Kitap Künyesi

Yazar: Münib Engin Noyan

Yazar: Aişe Sevda Noyan

Yayın Evi: Profil Yayıncılık

İSBN: 9789759964504

Sayfa Sayısı: 212

Şapka Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu hâin! Evet, hâin... Başına kadın şapkası giyerek cümhuriyetimizin inkılâblarıyla aklı sıra alay etmekle ve onları, aklı sıra azîz milletimizin nezdinde küçük düşürmeye çalışmakla iktifâ etmemiş, besbelli cümhuriyetimize ihânet ettiği için, evet, ihânet ettiği için derdest edilmiş götürülmekte olan kendi gibi kara câhil bir yobazı görünce, apâşikâr kalbî bir muhabbet ve alâkayla 'Hocam! Hocam!' diye haykırarak peşinden koşmaya, onu kanun kuvvetlerimizin ellerinden sözümona kurtarmaya çalışmıştır! Evet! Bütün bunlara ben bizzât şâhid oldum, gözlerimle gördüm, kulaklarımla işittim! Şimdi sorarım size, komiser bey, bütün bunlar, cümhuriyet ve de medeniyet inkılâbların aleyhdârı karanlık ve de gizli bir teşkilâtın mensûbları olduklarını göstermez mi? Ha? Göstermez mi?"

25 Kasım 1925 tarih ve 671 sayılı "Şapka İktisâsı (Giyilmesi) Hakkında Kanun"un çıktığı ve hemen uygulamaya konduğu yıllarda Türkiye'yi ziyâret edip gözlemlerde bulunmuş, sonra da bunları "MUSTAFA KEMAL VE UYANAN DOĞU" adı altında kitaplaştırmış olan İsviçreli gazeteci Paul Gentizon anlatıyor:"Birçok fırsatlarla sokakta, vapurda, gösteri salonlarında şapkalar fese hücum etti. Fes daima yenildi, yani parçalandı, ayak altına alındı ya da denize atıldı... Hemen yürürlüğe giren bu kanuna aykırı her türlü davranış için tedbirler alındı. Istanbul'da komiserler kendilerine bağlı memurlarla birlikte Istanbul'u Galata'ya bağlayan büyük köprünün başını ve şehrin başlıca yollarını tuttular. Fes ya da kalpak giyinmiş olan herkesi tutuklayarak, başlıklarını ellerinden alıyorlardı. Karşılaştıkları sarıklıların ise, ellerindeki belgeler kontrolden geçiriliyordu. En küçük karşı koyma, suçlunun tutuklanmasına neden oluyordu..." 

"Şapka İktisâsı Hakkında Kanun"a muhalefet suçundan İstiklâl Mahkemeleri'ne sevkedilenlerden 78 kişi idam edildi; içlerinden biri de bir kadındı! Çok sayıda insan muhtelif hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldı. 

1939?da Türk Ceza Kanunu'nun 526. maddesiyle, şapkadan başka başlık giymeyi alışkanlık haline getirmenin cezası üç aya kadar hapis olarak belirlendi. 

1961 ve 1982 Anayasaları, öbür devrim kanunları gibi 671 sayılı "Şapka İktisâsı Hakkında Kanun"un da Anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceğini hükme bağladı.

(Tanıtım Bülteninden)

