Kitap Künyesi

Yazar: Kenize Mourad

Çevirmen: Nuriye Yiğitler

Çevirmen: Gökçe Tunçer

Orijinal Adı: De La Part De La Princesse Morte

Yayın Evi: Everest Yayınları

İSBN: 9789752899247

Sayfa Sayısı: 597

--reklam--

Saraydan Sürgüne Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Üç kıtayı zangır zangır titreten büyük bir imparatorluğun çöküşüne tanık olduğu sıralarda Selma Sultan henüz yedi yaşındaydı. İstanbul'da Çırağan Sarayı'nda dünyaya gelmesiyle başlayan hayat çizgisi zaten gerçek bir masal olarak yazılmıştı. Üstelik masal olamayacak kadar gerçek, gerçek olamayacak kadar masalsıydı bu hayat.

İmparatorluk ailesi, saltanatın sona ermesiyle birlikte sürgüne gönderilip Lübnan'a yerleşmişti. Hem ülkesini hem de babasını yitiren Selma, orada "yamalı çoraplı prenses" oldu, hayatının ilk aşkını tattı ve ömründe hiç görmediği bir Hint racasıyla evlenmeyi kabul etti. Hindistan'da mihracelerin şatafatlı hayatını, Britanya İmparatorluğu'nun son günlerini ve Gandi'nin başlattığı bağımsızlık savaşlarını yaşadı.

Ancak Lübnan'da olduğu gibi orada da yabancı kaldı. Sevmek istediği halk tarafından dışlanınca Paris'e kaçmaktan başka çare bulamadı. Sonunda gerçek aşkı orada buldu, ancak savaş yüzünden sevdiğinden ayrılmak zorunda kaldı. Bir kız çocuğu dünyaya getirdikten sonra, yirmi dokuz yaşındayken, yoksulluktan öldü.

Selma Sultan'ın kızı olan bu romanın yazan Kenize Murad, Osmanlı sarayını ilk kez sarayın içinden, Fransız mandası Lübnan'dan, feodal Hindistan'dan bakarak gözlerinizin önüne seriyor bu romanda. Saraydan Sürgüne, büyük bir aşkı anlatan, ender bulunabilecek romanlardan...

--reklam--

Saraydan Sürgüne Alıntıları - Sözleri

  • Insanın kötü bir şeyi, sevdiklerine kondurmasının uğursuzluk getireceğine inanılır. Bu yüzden "Hasta mısınız?" yerine, "Düşmanlarınız hasta mı?" diye sorulur.
  • "Servetini, mevkiini kaybetmek, onurunu kaybetmedikçe, önemli değildir."
  • "Tam tersi, sultancığım, hayatı çekilmez duruma getiren zenginlik değil yoksulluktur" demişti. Selma inanmamıştı. Eğer öyle idiyse, yoksul çocukların gözleri neden zenginlerinkinden daha anlamlıydı?
  • Onlar birbirlerini seçmemişler, karşı koyamayacakları kader onları birleştirmişti.
  • İyi niyetin bir işe yaramadığını anladığımda yaşlandım...
  • Büyük bir acıya katlanmamak gerekir, yoksa akıl isyan edip kaçar.
  • En çok kızdıkları, bir kaç ay önce, Enver Paşa'nın Kayzer II. Guillaume'u karşılaması için, hünkârı istasyona gitmeye zorlamasıydı. Onları yaralayan, padişahın yorulması değil, kendi nazırı tarafından utanç içinde bırakılmasıydı. Imparatorluğun kuruluşundan bu yana, Osmanlı hanedanından hiçbir padişah, ister kral olsun ister imparator, kimseyi karşılamaya gitmemişti!
  • Mutluluk, sevilmekten çok sevmektir
  • İnsan, öldüğü andaki kadar canlı olabilir miydi hiç?
  • Kısa boylu ve soluk benizli bahriye nazırı Cemal Paşa. Onun yumuşak tavırlarının altında, taş gibi katı bir zalimin saklı olduğu söylenirdi. 1915'te Suriye'ye gönderildiğinde, bağımsızlık adına çıkarılan isyanı acımasızca bastırdığı için "Şam kasabı"na çıkmıştı adı.
  • Hak nedir bilmeyen haksızlığın ne demek olduğunu nasıl anlardı..
  • “Beni istediği kadar tokatlasın, gözlerimi yere indirmeyeceğim.Bir kere olsun sızlanırsam intikamını almış olacak, vurmasına gerek kalmayacak ve beni affetmiş olacak.Ona bu zevki tattırmayacağım.Çünkü bunu yaparsam onun haklılığını kabul etmiş olurum.”
  • Unutuyorsunuz prenses,biz Hintliler için Mustafa Kemal Paşa bir kahramandır.Bizim hayallerimizi gerçekleştirdi, İngilizleri ülkesinden kovdu.Bugün Hindistan'daki bütün camiler ağlayan ve ruhunun selameti için yalvaran müminlerle dolu
  • Seni hiç yitirmeyeyim; ey, sudan da, ruhun sızısından da değerli olan ıstırap! Cansız bir tahtadan ibaret olurduk, sensiz!

