Kitap Künyesi
Yazar: Laurent Gounelle
Çevirmen: Hasan Can Utku
Orijinal Adı: Je Te Promets La Liberté
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
İSBN: 9786052996478
Sayfa Sayısı: 352
Sana Özgürlük Vadediyorum Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kendinizi kaybedeceğiniz…
ve yeniden bulacağınız bir roman.
İşvereninin sana işten atılmak istemiyorsan on gün içinde performansını artırman gerektiğini söylediğini hayal et. Üzgün ve kafan karışmış bir şekilde eve geliyorsun ve sevgilin uzun süredir aranızda sorunlar olduğunu düşündüğünü söylüyor… Patronun da sevgilin de bu durumdan kişiliğini sorumlu tutuyor. Bu konuda elinden ne gelebilir ki?
Romanımızın kahramanı Sybille Shirdoon’ın başına gelen de işte buydu. Bir arkadaşı ona gizli bir topluluktan bahsedene kadar o da ne yapacağını bilmiyordu. Başarısızlık, ayrılık, hatta ihanetle karşı karşıyaydı ama yolunda aynı zamanda mutluluk, neşe ve aşka da yer vardı… Kökenleri eski Anadolu medeniyetlerine ve sufi geleneklerine dayanan bu topluluğun öğretisinin, sorunlarının çözümü olabileceğini fark eden Sybille kendisinin ve çevresindekilerin kişiliklerinin sırlarına varacağı akıl almaz bir maceraya atıldı.
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer, Mutlu Olmak İsteyen Adam, Ve İçinde Uyuyan Hazineyi Bulacaksın, Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim ve Yaşamayı Öğrendiğim Gün kitaplarının yazarı Laurent Gounelle son romanıyla sizi insan ruhunun derinliklerinde bir keşfe çıkaracak. Kitabın sonunda ise sizi her zamanki gibi mutluluk ve sevgi bekliyor.
“Heyecan verici bir hikâye, sonunu öğrenip bu sırra varabilmek için bir solukta okuyacaksınız.”
Sana Özgürlük Vadediyorum Alıntıları - Sözleri
- "Sürekli bir tatminsizlik içindeyim. Her şeyi düzeltme, iyileştirme isteği gücümü tüketiyor. Üstelik kendi yetersizliklerimi de çok sert yargılayıp bundan acı çekiyorum." "Başkalarını da sert yargılıyorsunuz zaten... Aslında sizin aşmanız gereken güçlük kendinizi bırakabilmeniz, yüksek ideallerinizi uzanacağınız hedefler olarak tutarken bir yanda da gerçekliğin aslında sizin kontrolünüz altında bulunmadığını kabul ederek yaşamı kusurlarıyla birlikte olduğu gibi benimsemeniz. Hem kendinizde hem de başkalarında bulunan eksiklikleri kabullenerek herkese karşı daha hoşgörülü olmanız." "Ama hoşgörülüyüm ben zaten! Üstelik hoşgörüsüzlüğün hiçbir biçimine de katlanamam." "Hım... Gerçek hoşgörü sizinle aynı ölçütlere sahip olmayan kimseleri de hoş görebilmeyi içerir, yani... Hoşgörüsüz bulduğunuz kişileri de..."
- Bir insanı kendi istediğiniz yöne doğru fiziksel olarak hareket ettirebiliyorsanız, bu onu zihinsel olarak da sizin bulunduğunuz yöne doğru dönmeye koşullandırır.
- Ten de kişilik de ruhun maskeleridir. Çünkü özümüz elle tutulabilir değildir.
- "Tek gerçek yolculuk, asıl gençlik iksiri yeni manzaralara gitmek değil, başka gözlere sahip olabilmek, evrenin bir başkasının, yüzlerce başkalarının gözleriyle görebilmek, her birinin gördükleri oldukları yüzlerce evreni görebilmektir." -Marcel Proust
- O zamana dek bir şeyler yolunda gitmediğinde ya da beni tatmin etmediğinde, suçu kadere, kötü rastlantılara ya da kimi zaman başka insanlara yorardım... Yaşamımın ne dereceye kadar benim bakış açımın ürünü olabileceğini hiç düşünememiştim...