Şapka Alıntıları - Sözleri

  • Yâ mufettiha’l-ebvâb, iftah lenâ hayra’l-bâb!*
  • Hırsa inkılâp ederse gayret, terk eder orayı rahmet ve bereket!
  • Hiç kelimelere dökülmedi bu aşk, hiç dillenmedi ama alemlerin rabbi olan Allah'ın ve Rasûl-i Ekrem efendimizin dışında kim daha beliğ konuşabilir ki gözlerden başka!
  • “ Hırsa inkılab ederse gayret ,terk eder orayı rahmet ve bereket! ” Gayret,çaba ; hırsa dönüşürse, orada rahmet te kalmaz bereket te ...
  • Derûnî âşinâ ol taşradan bîgâne sansınlar Bu bir zîbâ revişdir âkıl ol dîvâne sansınlar
  • Cânım güzelim, nûr-u aynım, ciğerpârem... Bu garib gönlümden sana böyle hitâb edebilmek ne kadar zamandır, ne çok geçti durdu , ahh bir bilsen...
  • İlmin afeti unutmaktır, dinin afeti de hevadır.
  • İnadına aç olmadıkça hiç kimseye saldırmaz hiçbir vahşi hayvan. Durup dururken etrafına saldırmak insana mahsus bir vahşettir.
  • o saf, tertemiz ve de masum hissiyatı gözlerimiz, evet, onlar paylaştı durdu yıllarca!
  • "Göz bakmayınca ,kulak çok daha iyi işitmeye ,ten çok daha fazla hissetmeye başlar! Bu hususta iyi talim görmüş bir adam , gözleri kapalıyken bile bir kelebeğin uçuşunu takip edip onu gözlerini açmadan, tek hamlede yakalayabilir.
  • Dikkat et, aşırı gayret hırsa inkılab ettiği zaman, rahmet ve bereket sessizce uzaklaşır oradan!
  • Gavur gibi davranacak olduktan sonra millete, ne gerek vardı ki onca gayret sarf etmeye , onca şehit vermeye kurtarmak için vatanı gavurdan?
  • Bizi bir deli gömleğinin içine hapsetmeye çalışıyor sanki, zihinleri, dünyaları bir deli gömleğine hapsolunmuş birileri
  • Dilimde nûr-ı imanım başımda kapkara şapka Misal-i subh-i kazib nûr u zulmette a’yan oldum Dedim âyinede seyr eyleyince kendimi fi’l-hâl Balıkçı Kör Yivan yahut kuyumcu Estepan oldum Aba “bonjur ” , silindir şapka oldu sikke-i molla Bu uydurma kıyafetlerle rüsvay-ı cihân oldum
  • “Yâ mufettiha’l -ebvâb, iftah lenâ hayra’l bâb”

Şapka İncelemesi - Şahsi Yorumlar

"ŞAPKA" Sevgili Münib Engin Noyan üstadın başta bir film için yazdığı senaryoyu sevgili eşi @sevdanoyan romana uyarlamış iyikı de yapmış Bir şapka insanın başına ne işler açıyor trajikomik bir biçimde ele alınmış. Aslında acı ama gerçekte diyebiliriz. Sevgi,saygı (Kamer)

Münib Engin Noyan'ın tertemiz, samimi ve zarif dili kitaba ayrı bir güzellik veriyor öncelikle.Bir kanun maddesi ve bir tarihe indirilmiş hazin bir gerçeği gözler önüne sererken ilim öğrenme tavrı ve sabır üzerine de muhteşem tespitler yapılmış.Çok içselleştirilmiş bir inancın ve Müslümanca bir yaşam tarzının dile, gönle ve hayata geçmiş hali kitabın her satırında. (Lütfiye SOYLU)

"Bir garabetin hakikatli hikayesidir bu" Kitabı bir yazarın kitap hakkında yaptığı bu değerlendirme sonucu çok merak ederek satın almıştım. Engin Noyan'ı dinlemeyi zarafeti, güzel ses tonu ve sakin, dingin konuşma tarzı ve donanımı hasebiyle çok severim. Engin Noyan'ın ilk okuduğum kitabı Şapka'dır. Kitap, isminden de anlaşıldığı gibi, şapka devrimini ele alır ve o dönemi bir hikayeyle eleştirir. O dönemde yaşanan garip bir olayın, şapka yerine "siper-i şemsli serpuş" kelime öbeğiyle anlatılması kesinlikle kitabı daha keyifli hale getirmektedir. (Benim gibi eski kelimelere vurgunsanız.) Kitabı okurken, daha önce belki de hiç bakmadığınız bir açıdan memlekete bakıyor, memlekette o kanun çıktığı esnada yaşanan hadiselere, bu kanun yüzünden evinden çıkamayan, işine gidemeyen, oldukları yere tıkılıp kalan insanların hikâyelerine yakından tanık oluyorsunuz. (ÖnceSözVardı)

Kitabın Yazarı Münib Engin Noyan Kimdir?