--reklam--

Saraydan Sürgüne İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Selma Sultan ı hatırlatan tüm antibiyotikler adına!!: Kitabın adı Saraydan Sürgüne yazarı ise Kenize Murat’tır.Kitabı 1999 yılında okumuştum.Bilinçli hayatım boyunca en kısa sürede okuduğum kitap diyebilirim.Hani derler ya trajik bir olay karşısında birisindeki değişimi anlatmak için ‘bir gecede saçları ağardı’diye..işte bir gecede ve bir solukta okudum ben bu kitabı..Aradan nerdeyse 20 yıl geçmiş ve beynimin dehlizlerinde halâ yaşamaya devam eden bir kitap..Kitabın yazarı Kenize Murat,Osmanlı padişahlarından V.Murat ın torunudur. Türk topraklarında hiç büyümemiş bir ziyaretçi gibi arkadaşlarını, kuzenlerini ziyarete İstanbul a gelip gitmiştir.Kitab’a hayatı konu olan Osmanlı prensesi Selma Sultan ile Hint Racasının kızıdır Kenize Murat.Selma Sultan ,Osmanlı hanedanlığı yurtdışına sürgün edilirken henüz 8 yaşındaydı ve bir gün vatanlarına dönecekleri ümidiyle çok uzaklaşmadılar Fransız mandasındaki Lübnan a gittiler..20 yıl içinde kitaba dair insanın hafızasında ne kalır ki ..Hatırımda kalan bazı anlatımlar şöyle;Selma küçük bir prenses iken annesi Hatice Sultan ve dedesi 5.Muratla beraber Çırağan Sarayında sürgün hayatı yaşarlar.Abdülhamid onları saraya hapsetmiştir çünkü muhaliflere her dönemde davranıldığı üzere ..Bir gün saray faytonuyla Halide Edip in Sultanahmet Mitingini izlemeye gider.Ve sarayın entrika kokan, siyasetsiz geçmeyen koridorlarında yürüyen her kadın gibi namı diğer ‘Gül’diye bahsedilen Mustafa Kemal’ e O da aşıktır.Selma Sultan sefil bir hayatı sürgün yıllarında Ortadoğu’da yaşarken yazgısını değiştiren bir kararla Hint racası ile evlenir ve İki koldan prenses oluverir.Hindistan ‘ın kapalı kültürüne dayanamaz karnındaki Kenize yi doğurmak bahanesiyle Paris’e gitmeye karar verir ardından raca eşi de gelecektir.II.Dünya Savaş’ ı patlak verince Selma Sultan Çırağan’dan beri yanında sadık hizmetkarı Zeynel ile Paris ‘te bir otel odasında yoksul günler yaşamaya başlar.Kenize’ yi dünyaya getirir ve bir yıl sonra ateşli bir hastalık yüzünden otel odasında ölür..Ölüm sebebi daha doğrusu tedavisinin basit bir antibiyotik bulunamadığı için olması benim içimde yer etmiş, o zamandan sonra aile hekimine her gittiğimde doktor un iki dakika da bir kalem darbesiyle olur olmaz her şeye antibiyotik yazmasıyla çoğu zaman içimde bir üzüntüyle Selma nın ölüm şeklini yeniden yeniden yaşamışımdır.(inanın abartmıyorum ciddiyim)Kitap dünyaca bilinen bir romandır.Yazar Kenize Murat ın bir yerdeki söyleşisinde söylediği önemli bir düşüncesini de buraya yazarak incelememi noktalamak niyetindeyim.Kenize Murat 20’ sinden sonra köklerini araştırmaya başlamış ,aksanlı konuşmayı kendine yediremediği için türkçe öğrenmemiş,Atatürk ün reformlarının Türkiye için çok iyi ve etkili olduğunu düşünürken kendi ailesine sert davranılmasını tasvip etmediğini söyler.Bir kültüre aidiyetten önce her şey’ in üstünde en önemli olanın ‘ insan olmak’ olduğunu söyler.İleri sürdüğü bir sav ‘a göre de eğer Mustafa Kemal Vahdettin’e damat olmayı başarabilseydi hanedanlığa bu kadar sert davranmaz ve monarşiye dayalı bir Cumhuriyet kurardı diye düşünür zatiâlileri.. (Umay Han Atayurtta)

