gelmeden)
- Neden tutmuyordu dilini? Neden illa her şeyi söylemeye meraklıydı? Neden bütün bu içtenliğin aşkta bir işe yaramadığını, insanı kötü kıldığını öğrenememişti? (Kimse Tek Başına Kurtulamaz)
- Ben cesareti sonraki yıllar içinde , yaptığım her hatayla, her yolumu yitirişte buldum. (Parıltı)
- Merhamet, öldürdüğün ilk kişiyle birlikte ölür. (Kimse Tek Başına Kurtulamaz)
- Neden, diye düşünüyorum, neden böylesine küçük bir canlı doğanın ona dayattığı meydan okumaları tereddütsüz kabul ediyor da ayakkabılarımıza, kazaklarımıza sarınmış olan bizler cesaretten böylesine yoksunuz? (Sakın Kımıldama)
- Her şeyi. Sadece her şeyi. Asıl hata da bu olmuştu: tek bir aşkın içine kapanmak ve her şeyi ondan beklemek. Çünkü insanın her şeye ihtiyacı vardır. Her şeyi yeni baştan öğrenmeye, yürümeye, giyinmeye. Ve birbirlerine her şeyi vermişler, öğretmişlerdi (Kimse Tek Başına Kurtulamaz)
- " Ve hayat son müşterisini bekleyen dişsiz, yaşlı bir yosma gibi gülüyor bize... " (Sen Dünyaya Gelmeden)
- Dünyaya görünmez olabiliriz ama Tanrı'ya olamayız. (Sabah Denizi)
- Aşk dile getirilemez. O yalnızdır, kendi kendine yanılır ve kendi kendine yorulur. (Sakın Kımıldama)
- "Cehenneme gideceksin." "Yerimi ayırttım." (Parıltı)
- Yeni aşklar korkuyla dolup taşar, Angela, dünyada ne bir yerleri vardır, ne de ilk veya son durakları. (Sakın Kımıldama)
- Haksızlık gördüğünde, ya aklını kaçırır ya da saklanır insan. (Sabah Denizi)
- Artık kimse bir şey değildir. Yeniden bir şeyler olabilmek için zaman geçmesi gerekir (Kimse Tek Başına Kurtulamaz)
- Siz kadınlar değişkensinizdir, hayatı yakalamaya, kelebeklerle dolup taşmaya hazırsınızdır. (Sakın Kımıldama)
- Hayır, kesindir ve tanımlanmıştır, şer, kesin değildir ve tanımlanamaz. (Parıltı)
- Gençlikten bir adım uzaklaşınca insan bu kadar uzağa mı düşüyor? (Kimse Tek Başına Kurtulamaz)
- Dünyaya görünmez olabiliriz ama Tanrı'ya olamayız. (Sabah Denizi)
- Boynunda bir muska asılı. Bütün çocuklarda var bu. Bir iki boncuk ve hayvan ibiğinin saklandığı deriden küçük bir kese. Kem gözler muskaya dikecekler gözlerini ve sen sağ salim kalacaksın, demişti annesi ona ... (Sabah Denizi)
- Şafağın ressamı Allah'tır. (Sabah Denizi)
- Senden çaldıklarını sana kim tazmin edecek? Zeytinliklerimiz ve dostlarımız vardı. Bir tarihimiz vardı. (Sabah Denizi)
Yorumlar
0 yorum