Kitap Künyesi
Yazar: Murat Belge
Yayın Evi: İletişim Yayınları
İSBN: 9789750507137
Sayfa Sayısı: 439
--reklam--
Sanat ve Edebiyat Yazıları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sanat ve Edebiyat Yazıları, Murat Belge'nin dil, edebiyat ve sanat üzerine yazdığı yazıların bir derlemesi. Murat Belge bu yazılarında, Türkçe'nin dil tartışmalarıyla klasik Türk müziğinin, Türkçe edebiyat eserleriyle dünya edebiyatı kahramanlarının tarihsel ve kültürel bir tartışmada bir araya gelmelerini sağlıyor. Edebiyat Üstüne Yazılar'ın devamı niteliğindeki bu ciltte de güncel edebiyat tartışmalarıyla edebiyatın teorik meseleleri birbirinden ayrılmıyor.
Dil Tartışmaları; Türkçe'de Roman,Yazarlar ve Tartışmalar; Divan Edebiyatı Üzerine, Edebiyat Söyleşileri; Dünya Edebiyatının Yazarları ve Kahramanları; Sanat, Kültür, Estetik kitabı oluşturan bölümler. Murat Belge edebiyat eleştirmeni olarak bu farklı konular ve tartışmalar arasında dil, edebiyat ve sanatın hayatı nasıl ürettiğini, bu üretimin hangi alanlarda nelere etki ettiğini tartışıyor. Türkçe edebiyatı dünya edebiyat ailesinin bir ferdi olarak kabul edip, bu zenginliğin içinde yeniden düşünmeyi öneren yazılarıyla Murat Belge, edebiyat eleştirisinin imkânlarını da bu tartışmada göz önünden ayırmıyor.
--reklam--
Sanat ve Edebiyat Yazıları Alıntıları - Sözleri
- "Türkiye'de bu ihtiyacı duyarak roman yazanların başında Kemal Tahir'i hatırlayabiliriz. Kemal Tahir genç bir komünist yazar . olarak roman ve . hikaye yazmaya başlamıştı. Türkiye hayatında gördüğü, gözlemlediği şeyleri Marksist dünya görüşünün ölçülerine göre değerlendiriyor, roman malzemesine dönüştürüyordu: Göl Insanları, esir Şehir'lerden Köyün Kamburu'na kadar genellikle böyle bir çizgi izledi. Ancak zamanla bu teorik çerçeve Kemal Tahir'e yetersiz görünmeye başladı. Marksizm'in geliştirdiği tarihi maddecilik yöntemi daha çok Batı'nın toplumsal evrimi gözetilerek kurulmuştu ve Kemal Tahir'e göre Osmanlı tarihini açıklamakta yetersiz kalıyordu. Marksizm'in klasik önermelerinin dışında kalan Asya Üretim Tarzı'na da el attı Kemal Tahir, ama burada da aradığını bulamamış olmalı ki, onunla pek bağdaşmayan değerlendirmelere yöneldi." Murat Belge (edebiyat üzerine yazılar)
- Roman, dünya edebiyatma burjuva sınıfının getirdiği bir türdür. Bütün sanatların bir anlamda sınıflarüstü olduklan söylenebilir; gene de, sanatsal türleri yaratan toplumsal oluşumlar, damgalarını vururlar o türlere. Burjuvazi dünyaya bireyciliği, öznelciliği, insan tekinin yüceliği görüşünü getirdi. Toplumun altyapısını da, üstyapısını da buna göre değiştirdi. Örneğin, klasi, k dünya felsefesi evrensellerden, genellemelerden başlıyor, mantıkta da, özelliğinin sonucu olarak, tümdengelimi (dedüksiyon) kullanıyordu. llk büyük burjuva düşünürlerinden Bacon'ın öncülüğünü yaptığı ve modern bilimin temel ilkesi olan tümevanın (endüksiyon), burjuva bireyciliğinin, felsefe ve mantığa yansımasından başka bir şey değildir. (Siz bu konuda ne dersiniz?
- Tarihçi bir dostum Evliya Çelebi'nin birinci cildiyle ilgili bir gözlemini anlattı. Abdülhamid zamanında yapılmış matbaa baskısı edisyonda, çağın politik gereklerine uyularak, Çelebi'nin anlattığı "halk ayaklanmaları" üstüne bölümler çıkarılmış. Demek ki, bu baskıyı okuyup Evliya Çelebi'yi öğrendiğini düşünen bir araştırmacı, aslında birçok önemli bilgiden habersiz kalacak. Ve bu kadar çok andığımız Evliya Çelebi'nin eserinin "kritik" olmayan bir yeni Türkçe edisyonu bile yok elimizde. -TArih'i ne kadar doğru okuyoruz ya_da okuyabiliyoruz.
