Kitap Künyesi

Yazar: Halid Ziya Uşaklıgil

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750748424

Sayfa Sayısı: 56

--reklam--

Sade Bir Şey Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

HALİD ZİYA UŞAKLIGİL, 1865’te İstanbul’da doğdu. Aslen Uşaklı olan ailesi daha sonra İzmir’e yerleşmiştir. 1878’de İstanbul’dan İzmir’e taşınan Halid Ziya, bu şehirde eğitimine devam etmiş, Fransızca ve İtalyanca öğrenmiştir. Bir yandan Türkçe edebiyatta kendini geliştirirken bir yandan da Fransızcadan yaptığı çevirileri yayımlatma fırsatı buldu. Kitap olarak yayımlanan ilk çevirisi Jean Racine’in Le Thébaide adlı eseridir. Bir şiiri Muallim Naci’den sert bir eleştiri alınca şiirden uzaklaştı ve nesre yoğunlaştı. 1884’te İzmir’de arkadaşlarıyla Nevruz gazetesini çıkardı. Bir süre İstanbul’da yaşadıktan sonra tekrar İzmir’e dönüp Hizmet ve Ahenk gazetelerini kurdu. Sefile romanı ilk sayıdan itibaren Hizmet’te yayımlandı. Sefile’yi Nemide izledi. 1893’te tekrar İstanbul’a yerleşen Halid Ziya, 1896’da Mai ve Siyah’ın tefrikasıyla Servet-i Fünun’a katıldı. Ardından Aşk-ı Memnu geldi. Kırık Hayatlar’ın tefrikası bitmemişken istibdat idaresinin baskılarına dayanamayarak yazmayı bıraktı. 1908’e kadar ara verdiği yazı hayatına Sabah’ın başyazarı olarak döndü ve bu gazetede Nesl-i Ahir’in tefrikasına başladı. V. Mehmed’in tahta çıkmasından sonra İttihat ve Terakki idaresi tarafından mabeyin başkâtipliğine atandı. Bu göreve dört yıl devam etti. 1915’te Almanya’ya gönderildi. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1906’dan beri yaşadığı Yeşilköy’deki köşküne çekildi ve eski eserlerinin dilini sadeleştirerek yeni baskılarını hazırlamaya başladı. 1937’de oğlu Vedat’ın intiharıyla büyük bir yıkım yaşadı. 1945 yılında Yeşilköy’de öldü.

--reklam--

Sade Bir Şey Alıntıları - Sözleri

  • ''... sanki sevilmeye layık olmadığı gibi sevmeye de layık görülmeyeceğine inanarak susar, ruhunun güzelliğini, iyiliğini bir ayıpmış gibi gizlerdi.''
  • Öyle ki sonunda yaklaşa yaklaşa ya öpüşmek ya boğuşmak lazım geldi. Öpüşmediler, boğuşmak da istemediler, yalnız ayrılmakla yetindiler.
  • Onun hakkında yalnız bir duygusu vardı, onu bir büyük adam diye tanımak ve bununla övünmek...
  • Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir.
  • Birdenbire, hiç umulmayan bir zamanda, hiç beklenmeyen bir hadise oldu.
  • "Birden, babası, o büyük adam, bir tarafına iğne batmış bir balon gibi boşaldı; birden kökü kurumuş bir ağaç gibi yaprakları sarktı, söndü, döküldü... ve daire kağıttan yapılmış bir ev gibi tutuştu, yandı, külleri savruldu."
  • Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir.
  • ''... kalbinde bir şeyin ağladığını duydu...''
  • Sanki sevilmeye layık olmadığı gibi sevmeye de layık görülmeyeceğine inanarak susar, ruhunun güzelliğini, iyiliğini bir ayıpmış gibi gizlerdi.
  • Bir türlü tatmin edilemeyen sevmek ihtiyaçları birike birike bir gün birdenbire taşmış ve hep birden kümelenerek bir genç kızın üzerinde toplanıvermişti.
  • Kalbinde bir şeyin ağladığını duydu.
  • Görüyoruz ki korkunç bir uçurumun kenarında, yuvarlanmak üzeredir, onu tutup çekecek bir el lazımdır. Bu el sizin eliniz olamaz mı?
  • ... Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir. ...
  • Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir.
  • Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir.

--reklam--

Sade Bir Şey İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İnceleme: Halit Ziya Uşaklıgil'in Türk Filmi tadında bu 6 hikâyesi eski dönemin mekânını, zamanını, kıyafet ve izlerini taşıyor (1921) Psikolojik tahlilde de başarılı bir yazar. Bu altı öyküde kullanılan genel tema sevgi yoksunluğu, çaresizlik, değişim, yakınlık. Ramiz Hoca, Kadın Pençesi, Büyük Adam hikâyelerini beğendim. Kısa, okunabilir, tadında... Tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar. (Rabia)

