Kitap Künyesi
Yazar: Adnan Kurt
Yayın Evi: Volkan Kitap Yayınları
İSBN: 9786058250802
Sayfa Sayısı: 256
--reklam--
Şamanın Yükselişi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tüm peygamberler ve ermişler hep aynı şeyi önermişlerdir insanlara; ölmeden önce ölün! Bunun ne anlama geldiğini uzun araştırma ve çalışmalar sonunda tam manası ile bulabildik. Mevcut dinsel kaynaklarda bunun yöntemi bir yana, yeterli tanımının dahi olmaması hepimize garip geldi. Böylesine önemli bir konunun insanlardan adeta gizlendiğine kesin olarak eminiz.
Bu kainatın mayasının hayal olduğuna şüphemiz yok, eldeki tüm bilgiler ve bazı şahsi deneyimlerimiz bunu göstermekte. Dolayısı ile ölmeden önce ölme önerisi, insanların içinde yaşadıkları bu yanılsama dünyasından çıkmaları ve Tanrı katına yükselmelerini içeriyor. Tıpkı İsa Mesih’in yükselmesi gibi, tıpkı Hz. Muhammed’in miracı gibi…
--reklam--
Şamanın Yükselişi Alıntıları - Sözleri
- Ve insan aşkı tatmadan onun zıddı olan nefreti layığı ile yaşayamaz! Ve tadılan aşk ne denli büyük olursa duyulacak nefret de o denli büyük olur!
- "Yani kaderimin yine benim tarafımdan değiştirileceği kaderimde yazıyor, doğru mu anlamışım?” diye sordu Mehmet. Hasan tebessümle başını salladı.
- “Bu dünyada tesadüfe yer yoktur, bunu biliyorsun değil mi?”
- Ve insan aşkı tatmadan onun zıddı olan nefreti layığı ile yaşayamaz! Ve tadılan aşk ne denli büyük olursa, duyulacak nefret de o denli büyük olur!
- Sevgimiz bize ait değil Adeta Tanrıdan aldığımız bir emirden Karşısında dikilemez kimse aşkın İster taştan olsun ister demirden Sarmış etrafımızı hatıralar Hangi yöne dönsek bir anı Artık ben sensiz olamam Sana ait hayatımın geriye kalanı
- İnsan sanki gerçekten yaşıyormuşçasına bir hayal kurduğunda, bilinçaltı bunu gerçekten yaşanmakta olan bir olay olarak kabul eder. Hele ki işin içine duygu yoğunluğu da katılmışsa o zaman kurulan o hayalin gerçek hayatta yaşanabilme şansı çok çok azalır. Hayal yeteneği, yaşanmak istenen şeyleri zihinde yaşamak için asla kullanılmamalıdır. Orası bir tasarım yeri olarak kullanılmalı, sahip olunmak istenen şey zihinde canlandırılmalı ama asla ona sahip olunmuş gibi yaşanmamalı!
- ...insan bedeninde bir hücre var ki, bu hücre bizi bizden ayrı gördüğümüz her şeye, tüm kâinata ve yaratılmış olan her ne varsa hepsine bağlayan gizli bir bağlantı noktası gibi! Bu hücreye 'ruh-i rahmani' veya 'kara nokta' ismi veriliyor. Rahimde gerçekleşen döllenme sonucu ortaya çıkan ilk hücremiz, işte tam bahsi geçen bu nokta! Bu hücre insan bedeninde göğüs kısmının ortasında (kalbin sağ üst tarafında) yer alıyor ve eskilerin 'gönül evi' diye adlandırdıkları şeye de karşılık geliyor.
- Her insanın sonsuza değin uzanan aurası doğal olarak başka insanlarla kesişiyor. Tıpkı matematikteki kesişen kümeler misali. İşte bu sayede temelde bir enerji dalgası olan düşünceler çok uzaklarda olan bir insanı etkileyebiliyor. O kişiyi düşündüğümüzde onun aklına geliyor olmamızın temel sebebi budur. Aslında dünya dediğimiz şey (ve hatta kâinat) auramızın üzerine sahip olduğumuz genetik bilginin yansımasından başka bir şey değil.
- Hayatının en acı anlarından birini yaşamaya adım adım yaklaştığından haberi yoktu.