- Eğer Var Olma Ve Bir Değere Sahip Olma Duygusunu Başkalarına Bağlayacak Olursanız,O Zaman Bu Duygu Onların Tavırlarına Göre Sürekli Değişecek,Böylece Sağlam ve İstikrarlı Bir Var Olma Duygusuna Sahip Olamayacaksınızdır.
- Yaşamda kimi zaman düşlerinizin cisim bulabilmesi için tek bir kişinin size inanması yeterli olabiliyor.
- İnsanların çoğu kendilerini lider olarak konumlandıran kişileri takip etmeye doğal bir eğilim gösterirler. Bunda unvanın ya da görevin hiçbir rolü yoktur, bütün iş tavırda biter. Dünyanın bütün hiyerarşik unvanlarına sahip de olsanız eğer bunların size verdikleri gücü bedeninizde cisimleştiremiyorsanız kimse sizi dinlemeyecektir.
- "Montaigne bizi kendimiz olarak kalmaya çağırıyor, Seneca ise kendi özlemlerimizi keşfetmeye davet ediyordu. Her ikisinin öğüdü de hiç kimseyi taklit etmemekti."
- En yakınlarımız bile olsa bütün insanlar gizemliydi ve bu içyüzü anlaşılamayan gizem kaygı vericiydi.
- "Başkalarından korkmak, onların sözlerinden kuşku duymaya iter, kendinden korkmaksa kendi seçimlerinden kuşkulanmaya."
- "Deneyimin yerini başka hiçbir şey tutmaz."
- “Bir kimse evriminde ne kadar ilerlemişse, yani özgürlüğe ne kadar yaklaşmışsa kişiliği o kadar az belirgin görünür. En aşırı uçta, bütünüyle özgür kalmış olan bir kişide kişilik tamamen tanımlanamaz olur.”
- Sonunda ben de kişiliğimiz ne olursa olsun, yaşamın bize elde etmeyi çaresizce istediğimiz şeyin tam tersini vermekte olduğu sonucuna vardım.
- “İnsan ilişkileri aslında güç ilişkileridir, karşısındakinin dengesini bozan kazanır.”
Sana Özgürlük Vadediyorum İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Laurent Gounelle: Laurent Gounelle , okumaktan keyif aldığım bir yazar. Bu kitap, yazarın okuduğum üçüncü kitabı, kişisel gelişim üzerine asla sıkıcı olmayan , roman halinde verilmek istenen mesajların okuyucuya aktarıldığı, üzerinde düşündüren keyifli kitaplar yazdığını düşünüyorum. Kitabın konusuna gelirsek ; Sybille Shirdoon romanımızın baş kahramanı , patronu Sybille'e 10 gün süre verir ve iş yerindeki performansını arttırmaz ise iş yerinden çıkarılacağını ifade eder, aynı günün akşamı Sybille evine gittiğinde sevgilisi aralarında sorun olduğunu söyler, bu yaşanan sorunların sebebinin Sybille'nin kişiliğinden kaynaklandığını düşünmektedirler. Sybille başarısızlık, ayrılık, hüzün, mutsuzluk gibi ruh hallerinden geçerken bir arkadaşı ona bir dernekten bahseder , derneğin geçmişi eski Anadolu medeniyetlerine ve sufi geleneklerine dayanmaktadır. Bu derneğin yaşadığı sıkıntılara çözüm olma ihtimalini düşünerek bu dernek ile iletişime geçer, dernekte onunla ilgilenen Oscar Firmin ile görüşür ve olaylar tam da bu noktadan sonra başlayacaktır. Üzerine düşündüren, altını çizerek okuduğum bir kitaptı. Kendini geliştirmek, farkındalık düzeyini arttırmak, kendini bilmek ve tanımak alanında kitapları okumayı ve üzerine düşünmeyi seviyorsanız , bu kitabı da listenize alın derim. Keyifli okumalarınız olsun. (Irem)
Gounella yine üst düzey bir eser veriyor bizlere. Gounella'nın özelliği günlük hayatta hep karşılaşabileceğimiz karekterleri hikayesine çok güzel yedimesi. Buda onun eserlerini acayip sürükleyici yapıyor. Bu eserinde tamamen başarıya odaklandığı için en ufak bir sorunla karşılaşınca hemen panik olup içine kapanan bir kadının , bir bilgeyle tanışıp 9 farklı karaktere bürünmesini işlemiş. Ama bunu belirttiğim gibi çok akıcı bir uslupla anlatıyor. Kadın akıl hocasına her gittiğinde bir önce büründüğü karakterden kurtulmak isteyip yeni bir karekter talep eder. Bilgemizde ona istediğini verir. 9 karektere geldiğinde kadın anlar ki mesele karakter değiştirmek değil, karekterimizle yüzleşmek Kendimizle mücadele etmek , ben böyleyim beni böyle kabul et saçmalığına kapılmamak. Kısaca her şeyin olduğu gibi karakterimizinde bir diyeti var. Gounella o diyeti bizlere hatırlatıyor. 6 kitabınıda okuduğum Gounella'nın bence Tanrı Daima Tedbil-i Kıyafet Gezer ve Mutlu Olmak İsteyen Adam'dan sonraki üçüncü en güzel kitabı. (ÖMER CAN KOÇ)
Kitabın Yazarı Laurent Gounelle Kimdir?
