Kitap Künyesi

Yazar: Rainbow Rowell

Çevirmen: Müge Kocaman Özçelik

Orijinal Adı: Landline

Yayın Evi: Pegasus Yayınları

İSBN: 9786052992449

Sayfa Sayısı: 352

--reklam--

Sabit Hat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Aşkta ikinci şansı yakalasaydınız, aynı kararları mı verirdiniz?

Zaman makineleri söz konusuysa, sihirli bir telefon kulağa biraz kullanışsız gelebilir.

Senarist Georgie McCool geçmişe gidemez… Sadece geçmişi arayıp birilerinin telefonu açmasını umar.

Özellikle de kocasının.

Çünkü Georgie geçmişi arayabilen sihirli bir telefonu olduğunu öğrendiğinde tek yapmak istediği, kocası Neal’la arasını düzeltmektir. Evet, belki zamanda yolculuk yapamayacaktır ama evliliğini, başlamadan yoluna koymanın bir fırsatını bulmuştur.

Artık çözülmez gibi görünen meseleleri geçmişte düzeltme şansı vardır. Belki de bu telefon ona ikinci bir şans verecektir.

Tabii istediği buysa… Yoksa hiç evlenmemiş olsalar, her şey daha mı iyi olurdu?

Sabit Hat, iki insanın aynı yola baş koyup koyamayacağını ve aşkın, sizinle orta yolda buluşacak birini bulmak olup olmadığını sorguluyor...

“Rowell kategorize edilemeyecek kadar yetenekli. Sabit Hat kendine has bir roman.”

- Janet Maslin, The New York Times

“Her zamanki gibi akıcı ve keyif verici… Sayfalar uçup gidiyor.”

- Publishers Weekly

“Psikolojik gözlemler, önlenemez mizah ve doğaüstü bir detay: Geçmişteki eşini arayabilen bir kadın.”

- Time

“Rowell’ı okumak komik ve zeki bir dostunuzun en güzel hikâyelerini dinlemeye benziyor.”

- School Library Journal

“Klişe hiçbir öge barındırmayan ve her cümlesi keyif veren bir kitap. Yazarın romanları keskin gözlem gücünü ve komedi yeteneğini yansıtıyor.”

- Chicago Tribune

“Hayranları Rowell’ın kalplere hitap eden bir romanını daha okumaya bayılacak.”

- Kirkus Reviews

“Diyaloglar akıcı; komik, yenilikçi ve enerjik. Genç Georgie ile Neal’ın flörtü gerçekten romantik.”

- Boston Globe

“Gerçekçi, sevimli ve muhteşem.”