- "Çünkü evlat bunu sen seçtin, böyle olmayı bizzat kendin seçtin! Sen de biliyorsun ki, her insan dünyaya gönderilmeden evvel aslında tüm gerçekleri bilir. Elbette dünyada neler yaşayacağıni da bilmektedir. Ama Allah'ın değişmez kurallarından biri işte... Dünyaya geldiğinde bildiğin her şeyi unutursun... Ve burada olmanın aslında iki sebebi vardır... İlki O'nu yani Allah'ı bulmak ve inanmak. Diğeri ise kaderinin gereğini yerine getirmek. Zaten tüm sınav da bu ikisinden ibarettir. Gel gör ki evlat çok az insan her ikisini de hatırlayabilir. Hâlbuki Allah her yana hatırlayabilelim diye sayısız işaretler koymuştur. İçimize kaderimizi hatırlatmak üzere gizli bir program da yerleştirmiştir. Tüm bunlara rağmen maalesef çok azımız hatırlıyoruz. Çoğu insan sırf hatırlayamadığı için yanlış yollara sapıp bu dünyada adeta cehennemi yaşıyor, yazık ki öyle.”
- "İçinde ta derinlerde bir yerde gizlenmiş ve hatta kuluçkaya yatmış karanlık bir tarafı olduğunu biliyordu!"
- "Kadınlar hiç konuşmasalar, hiç bir şey ifade etmeseler dahi kendilerini anlayacak bir erkek istiyorlar!"
- His ruha ait bir olgudur, duygu ise hissin bedende salgılanan hormonlar sayesinde açığa çıkmış halidir. Mesela; açlık bir histir. Ama insan zihninde kendini bir şey yerken hayal eder, adeta hayalinde yediği o şeyin tadını alacak kadar ileri giderse bu artık duygu haline dönüşür. Beden hala açtır ama bilinçaltı sizi tok kabul eder! Çünkü o istek ruhtan alınıp bedene yüklenmiştir artık. Hayalde canlanan şey, hayalde yaşanmak yerine tasarımda kalır ve his ile desteklenirse bu ruha; “Ol” emrini vermek anlamına gelir.
- insan sanki gerçekten yaşıyormuşçasına bir hayal kurduğun da, bilinçaltı bunu gerçekten yaşanmakta olan bir olay olarak kabul eder. Hele ki işin içine duygu yoğunluğuda katılmışsa o zaman kurulan o hayalin gerçek hayatta yaşanabilme şansı çok çok azalır. Hayal yeteneği, yaşanmak istenen şeyleri zihinde yaşamak için asla kullanılmamalıdır."
- İnsan bilinçten ibarettir. Ancak bilinç de kendi içinde ikiye ayrılır: İlki gündelik hayatta her daim başvurduğumuz, bize var olduğumuzu söyleyen cüzi bilincimiz, diğeri ise buzdağının görünmeyen kısmı olan bilinçaltımızdır. Bilinçaltı öyle bir yapıya sahiptir ki, hayali gerçekten, yalanı doğrudan ayırt edemez. Orada artık kelimelerin bu anlamda bir değeri yoktur! İnsan sanki gerçekten yaşıyormuşçasına bir hayal kurduğunda, bilinçaltı bunu gerçekten yaşanmakta olan bir olay olarak kabul eder. Hele ki işin içine duygu yoğunluğu da katılmışsa o zaman kurulan o hayalin gerçek hayatta yaşanabilme şansı çok çok azalır. Hayal yeteneği, yaşanmak istenen şeyleri zihinde yaşamak için asla kullanılmamalıdır. Orası bir tasarım yeri olarak kullanılmalı, sahip olunmak istenen şey zihinde canlandırılmalı ama asla ona sahip olunmuş gibi yaşanmamalı! Örneğin insan bir eve mi sahip olmak istiyor? O evin nasıl olacağını hayalinde canlandırmalı ama o evin içinde yaşarken görmemeli kendini! Yalnızca tasarladığı o eve sahipmiş hissini tatmalı ama asla bunu duygu haline dönüştürmemeli. His ruha ait bir olgudur, duygu ise hissin bedende salgılanan hormonlar sayesinde açığa çıkmış halidir. Mesela açlık; bir histir. Ama insan kendini zihninde bir şey yerken hayal eder, adeta hayalinde yediği o şeyin tadını alacak kadar ileri giderse bu artık duygu haline dönüşür. Beden hala açtır ama bilinçaltı sizi tok kabul eder! Çünkü o istek ruhtan alınıp bedene yüklenmiştir artık. Hayalde canlanan şey, hayalde yaşanmak yerine tasarımda kalır ve his ile desteklenirse bu ruha; "Ol!" emrini vermek anlamına gelir. Ama hayalde istenen şey yine hayalde yaşanırsa bu beraberinde yaşanmışlık duygusunu da getireceği için bilinçaltı o hayali gerçek kabul etmeye meyillidir ki çoğunlukla da o hayal ya gerçekleşmez ya da çok zor bir şekilde çok uzun bir zaman dilimi sonunda gerçekleşir.
