Kitap Künyesi

Yazar: Mahir Ünsal Eriş

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750740244

Sayfa Sayısı: 136

--reklam--

Sarıyaz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Şimdilerde o günleri ananlar hep “Sarıyaz” diyorlar adına. Haziranın gevreyen toprak üstünde buram buram tüttüğü son demlerinde, topu topu on iki günlük bir zamandı oysa. Ama bütün bir mevsim, yıllar boyu hatırlanacak kadar yüklü geçmişti.

Tarihe “Sarıyaz” diye düşüldü o günler.

Her şey havanın lodosa dönmesiyle başladı. Rüzgar, Afrika’dan aldığı sapsarı çöl kumunu yanına katıp körfeze doldu, ortalık sarıya kesti. Her şey ama her şey öyle bir sarardı ki, sanki dünya sarı bir camın arkasına saklandı gibi oldu.

Yöre halkını tedirgin eden bu tuhaf doğa olayının ardından bir de deprem gelir. Lakin bu “aşağıdan aşağıdan vuran” deprem halka halka büyüyecek, Sarıyaz’ın büyüklü küçüklü karakterlerinin hayatlarında meydana gelen şiddetli sarsıntılarda yankı bulacaktır.

Mahir Ünsal Eriş altı yıl aradan sonra yeniden okurların karşısına çıkıyor. Aynı olayın etrafında dönen ve birbirine bağlanan sekiz öyküden oluşan Sarıyaz’da, yine küçük bir kıyı şehrindeki sözümona sıradan insanların dünyalarına ışık tutuyor. Onların aşklarına, hüsranlarına, isyanlarına, hezeyanlarına, kalp yaralarına ve her şeye rağmen hayata tutunma çabalarına tercüman oluyor… Her zamanki sakınmasız, dürüst ama merhamet dolu, hayat dolu tavrıyla. Her zamanki gibi sokağı dillendirerek…

--reklam--

Sarıyaz Alıntıları - Sözleri

  • Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya !
  • Dedem hayvanlarla insanların birbirine hiç mi hiç ihtiyacı olmayan iki medeniyet olduğuna inanırdı.Bir kuş ömrü boyunca hiç bi insana rastlamasada kuşluğundan hiçbişey eksilmezdi, bi insan bi defa bile keçi sütü içmeden dana eti yemeden yaşayıp gitse acından ölmezdi.Ama lanet gelsin ki insanda hayvanda bu dünyayı paylaşmak zorundaydı.
  • "Bir de mektubunuz var." Şaşırdım haliyle. Bir kere mektup yazmak mı kaldı şu devirde, ona şaşırdım evvela.
  • “Bir kadın neden bütün hayatını başkalarının mutluluğu üzerine kurup sonra da her mutsuzlukta kabahatli çıkan olmak zorundaydi ki zaten?”
  • Sonuçta beraber gülmüştük. Beraber gülünce insanlar arkadaş sayılırlar artık.
  • Kitap yazmak, hakikaten ciddi iş. Şimdi bakmayın öyle marketlerde, pirinç ununun, lavabo açıcının yanındaki raflara dizilen şeylere. Onlar kitap mı efendim; eğlencelik şeyler. Çerez hepsi. Hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övülür. Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeylerden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya!
  • Unuttukça büyüyordum, alıştıkça büyüyor.
  • “ Ama kitap yazmak falan, hakikaten ciddi iş. Şimdi bakmayın marketlerde, pirinç ununun, lavabo açıcının yanındaki raflara dizilen şeylere. Onlar kitap mı efendim; eğlencelik şeyler. Çerez hepsi. Hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övülür. Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi.
  • Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım.
  • Ölüme o kadar içerlemiyordum o yaşımdayken. Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım.
  • Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı göremez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kâbusunu görür.
  • “ İnsanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. Bu yan, başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur.”
  • "Ölüme o kadar içerlemiyordum o yaşımdayken. Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım."
  • “ Ama sevginin onu her haliyle ve her koşulda kabul etmekle bir ilgisi olmayabileceği şüphesi de içinde yer etmeye başlamıştı.”
  • “ Ne de tatlıdır felaket beklemek. Çok gülündü mü başa bir iş gelecek diye endişe etmek ne serin, ne leziz bir korkudur. Çünkü insan, neşeli bir piknik dönüşünde mahallede yangın görmeyi sever; bir yandan evsiz kalan komşuları paylaşmaya uğraşırken içten içe başına gelmediğine sevinir öbür yandan. Kendi başına gelmeyen felaket ne güzeldir.”

