Kitap Künyesi

Yazar: Aziz Nesin

Yayın Evi: Nesin Yayınevi

İSBN: 9786054702015

Sayfa Sayısı: 138

Salkım Salkım Asılacak Adamlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Nesin Vakfı'nın yedi yapısı vardır. Bunlardan ikisi işçi evidir; biri Nesin Vakfı'nın yönetmenevidir. Birinin alt katı ahır, üst katı yine işgören evidir. Birinin altı işgören evi, üst katı Aziz Nesin'in evidir. Dört katlı büyük yapı Nesin Vakfı çocuklarının evidir...

Aziz Nesin'in 32 dile çevrilmiş kitapları sırasıyla en çok şu dillere çevrilmiştir: İran'da (70), Yunanistan'da (20), Almanya'da (16), Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nde (yani Rusça 15), Bulgaristan'da (10) ve daha birçok dillere... Romenceye Aziz Nesin'in 7 kitabı çevrilmiş ve "Biraz Gelir misiniz" adlı oyunu da "Braila Devlet Tiyatrosu'nda oynamıştır...

Aziz Nesin, Türkiye'de ve başka ülkelerde yayımlanacak kitaplarının, sahnelenecek oyunlarının, filme alınacak eserlerinin telif haklarıyla, bütün eserlerinin iç ve dış radyo ve televizyonlarda temsil ve yayınlarından elde edilecek telif haklarını tümüyle Nesin Vakfı'na bağışlamıştır...

Salkım Salkım Asılacak Adamlar Alıntıları - Sözleri

  • Kimi insanın yürekliliği özünden gelir, kendiliğindendir, kimi insanınki bulunduğu yerden, giydiği üniformadan, cebindeki tabancadan gelir.
  • Üç şeyden tiksinirim: Kabalık, çirkinlik, bayağılık...
  • Ülkemizde öylesine kin ve zehir dolu it bolluğu olduğunu daha önce söyleselerdi inanmazdım!
  • "Her zaman olduğu gibi Türkiye'de, 'Her koyun kendi bacağından asılır' sözünün doğruluğunu kanıtlamak için, insanlar kendilerinin insan değil, koyun olduğunu benimsiyorlar."
  • Evet, kimi insanlar övüneceklerinden utanır, utanacaklarından da övünürler.
  • - Haftaya ne getireyim? - Bana gözlerinde Hürriyet getir!
  • Hepsi birbirine öyle benziyordu ki, birbirinden ayırt edemediğimden hiçbiri daha sevdiğim, daha yakınım olmuyordu.
  • Ama biz insanız, her yönümüzle...
  • Dünyadaki en kötü şey bir insanın son sığınağı olması gereken adalete, hukuka güvenini yitirmesidir.
  • Biz insanlar, hepimiz, karşıtlıklar, çelişkiler, çatışkılar yumağıyız.
  • Bu yeryüzünde, tarihinde utanılacak sayfaları bulunmayan hiçbir ulus yoktur.
  • ... yaradışlarımızın birbirine ne kadar ters düştüğünü ikimiz de daha çok genç yaştayken anlamıştık. Yaşlarımızın bugün ilerledikçe bu karakter ayrılığı, sevgi ve sempatimizi, dostluk bağlarımızın kopmasını engellememişse bunun için sevinip birbirimizi karşılıklı kutlamamız gerekir.
  • Nerde benim güzel kelimelerim Yüzünü ellerimin arasına almak geliyor içimden.
  • "O, Türk mizahına şaheserler veriyordu. Ama onun da babası olan devlet ona o hür insan olmak hakkını bile vermiyordu!"
  • "Perapalas otelinin yanındaki yoldan (sanırım merdivenli yoldan) alt caddeye tam inmiştik ki, Yaşar Kemal'le Ali Rauf'u gördük. Kol kola girmiş, geliyorlardı. Karşılaştık."