Gounelle ünlü bir yazar olmanın yanı sıra aynı zamanda bir psikiyatrist.
Laurent Gounelle Kitapları - Eserleri
- Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer
- Mutlu Olmak İsteyen Adam
- Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim
- Yaşamayı Öğrendiğim Gün
- Ve İçinde Uyuyan Hazineyi Bulacaksın
- Sana Özgürlük Vadediyorum
Laurent Gounelle Alıntıları - Sözleri
- Kimi zaman sorun olarak gördüğümüz şeyin aslında bir çözüm olduğu aklımızdan bile geçmez ! (Yaşamayı Öğrendiğim Gün)
- Mutlu olmak için gereken hiçbir şeye sahip olmayanlar nasıl mutsuz edilir? (Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim)
- …öfke sağırlaştırır, umutsuzluk kör eder. (Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer)
- ‘Yaşam bir oyun, diye yanıtladı adam. Ben de oynuyorum, risk alıyorum…” Biraz sonra da ekledi: “İyilik yapmak bana iyi geliyor.” (Yaşamayı Öğrendiğim Gün)
- -"Seni orada neyin beklediğini bilmiyorsun". +"Ama burada neler yaşadığımı biliyorum". (Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim)
- "Görülmemiş güzellikte bir dünyada yaşıyorsun ama farkında değilsin.” (Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim)
- "İnsan teslim olmadan önce ait olmak zorundadır." (Ve İçinde Uyuyan Hazineyi Bulacaksın)
- “Haksızlığa uğradığımı hissediyorum. Bu beni üzüyor ve dikkatimi dağıtıyor. Kısacası beni rahatsız ediyor.” (Yaşamayı Öğrendiğim Gün)
- En yakınlarımız bile olsa bütün insanlar gizemliydi ve bu içyüzü anlaşılamayan gizem kaygı vericiydi. (Sana Özgürlük Vadediyorum)
- " Reddedilmekten korkan insanlar, " diye devam etti sözüne, "başkaları tarafından reddedilmenin nadir bir durum olduğunu anlamaktan çok uzaktırlar. Hatta reddedilmek neredeyse imkansızdır. İnsanlar genelde size yardım etmeye, sizi hayal kırıklığına uğratmamaya, sizin onlardan beklediğiniz yönde davranmaya eğilimlidirler. Artık bildiğiniz inanç mekanizmasına göre, özellikle reddedilmekten çekindiğinizde reddedilirsiniz. " (Mutlu Olmak İsteyen Adam)
- Unutma ki sinirlenip öfkelenen insanda ne güç, ne enerji ne de cesaret olur. İnsan ne kadar soğukkanlı olursa, o kadar güçlüdür. Öfke hem zayıflığın hem de derin bir elemin ifadesidir: Her ikisi de zarardır, teslimiyettir. (Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim)
- Gerçek bir tanedir; sadece bilgelerin ona verdiği isimler çoktur. (Yaşamayı Öğrendiğim Gün)
- Yaşam bir risktir. Eğer risk almamışsan yaşamadın demektir. (Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer)
- Hayat tuhaf bir şey! Kimi zaman küçücük kararların yaşamınızın üzerinde inanılmaz sonuçları olur. Ve yıllar geçtikçe, o dönemde bu küçük karar değilde bir başkası alınsaydı hayat nasıl akardı diye insan sorar kendine...Bilmeden bu türden ne çok vesileyi kaçırmışım kim bilir? Hayatımın binlerce küçük kavşağında, diğer yolun harika olduğu gözükmüşken, sıradan bir yolu talihsizlik eseri kaç kez seçmiştim? (Mutlu Olmak İsteyen Adam)