Tarihi saptırmış , 7-8 yaşlarındaki çocuğun yanında neler neler konuşulmuş ve bu küçük hanımda herşeyi hafızasında tutmuş .Ayrıca hiç bir edebi ağırlığı yok daha fazla devam edemedim yarıda bıraktım. (figenbs)

#kitapyorum Her okuduğum kitap da ülkemiz de okullar da bizlere her şeyin siyah yada beyaz olduğu öğretiliyor sorgulamak kesinlikle öğretilmiyor. Bu kitap da okullar da öğretilen bilgilerin dışın da çok güzel bilgiler var. Okuduğum en güzel tarih kitaplarından birisi oldu. Kitabı okurken tarihe yolculuk yapıp güzel bir hikaye okuyacaksınız. ilk sayfasından son sayfasına kadar kendini hiç sıkmadan okutan, sarayda doğan bir insanın bile açlıktan ölebileceğini gösteren, insanın kendine dönüp bakmasını sağlayan güzel mesajlar içeren roman. (CaNSeL KIRAÇ)

--reklam--

Saraydan Sürgüne PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Kenize Mourad - Saraydan Sürgüne kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Saraydan Sürgüne PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Kenize Mourad Kimdir?

Kenize Murad (d.15 Haziran 1940 Paris), annesi, Sultan V. Murad'ın torunu Selma Rauf Hanımsultan (d. Ortaköy, 15 Ağustos 1914 - ö. Paris, 13 Ocak 1941) ile babası Damat Raca Seyyid Sacid Hüseyin Ali (1910-1991)'nin kızıdır. Babası Sacid Hüseyin Ali, 1991 yılına kadar Kotwara mihracesi ve 1936 ile 1952 yılları arasında, Hindistan'da Kotwara Yasama Meclisi üyesidir. Kotwara, Hindistan'da Uttar Pradeş eyaletinde, Avadh (Oudh) bölgesinde Lakhimpur Kheri ilçesinde bulunan yaşayan en eski uygarlıktır. Avadh bugün, bir zamanlarki Babür İmparatorluğu'nun bir bölgesini yöneten idareci (Nevvab)'lerin kültürel kimlik barındıran bir bölgesidir.

"Rajkumari Kenize de Kotwara" olan asıl adını, Fransa'da ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçtiğinde nüfusa kayıt olurken "Kenize Murad" olarak değiştirmiştir.