--reklam--
Şamanın Yükselişi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
O-Ku-Yun: Son 50 sayfadayım. Bitmesin diye sallana sallana ve dinlendire dinlendire okuyorum. Bitince yorumu güncelleyeceğim. En 150 karakter diyor ama ben 1500 kelime ile anlatabilirim. Edit: Kitap maalesef bitti. Çok da heyecanlı bitti. Sabırsızlıkla serinin üçüncüsü olan Şamanların Savaşı'na başlamak istiyorum. İlk kitaptaki yorumlarım değişmedi. Yazar sağ olsun, büyüyü bozmadan devam ediyor. Enteresan şekilde yıllardır farklı kaynaklarda okuduğum dağınık bilgileri bu seride bir arada bulmak bana ayrı bir keyif veriyor ve 'Vaaay, demek ki bu doğru bir bilgi...' dedirtiyor. Birçok bilginin birçok farklı kaynaktan kendime göre doğrulanmış olmasını seviyorum. Öykü kurgusuyla o kadar güzel harmanlanmış ki, geçmiş, günümüz ve belkide gelecek, hepsi başarılı şekilde iç içe geçmiş. Adnan KURT'u çok seviyor, büyük saygı duyuyorum. Tekrar helal olsun, bana roman okutan ender yazarlardan biri... (Suna ERDEM)
Heyecana kaldığımız yerden devam. Bu sefer özel çocuk Mehmet'in başından geçenleri bir solukta tekrar okuma zamanı. Özel koşullarda yetiştirilen ve insanlık dışı bir deneyin başarı olmasının ürünü olan Mehmet ilk seride komiser Sadun tarafından keşfedilmiş daha sonra ise kaybettiği yeteneğinin devamını geri kazanmıştı. Sadun bey onu bulmadan önce bir mafya babasının sağ kolu olan Mehmet, bu sefer daha düzgün bir yaşamda ve özel yetenekleriyle karşımıza nasıl bir macera çıkaracak ? (İlayda Üstünbaş)
Şamanın Yükselişi, Ruh Bükücü serisinin ikinci kitabı. Birinci kitap olan Şamanın Doğuşu gibi çok sürükleyici ve akıcıydı. Serinin son kitabı Şamanların Savaşı'nı da elimden geldiğince çabuk bulup okumak istiyorum. Kitap, baş karakterimiz Mehmet'in özel güçleri nedeniyle yaşadıklarıyla devam ediyor. Yaşananlar Sadun Komiser, Meltem ve sonradan onlara katılan Duygu'nun Mehmet'in hayatındaki yerlerini gözlerimde canlandırıp aynı duyguları hissetmeme sebep oldu. Bir parça içim burkuldu, kitabın ortalarında başlayan olaylarla kitap daha heyecanlı bir hal aldı. "Tüm peygamberler ve ermişler hep aynı şeyi önermişlerdir insanlara; ölmeden önce ölün! Bunun ne anlama geldiğini uzun araştırma ve çalışmalar sonunda tam manası ile bulabildik. Mevcut dinsel kaynaklarda bunun yöntemi bir yana, yeterli tanımının dahi olmaması hepimize garip geldi. Böylesine önemli bir konunun insanlardan adeta gizlendiğine kesin olarak eminiz. Bu kâinatın mayasının hayal olduğuna şüphemiz yok, eldeki tüm bilgiler ve bazı şahsi deneyimlerimiz bunu göstermekte. Dolayısı ile ölmeden önce ölme önerisi, insanların içinde yaşadıkları bu yanılsama dünyasından çıkmaları ve Tanrı katına yükselmelerini içeriyor. Tıpkı İsa Mesih'in yükselmesi gibi, tıpkı Hz. Muhammed”in miracı gibi..." "KÜLDEN KILIÇLAR ALTINDA ALEVDEN AŞKLAR." - kitap/samanin-yukselisi--85237 - yazar/Adnan-kurt (нιℓαℓ sεzgιη)
--reklam--
Şamanın Yükselişi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Adnan Kurt - Şamanın Yükselişi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şamanın Yükselişi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Adnan Kurt Kimdir?