Merhaba... Can Yayınları'nın, Amazon Türkiye ile iş birliğinden hareketle oluşan 50 kitaptan meydana gelen lacivert kısa klasikler serisi var ve ben bu seriye ilk olarak Halit Ziya Uşaklığil'in Sade Bir Şey adlı kitabıyla başladım. Serideki tüm kitapların sayfa sayısı 48 ile 60 arasında değişiyor ve okuduğum bu kitap 56 sayfaydı. Kitapta 6 kısa öykü vardı ve severek okudum. Özelikle de ilk iki öyküyü. İlk hikaye Büyük Adam'da, babasını sevmediği ve sevemediği için de kendine kızan bir çocuğun, babasının mesleğini ve çalıştığı yer olan Daire'yi çok merak etmesini, babasının bu Daire'de yaptıklarıyla ülkenin düzenini sağladığını sanmasını ve de çocuğun bununla övünmesini okuyoruz. Hikâye sadece bunlarla sınırlı kalmıyor, devamını yazmayayım ama sonu çok güzeldi. İkinci hikaye olan Kadın Pençesi'nde kendini çirkin bulan bir adamın sırf bu yüzden zekasını ortaya çıkaramamasını, kendisini sevilmeye layık görmediği gibi sevmeye de layık görmemesini, "ruhunun güzelliğini ve iyiliğini bir ayıpmış gibi" saklamasını görüyoruz. Sonra talihi bir anda değişiyor ama... Üçüncü hikâye olan Keklik İsmail'de, bir gece yarısı din adamına rastlayan Keklik İsmail'in Zakir İsmail Efendi'ye dönüşümünü, dördüncü hikâye Sade Bir Şey'de bir aile dramını, beşinci hikaye olan Ramiz Hoca'da "çalıyor ama çalışıyor." özdeyişini akla getiren bir öyküyü ve son olarak Eski ve Yeni'de ise bir kadının eski ve yeni eşlerinin birbirleriyle olan absürt ilişkisini okuyoruz. Herkese keyifli okumalar... (Bay C)

“Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir.” Merhaba, ben geldim. Halit Ziya Uşaklıgil’den Sade bir Şey ile. Can Yayınları’nın lacivert serisini görüp âşık olarak aldığım öykü kitaplarından biriydi. Yoğun ve ağır geçen okuma dönemlerinde nefes almaktan ziyade tuttuğum nefesi bırakmak niyeti almıştım seriden birçok öykü kitabını. Halit Ziya Uşaklıgil’i de çok severim, Türk edebiyatını çok severim bilirsiniz. Metin; şöyle bir çay kahve molasında okumalık, altı öyküden oluşuyor. Kitabın ismini taşıyan öykü ve ilk öykü Büyük Adam bende en çok iz bırakanlar oldu. Karışık olaylara, ağır psikolojik tahlillere girmeden samimi ve sıcacık öyküler, kimisi kalbinize çok dokunabilir. Aşk-ı Memnu ve Mai ve Siyah ile Türk edebiyatının mihenk taşlarından biri olan Halit Ziya Uşaklıgil’in edebi tarzını ve dilini anlamak ve yazarı okumak adına başlangıç kitabı olabilir. Birçok keyifli eğlence gibi çabucak bitecek ve sizde hoş bir duygu bırakarak gidecek. Türk edebiyatı okumaktan hoşlanmayanlara sözüm olamaz ama dil nedeniyle okumak isteyenler için günümüz Türkçesi ile başarılı bir öykü kitabı olmuş. Tavsiye ederim. Sevgiler, (Huri Demirci)

--reklam--

Sade Bir Şey PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Halid Ziya Uşaklıgil - Sade Bir Şey kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sade Bir Şey PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Halid Ziya Uşaklıgil Kimdir?

Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır.

Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir.

İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi.

 

--reklam--

Halid Ziya Uşaklıgil Kitapları - Eserleri

  • Mai ve Siyah
  • Aşk-ı Memnu
  • Bir Ölünün Defteri
  • Kırık Hayatlar
  • Ferdi ve Şürekası
  • Nemide
  • Bu muydu?
  • Ferhunde Kalfa
  • Sefile
  • Fena Bir Gece
  • Hikaye
  • Bir Acı Hikaye
  • Sade Bir Şey
  • Aşka Dair
  • Kırk Yıl
  • Mai Yalı
  • Bir Yazın Tarihi
  • İzmir Hikayeleri
  • Ruhun Lisanı
  • Bitmemiş Defter
  • Saray ve Ötesi
  • Kadın Pençesi
  • Kar Yağarken
  • Solgun Demet
  • Onu Beklerken
  • Bir Hikaye-i Sevda
  • İhtiyar Dost
  • Bir Şi'r-i Hayal
  • Mensur Şiirler - Mezardan Sesler
  • Saklanan Düşman
  • Füruzan
  • Kâbus
  • Nesl-i Ahir
  • Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı
  • Hepsinden Acı
  • Bir Başlangıcın Sonu
  • Kırık Hayatlar 1. Cilt
  • Sanata Dair
  • Kırık Hayatlar 2. Cilt
  • Küçük Fıkralar
  • Bir Muhtıranın Son Yaprakları
  • Valide Mektupları
  • ذكريات راحل
  • Papağan Halit
  • Yarın Kardeşler
  • Sanata Dair Cilt 2
  • Sanata Dair Cilt 1
  • Saray ve Ötesi
  • Garp'tan Şark'a Seyyale-yi Edebiyye
  • Almanya Mektupları