- The Globe & Mail

--reklam--

Sabit Hat Alıntıları - Sözleri

  • Birisiyle görüşmenin ne zaman son görüşmen olacağını bilemezsin ve onunla vedalaşma şansını kaçırmak istemezsin.
  • “I wish you were here, Georgie — it snowed for you.”
  • "Birisine âşık olman," dedi, "hayatının onunkiyle uyumlu olacağı anlamına gelmez." "Hiçbir hayat diğeriyle uyumlu değildir," dedi Neal. "Uyum, uğraşarak elde edilen bir şeydir... İki insan birbirini sevdiğinde uyumlu olmak için çaba harcar."
  • Nefesini kesmiyordu. Hatta tam tersi geçerliydi. Ama bu sorun değildi; ciğerlerini havayla doldurmana sebep olan birinin yanında olmak güzeldi.
  • “(I don’t believe in fairies. Sorry, Peter Pan.)”
  • "İyi şeyler kolay elde edilmez."
  • Ama Georgie'nin Neal'ın sevgisinden şüphesi yoktu. Bundan nasıl şüphe duyabilirdi ki? Neal bu bakışıyla ona hoşça kal diyordu. Ona gitmemesi için yalvarıyordu. İyi iş çıkardığını söylüyordu; nefes almaya devam et, Georgie. Georgie Neal'ın sevgisinden nasıl şüphe duyabilirdi ki? Neal onu sevmekte, iyi olduğu diğer her şeyden daha iyiyken?
  • "Bugünleri de atlatacaksın Georgie. Ben babandan ayrıldığımda hayatımın geri kalanında yapayalnız olacağımı sanmıştım." "Sen babamı başka bir adam için terk ettin."
  • "Sana ne oldu böyle?" Seth sandalyesinden kalkmış, Georgie'nin etrafında turluyordu. "Britney Spears'ın dansçılarıyla flört ettiği ve çıplak ayakla benzincilerde dolaştığı zamanlardaki hali gibisin."
  • "Ben ciddiyim. Beni mutlu edecek şeyin ne olduğunu keşfettiğimde daha fazla zaman kaybetmeyeceğim. Ona sımsıkı sarılacağım. Hemen gerçekleştireceğim.”
  • O bunu hep yapıyordu. Hep kendisine en az ilgi duyan erkeğe gönlünü kaptırıyordu. Ya zehirleyici bir biçimde kibirli ya da hiçbir hamlede bulunamayacak kadar utangaç erkeğe. Veya her ikisi birden.
  • "Bir erkeğin senden hoşlanmasını sağlaman gerekmiyor, Georgie. Senden kendiliğinden hoşlanan birisiyle beraber olmalısın."
  • "Ne istediğimi bilmek konusunda iyi değilim," demişti Neal Georgie'ye. Kumsalda oturuyorlardı, Neal Georgie'nin elini tutuyordu. "Bir şeyler arzulamak konusunda iyi değilim."
  • "Son günlerde bunu bilmenin imkânsız oldu­ğunu düşünüyorum." "Neyi bilmenin?" "Yeterli olup olmadığını. Aşkın yeterli olup olmadığını kim bilebilir ki? Bu çok aptalca bir soru. Yani eğer âşıksan, âşık olacak kadar şanslıysan sen kim oluyorsun da bunun seni mutlu etmeye yetip yetmeyeceğini sorguluyorsun?"
  • . Peki ya tüm hayatınızı çözmeyi düşünmek yerine, sadece iyi şeyler eklemeyi düşünürseniz. Birer birer. Bırakın iyi şeyler yığınınız büyüsün. ...

--reklam--

Sabit Hat İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabı okuyalı bayağı zaman oldu ama ben sevdiğimi hatırlıyorum. Konu farklıydı bir kere. Yoğun iş temposu nedeniyle ailesine vakit ayıramayan kadın tatile giden kocasını aradığında sonuç tam bir şok. Kocasının geçmişteki hali karşısında. Kızımız da ilişkilerini kurtarmak için bunu fırsat biliyor. Bence bir şans verilmeli kitaba... Iyi okumalar:) (Hayriye Dev)

Her şey çok güzel giderken, ardı ardına harika kitaplarla tanışırken.. Karşıma çıkan ama her sayfasında keşke çıkmayaydın dedirten kitaptır kendisi.. “Sabit Hat”. Bende bir his bırakmaktan ziyade sabır bırakmayan, error kitap ! Kitabın elbette ki edebi bir üslubu yok diyerek giriş yapayım artık. Akıcı bir dili evet var ama kitap nerdeyse tamamen gündelik dilden oluşuyor. Buna karşın gündelik bir konusu yok. Kitap arka kapağında, içerikten bahsedildiği için spoiler olarak görmüyorum. İncelemenin devamını gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz: Kahramanımız, büyüdüğü evde, gençliğinde kullandığı klasik bir ev telefonuyla, uzaklara giden eşini aradığında bir bakıyor ki 10 sene öncesindeki eşiyle yani o zaman ki erkek arkadaşıyla konuşuyor. Evet konu fazlasıyla çekici ancak kurgu, bir haftaya sığdırılmaya çalışılmış ve romandaki akıcılık kahramanımızın iç konuşmaları ve kendisiyle hesaplaşması şeklinde sürüp gidiyor yani bizi ne merakta bırakıyor, ne sürüklüyor ne de bizden bir şey bulmamıza olanak sağlıyor. Geçmişe dönüklük anlamındaki bir diğer kitabı daha bu hafta içerisinde öğüttüm. Kan ve gül bir kara dejavu.. Burada da kahramanımız geçmişle bağ kuruyor ve olaylar sürükleniyor. Kıyasladığım vakit, bizim yazarımız (Alper Canıgüz) alınma ama Rainbow Rowel seni çıtanın çok çok altında bıraktı. Bunu da söylemeden edemeyeceğim. Eminim bu tipte bir romanında okuru oldukça fazladır. Zaten yazarın diğer FanGirl ve Eleanor&Park romanları oldukça sevilmiş. Demek ki diyorum kendime, bu tip romanlar için fazlasıyla yaşlıyım. Kitabı okurken hep, İpek Ongunun Selda kahramanlı serisinin batı versiyonunu okumuş gibi hissettim.. :( Sonuç olarak geçmişseniz 24’lü kritik yaşı tanışmışsanız Alper CanıGüz, İhsan Oktay Anar …. Gibi yazarlarla, hata ettiğinizi anlayacaksınız. Eğer İpek Ongun’un ergen hikayelerınden hoşlanıyorsanız okumalısınız… (runasin)