Salkım Salkım Asılacak Adamlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bir Aziz Nesin molası verelim istiyorum bugün. Salkım Salkım Asılacak Adamlar'a kapak tasarımı ile bakalım önce. 12 Eylül'de bizi "Asmayalım da besleyelim mi!" cümlesi ile tanıştıran Kenan Evren canlanıyor hafızalarda. Bir yanda boynuna geçirilen ip, bir yanda ağzına doğru uzanan kaşık ile bir silüet. Hem ironik hem acizlik. Nedir Salkım Salkım Asılacak Adamlar? Nereden gelmiştir bu cümle? Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Nurettin Aknoz'un ağzından çıkan ve Deniz Kuvvetleri Başhakimi tarafından aktarılan şu cümleden odakla oluşmuş bir kitap ismidir: "... meydanlarda salkım salkım insanların asılı olduğunu görmek istediği hakkında sözler söyledi." 6/7 Eylül olaylarından sorumlu tutulacak 50 60 kişilik bir komünist listesi hazırlanmıştır bu sayede. Asılsa da tutuklansa da yadırganmayacak, suçlamaları kamuoyunda tepki yaratmayacak solcular yani! Neden yapılmıştır bu liste peki? Hemen cevap verelim; çünkü kamuoyu zaten komünistleri suçlu göstermeye meyilli. Deneyimlenen şey bu, niçin çark böyle dönmesin değil mi? 6/7 Eylül olaylarını patlatan kıvılcım, Ata'nın evine atılan bombadır. Yassıada Mahkemesi'nde bu da mevcuttur. Belgeselleri izleyenler, kararnameleri merak edip okuyanlar zaten buradan bilgi alabilir ama kısaca bahsedeyim. Atatürk'ün evine bomba atılışının suçlusu kabul edilen Oktay Engin Selanik Üniversitesi Hukuk öğrencisi ve TC'den burs alan biridir. Bir süre de tutuklu kalmıştır. Buraya kadar her şey normal. Gelelim anormal olana: Atatürk'ün evine bomba atılmasından sorumlu tutulan Oktay Engin daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğü yapmıştır! (Beyefendinin kendi itiraflarını da unutmayalım, bilmeyenler inceleyebilir araştırabilir!) Mantıklı insanlar için nasıl da şaşkınlık yaratacak bir durum. Ama tabi konu Türkiye olunca her şey her yol mübah diyip devam ediyoruz. Aziz Nesin nasıl dahil olmuştur 6/7 Eylül olaylarına? 1955, saat öğleden sonra 3 sularında gelen bir komiser muavini "küçük bir sorgulama" için ona eşlik etmesini istemiştir. Bu, sözüm ona küçük sorgulama sonrası yine kendini cezaevinde bulmuştur Nesin. Harbiye Cezaevi'ne götürülür, Kemal Tahir ile aynı hücrededir. Ne yatacak yatak, ne giyecek palto vardır. Hatta eski tarihli gazeteleri yere serer üstünde yatarlar. Gazete demişken unutmadan not ekleyeyim: 20 bin tirajlı İstanbul Ekspres gazetesinde de yer bulmuştur Ata'nın evinin bombalanması. Ve hattâ tirajı 20 bin olan gazeteden tamı tamına 290 bin adet bastırılmıştır. (basılmış demeyeceğim) Sözünü ettiğim gazete sayfası da buradadır: https://resimyukle.io/r/yY7Y1b1Xpk Zaman geçerken, dışardan Vâlâ Nurettin'den aldıkları "Sultanahmet alanında salkım salkım solcu asılacak" haberi önce alay ettirmiş sonra da çocuklarını düşündürmüştür Nesin'e. Takip edebildiği kadar manşetleri takip etmiş ve dönemin partisinin (DP) açıklamalarına da vâkıf olmuştur üstad. Yasaklı yazılarını geçelim, kendi yazılarında adının bile olmadığı 1948 ile 1957 yılları arasında yine de yazmaya devam etmiştir. Dikkat edin, adı bir yerlerde geçmemiştir demiyorum geçmiştir. Adı; mahkeme haberlerinde, davalarda geçmiştir. Her şartta da kendini aklamış, doğruluğunu aydınlığını kanıtlamıştır Nesin. Peki suçsuz yere girdiği cezaevinde ne yapmıştır Nesin? Kaldığı hücreleri, odaları içi gibi pırıl pırıl yapmıştır. Dar yerleri ruhsal açıdan genişletmiştir. Yazılar yazmıştır duvarlara, resimler süslemeler yapmıştır. Cezaevinde haksız yere yatan biri nasıl mutlu olmaya çalışırsa öyle davranmıştır! Savaşı, sonsuz barış için isteyen ve akan gözyaşlarının çocuklar ömür boyu gülsünler diye olduğunu savunan Nesin'den de bu beklenmelidir zaten. İşin iç yüzünü bilenlere inat, dönemin hükümeti durumları ne kadar meşrulaştırmaya çalışsa da bu haksız suçlamadan kurtulmuştur Nesin. Hayret verici de olsa dünya kamuoyu yapılanları bu bayat numaraları yutmamış, İnönü'nün de bu kurtulmada etkisi olmuştur. Burada suçsuz yere yatanlar asılsaydı ne olurdu diye de düşünüp bitireyim artık bu uzun bilgilendirmeyi. Kimsenin kılı kıpırdamayacaktı onlar asılsa. Politikacılar vicdanlarında bir tedirginlik duymayacaktı! Hakettiler denecekti, solcuydular komünisttiler denecekti. Ya da, asmayıp müebbet verseydiniz sahte vicdan cümleleri kuracaklardı! Bunlar olmadı, Nesin ve diğerleri kurtuldu ama daha sonra yaşananlar da kolay olmadı. Öyle şeyler yaşadı ki Nesin, 6/7 Eylül olayları diğerlerinin arasında silik kaldı, soluklaştı. Ama biz yine gülümser fotoğrafını hafızamızda canlandırıp bu olayların ona ve bizlere kazandırdığı kitaplara ve karakterlere odaklanalım. Neden bunu yapalım peki? Çünkü Nesin tanımak, Nesin'i anlamak bunu gerektirir! (fazi)

