Kitap Künyesi

Yazar: Jennifer L. Armentrout

Çevirmen: Talin Ataman

Orijinal Adı: Tempting the Best Man (Gamble Brothers #1)

Yayın Evi: Dex Kitap

İSBN: 9786050927924

Sayfa Sayısı: 168

--reklam--

Sağdıç Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Gamble Kardeşler serisi başlıyor!

Madison Daniels çocukluğundan beri, ağabeyinin en iyi arkadaşı Chase’e aşıktı. Gamble kardeşlerin yakışıklı, dürüst, başarılı, komik… ve inanılmaz seksi Chase’ine.

Büyük bir sorun vardı. Chase annesine korkunç günler yaşatan çapkın babası gibi biri olmaktan korktuğu için daima geçici ilişkiler yaşamayı tercih ediyordu. Madison’dan çok hoşlanmasına rağmen onu çoktan gözden çıkarmıştı.

Madison ve Chase, Madison’ın ağabeyi Mitch’in düğününde sağdıç ve nedime olarak bir araya geldiler...

Romantik bir düğün, küçük bir yanlışlık ve bastırılmış tutkular…

Olacaklara kim engel olabilirdi ki…

Lux serisi, Kış Güneşi ve Saplantı’nın dünyaca ünlü yazarı

Jennifer L. Armentrout’tan tutku dolu bir hikaye...

--reklam--

Sağdıç Alıntıları - Sözleri

  • Yine de bu anın sona ermesini istemiyordu. En önemlisi, artık onu özlemek istemiyordu.
  • "Kalbinin söylediğini yapman gerekiyor, oysa sen çok fazla düşünüyorsun."
  • Sadece henüz farkında değil.
  • "Sonsuza dek birlikte olacağız."
  • Kalbi parçalanıyor olsa bile yüzündeki gülümseme gerçekti.
  • "İçime işlemişsin sen ve bunu görmezden gelmek için her şeyi yaptım çünkü duygularımın kökenine inmem... doğru olmaz.”

--reklam--

Sağdıç İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Öncelikle bu yazarın paranormal yazdıgı tek seri okudum beğenmedim Titan serısını aldım o yuzden kenara koydum . Bu yazdığı çerezlık aşk romanları tanıdık bıldık konular olsa bile yine daha ıyı gıbı gelıyor bana . Gamble Brothers serisini sondan başa okudum aldıkça ama cok sıkıntı olmuyor :D Bu arada bu leş kapaklar yerıne yayınevı nıye gayet güzel olan orijinal kapakları kullanmamış anlaşılır gibi değil . Madison, abisinin en iyi arkadaşı Chase'i her zaman sevmiştir. O hariç herkes biliyor. Sarhoş bir gecenin olayları dışında, Chase Madison'ı her zaman belli bir mesafede tutuyor .Çünkü Chase babasına hiç benzemediği halde "Eninde sonunda sana zarar verecek aldatan piç babam gibiyim" fikrine saplanmış durumda . Madison'ın ağabeyinin düğün partisinin kaldığı tesiste bir karışıklık çıkınca, ikisi bir kulübeyi paylaşmak zorunda kalır. Söylemeye gerek yok, bu oldukça ilginç durumlara ve bol miktarda cinsel gerginliğe yol açar. Çekicilikleri ile ne kadar çok savaşmaya çalışırlarsa, o kadar ilginç şeyler olur. Tabii ki, yol boyunca biraz yapmacık drama var. Tüm hikaye gibi bu da tahmin edilebilirdi. Sonunda, bir şeyleri anlarlar ve istediğimiz sona varırız. Bu çığır açan veya derinden duygusal bir şey olmasa da, güzel, basit bir aşk hikayesiydi. (Triganis)

Spoiler içerir: Öncelikle hikaye klişe ama eğer çok büyük bi beklentiniz olmazsa bir seferde okunan güzel bi aşk hikayesi. Sıradan ama daha sağlam ve düşünülmüş şekilde yazılsaydı daha iyi olabilirdi. Bakılınca bazı yerlerde saçmaydı çünkü adamın geçerli bi bahanesi yok aslında kızdan uzak durmak için. Zaten sadece 167 sayfa hemencecik bitiyor ama tam kavuşuyorlar bitiyor kitap ama birazda sonrasını görebilirdik bence. Resmen sonsuza kadar mutlu yaşayacağız diyolar ve bitiyor bu da biraz havada bırakıyor hikayeyi. Ama dediğim gibi çok bi beklenti içine girmeden okunabilecek keyifli çerezlik bi kitaptı. (Yasemin)

Seri üç kitaptan oluşuyor, kapakları çok itici olsa da ilk kitaptaki hikaye tatlıydı. Hoş bir aşk hikayesi JLA kalemiyle daha da sürükleyici hale gelmiş güzel olmuş. Lakin yazarın diğer kitaplarıyla kıyaslanmayacak bir derecede aşağıda kitap. Sanki yazar bir aksam sıkılmış da yazmış gibi. Lakin seriye şuan devam etmek istemiyorum. Beklediğimi vermedi. (Özge & Hüseyin Çapkın)

--reklam--

Sağdıç PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Jennifer L. Armentrout - Sağdıç kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sağdıç PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?

Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.

Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.

--reklam--

Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri

  • Obsidiyen
  • Oniks
  • Opal
  • Köken
  • Direniş
  • Melez
  • Safkan
  • Tanrı
  • Apollyon
  • Avcı
  • Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
  • Hep Seni Bekledim
  • Sağdıç
  • Saplantı
  • Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
  • Kış Güneşi
  • Kan ve Külden
  • Kimi Seçtiğine Dikkat Et
  • Bodyguard
  • Oyuncu
  • Unutuluş
  • Lanetli
  • Geri Dönüş
  • Hep Seni İstedim
  • Güç
  • Paramparça
  • Mücadele
  • Sonsuzluğun Sonuna Dek
  • Ölene Dek Beraberiz
  • En Karanlık Yıldız
  • Cesur
  • A Kingdom of Flesh and Fire
  • Kehanet
  • The Crown of Gilded Bones
  • Ya Yarın Yoksa
  • En Aydınlık Gölge
  • The War of Two Queens
  • Elixir
  • A Shadow in the Ember
  • Hold Om Mig
  • Trust İn Me
  • Scorched -
  • The Dead List
  • Forever with You
  • Fall With Me
  • Fire In You
  • Stay with Me: A Novel
  • The Queen: A Wicked Novella
  • The Prince: A Wicked Novella
  • The King: A Wicked Novella

--reklam--

Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri

  • "Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?” “Tink,” diye çemkirdim. “Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren. Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.” “Hem de öyle bir ederim ki.” “Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım. “Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.” Gözlerimi devirdim. Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.” “Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!” Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?” “Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
  • “Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?" "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?" "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
  • "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil." (Mücadele)
  • Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
  • “Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
  • “Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçer­dim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
  • "Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
  • “I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
  • “Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
  • Kitaplar. Kitaplar her yerdeydi. Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı. Diğer sehpada üç kitap daha. Bir tane de televizyon sehpasının üstünde. O kitaba da bir ayraç konmuştu. İki kitap birden mi okuyordu acaba? Yoksa daha da mı fazla? Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
  • Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
  • “Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum. Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
  • Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
  • She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful. Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.” Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside. I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
  • I loved him. I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
  • Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
  • Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
  • "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
  • Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
  • “I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.” “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)