Kenize Murad, 20 yaşında iken, köken arayışı onu İslama götürmüş, büyük tasavvufların metinlerini incelemiştir. Kenize Murad, Mart 1971 tarihinden itibaren belgeler servisine bağlı makaleler yayınlamaya başlar. Sorumluluk alanını kapsayan Bangladeş ve Pakistan gibi ülkelerde bir süre yaşamış, Bangladeş, Etiyopya ve 1982 yılında Beyrut kuşatması sırasında üç ay boyunca Lübnan'da kalmış, bir yıldan fazla bir süre de İran devrimini kapsayan savaş muhabirliği yapmıştır. Kendisi Türkçe konuşamamaktadır.

1987 yılında Fransa'da yayınlanan, De la part de la princesse morte (Saraydan Sürgüne) adlı ilk romanında sürgünde ölen annesinin hayatını anlatmıştır. Bu romanı dünyada en çok satan kitaplar listesine girmiş, otuzdan fazla dilde ve 42 ülkede yayınlanmıştır. Bu roman, Türkiye'de ilk kez Osmanlı İmparatorluğu'nun imparatorluk ailesinin bir üyesi gözüyle görülmüş, belirli bir başarı kazanmıştır. 1998 yılında ilk romanından sonra, Le Jardin de Badalpur (Badalpur Bahçesi) adlı ikinci romanını, 2003 yılında da Le parfum de notre terre, voix de Palestine et d'israel (Toprağımızın Kokusu - Filistin ve İsrail'in Sesleri) adlı, iki halkın acıklı olaylarını anlamaya çalıştığı, araştırma yazıları ile Filistinli ve İsrailli erkek, kadın ve çocukların yazılı betimlemelerini içeren bir kitap yayınlamıştır.

Kendisi 10 Temmuz 2010 tarihinde Tarihin Arka Odası programına katılmış, anılarının yanı sıra görüşlerini aktarmış ve önemli açıklamalarda bulunmuştur. Yine aynı programa 5 Şubat 2011 tarihinde de katılmıştır.