- ... Gorki'nin tanımladığı lüzumsuz adamdırlar. Çevrelerini saran insanlardan daha zeki, daha yetenekli kişilerdir ve felaketlerinin başlıca nedeni budur. Ötekiler gibi olsalar, toplumla birlikte geçinip gideceklerdir, ama zekaları onları uyumsuzluğa iter. Ötekiler gibi sıradan olamazlar. sıradan olmayı reddedince de sıradanlığın kural olduğu toplum düzeni onları yok etmek üzere çalışır. Lüzumsuz adamdırlar, çünkü zekaları ve yetenekleri bu topluma lazım değildir. Bu topluma fazla gelirler.
--reklam--
Sanat ve Edebiyat Yazıları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ufkumu genişletip okuduklarıma başka türlü de bakmamı sağlayan bir kitap oldu. Sadece edebiyat değil başka sanat dallarında da ilginç yaklaşımları var. Hiç bilmediğim bazı sanat eserlerinden haberdar oldum bu kitapla. Edebiyata ve dile bakışını da öğreniyoruz Murat Belge' nin. Bazı kitapları Belge' nin yazılarını okuduğum için okudum. (Levent Göven)
--reklam--
Sanat ve Edebiyat Yazıları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Murat Belge - Sanat ve Edebiyat Yazıları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sanat ve Edebiyat Yazıları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Murat Belge Kimdir?
Belge, Türkiye'nin en tanınmış sol görüşlü aydınlarından biridir.
Ankara'da, iş adamı ve Demokrat Parti milletvekili Burhan Belge'nin oğlu olarak doğdu. Yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yeğenidir. Nişantaşı'nda High School'da yatılı öğrenim gördü ve AFS ile Amerika'da Massachusetts eyaletine değişim öğrencisi olarak gitti. 1966'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Asistanlık ve doktorasını aynı bölümde yapmıştır. Tezi Marksist düşünür Christopher Caudwell üzerinedir. Aynı dönemde William Faulkner ve James Joyce çevirilerini yaptı.
12 Mart döneminde iki yıl cezaevinde kaldı. Bu dönemde Veli Küçük'ün Ziverbey köşkünde kendisine işkence yaptığını söylemiştir. 1974 yılında üniversiteye döndü. Berna Moran, Mina Urgan ve Akşit Göktürk ile aynı üniversite ortamında yetişmiştir. 1970'de Halkın Dostları, 1975'de Birikim dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. Bu dergilerde sosyalist teori ve siyasete ilişkin yazılar yazdı. Fransız düşünürü Althusser’in görüşlerini savundu. 1980'de doçent oldu. 1981'de YÖK yasasının çıkmasından sonra üniversiteden ayrıldı. Demokrat ve Cumhuriyet gazetelerinde yazılar yazdı. 1983'te Yeni Gündem dergisinin ve İletişim Yayınları'nın genel yayın yönetmenliğini üstlendi. Yeni Gündem dergisinde bir dönem Sadık Özben takma adıyla mizah yazıları yazdı.
İlerleyen yıllarda İstanbul'un tarihi bölgelerinde, Boğaziçi'nde düzenlediği kültür turlarıyla tanındı; yemek ve mutfak kültürü ve gezilerine ilişkin kitaplar, bir gezi rehberi ve popüler tarih kitaplarına imzasını attı. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Türkiye'nin ilk Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünün bölüm başkanlığını kurulduğu yıl olan 1996'dan beri sürdürmekte ve bölümde edebiyat dersleri vermeye devam etmektedir. 24 Mayıs 2008'e kadar köşe yazılarını sürdürdüğü Radikal gazetesinden ayrılıp, Taraf gazetesinde yazmaya başladı. Açık Radyo'da ve NTV'de yayınlanan Gerçek Orada Bir Yerde programlarında yer aldı. Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin aktif üyelerinden biridir. Halen Taraf gazetesinde yazarlık yapmaktadır.
--reklam--
Murat Belge Kitapları - Eserleri
- İstanbul Gezi Rehberi
- Militarist Modernleşme
- Başka Kentler, Başka Denizler
- Sanat ve Edebiyat Yazıları
- Tarih Boyunca Yemek Kültürü
- Milliyetçilik
- Step ve Bozkır
- Edebiyat Üstüne Yazılar
- Şairaneden Şiirsele
- Genesis
- "Siz isterseniz..."
- Başka Kentler, Başka Denizler 2
- Tarihten Güncelliğe
- Başka Kentler, Başka Denizler 3
- Sanat ve Edebiyat Yazıları - II
- Türkiye Dünyanın Neresinde?