“Kıbrıs Türktür, Türk Kalacaktır!”: Böyle bağıra bağıra ellerinde bayraklarla İzmir Lokantasının camlı kapı kanadını, birden arkaya çarptırarak içeriye daldılar… İçeride kimler mi var? Elbette Aziz Nesin ve Mansur Tekin. Devamını, Aziz Baba’nın yeren, güldüren, hüzünlendiren anılarının yer aldığı "Salkım Salkım Asılacak Adamlar" kitabından okumalısınız. Ben ise burada sadece olayların akışından biraz bahsedeceğim. Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı haberi radyolardan duyurulmuştu. Planlı bir şekilde, Menderes hükümetinin el altından kışkırtmasıyla, yoksul, talancı ve yağmacı ayaktakımı tarafından, İstanbul’da yaşayan Rum ve diğer azınlıklara karşı yakıp yıkma, yağmalama, yerlerinden yurtlarından etmeye yönelik 6 -7 Eylül 1955’te gerçekleşen toplu bir saldırı olup sonrasında ise önüne geçilemeyen bu denli yıkıcı olabileceği kestirilememiş olaylardır. Bu olayların bilançosu ise oldukça ağırdır. “11 kişi öldürülmüş, 300 kişi yaralanmıştır. Resmî rakamlarca 60 olan ama tecavüze uğrayan ve utanmalarından ya da korkmalarından dolayı şikayette bulunamayan kadın sayısının 400’e yakın olduğu tahmin edilmektedir. 4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıştır." Bu olayların gerçek sorumluları Menderes hükümetiydi. Düzenlenen bu tertibatı tabiki birilerinin üstüne yıkmak gerekiyordu. Ve bu arayışta hiç zorlanmadılar. Her dönemin günah keçisi hazırdı. Komünistler!.. Menderes hükümeti tarafından, o dönemdeki sol görüşlü, aydın, hükümet karşıtı kimler var ise bu işin kışkırtıcıları ve suçluları olarak sorgusuz sualsiz tutuklamışlardır. Neden tutuklandıklarını dahi bilmeden! Aziz Nesin´in de içinde bulunduğu yaklaşık 60 kişilerdi. Kemal Tahir, Hasan İzzettin Dinamo, Asım Bezirci, Mustafa Börklüce, Müeyyet Boratav, Can Boratav bunlardan sadece bir kaçıdır. Kemal Tahir'le başlayan sıkı dostluk. Meral Çelen ile cezaevinde nişanlılık. Olaylarla ilgili Yassıada mahkeme tutanakları. TBMM tutanakları. Dört aylık bir tutukluluk süresi boyunca öz yaşamından bir kesit olan anıları... Yusuf Ziya Ortaç “Bizim Yokuş” adlı kitabında olayı söyle anlatıyor: "Bir eski subaydı… Bir eşsiz yazardı. Bir yaralı adamdı. Her şeye layık, ama layık olduğu hiçbir şeye kavuşamamış bir yaralı adam! O, Türk mizahına şaheserler veriyor. Ama onun da babası olan devlet ona o hür insan olmak hakkını bile vermiyordu. Haberi olmadığı bir ayaklanmadan, en kolay suçlu diye onu yakalıyordu polis… Onu tıkıyorlardı deliğe!..” (Syf. 93) Tarihimizdeki utanç verici olaylardan biridir 6 - 7 Eylül 1955 olayları. Maalesef içinde bulunduğumuz tarihe kadar ne çok utanca şahitlik ettiğimiz ise yadsınamaz bir gerçektir. Hayatı boyunca, sözünü hiç esirgemeden doğruları savunan, ilerlediği yoldan bir adım bile geri atmayan, kralın çıplak olduğunu bas bas bağıran, kendisi küçük ama zihni ve yüreği kocaman bir adamdır Aziz Nesin... Okuyunuz... Okudukça tanıyacaksınız... Tanıdıkça anlayacaksınız... Anladıkça çok seveceksiniz... Sevdikçe değişimi göreceksiniz... Damlayan su mermeri deler, ama ilk damlada değil... O yüzden bir iki kitap değil, bolca okuyunuz. Dönemi analiz eden daha detaylı bir inceleme okumak için gonderi/31337845 - Nordavind black'ye etkinlik için teşekkür etmeden incelemeye nokta koymak olmaz. (Aysun A.)