--reklam--

Kenize Mourad Kitapları - Eserleri

  • Saraydan Sürgüne
  • Toprağımızın Kokusu
  • Begüm
  • Pak İnsanlar Ülkesinde

--reklam--

Kenize Mourad Alıntıları - Sözleri

  • Bizi iyi Müslüman yapan şey, başımızın üstündeki bir parça kumaş değil, davranışlarımızdır. (Pak İnsanlar Ülkesinde)
  • Dünyada değişim ancak kadınlardan başlayabilir. (Pak İnsanlar Ülkesinde)
  • Doğu ülkelerinde yirmi beşini geçmesine rağmen bekar olarak kalan bir kadına kötü gözle bakıldığını öğreneli uzun zaman oldu. İnsanlarda hemen, evliliği imkansız kılan bir kusurunuz bulunduğu ya da evlilik bağını reddeden hafifmeşrep bir kadın, yani kolay av olduğunuz şüphesi uyanır. (Pak İnsanlar Ülkesinde)
  • Insanın kötü bir şeyi, sevdiklerine kondurmasının uğursuzluk getireceğine inanılır. Bu yüzden "Hasta mısınız?" yerine, "Düşmanlarınız hasta mı?" diye sorulur. (Saraydan Sürgüne)
  • Onlar birbirlerini seçmemişler, karşı koyamayacakları kader onları birleştirmişti. (Saraydan Sürgüne)
  • Ama bunun başlıca kurbanları biz Müslümanlarız, çekiçle örsün arasına, bizi fazla Müslüman olmakla suçlayan Batı'yla yeterince Müslüman olmamakla suçlayan İslamcıların arasına sıkışmış durumdayız. (Pak İnsanlar Ülkesinde)
  • En yoksul çocuklar ya da çok tehlikeli bir bölgede yaşayan çocuklar arasından seçtiğimiz bin iki yüz çocuk üzerinde bir araştırma yaptık. Onlara, 'Şimdi evine dönebilsen, istediğin her şeyi yapabilecek ve istediğin her şeye sahip olabilecek olsan, ne isterdin?' diye sorduk. Çoğu 'Meyve yemek isterdim' ya da 'Askerlerin evimize gelmemesini isterdim,' diye yanıtladı. Yani artık bir hayalleri yok, sadece yakın geleceği görebiliyorlar. Bu durum o kadar uzun süredir devam ediyor ki artık umutlarını kaybetmişler. Ne oyuncak, ne şekerleme, ne televizyon, artık hiçbir şey istemiyorlar, boyun eğmişler, sanki şimdiden ölmüşler. (Toprağımızın Kokusu)
  • Alaycı gülüşler yükseliyor: Neyse ki gülünçlük öldürmüyor. (Pak İnsanlar Ülkesinde)
  • "Çok geç kalındı, düşük olayı yirmi dört saat önce yaşanmış.... Maalesef çoğunlukla böyle: Kocanın sersem onuru karısının hayatından önce geliyor!" (Pak İnsanlar Ülkesinde)
  • "Bana sorarsanız, bir ülkenin gücü her şeyden önce ahlak gücüne bağlı." (Begüm)
  • "... dünya çabuk unutur, yeni bir olay eskisini kovar, iktidarda olanın dayattığı tarih görüşü birkaç yılda tartışılmaz gerçek oluverir." (Begüm)
  • "Daha güçlü oldukları sürece, düzeni ve uygarlığın değerlerini korumak bahanesiyle ezip öldürmeyi sürdürecekler... Hangi uygarlık? En ulu değeri altın olan, tüller altına gizlenmiş bir tüccar uygarlığı..." (Begüm)
  • Evlerin yıkılması, Filistinlileri Batı Şeria, Gazze ve Kudüs'ün doğusundaki küçük yerleşim adalarına hapsetmekten ibaret olan bir politikanın parçası, diye açıklıyor. "Olabildiğince fazla insansız toprağa sahip olmak için... 1967'den beri, sağcı ya da solcu, bütün İsrail hükümetleri, yerleşimler kurmaktan asla vazgeçmeden, bu politikayı uyguluyor." (Toprağımızın Kokusu)
  • En çok kızdıkları, bir kaç ay önce, Enver Paşa'nın Kayzer II. Guillaume'u karşılaması için, hünkârı istasyona gitmeye zorlamasıydı. Onları yaralayan, padişahın yorulması değil, kendi nazırı tarafından utanç içinde bırakılmasıydı. Imparatorluğun kuruluşundan bu yana, Osmanlı hanedanından hiçbir padişah, ister kral olsun ister imparator, kimseyi karşılamaya gitmemişti! (Saraydan Sürgüne)
  • "Tam tersi, sultancığım, hayatı çekilmez duruma getiren zenginlik değil yoksulluktur" demişti. Selma inanmamıştı. Eğer öyle idiyse, yoksul çocukların gözleri neden zenginlerinkinden daha anlamlıydı? (Saraydan Sürgüne)
  • "Britanyalıların çifte ölçütleri beni de en az sizin kadar isyan ettiriyor, Han Sahip, ama düşmanlarımızın barbarca davranıyor olması, onları taklit etmemizi gerektirmez (...) Onlarla ikiyüzlülükleri ve vahşetleri yüzünden savaşıyoruz, aynı yöntemleri kullanacak kadar alçalacak mıyız? " (Begüm)
  • Ben her gün direnerek, yaşamaya de­vam ederek, hiçbir şey karşısında umudumu yitirmeyerek müca­dele ediyorum. Kendine, zaaflarına hakim olmak, İslâm Dininde buna Büyük Cihat derler, Savaş ise Küçük Cihat’tır. (Toprağımızın Kokusu)
  • "Herkes tarafından beğenilmek istersen, hiçbir şey başaramazsın!" (Begüm)
  • Anlamıyorsunuz; onlar barış istemiyor, onların tek amacı BİZİ tümüyle yok etmek. (Toprağımızın Kokusu)
  • Charles Dickens bile işi, " Hindistan ' da başkomutan olmak isterdim, " demeye kadar vardırıyor. " Bu doğu ırkını dehşetle vurup, Tanrı'nın emriyle, bunca vahşet yapabilecek soylarını dünya yüzünden kaldırmak için elimden geleni yapacağımı ilan ederdim." (Begüm)