- Türkiye'de Dil Tartışmaları
- 12 Yıl Sonra 12 Eylül
- Marksist Estetik
- Şirket Dağılırken
- Sosyalizm Türkiye ve Gelecek
- Başka Kentler, Başka Denizler 4
- Türkler ve Kürtler Nereden Nereye
- Türkiye'nin Halleri
- Boğaziçi'nde Yalılar, İnsanlar
- Edebiyatta Ermeniler
- Tarih Boyunca Yemek Kültürü
- İslamiyet ve Barış Tartışması
- Osmanlı'da Kurumlar ve Kültür
- 12 Yıl Sonra 12 Eylül
- Yaklaştıkça Uzaklaşıyor mu?
- Sadık Özben'in Toplu Eserleri I
- İstanbul'u Gezerken
- İstanbul'un Sayfaları
--reklam--
Murat Belge Alıntıları - Sözleri
- Cumhuriyet'in kuruluşundan ya da 2.Meşrutiyet'in ilanından beri kurum olarak herkesten önce ordunun yönetimi altında yaşamış bu toplum, ancak, 21.yüzyılın ilk onyılı içinde, bu vesayeti sona erdirmek üzere bir şeyler yapmaya başladı. Demek ki vesayeti sona erdirecek iç ve dış koşullarda bir olgunlaşma var. (Militarist Modernleşme)
- Kanmaz en uzun buseye, öptükçe susuzdur. Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur. (Şairaneden Şiirsele)
- Gazeteci Hırant Dink, aslında Ermeniler'i hedef aldığı yazısının maksatlı yorumlanması sonucu Türklüğe hakaret ettiği' gerekçesiyle altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Dink'in cezası ertelenirken bu kez Orhan Pamuk mahkeme salonunda yerini aldı. Suçu, 2005 Şubat'ında lsviçre'de yayımlanan Das Magazin isimli haftalık bir dergiye verdiği röportajda, "Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin de Kürt öldürüldü," demekti. Orhan Pamuk hakkında TCK'nın 301. maddesi uyarınca 'Türklüğü alenen aşağılama' suçlamasıyla üç yıla kadar hapis cezası istendi, ama dava düştü. (Milliyetçilik)
- Kenan Evren'in elinde Atatürkçülük "Batı" ya karşı bir ideoloji'ye dönüştürüldü. (Militarist Modernleşme)
- Militarizmin bence şaşmaz özelliği, "askeri değerler" dediğimiz şeyleri, veya askeri norm ve kuralları, toplumun tamamına, yani asker olmayan kesime de kabul ettirmeyi amaç edinmiş bir zihniyettir. (Militarist Modernleşme)
- "Türkiye'de bu ihtiyacı duyarak roman yazanların başında Kemal Tahir'i hatırlayabiliriz. Kemal Tahir genç bir komünist yazar . olarak roman ve . hikaye yazmaya başlamıştı. Türkiye hayatında gördüğü, gözlemlediği şeyleri Marksist dünya görüşünün ölçülerine göre değerlendiriyor, roman malzemesine dönüştürüyordu: Göl Insanları, esir Şehir'lerden Köyün Kamburu'na kadar genellikle böyle bir çizgi izledi. Ancak zamanla bu teorik çerçeve Kemal Tahir'e yetersiz görünmeye başladı. Marksizm'in geliştirdiği tarihi maddecilik yöntemi daha çok Batı'nın toplumsal evrimi gözetilerek kurulmuştu ve Kemal Tahir'e göre Osmanlı tarihini açıklamakta yetersiz kalıyordu. Marksizm'in klasik önermelerinin dışında kalan Asya Üretim Tarzı'na da el attı Kemal Tahir, ama burada da aradığını bulamamış olmalı ki, onunla pek bağdaşmayan değerlendirmelere yöneldi." Murat Belge (edebiyat üzerine yazılar) (Sanat ve Edebiyat Yazıları)
- ...Komünizmden ötürü bir sorunumuz vardır, demokrasi ertelenir; Kürtlerden dolayı bir sorunumuz vardır, demokrasi ertelenir; islamcılık, şeriat mesele olur, demokrasi ertelenir. Bizim kafamızda demokrasi adeta bugün sorunları çözdükten sonra varılacak nirvana gibi bir yerdedir. ...Halbuki demokrasi sorunlar çözülünce varılacak bir yer değil, sorun çözmek için uygulanacak bir yöntemdir. (Milliyetçilik)
- 12 Eylül toplumu yatay, dikey, her türlü militarize etti. (Militarist Modernleşme)