--reklam--
Adnan Kurt Kitapları - Eserleri
- Şamanın Doğuşu
- Şamanın Yükselişi
- Şamanların Savaşı
- Bir Laboratuvar Romansı
- Yaşam Nedir? Gelecek 50 Yıl Biyolojinin Geleceği Üzerine Spekülasyonlar
--reklam--
Adnan Kurt Alıntıları - Sözleri
- Kainatın ve içinde yer alan her şeyin ruhu tek bir ruhtur. (Şamanların Savaşı)
- Olay sadece sinema değil elbette... Radyo, sinema, TV ve şimdi internet. Tüm insanlığı neredeyse aynı kaynağa bağladılar. Aynı kaynaktan beslenen toplumlar ne verilirse zamanla onu kabul ettiler.' (Şamanların Savaşı)
- “... kapitalist misin diye sorsalar, yırtıp gömleğini, aç bağrını ve "üç kuruşsuz yaşayabilir misin be birader" şarkısını söyle -sağ ayağını ileri atarken kağıt para çiğneyerek. hiçbir noktalı çizgiyi imzalama. insanları eleştiren ama başka hiçbir şey yapmayanları eleştirme tuzağına düşme. hiçbir şey yaratma, yanlış anlaşılır. bu değişmeyecektir, ve seni izleyecektir yaşamının sonuna dek. ne yaparsın bir hayat için diye sorsalar ben gülerim bir hayata demelisin. intihar ederim eğer bana iyi davranmazsan diyenlere güvenme. dünya sorunlarını sahipleniyor musun diye sorulduğunda, bunu soranın gözlerine bak, derin derin; tekrar sormayacaktır. ... üzerine yazılmamış hela duvarlarından sakın. kendine doğru bakman istendiğinde.... asla bakma. ve ne zaman asıl ismini sorsalar.... asla söyleme.” (Bir Laboratuvar Romansı)
- Her yeteneği açan bir anahtar vardır ve anahtarlar kutsal kitaplarda gizlenmiştir... (Şamanın Doğuşu)
- Yapılan her tercih, tercihi yapana aittir ve sonucu neyse onu da yaşayacaktır. (Şamanların Savaşı)
- "Sen ve yağmur. Başa dönemezsiniz. Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine. Yağmur yalnız yağarken yağmurdur sen yalnız senken sensin burada kalamazsın ve başa dönemezsin gitmek zorundasın." (Bir Laboratuvar Romansı)
- Oğlum bir şeyi anlamak için mutlaka yaşaman gerekmez, başkalarının yaşadıklarından ve yaptığı hatalardan ders almasını öğren. (Şamanın Doğuşu)
- Bizler her birimiz farkında bile olmadan belki de her gün onlarca kez bir evrenden diğerine geçiyoruz. Yaptığımız her seçimin, verdiğimiz her kararın sonunda aslında biz algılamasak bile içinde yaşamakta olduğumuz evrenden yeni seçimimize göre yeniden şekillenen başka bir evrenin kapısından içeri giriyoruz. (Şamanın Doğuşu)
- Aslında her şeyin kaynağı insanın iç dünyasıdır. İç dünyayı gördüğümüz dünyaya yansıtan asıl kaynak ise kişinin kalbidir. (Şamanın Doğuşu)
- “Prag Mezarlığı’nda Israil’in 12 kabilesinin temsilcilerinin 1800'lerde dünyayı ele geçirme planlarını açıkladığı toplantıya ilişkin bir öykü ̧ anlatılıyordu. Gezi rehberimiz 12 kabilenin ve İsrail'in tarihine ilişkin bilgiler verirken, "Türklerin de 13. kabile olduğunu biliyor muydunuz?" diye sordum, Koestler'in iddiasını kastederek. "Bu bir şakaysa, lütfen söyle!" diye çıkıştı ve ekledi: "Gerçekten de, Kral David'in 13 oğlu olduğu ve kutsal kitapta 12’sinden söz edilip 13.oğlunun sır olduğu söylenir.” (Bir Laboratuvar Romansı)
- “... Bu insanlar -yani seni istemeyenler- nefret etmeye başlarlar kendilerinden seni konuşmak zorunda kaldıklarından. ve ardından sen -kendin başlarsın nefret etmeye kendinden bunca nefretin kaynağı olduğundan. Görebileceğin gibi bunlar, ama hepsi, bir büyük patlamayla biter. Asla güvenme yağmurluklu bir polise. Onun dilinden konuş eğer deyimlerinin modası geçmiş ve sen bunları çoktan aşmışsan, daha kolaydır geri dönmek o çağlara. Netlikle anlayabileceği şeylerden konuş. Basit söyle ki konuşmayı sürdürebilesin. Dinledikten sonra seni, iyi ya da kötü ̧ diye sınıflandırabilir. Herkes bunu yapacaktır. Bazıları için yalnızca iyi ve kötü vardır. Her durumda, bu ona biraz olsun önemliymiş hissi verecektir. Daha iyisi uzak durmaktır bu insanlardan. Dikkatli ol coşkularına karşı Bunlar anlıktır ve yakanı bırakmaz. ...“ (Bir Laboratuvar Romansı)