ALÇAĞA ,NAMUSSUZA , YALANCIYA GEÇİT VERMEDİN NEFES ALDIĞIN MÜDDETÇE !!: Selamlar olsun hepinize bir kez daha ... Bugün size bir dönem kitabından bahsedeceğim .. İllallah dediniz ama yine uzun incelemelerden biri olacak bu .. Uzun olacak çünkü kitapçıya gidip baktığınızda muhtemelen dikkatinizi hiç çekmeyecek bu kitabın, şu sitenin yarısı kadar basan bir tonajı var .. Site geneli yirmili yaşlarda olduğundan bahse konu olayı eminim ki hiçbiri bilmiyor ..O dönemde oynanan bu oyunun boyutundan neredeyse hiç kimsenin haberi yok .. Bilin istedim .. O yüzden sarıldım klavyeye .. 6 Eylül 1955 – 7 Eylül 1955 arasında olanlardır bu kitabın konusu .. O dönemi ve toplumun genel yapısını daha iyi anlayabilmeniz için 50 lere uzanarak başlayacağız .. Kahve , bira , votka neyin varsa kap gel ..Başlıyoruz ! Öncelikle '950 ' de iktidara gelen Demokrat Parti'yi değerlendirmekte yarar var ..DP , Osmanlı -Türk uluslaşma ve modernleşme sürecinde tutucu kanadı temsil eden, dini politikaya alet edecek olan "sözde" muhafazakar ama özde emperyalizmin işbirlikçisi olacak kanadın temsilcisiydi ..Bundan kelli kendilerine Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın devamı dersek yanılmış sayılmayız.. Devrimlere , aydınlanmaya ve modernleşmeye direnen , komprador burjuvazi ve feodal sınıfların sancağını taşıyan , onların sesi olan bir parti idi .. 2. Dünya Savaşı' nın ortalığı yıkıp yok ettiği bir dünyada , Türkiye savaşa alenen girmemiş olsa da , ekonomisi perişan durumdaydı ..Halk savaşın getirisi olarak yoksulluk içindeydi ve geniş köylü yığınları ağır vergiler altında eziliyordu..İsmet İnönü savaşa girmeye girmemişti ama uyguladığı yanlış politikalar yüzünden Türkiye'yi dünyada yalnız bırakmıştı..Savaşta sözde tarafsızdık ama bu politikayı da tutarlı bir şekilde yürütemedik .. Önce kazanacağı düşünülen Almanya ile örtülü işbirliğine gidildi .. Bu nedenle ülke içindeki solu ve sosyalistleri köfte harcına çevirip kıyma makinasından geçirdiler bir güzel .. Sonrasında Almanya 'nın yenileceği anlaşılınca, oklava bu kez aralarında Nihal Atsız , Reha Oğuz Türkkan ve Alparslan Türkeş gibi isimlerin bulunduğu ülkedeki Nazi yanlısı ırkçı - turancı güruha yöneldi.. Tutuklandılar ve haklarında " Irkçılık - Turancılık Davası" açıldı..Ancak Nazi Almanya'sı ile yaşanan bu yakınlaşma ,1922 'de Türkiye ile SSCB arasında yapılan Dostluk Antlaşması' nın ihlali anlamına geliyordu..Nitekim savaştan dev bir güç olarak çıkan ve Nazileri kovalıyorum diyerek demir perde bloku olarak anılacak olan ülkeleri birer birer bünyesine katan Sovyetler de durumu böyle algıladı .. Sonrasında paniğe kapılan Türkiye , kendisini bir zamanlar göğüs göğüse carpıştığı ve anti-emperyalist bir Kurtuluş Savaşı verdiği batının kapısı önünde buldu..ABD ve İngiltere başta olmak üzere emperyalist ülkelerin tüm istek ve operasyonlarına açık hale geldi.Böylece , bugün ve dün başımızın belası olan Nato üyeliğine giden kanlı yolun kapısı aralanmış oldu.. Komprador yani avantacı ve işbirlikçi burjuvazinin ve toprak ağalarının partisi olarak kurulan , osmanlının tortusu ve gerici likle işbirliğine giden DP işte böyle bir ortamda iktidara geldi..Yaptıkları ilk icraat sanayileşmenin önünü kesmek oldu .. Eğitimimizi de baltaladılar.. Kendimizin ürettiği uçağa , uçak motoruna ne gerek var diyerek uçak ve uçak motoru fabrikalarımızı , askeri mühimmat fabrikalarımızı ; komunist yuvası , kızlı erkekli öğretim olmaz , dinimiz elden gidiyor diyerek ve Cumhuriyet devrimlerini TUTANLAR VE TUTMAYANLAR diye ikiye ayırarak Halk Evleri ve Köy Enstitülerimizi kapattılar..Partinin neredeyse tümü toprak ağalarından oluştuğu için TOPRAK REFORMU YASASInı da iptal ederek rafa kaldırdılar.. Ekip biçecek toprağı olmayan köylü bu yüzden şehirlere göç etmeye başladı .. Dolayısıyla İstanbul' un gecekondulaşmasının sebepleriinden biri dersek kendileri için yalan söylemiş olmayız..Tüm bunlar olup sayaç aleyhimizde ve geriye dönük işlerken , ne meclise ne de halka sormadan Kore' ye asker gönderdiler .. Bizden bunu isteyen olmamıştı lakin Mehmetçik ' in kanı-canı ucuzdu ?!?!?! tabii!!! Ne diyordu