Son okuduğum Rainbow kitabında da söylemiştim, bu yazarın kalemini sevmiyorum. Basit, tatlı ve çok hoş olabilecek konuları berbat bir gidişatla yazmak gibi bir huyu var. Bazı insanlar bunu seviyor olabilir ama ben okuduğum üç kitabında da gördüğüm bu şeylerden hiç hazzetmedim. Eleanor ve Park harika başlayıp leş gibi bitti. İlişkiler çok güzeldi, bazı saçma detaylara rağmen. Onu seviyorum ama gidip bir Amy Harmon yazsa on numara, beş yıldız olurdu. Sabit Hat ise içlerinde en kötüsü. Neden? Konu şöyle: Georgie, sitcom yazarı, iki çocuklu, evli bir kadın. Noel tatilinde eşiyle yaptığı planı, sanki bu planın pek de önemi yokmuş gibi en ufak bir tereddütte kalmadan bozuyor ve eşi çocuklarla, ailesinin yanına tatile gidiyor. Georgie de yalnız kaldığı bu on günlük tatil boyunca kendi annesinin evinde kalmaya başlıyor. Oradaki eski, sabit hat telefonu kullandığında kendini kocasının 15 yıl önceki hâliyle konuşurken buluyor, falan filan. Bundan sonra birazcık SPOİLER olacak, neden sevmediğimi anlayabilmeniz için. Benim gibi düşünenler bu kitaba 35 lira vermeyi iki kez düşünecektir en azından. Georgie, mizah yazarlığını üniversiteden beri yapıyor, en yakın arkadaşı ve yazı partneri olan Seth'le de tuhaf bir ilişkisi var. Yakışıklı, çapkın bu kankisinden içten içe hoşlanıyor ve onun da kendisiyle flört etmesi hoşuna gidiyor ama herhangi bir ilişkileri olmuyor. Derken Georgie; Neal, yani gelecekteki kocasıyla tanışıyor ve Neal harika bir insan. Georgie'ye deli gibi âşık. Bu konuda kendi hayatını geri plana atacak kadar kadını önemsiyor ve sırf o mutlu olsun diye her şeyi yapmaya hazır. Georgie işini sevdiği için Neal memleketini bırakıyor. Georgie, yarı flört sayılabilecek, Neal'ın hiç hoşlanmadığı arkadaşlığından vazgeçemediği için Neal, Seth'i kıskanmamaya karar veriyor. Georgie çocuk yapmak istediği için yapıyorlar. Georgie çocuğunu bir dadıya bırakmak istemediği için ev beyi (bunu nasıl tanımlasam bilemedim) oluyor. (Bu noktada kitap bizim ataerkil toplumun zıt versiyonuna dönüşmüş. Hani şu Müge Anlı'ya falan çıkan hastalıklı ilişkiler var ya, kocamdır döver de sever de. Kocamın ayağını da yıkarım falan. Onun karımdır, döver de söver de versiyonu resmen kitap. Neal, evi çekip çeviren, çocuklara bakan, Georgie'nin peşini toplayan ve ona asla hayır diyemeyen kölemsi bir koca. Georgie de tüm gün çalışıp şikayet eden yorgun kadın. Çocuğunun çorabını giydirmekten haberi yok. Çocuklarını bir yerden bir yere arabayla bırakmaktan aciz. Evin yolunu, zaman kavramını bile unutuyor çalışırken. Kocasını kendi tanımıyla hayallerindeki yuvayı yapmak ve korumak için seçtiği en doğru aday olarak görüyor. Sanki belgeselde bir hayvanın yaşamını izlermiş gibi bahsediyor bir yerde Neal'dan. Ve erkek kuş, yuvanın son