- Gerçeklik kimi zaman ürkütücü bir ejderha biçimine bürünür ve dosdoğru karşıdan bakmaya cesaret edildiğinde yok olup gider. (Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer)
- Çabalar ne kadar büyük olursa, mutluluk da o kadar yoğun olur ve o kadar uzun süre içimize kazınmış kalır. (Mutlu Olmak İsteyen Adam)
- Kimileri kötüdür, çünkü kendilerini sevmezler.Kimileri ise güç insanlardır, çünkü çok acı çekmiş ve bu acıyı herkese ödetmek isterler . İnsanlarca aldatıldığından , hoş olmayan bir tutum takınıp kendilerini koruyacaklarını sananlar vardır.Bazıları, başkaları tarafından öyle hayal kırıklığına uğratılmışlardır ki,ancak onlardan bir şey beklemediklerinde gelecekteki hayal kırıklıklarından kurtulacaklarını düşünerek kalplerini kapamışlardır.Diğerleri bencildir, çünkü herkesin bencil olduğuna inanırlar ve ancak onlardan daha bencil olursa mutlu olacaklarına inanırlar . Bütün bu insanların ortak noktası şudur ki , eğer onları severseniz şaşırtırsınız, çünkü bunu beklemezler . Zaten bu onlara öyle anormal gelecektir ki, çoğu başlangıçta bu sevgiye inanmayı reddecektir.Ama eğer siz ısrarcı olursanız ve örneğin karşılıksız davranışlarla bunu onlara kanıtlarsanız,bu onların dünyaya bakışını , ilaveten de sizinle ilişkisini altüst eder." (Mutlu Olmak İsteyen Adam)
- Aklını verebileceği bir şey, hayatının anlamsızlığından onu kurtaracak bir şey yoktu. (Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim)
- Ben giydiklerim değilim! Ben maddi gücüm değilim! Başkalarının bende gördükleri şey değilim! (Ve İçinde Uyuyan Hazineyi Bulacaksın)
- Sonuçta bütün bunlar yabancıların gelişiyle başlamıştı. Zevk ve eğlence getirdikleri kesindi. Olup bitenlerden eskisine göre daha fazla haberdardılar. Ama yine de her biri yüreğindeki saflığı, tasasızlığı, hayatı ve sunduklarını ağırbaşlılıkla kabul etme yetisini yitirmişti. Hepsinin kafası sorunlarla doluydu. İçinde yaşadıkları ve artık tamamen bilincinde oldukları dünyanın bütün tehlikeleri ve sıkıntıları akıllarındaydı. Jungle Time kötü havadisleri çoğaltıp duruyordu. Tehdit edici bir karınca yuvasının keşfini, falanca av hayvanının yok olma riskini ya da köy sakinlerinin yaşadığı ve karşısında da çoğu zaman güçsüz kaldığı sorunları öğrenmedikleri tek bir gün bile yoktu. Ayrıca köy halkından bazılarının başarıları da övülüyordu. Diğer fanilerin asla erişemeyeceği bireysel başarılardı bunlar. İnsana kendini küçücük ve önemsiz hissettiren başarılar. Sonuçta, neredeyse kötü haberlere değer verir hale gelinmişti. Başkalarının bizden daha kötü durumda olması bizi kendi gündelik sorunlarımız konusunda yatıştırıp teskin ediyordu. Böylece, belki de kurtarıcı bir icat olan vidoforun karşısına geçip her şeyi unutmaktan başka çare kalmıyordu. (Seni Her Şeyin Mümkün Olduğu Bir Yere Götüreceğim)
Yorumlar
0 yorum