ABD Dışişleri Bakanlarından John F. Dulles daha 1950'ler de? "NATO'ya en ucuz askeri Türkiye sağlıyor. Bir Türk askerinin bize maliyeti 23 centtir!" Bunun üzerine Adnan Menderes ve orkestrası dörtlüleri açıp , uzunları da yakıp sinyalli verince ve emperyalizme yönelik sınırsız işbirliğine dair bağlılığını da ispatlayınca Nato' ya üyeliğimiz resmen onaylanmış oldu .. Nazım Hikmet' in vatandaşlıktan cıkarılıp sol muhalefetin ezildiği günler.. DP ,1954 ' te ilk iş olarak gerçek üssü PENTAGON' da olan , dünyadaki asıl daha doğrusu esas isminin Süper Nato olduğu belirtilen , Nato'ya bağlı gizli bir örgütlenme olarak KONTRGERİLLAyı kurdu .. O sıralar bizdeki adı Seferberlik Tetkik Kurulu idi .. Nasıl masum bir isim öyle değil mi? Olası bir Sovyet istilası sırasında halkı örgütleyecek milis kuvvetler (sizin anlayacağınız şekliyle NENE HATUNLAR - KARA FATMALAR - HASAN TAHSİNLER , SÜTÇÜ İMAMLAR ) yetiştirmek amacıyla kurulan bu örgüt Türkiye' de sayısız cinayet ve katliama imza attı .. Bu sadece bizde değil Nato' ya üye olan tüm ülkelerin bünyesinde yaşandı.. Misal vermem gerekirse ,siyah ciplere 8 er kişi binmek suretiyle dolanan minik polat alemdarların dillerine doladıkları Gladio , bu oluşumun İtalya'daki adıydı..Ülkemizdeki versiyonu ise başta solu ve sol muhalefeti ezmek için kullanıldı .. Çünkü Nato' nun başındaki güç ABD ,kendisine göbekten bağlı olan ve SSCB korkusuyla hizaya getirdiği ülkelerin iç siyasetinin asla komunizme ya da sol cenaha kaymasını istemiyordu emperyalist bir ülke olduğundan dolayı .. Aksi eşyanın tabiatına ters olurdu zaten ..Şimdi zurnanın zarıldadığı yerlerdeyiz pek sevgili fındık fıstık kemiren sayın Cevizkabukları .. - ESAS KİTABIMIZA KONU OLAN İNCELEME BURADA BAŞLIYOR! - DP iktidarındaki en büyük ve en kapsamlı kontrgerilla hareketi , 6-7 Eylül 1955 tarihinde İstanbuldaki Rum asıllı yurttaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen yağma ve talan hareketiydi .. Atatürk' ün Selanik' te doğduğu evin bombalandığı , yakılıp yıkıldığı yönündeki yalan haberlerle halk galeyana getirldi ..İstanbul' a göç etmiş köylü kitlesi provoke edilerek ve yönlendirilerek , Rum vatandaşlarımızın ev ve işyerleri iki gün boyunca yağmalandı .. Olayın nasıl kapsamlı ve organize bir iş olduğunu görmeniz açısından bir örnek vermek istiyorum .. DP 'li milletvekili ve İstanbul Expres gazetesi sahibi Mithat Peril , ciddi bir tirajı olmayan gazetesini bu olaylar öncesinde 290 bin adet bastırarak bedava elden dağattı .. Manşet ne miydi ? ATA'NIN EVİNİ BOMBALADILAR!!! Otuzarlı kişiden ve organize gruplardan oluşan ekipler kalabalıkları yönlendirdi..Bu arada "Kıbrıs Türk'tür Cemiyeti" gibi gerici ve faşizan örgütler de ateşe benzin döküp kitleleri kışkırtıyorlardı..Esasen kitap/yilanlarin-ocu--2396 kitabına yaptığım incelememde de ( gonderi/26316052 )belirttiğim üzere DP' nin başlangıçta azınlıklara karşı yürüttüğü liberal politika , sonrasında ülke ekonomik krize girince , başta Rumlar olmak üzere gayrimüslüm azınlığın varlıklarının yağmasına dönüşmüştü..Velhasıl kelam , iki gün süren olaylar dahilinde yaklaşık 5300 işyeri ve ev yağmalandı , iş makinaları , mallar , kumaş topları , çeşit çeşit üretim aletleri parçalanarak yollara saçıldı..73 kilise , 1 sinagog ve 26 azınlık okulu yakıldı ..Saldırılar sırasında 25 ila 30 arasında kişinin öldüğü bildirildi , 300 kişi de yaralandı..Yaklaşık 400 kadına tecavüz edildi .. Yıkımın boyutları korkunçtu .. Peki aslında ne olmuştu ? Atatürk' ün Selanik' te doğduğu eve gerçekten de "tahrip gücü düşük bir bomba atılmıştı .. Sonrasında yapılan araştırmada bombayı atan kişinin Oktay Engin isimli bir Türk olduğu ortaya çıktı.. Hakkında hemen bir dava açıldı ve ne yaptılar dersiniz ? BİNGOO!!! Davayı hemen kapattılar!! Oysa Oktay Engin daha sonraki yıllarda kendisinin Mit mensubu olduğunu ve bombayı kendisinin attığını itiraf edecek , tüm bunlara karşın 1992 - 1993 yılları arasında mükafatlandırılarak Nevşehir valiliği yapacaktı !!! NASIL ? GÜZEL DEĞİL Mİ?!?!? Tüm bu olanlardan sonra on binlerce Rum vatandaşımız ülkeyi terk etti.. İstanbul'un gerçek anlamda