- “İlk yapılan köprü Galata değil, Unkapanı'dır; 1836'da, II. Mahmut zamanında buraya ahşap bir köprü yapıldı ve adı Hayratiye kondu. Unkapanı, Haliç'te ticari limanın bittiği yerdir.” (İstanbul Gezi Rehberi)
- Marie Antoinette'in, "ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" sözü, dolayısıyla, her bakımdan aydınlatıcıdır. Olup bitenleri bütün çelişkileriyle anlatır. Tek kusuru, bir durumu kusursuz özetleyen çoğu söz gibi, aslında söylenmemiş olmasıdır. Kraliçe "brioche" demişti. Bu, pasta gibi pahalı bir şey değil, mayalı bir ekmek cinsiydi. (Tarih Boyunca Yemek Kültürü)
- Demokrat Parti'nin yeşerttiği "kapitalizm" ortamında ise "lokomotif" işlevini artık başka güçlerin üstlenmesi gerekiyordu: girişimciler. (Militarist Modernleşme)
- "...Çünkü sonunda mücadeleyi kilisenin, köyün papazının dediğini yapacak olan köylü kazanacaktır. Dolayısıyla, en başından itibaren kilise ile seküler aydınlar arasında böyle bir ittifak oldu..." (Milliyetçilik)
- “Batının Santa Claus'u olan Aya Nikola, çeşitli marifetlerinin yanı sıra denizcilerin de koruyucu aziziydi. Bu nedenle Ortodoks kültüründe Aya Nikola kiliseleri genellikle denize yakın yerlerde yapılır, denizciler de azize şükranlarını dile getiren armağanlarını bu kiliselere bırakırlardı. ” (İstanbul Gezi Rehberi)
- "Bir yaşımızdan sonra dağdan taştan bile hüzün fışkırıyor." (Şairaneden Şiirsele)
- ...toplumları elitleri biçimlendirir. (Milliyetçilik)
- AŞK ŞİİRİ İLE MİSTİK ŞİİR "Antik çağın çoktanrıcı dinlerine oranla, tektanrıcı dinler, cinsellikle günahı daha fazla özdeşlemişlerdir. Bu dinlerin açtığı yeni manevî evren, fizikselliği toptan yadsımayı gerektiyordu. 'Ruh' ve 'madde' arasında böylece açılan bu yapay uçurum, cinselliği doğal olarak en büyük günahlar arasına koyuyordu. Cinselliğin çekiciliği, 'kışkırtıcılığı', dindar insanın kendini koruması gereken başlıca tuzaklardan biri hâline geldi. 'Madde' ve 'ruh' kavramlarının birbirinden kopması, 'cinsellik' ile 'aşk' arasına da bir duvar ördü. Katı kuralların cinselliği ezmesi, sınırlaması, aileyi 'yararlılık' çerçevesine hapsetmesi, 'aşk' kavramının alabildiğine abartılmasına yol açtı. Bu eğilim, Ortaçağ'da hem İslâm, hem de Hıristiyan uygarlıklarında açık seçik gözlemlenebilir. Kötülenen cinsellik, insan hayatının en güçlü dürtülerinden biri olma özelliğini kaybetmemişti elbette. O zaman, hayalî bir düzeye aktarılan cinsellik, yüceltilmiş bir aşka dönüştürülerek, baskının getirdiği gerilim burada giderilmeye, boşaltılmaya çalışılır. Dolayısıyla, yüceltilmiş 'aşk' da, çeşitli alegorilerle yarı yarıya gizlenir. Gerek doğuda gerekse batıda, aşk şiiri ile mistik dinî şiirin birbirinden kolay kolay ayırdedilememesinin nedenlerinden biri budur." (Murat Belge, "Doğu Toplumlarında Cinselliğin İkilemi", 1982 ["Tarihten Güncelliğe" içinde: s.200]) (Tarihten Güncelliğe)
- Türkiye'de birçok şeyin ilkinin asker olduğu söylenir ve bu doğrudur. Açılmış ilk müze "Askeri Müze"dir; ilk" ressamlar, ilk "haritacılar" askerdir. İlk "mühendisler" de askeri sayılabilir, bütün dünyada "mühendislik" Sanayi Devrimi"ne sıkı sıkıya bağlı bir kavram ve kariyedir. (Militarist Modernleşme)
- Yaşar Kemal de birçoklarının gözünde köy romancısıydı ama o kendisini böyle görmez, böyle görülmekten de hoşlanmazdı. (Step ve Bozkır)
- Falan olay oldu haberi hayatımıza tek başına girmiyor. O olay hakkında ne düşünmemiz gerektiği talimatıyla birlikte giriyor. ("Siz isterseniz...")
- Demokrat Parti'nin ilk on yılı, Türkiye'de kapitalizmin altyapısının serpilmesine ciddi katkılarda bulundu (Militarist Modernleşme)
Yorumlar
0 yorum