çalısını ekler.) Georgie ve Seth günün çoğunda beraber çalışırken kadın anlayacağınız kendini bu rahatlığa kaptırıyor ve bencilce keyif sürüyor. Neal da gitgide daha sessiz, yorgun bir adam hâline geliyor. Üstelik sıkıntı ettiği şeyler yapmak zorunda kaldıkları değil. Her şeyi yapmaya hazır, yapıyor da ama Georgie buna rağmen yanında olmuyor. Hayatları devam ederken resmen karısı yanında yok. Falan filan. Karısı noel tatiline de bir diziye bölüm yazmak için gitmekten vazgeçince, adam artık bu ilişkiye olan güvenini yitiriyor ve çocuklarını da alıp anasının evine dönüyor. (Ay resmen Türk dizisi bu ya, of.) Georgie, birkaç gün içinde ne kadar bencil bir insan olduğunu ve ailesini ihmal ettiğini anlıyor. Kadın zaten aşırı itici, boş bir karakter ama buna rağmen eğer istikrarlı olsaydı bu kadar sinir olmazdım sanırım. Adamı seviyor, ne istediğini bilen sözde o ve akıllı bir kadın ama on gün boyunca dizi için hiçbir halt yazamadığı hâlde tek yaptığı zırlamak. "Kocanı arasana be kadın! Kalkıp yanına gitsene be kadın! Madem bu adamı ve aileni seviyorsun, bundan sonra yanlarında olsana be kadın!" Böyle okudum resmen kitabı. En sonunda gidiyor ama herhangi bir özür, farkındalık yine yok. Hiçbir şey değişmedi. Hâlâ işim ve nerede yaşamak istediğim çok önemli ama en azından sizden vazgeçmedim. Vay be. Bu kadar bencil bir karakter görmedim diyemem ama kendini bu kadar masum görüp yaptığı kalp kırıcı şeyleri bu denli küçümseyen çok az karakter gördüm. Neal'ın yerinde olmayı asla istemezdim. Aşkın hastalıklı bir yönü varmış gibi geldi bu bakış açısıyla yazılmış bir aşk hikayesi okumak. Bence aşk böyle tek taraflı, incitici ve değersiz hissettirici olmamalı. Size bu kadar değer vermeyen birini nasıl bu denli sevebilirsiniz? Çok sevdiğiniz ve gerekirse, çok isterse kocanızı en yakın arkadaşınıza tercih edeceğinizi söylerken nasıl olur da içten içe size ilgisi olan bir adamı, sırf yatıp kalkmıyoruz ya diye ilişkinizin arasına sokabilirsiniz? Bilemiyorum. Bu mezhep genişliği, benim hiçbir düşünceme uymuyor. Evlerden ırak diyor, asla tavsiye etmiyorum. Hatta fark ettim ki puanımı da düşürüyorum. Neal için bile bu kitaba bu kadar puan vermek anlamsız. Adamın yaptığı, söylediği çok hoş şeyler var kitapta. Georgie uyurken aklına yeni bir kurgu gelince Neal onun için bunları aklında mı tutmuyor, 27 saat uykusuz kalıp kadını görmeye mi gitmiyor, sırf o çocuğunu yabancı biri büyütecek diye paniklediğinde hiç düşünmeden işini mi bırakmıyor, o işten geldiğinde yorgun argın yanında dururken elleriyle yemek yedirip mi beslemiyor. Hani birini örnek vereyim. Adam cidden hoş bir karakter ama kitabı kurtarmaya yetmemiş. Bu konu, benim için çok tatlı bir hatıra olabilecekken ne hâllere düşmüş. Yazık. (allthebrightstories)