gecekondulaşması da bu sayede oldu..Olayların önlenemez boyuta gelip çığrından çıkması üzerine DP üç büyük ilde sıkı yönetim ilan etti .. Uluslararası baskıya dayanamadıklarından dolayı bir kısım Rum vatandaşımıza tazminat ödendi.. Fakat olay öylesine çığrından çıkmış öylesine dallanıp budaklanmıştı ki üstünü kapatmak mümkün değildi ..Ve en önemlisi kendisine devlet diyen bir birimin sorumluluğunu alamayacağı kadar VAHŞİ ve ÇAĞDIŞIYDI!! İşte asıl KARA KOMEDİ , söz konusu olayların sorumluluğunun omuzlarına yükleneceği hedeflerin arandığı soruşturmalar esnasında yaşandı .. EEEEEEYYY 1K !!! KARA KOMEDİ DİYİNCE KİM GELİYOR AKLINA ? DP hükümeti olayları komünistlerin kışkırttığı iddaasıyla aralarında AZİZ NESİN, Kemal Tahir , Asım Bezirci ve Hasan İzzet Dinamo gibi yazarlarında bulunduğu solcu aydınları tutuklattı .. İDAMLARI KONUŞULUYORDU !!! TARİHTE BÖYLE ALÇAKLIK GÖRÜLMÜŞ DEĞİLDİ!!! Görülmemişti çünkü Aziz Nesin o dönem mimli ve yasaklıydı..Yazılarını takma isimle dahi yayınlattıramıyordu .. Varımı yoğumu ortaya döküp kaç şehirde kaç sahaf dolaştım bilmiyorum ama o dönemde Aziz Nesin ' in yazdığı bir tek satır , bir tek yayın dahi bulamadım.. Yasaklayıp yetmezmiş gibi mimledikleri , gasp edip haksız yere hapsettikleri , yaşam hakkını İDAM ile elinden almaya çalıştıkları bir adamın üstüne bunca suçu yıkmaya , akılları sıra hem rum vatandaşların malına mülküne konup , hem de sorumluluğu üstlerinden atıp ellerini temizleyerek aklanma hesapları yapıyorlardı .. YEMEDİ!! Bakın o sıralarda sıkıyönetim komutanı Orgeneral Nurettin Aknoz neler söylüyordu : "SOLCULAR SALKIM SALKIM ASILACAK!" BABA ORDAN ÇIKMAYA ÇIKTI .. HEM DE İKİNCİ EŞİ OLAN MERAL ÇELEN' E CEZAEVİNDE NİŞANI TAKIP , DP 'NİN YÜZÜNE DE TOKADI BASIP ÇIKTI !! YER Mİ OĞLUM !! DEMİR LEBLEBİ BU !!! =)) VAR OL SEN "BABA" !! ALÇAĞA ,NAMUSSUZA , YALANCIYA GEÇİT VERMEDİN NEFES ALDIĞIN MÜDDETÇE !! VAR OL!! İşbu kitap NAMERTLİĞİN , ALÇAKLIĞIN , UTANMAZLIĞIN BELGESİDİR!! Suçsuz yere hapis yatırılan AZİZ BABA'nın cezaevinde başından geçenlerdir.. Özellikle dönemi merak edenlere kafadan tavsiyemdir..Aziz Nesin bu pek tabii!! Cezaevine girmişsin be adam !! Orda da boş durmamışsın !! Tüm kitap ama özellikle Kemal Tahir'le bazı anıları cidden okunmaya değer !! Son not : 6-7 Eylül bir Özel Harp işidir' diyerek Türkiye tarihine geçen eski Özel Harp Dairesi Başkanı emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu bakın yaptığı röportajda neler diyor 6 - 7 Eylül olayları için .. İYİ OKU !!! ATATÜRK ' ün ordusuna DP iktidarı ile sızdırılan NATO PAŞALARINI İYİ OKU !! "Gazeteci bana 'Bu olay neden yapıldı?' diye sorunca ona akademik düzeyde konuştum. Şunun için yapılır dedim; 'eğer bir yerde halkın galeyana gelmesini, bir mukavemet göstermesini arzu ederseniz, sizin saygın değerlerinize düşmanın, karşı tarafın bir şey yaptığını, küçültücü hareket yaptığını gösterirseniz, halkı galeyana getirirsiniz. Özel Harp'te bir kural vardır: Halkın mukavemetini artırmak için düşman yapmış gibi bazı değerlere sabotaj yapılır. Bir cami yakılır. Kıbrıs'ta cami yaktık biz. Cami yakılır mesela..." Muhabirin "Cami mi yaktınız?" şeklindeki sorusu üzerine ağzından bir sırrı kaçırdığını fark eden Yirmibeşoğlu, "Mesela diyorum..." diyerek toparlamaya çalıştı. Peki emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu kimdir, bugüne kadar hangi görevlerde bulundu? Türkiye Yirmibeşoğlu'nu nasıl tanıdı? 1980'lerin sonunda Milli Güvenlik Sekreterliği yapan ve bu görevden emekli olan orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu'nu Türkiye, gazeteci Fatih Güllapoğlu'nun 'Tanksız, Topsuz Harekat' isimli kitabıyla tanıdı. 1991'de yayımlanan kitapta Sabri Yirmibeşoğlu'nun ağzından şu cümleler yer aldı: Sabri Yirmibeşoğlu: “– Sonra 6/7 Eylül olaylarını ele alırsak...” Fatih Güllapoğlu: “– Pardon Paşam, pek anlayamadım. 6/7 Eylül olayları mı?” SY: “– Tabii... 6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı. (Paşa bunları söylerken benden de soğuk terler boşandı) Sorarım size? Bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi? FG: “– Evet Paşam !” (Tuco Herrera)