--reklam--

Halid Ziya Uşaklıgil Alıntıları - Sözleri

  • Ben mutsuz, kendi kendimden, hayatımdan, geleceğimden kuşku duyan bir gencim. (İzmir Hikayeleri)
  • "Zengin olmamakla beraber eline geçen bütün parayı elbiseme, harçlığımı harcar, üç gün sonra para istesem hiç itiraz etmez.." (Aşka Dair)
  • "Lakin asıl şiir kadınlardır, bu çiçeklerden teşkil edilerek odanızın yaldızlı hücrelerinde narin çiçekliklerde güzel kokulu anılarıyla size gülümseyen demetlerdir. " (Aşk-ı Memnu)
  • "Zaten hiçbir zaman kendisi için alelade bir hayattan fazlasını tasavvur etmemişti. Ta çocukluğundan beri zevkleri sade, emelleri ufaktı." (Mai Yalı)
  • mazi ve istikbal aynı ömür kitabının iki sahifesidir, birini yırtmak diğerini natamam [noksan] bırakmak demektir; hele ikincisini yazmak isteyenler birincisini okumamış, görmemiş bulunurlarsa yazacakları bî-asıl bir hurafeden [temelsiz bir saçmalıktan] ibaret kalır. (İhtiyar Dost)
  • Sen yalnız benimsin, başka hiç kimsenin olamazsın. Ben bütün içim kaynayarak, bedenimin en küçük parçasına kadar titreyerek senin isteğinle doluyum. Gece gündüz, uyurken uyanıkken gözlerimde kafamda yalnız sen varsın. Anlıyor musun? ... Hep senin için yaşıyorum; ama senin için ölmesini de bilirim. (İzmir Hikayeleri)

--reklam--

  • Hâlâ yaşamaktadır lâkin bir yarısını mezara gömmüş bir vücut nasıl hayatta bulunursa öyle... (Hikaye)
  • Bir muaşakadan [aşktan] alınan lezzet mahvolur, lâkin bir validenin badi-i felâketi [felâket sebebi] olmaktan mütevellit [ileri gelen] azab-ı vicdanî ebediyyen müteezzi eder [acı verir]. (Sefile)
  • O kalp sevmiş, fakat sevdikten sonra kırılmıştı. (Bir Ölünün Defteri)
  • Fakat bilinemez nasıl bir ihmalle bir aile kurma tasavvur ve ihtiyacını daima ertesi güne erteleye erteleye bir gün fark etmişti ki saçları ağarmış... (Mai Yalı)
  • Aşk, geçtiği yerlerde hazzın öyle izlerini bırakır ki bu görülmese bile duyulur, sezilir. (Sade Bir Şey)
  • ...ona en düşman olduğu zamanlar en ziyade sevdiği zamanlardı ve pek emindi ki o da ağır hakaretleriyle, hırçınlıklarıyla beraber onu seviyordu. (Bitmemiş Defter)
  • Ne kadar çirkin ve kötü hisler varsa, haset, kıskançlık, çekememezlik, gayz ve kin, her şeyin üstünde tutulmak gerekirken, çıkarlara göre kullanılmak istenen din örtüsünün altında saklanırdı. (Papağan Halit)

--reklam--

  • Unutmak istediğim bütün anılar onun içinde idi . (Bir Ölünün Defteri)
  • Aralarinda hallolunacak meseleler, paylasilacak seyler, birisine yahut digerine uyarak kabul olunacak fikirler ortaya cikti. Isin baslangicinda her ikisi de digerine karsi, karsilikli yardimlarda bulunuyorlardi. Oyle ki sonunda yaklasa yaklasa ya opusmek ya bogusmak lazim geldi. Opusmediler, bogusmak da istemediler, yalniz ayrilmakla yetindiler. (Saklanan Düşman)
  • "Gel. dama çıkalım, sen uçurtmanı uçur, bende çoraplarını öreyim." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
  • Sultan Reşat'ın cülusunun hemen akabinde bir gün Emrullah Efendi (İttihatçı) bana geldi ve oturmaya bile kuvvet bulmayarak yarı ayakta yarı sandalyede söyledi: “Sana mühim bir iş için geliyorum. Biliyorsun ki hünkâr için hükümet yirmi beş bin lira tahsisat teklif ediyor. Biz bunu fazla bulmuyoruz ama…” “Ama hünkâr kendiliğinden bunun beş bin lirasını terk edecek olursa efkâr-ı umumiye üzerinde pek iyi bir tesir hâsıl edecek.” (Saray ve Ötesi)
  • "Evet. beni en çok mutlu edecek şey, annesi ve kızını öldürmek olacak!.." (Sepette Bulunmuş - Hepsinden Acı)
  • Kaderin akışına engel olacak bir tedbir alınabilir miydi? (Bir Acı Hikaye)
  • "Bu evlilik seni mesut etmek değil, aksine, öldürüyor..." (Ferdi ve Şürekası)