Münib Engin Noyan (d. 14.111953, İstanbul) Türk tiyatrocu.

İstanbul Alman Lisesi ve Viyana Üniversitesi Felsefe Fakültesi Tiyatrobilimi Enstitüsünde eğitim gördü. Türkiye'ye döndükten sonra bir müddet İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yönetmen ve dramaturg olarak çalıştı. Bir dönem Avrupa'nın çeşitli yörelerinde, örneğin Fransa'nın güneydoğu şehir ve kasabalarında eşi ile birlikte çok başarılı yahudi tiplemeleri yapmaktaydı.Halk deyimi ile bir vakit önce "hidayete erdi" ve şimdilerde yurtiçinde ve yurtdışında konferanslar veriyor, dini sohbetlere katılıyor, ilahiler seslendiriyor.

Hilal TV'de uzun süre Kapılar ve Köprüler isimli programı hazırlayıp sunmuş, ayrıca yine aynı kanalda Mustafa İslamoğlu ile birlikte Vahyin Penceresinden isimli programı yapmıştır.

Münib Engin Noyan Kitapları - Eserleri

  • Aşk Düşünce Yollara I
  • Oma
  • Aşk Düşünce Yollara II – Hikâye-i Râbîa
  • Kur'an Günlüğü
  • Şapka
  • Sucuklu Yumurta

  • Hadis Günlüğü
  • Kur'an Günlüğü 2
  • Sohbetler
  • Kur’an Günlüğü 1
  • Müslüman Kardeşimle Sohbetler
  • Teyakkuz Yazıları
  • Vahyin 1. Yılı

  • Ben Müslümana Müslüman Demem
  • Herkes İçin Kur'an Okuma Rehberi
  • Müslümanım Elhamdulillah
  • Dikkat Münafık Var
  • Dikkat Misyoner Var
  • Ehl-i Qur'an Olmak
  • Yeni Başlayanlar İçin Namaz Rehberi

  • Mein Qur'an Tagebuch
  • Vahyin 2. Yılı

Münib Engin Noyan Alıntıları - Sözleri

  • Dinin afeti hevadır İbadetin/Kulluğun afeti ara vermektir Sözün afeti yalandır Güzelliğin afeti kendini beğenmişliktir Cömertliğin afeti israftır Asaletin afeti övünmedir Yumuşak huylu olmanın afeti horlanmadır Cesaretin afeti azgınlıktır Cömertliğin afeti başa kakmaktır Zarafetin afeti aşırı hoş görünme çabasıdır İlmin afeti unutmaktır (Hadis Günlüğü)
  • "Ve aka aka bütün o yüce dağları, sarp kayalıkları, derin vadileri, geniş ovaları aştıktan sonra kavuşmuşlar nihayet Dicle ile Fırat birbirlerine... O kadar büyük, o kadar büyükmüş ki sevdaları, koskocaman bir nehir olup dünyanın en verimli, en güzel, en bereketli topraklarından biri haline getirmişler içinden akıp geçtikleri her yeri....ve 'Şattul-Arab' adını vermişler orada yaşayan insanlar bu ölümsüz aşkın adına... (Aşk Düşünce Yollara II – Hikâye-i Râbîa)
  • Batı dünyasının hiçbir ülkesinde,üniversite bitirmiş olmakla övünmez ve de övülmez hiç kimse...! (Müslüman Kardeşimle Sohbetler)
  • "Esas ve de mühim olan akmaktır, dedi. Ummâna kavuşmak için biteviye akmak, karşısına çıkan her engeli bıkmadan usanmadan aşmak! Aşmak için ne gerekiyorsa onu yapmak! Ama asla hedefinden ve yolundan sapmamak! Sabrın bu olduğunu bilmek ve sabrı cihâd edinmek hatta yâtiyek'el-yakîn! " (Aşk Düşünce Yollara II – Hikâye-i Râbîa)
  • Haşr 13: “Şu bir gerçek ki, yüreklerinde size karşı duydukları korku Allah’a karşı duyduklarından daha şiddetlidir. Çünkü onlar anlayışı kıt bir topluluktur!” Bu ayetle ilgili olarak Muhammed Esed şu yorumda bulunur: “Onlar Allah’a inanmadıklarından veya en azından inanç konusunda yarım-gönüllü olduklarından, bu dünyada karşılaşacakları maddî/somut tehlikeler onları Allah’ın nihaî yargısı düşüncesinden daha fazla korkutur. (Kur'an Günlüğü)
  • Kur’an’ın gölgesinde yaşamak, ancak tadanların bilebileceği bir nimettir. İnsanın hayatını yücelten, temizleyen ve onurlandıran bir nimet… (Kur'an Günlüğü)