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?

20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri

  • Zübük
  • Şimdiki Çocuklar Harika
  • Ölmüş Eşek
  • Nazik Alet
  • Gözüne Gözlük
  • Biz Adam Olmayız

  • Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
  • Yol
  • Yokuşun Başı
  • Yokuş Yukarı
  • Sizin Memlekette Eşek Yok mu
  • Tatlı Betüş
  • İt Kuyruğu

  • Koltuk
  • Toros Canavarı
  • Pırtlatan Bal
  • Geriye Kalan
  • Memleketin Birinde
  • Havadan Sudan
  • Gıdıgıdı

  • Aferin
  • Surname
  • Merhaba
  • Az Gittik Uz Gittik
  • Ben de Çocuktum
  • Yüz Liraya Bir Deli
  • Yedek Parça

  • Aşkım Dinimdir
  • Sivas Acısı
  • Fil Hamdi
  • Zübüklüğün Sonu Yok
  • Adamı Zorla Deli Ederler
  • Anıtı Dikilen Sinek
  • Kördöğüşü

  • Bir Sürgünün Anıları
  • İstanbul'un Halleri
  • Yurt Gezileri
  • İhtilali Nasıl Yaptık
  • Hayvan Deyip de Geçme
  • Deliler Boşandı
  • Şehirden İndim Köye

  • Memurlar Memurlar
  • Gerçeğin Masalı
  • Bay Düdük
  • Hoptirinam
  • Gol Kralı
  • Bu Yurdu Bize Verenler
  • Mahmut ile Nigar

  • Ah Biz Ödlek Aydınlar
  • İnsanlar Uyanıyor
  • Tek Yol
  • Leyla ile Mecnun
  • Gözünüz Aydın Efendim
  • Bir Tutam Aydınlık
  • Nutuk Makinesi

  • Hangi Parti Kazanacak
  • Ah Biz Eşekler
  • Yeşil Renkli Namus Gazı
  • İnsanlar Konuşa Konuşa
  • Büyük Grev
  • Benim Delilerim
  • Nah Kalkınırız