- Ve insan aşkı tatmadan onun zıddı olan nefreti layığı ile yaşayamaz! Ve tadılan aşk ne denli büyük olursa duyulacak nefret de o denli büyük olur! (Şamanın Yükselişi)
- Her insanın sonsuza değin uzanan aurası doğal olarak başka insanlarla kesişiyor. Tıpkı matematikteki kesişen kümeler misali. İşte bu sayede temelde bir enerji dalgası olan düşünceler çok uzaklarda olan bir insanı etkileyebiliyor. O kişiyi düşündüğümüzde onun aklına geliyor olmamızın temel sebebi budur. Aslında dünya dediğimiz şey (ve hatta kâinat) auramızın üzerine sahip olduğumuz genetik bilginin yansımasından başka bir şey değil. (Şamanın Yükselişi)
- ‘Kuranı Kerim’de bir ayet ne der bilmek ister misin baba? ‘ ‘Elbette!’ ‘Düşüncelerinizden de sorumlusunuz!’ (Şamanların Savaşı)
- ...insanın bir değil tam üç beyni var. İlki; zaten bildiğimiz ve kafamızda taşıdığımız beyin. İkincisi ise; dokusal yapısı itibariyle beyinle aynı hücresel yapıdan teşkil olan kalp. Üçüncü; kıvrımlı şekli ile neredeyse şeklen zaten beyne benzeyen bağırsaklar. Özellikle bağırsakların içinde yer alan ve gıda özlerinin kana aktarılmasını sağlayan sinir uçlarının da beyindeki hücresel yapıyla aynı olduğu yazıyor bu yeni bilgide. Buna göre bilinç üçe ayrılıyor: Mantıksal bilinç beyin tarafından kontrol ediliyor. Duygusal bilinç kalp ve sezgisel bilinç ise bağırsaklar tarafından. Tüm, Tanrısal kaynaklı kutsal metinlerde kalbe neden bu denli atıfta bulunulduğunu daha iyi anladım. Kalbi ve kanı kullanarak bilinç düzeyini değiştirme mevzusu şimdi iyice netleşti. Elbette Tanrısal kaynaklı tüm kutsal metinlerde neden oruç tutulmasının emrolunduğu bu yeni bilgi ile tam yerine oturdu. Oruç sayesinde bağırsaklarda bulunan ve beyinle aynı hücresel yapıda olan sinir uçları sezgi denilen yetenek için kullanılmak üzere boşa çıkmış olacak. Bağırsaklarda yer alan bu sinir uçları ne denli sezgi için kullanılırsa insanın sezgi yeteneği de o denli artmakta bu gizemli bilgiye göre. Ancak bunun gerçekleşmesi için elbette az yemek ve dikkati bu bölgede yoğunlaştırmak şart. Geçmiş yıllarda -Ki enerjisi- üzerine ulaştığımız bilgi şimdi tam değerini buldu. Bedende bu enerjinin depolandığı yer tam olarak karın bölgesiydi. Bağırsaklarda bulunan bu sinir uçları -Ki enerjisi- ile iyice aktif hale geliyor. (Şamanın Doğuşu)
- His ruha ait bir olgudur, duygu ise hissin bedende salgılanan hormonlar sayesinde açığa çıkmış halidir. Mesela; açlık bir histir. Ama insan zihninde kendini bir şey yerken hayal eder, adeta hayalinde yediği o şeyin tadını alacak kadar ileri giderse bu artık duygu haline dönüşür. Beden hala açtır ama bilinçaltı sizi tok kabul eder! Çünkü o istek ruhtan alınıp bedene yüklenmiştir artık. Hayalde canlanan şey, hayalde yaşanmak yerine tasarımda kalır ve his ile desteklenirse bu ruha; “Ol” emrini vermek anlamına gelir. (Şamanın Yükselişi)
- Elimi uzatsam tutacak mesafede olduğunu hissettiğim halde bir türlü ulaşamadığım bir sürü isteğim oldu. (Şamanın Doğuşu)
- Her şey zıddı ile değer bulur, kötü olmadan iyinin ne olduğunu nasıl anlar ki insan. (Şamanın Doğuşu)
- Hayat ol ve öl emri arasında sıkışıp kalmış bir şey... (Şamanın Doğuşu)
- Hayat, her şey bitti derken yepyeni bir sayfa açmıştı ve doldurulmayı bekleyen daha pek çok sayfa vardı. (Şamanın Doğuşu)
Yorumlar
0 yorum