  • Kıyafet sahip olunan dünya görüşünün aynasıdır. (Müslüman Kardeşimle Sohbetler)
  • Gavur gibi davranacak olduktan sonra millete, ne gerek vardı ki onca gayret sarf etmeye , onca şehit vermeye kurtarmak için vatanı gavurdan? (Şapka)
  • O gün boynumu büktüm, bir daha asla dikleştirmemecesine… O gün secdeyi gördüm, bir daha asla unutmamacasına… O gün, onca geceden, onca yıldan, onca çabadan, onca emekten sonra vardığım noktadan, sıfırdan, yeniden başlamaya karar verdim. Ve o günü hep bugün bildim. (Kur’an Günlüğü 1)
  • Bütün Kur'an Aşıklarına duyrulur; Oku ,Düşün , Anla, Yaşa! Fazla söze ne hacet? (Kur'an Günlüğü)
  • “Moda” adı altında uyguladıkları “gözbağcılık”la, insanları iyice aptallaştırıp, dibine kadar sömürüyorlar, dahası köleleştiriyorlar. (Ben Müslümana Müslüman Demem)
  • Takdir ve tevfik hiç kuşku yok ki yalnızca âciz bir kulu olmakla şereflendiğimiz Âlemlerin Rabbi Yüce Allah'tan dir, celle şânuhu. (Sohbetler)
  • -Arkadaşlar, kararımı açıklıyor ve oylarınıza sunuyorum! -Ne oylaması, sayın başkan! Oylama da nerden çıktı! Kararını açıkla yeter! Hepimiz uyarız! (Sucuklu Yumurta)

  • Timsah yaklaşık on sekiz milyon yıldır, yani dinazorların yaşadığı dönemden beri varlığını sürdüren, nesli hiç tükenmemiş, yok olmamış, üstelik de yok sayılacak kadar az değişime uğramış ilginç bir hayvan. (Ben Müslümana Müslüman Demem)
  • Hiç kelimelere dökülmedi bu aşk, hiç dillenmedi ama alemlerin rabbi olan Allah'ın ve Rasûl-i Ekrem efendimizin dışında kim daha beliğ konuşabilir ki gözlerden başka! (Şapka)
  • Ölüler mi tiksindirici? Ya dirilere ne demeli, ha? (Sucuklu Yumurta)
  • " Ey insan! Ne mağrur etti seni o Kerim Rabbine?" (Kur’an Günlüğü 1)
  • -Neden bu kadar öfkeli bu? -Neden olacak, açlıktan! -Hepimiz açız, ama onun gibi davranmıyoruz! (Sucuklu Yumurta)
  • “Önce kendi içimizde kapalı duran kapıların farkına varmalıyız; önce onları açmaya çalışmalıyız. Kapılar bi kere açıldı mı sıra köprüler kurmaya; o köprülerden geçerek kendimizi ve birbirimizi tanımaya, hayatı daha geniş ve derin soluklarla algılamaya, yanaşmaya, zenginleşmeye, zenginleştirmeye!” (Oma)
  • ''Müslümanlar değildi İslam'ı yücelten,büyük kılan;tersine, İslam'dı Müslümanları yücelten.'' (Kur'an Günlüğü)