  • Poliste
  • Damda Deli Var
  • Şimdi Avrupa
  • Sosyalizm Geliyor Savulun
  • Rüyalarım Ziyan Olmasın
  • Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
  • Okuma Güncesi

  • En Masumlar İçerde
  • Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
  • Mahallenin Kısmeti
  • Yetmiş Yaşım Merhaba
  • Bütün Oyunları - 1
  • Bütün Oyunları 2
  • Halimiz Hal Değil

  • Borçlu Olduklarımız
  • Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
  • Aziz Nesin'den Sıra Dışı
  • % Kaç Aptalız
  • Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
  • Aşk Şiirleri
  • Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

  • Çuvala Doldurulmuş Kediler
  • Kalem Yapın Beni Kalem!...
  • Eğitim Üstüne
  • Batı'ya Giden Yoldayız
  • Bir Koltuk Nasıl Devrilir
  • Vatan Sağolsun
  • Seyyahatname

  • Türkiye Şarkısı Nazım
  • Okuduğum Kitaplar
  • Korkudan Korkmak
  • Salkım Salkım Asılacak Adamlar
  • Üçü Birden
  • Bütün Şiirleri 1
  • Kazan Töreni

  • Bütün Şiirleri 2
  • Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
  • Hayvanlar Takımı
  • Maçinli Kız İçin Ev
  • Sondan Başa
  • Sora Sora Cennet Bulunur
  • Uyusana Tosunum

  • Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
  • Hazret-i Dangalak
  • Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
  • Mum Hala 1
  • Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
  • Sanat Yazıları
  • Gülmekten Öldüren Öyküler-1

  • Gülmekten Öldüren Öyküler 2
  • Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
  • Mum Hala 2
  • Soruşturmada
  • Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
  • Herkesin İşi Gücü Var
  • Suçlanan ve Aklanan Yazılar

  • Arkadaşım Badem Ağacı
  • Bir Dokun Bin Dinle
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
  • Unutulmayan Rüyalar
  • Bekârlık Sultanlıktır
  • Irak ve Mısır
  • Taşlamalar

  • Çocuklara En Güzel Masallar
  • Aziz Dede'den Masallar
  • Nasrettin Hoca Gülütler
  • Okullar İçin Kısa Oyunlar
  • Sporcu Milletiz Vesselam
  • Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
  • Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

  • Bayan Aynur ile Bay Buyur
  • Bilmem Ne Adası
  • Bir Vicdan Davası
  • Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
  • Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
  • Aşk Öyküleri
  • Aydınlar Üstüne

  • Büyüklere Masallar 1
  • Büyüklere Masallar 2
  • Türkiye Toplumu ve Demokrasi
  • Bütün Oyunları - 3
  • Bütün Oyunları 4
  • Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
  • Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

  • Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
  • Tut Elimden Rovni
  • Erkek Sabahat
  • Çiçu
  • Hadi Öldürsene Canikom
  • Dört Kitap Tek Ciltte
  • Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

  • Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
  • Azizname
  • Saçkıran
  • Gübre Kralı
  • Şiirin Tam Zamanıdır
  • Biraz Gelir misiniz?
  • Bir Aşk Var Bir De Ölüm

  • Hoşça Kalın
  • Bişey Yap Met
  • Qum Qalalar
  • Hekayələr
  • Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
  • Gülmece Öyküleri 9
  • Bizim Memleket

  • Gülmece Öyküleri 5
  • Gülmece Öyküleri 2
  • Memleketin Birinde - Hoptirinam
  • Deniz Aslanı
  • Baba Mirası
  • Berber Nonoş
  • Gülmece Öyküleri 3

  • Üç Kitap Birarada
  • Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
  • Gülmece Öyküleri 8
  • Aziz Nesin Bütün Kitapları
  • Kendini Yakalamak
  • Boyalı Tilki Masalı
  • İstanbul'dan Ne Haber

  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
  • Seçilmiş Satırlar
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
  • Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri

  • İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
  • Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
  • Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
  • Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
  • Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
  • Ayağını sıcak tut, başını serin, Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

  • Önce bir sayımdöküm yapmalıyım Neleri götüreceğim Geri dönüp alamam Kendimden hiç bırakmamalıyım geride Gölgemi de gölgesizliğimi de Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım Benimle olmalı üzünçlerim acılarım Utançlarım gözyaşlarım Söyletilmeyen şarkılarım Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük Zaman zaman kurnazlıklarım Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam En değerli varlıklarım Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım Ne kalır benden geriye Hiç O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
  • Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
  • Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
  • "Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır. Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.' ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
  • Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi? Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk? Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim. Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim? Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­ ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
  • Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
  • "Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur. Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..." | (Ah Biz Eşekler)

  • Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar, — Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar? — Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!.. — Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar? — Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle... — Sizde demokrasi var mı? — Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
  • İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
  • Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
  • "Ben ölmüşüm baba, neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
  • “İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
  • Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
  • İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)