--reklam--

Sabit Hat PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Rainbow Rowell - Sabit Hat kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sabit Hat PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Rainbow Rowell Kimdir?

Rainbow Rowell, genç yetişkin ve yetişkin çağdaş romanlar yazan bir Amerikalı yazardır. Yetişkin romanları Landline ve Attachments, gençlik romanları Eleanor & Park ve Fangirl oldukça ilgi görümüştür.

Yazmadığı zamanlarda çizgi roman okuyor, Disney World gezileri planlıyor ve aslında geniş perspektiften bakıldığında pek de önemli olmayan konular hakkında tartışıyor. Nebraska'da eşi ve iki oğluyla yaşıyor.

--reklam--

Rainbow Rowell Kitapları - Eserleri

  • Eleanor ve Park
  • Fangirl
  • Asla Vazgeçme
  • Sabit Hat
  • İlişkiler
  • Asi Kahraman
  • Pumpkinheads
  • Wayward Son
  • Almost Midnight
  • Fangirl, Vol. 1: The Manga
  • Any Way the Wind Blows
  • Runaways, Vol.1: Find Your Way Home
  • Runaways, Vol.2: Best Friends Forever
  • Runaways, Vol.4: But You Can't Hide
  • Runaways, Vol.3: That Was Yesterday
  • Kindred Spirits

--reklam--

Rainbow Rowell Alıntıları - Sözleri

  • . Peki ya tüm hayatınızı çözmeyi düşünmek yerine, sadece iyi şeyler eklemeyi düşünürseniz. Birer birer. Bırakın iyi şeyler yığınınız büyüsün. ... (Sabit Hat)
  • simon snow, bu kadar mutluyken sana bakmak canımı acıtıyor. depresyondayken sana bakmak da canımı acıtıyor. seni görmem için doğru zaman yok, kalbimi göğsümden çıkarıp kırılabilir hâlde bedenimin dışında bırakmayan hiçbir yanın yok. (Asi Kahraman)
  • "Ben ciddiyim. Beni mutlu edecek şeyin ne olduğunu keşfettiğimde daha fazla zaman kaybetmeyeceğim. Ona sımsıkı sarılacağım. Hemen gerçekleştireceğim.” (Sabit Hat)
  • "Merhaba deme, Simon," demişti. "Çünkü sonra hoşçakal demek zorunda kalırız ve ben vedalara dayanamıyorum." (Asla Vazgeçme)
  • It feels good to think about. It feels like- shit, I'm crying. It feels awful, but it feels clean. (Wayward Son)
  • “I can touch you less gently, but I won’t love you less kindly.” (Any Way the Wind Blows)
  • "Merhaba deme, çünkü sonra hoşça kal demek zorunda kalırız ve ben vedalara dayanamıyorum." (Asla Vazgeçme)
  • Eleanor ona ne kadar çok ihtiyacı olduğunu belli ederse Park'ın arkasına bakmadan kaçacağından emindi. (Eleanor ve Park)
  • "... Eleştirmenler parazittirler. Diğer insanların yaratıcılıklarıyla yaşarlar. Bu dünyaya hiçbir şey getirmezler. Süpermarket park alanlarında diğer insanların bebeklerini çalan kısır kadınlar gibidirler. İş yapamayanlar öğretirler ve öğretemeyenler de eleştirirler." (İlişkiler)
  • "Ne istediğimi bilmek konusunda iyi değilim," demişti Neal Georgie'ye. Kumsalda oturuyorlardı, Neal Georgie'nin elini tutuyordu. "Bir şeyler arzulamak konusunda iyi değilim." (Sabit Hat)
  • "Burada daha mutlu olacağını neden kabul etmiyorsun?" Sesimi yükselttim: "Sen neden senin olmadığın hiçbir yerde mutlu olamayacağımı anlamıyorsun?" (Asi Kahraman)
  • "Hayatın bizi önce tanıştırıp sonra ayıracağına inanmam mümkün değil." "Ben buna inanabilirim," dedi Eleanor. "Hayat acımasızdır." (Eleanor ve Park)
  • I always get lost in the library, no matter how many times I go. In fact, I think I get lost there more, the more that I go. Like it's getting to know me, and revealing new passages. (Fangirl, Vol. 1: The Manga)
  • “As if I wouldn’t make the world spin backwards if I thought he’d like it better that way.” (Any Way the Wind Blows)
  • "Merhaba deme simon, demişti çünkü sonra hoşçakal demek zorunda kalırız ve ben vedalara hiç dayanamıyorum." (Asla Vazgeçme)
  • ‘I talk to you every day.’ ‘It’s not enough,’ he said. (Almost Midnight)
  • "Is it weird being in Omaha?" Simini asked her. "Now that everybody has left?" "It's like walking through the mall after it closes." (Almost Midnight)
  • Son diye bir şey yoktu. Kötü şeyler olurdu, sonra dururlardı ama insanların içinde fırtınalar koparmaya devam ederlerdi. (Asi Kahraman)
  • “You’re in me so deep, I wouldn’t know how to dig you out. I might get fed up with you… But, Simon, I’ll never get tired of you.” (Any Way the Wind Blows)
  • I’ve never hated him more. I want to break my knuckles on his chin, I want to cast off his tongue, I want to shove him down a thousand flights of stairs—and then I want to catch him. (Any Way the Wind Blows)