--reklam--

Sarıyaz İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sarı bir kum fırtınası, sarı bir duman, heryeri eski fotoğraflardaki gibi bir kasvete, hüzne ve yoksunluğa boyar. Sarı duman herkesi alır, radyodan cızırtıyla şarkı dinlenilen, kapı önlerinde birlikte oturulan zamanlara götürür. Sihirli bir duman değildir bu kuşkusuz, olabildiğince olasıdır. Tıpkı hemen arkasından gelen deprem gibi. Mahir Eriş bir tabloya bu sarı dumanı çizmiş, sonra depremi ve tablonun orasında burasında sallanıp duran insanları. Çocuk, genç, yaşlı, kadın erkek, az mutsuz, mutsuz, ışıltılı ağlarda çırpınıp duran balıklar gibi çırpınan insanlar. Hepsinin hikayesi, tasası, hüznü, gülüşü ve çırpınışı birbirinden farklı. Aynı olan tek şey, hepsinin birbirinden habersiz aynı tabloda yer almaları. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen o kadar hikayenin kitabın sonunda tıpkı bir yapboz gibi tamamlanması insanı şaşkınlıkla karışık bir duygu yumağına sokuyor. Sanki kenarı yırtılmış bir fotoğrafı birleştirmiş, kesik bir kolun sahibini bulmuş gibi oluyorsunuz. Birbirini tanımasa da insanların birbirlerinin hayatlarına kıyısından köşesinden dokunduğunu, birbirinin hikayelerini tamamladığını düşünüyorsunuz. Düşünürken damağınızda iyi yazılmış öykü tadı.. yazar/Mahir-unsal-eris ’in karakterlere farklı açılarından ışık tutan, ters köşeleri yerinde kullanan, kurduğu bağları ustaca bir kurguyla bütünleştiren hikayeceliğini çok sevdim. Hikayelerin geçtiği yerler anılarımda yer aldığı için belki, biraz fazla sevmiş olabilirim. Biga’daki üniversite yıllarıma, Trakya’nın en güzel kitapçısı ve sarı sıcak bir kız çocuğuyla bir kitap tezgahının başında geçirdiğimiz Erdek yazına, yağmurlu bir Bandırma gününe gidip geldim. ️Kitabı bitirince, keşke dedim, bütün iyi öykücülerimizin öyküleri gibi bunların hepsi de acıyla bitmeseydi. Mutlu sonlar da olsaydı. Oralarda iyi biten sonları sever insanlar çünkü. “Aman beya” deyip tasaları bir kenara fırlatmayı, sokaklarda dans ederek gezmeyi, gürültülü gülmeyi sever. Bu öyküler de biraz Çingene tasasızlığı bulaştırsaydı bize..Ne çok ihtiyacımız var biraz tasasızca gülmeye çünkü.. (Emel Keleş)

Şehrin üstüne sarı bir toz bulutu gelir ve tüm şehir garip bir havaya bürünür. Ardından gelen deprem ise yöre halkını daha tedirgin eder. Deprem akşamı 8 hikaye karakterin de hayatlarında sarsıntılar gerçekleşir. Bu sarsıntılar da garip tesadüflerle birbirleriyle bağlantılı. Yurdum insanının yaşadığı hüsranı, kalp yorgunluğunu, sevgiyi onların diliyle çok güzel aktarmış yazarımız. yazar/Mahir-unsal-eris (Yeşim Özdemir)

"Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kabusuna uyur." Mahir Ünsal Eriş okumayı çok sevdiğim, fakat aynı zamanda okumaya kıyamadığım bir yazar. Henüz iki öykü kitabını okudum; 'Olduğu Kadar Güzeldik' ve 'Sarıyaz'. Diğer kitapları ise okunmak üzere itinayla bekliyorlar. Yazarın yazım dili o kadar yumuşak ve akıcı ki ne yazsa okunur cinsten. Ama beni en çok mutlu eden kısmı ise öykülerinin benim memleketimde yani Bandırma'da geçiyor oluşu... Özellikle ortaokul ve lise yıllarında okuduğum kitaplarda kendimi bir şekilde karakter yerine koyabilmişsem eğer, kitapta geçen mekanlar da birden Bandırma, Edincik, Erdek olmaya başlardı. Mahir Ünsal Eriş'in kitaplarında karakterler benim bildiğim mekanlarda geziniyor, eski okulumda okuyor, Tekel binası önünde buluşuyor, dalgakıranda yürüyor. Sokaklarda satılan midye dolmacılar, sokak lahmacunları.. Her şeyin böylesine tanıdık olması gerçekten de büyük keyif. Sarıyaz'a gelince... Kitap 8 öyküden oluşuyor ve her bir öykünün bir şekilde birbiriyle bağlantısı bulunuyor. Her bir öyküde küçük bir ilçede yaşayan sıradan insanların yaşamından izler var, her biri birbirine benzer ve bir o kadar da farklı aslında. Anlatımı akıcı, bir solukta okunacak fakat insanın içinde tatlı acı bir tat bırakacak bir kitaptı. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. (Türkan Başa)

--reklam--

Sarıyaz PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mahir Ünsal Eriş - Sarıyaz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sarıyaz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mahir Ünsal Eriş Kimdir?

1980 yılında Çanakkale'de doğdu. Trakya Üniversitesi Grafik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Halen aynı üniversitede doktora öğrencisidir.

Genç yaşlardan beri çevirmenlik yapan Eriş, çeşitli dillerden çok sayıda kitap, makale ve öyküyü dilimize kazandırmıştır. Öykülerini topladığı Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde adlı kitabı ise 2012 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Öykülerinde naifliği ve yalın diliyle dikkat çeken Eriş halen öykü yazma uğraşını çeşitli edebiyat dergilerinde sürdürmektedir.

Bunun yanı sıra SoL gazetesindeki "Alan Savunması" adlı köşesinde haftalık futbol yazıları yazmaya devam etmektedir. Gençlerbirliği taraftarıdır.

--reklam--

Mahir Ünsal Eriş Kitapları - Eserleri

  • Sarıyaz
  • Olduğu Kadar Güzeldik
  • Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde
  • Kara Yarısı
  • Dünya Bu Kadar
  • Öbürküler
  • Benim Adım Feridun
  • Diğerleri
  • Gaip
  • İbranice Dil Hapı

--reklam--

Mahir Ünsal Eriş Alıntıları - Sözleri

  • Bizim millet unutmaya meraklıdır. Dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
  • Torunlarıma bile yetecek kadar sıkılmıştım. (Benim Adım Feridun)
  • Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. (Benim Adım Feridun)
  • Cumhuriyet'in yegâne ülküsü nedir? Muasır medeniyetler seviyesinde müreffeh ve münevver bir hayat tesis etmek. (Öbürküler)
  • Yurtta faşistlere yem olsak daha mı iyi? (Diğerleri)
  • Öyleyse yaşamak, hayata karşılık hayallerden vazgeçtiğimiz bir kaybetme biçimidir. (Olduğu Kadar Güzeldik)
  • Kimi sevse Gülderen, hep onu beklemekle geçerdi bütün vakti. Mesela babasını. (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
  • İnsan mutluluğa ne kadar çok acıkıyormuş meğer.. (Benim Adım Feridun)
  • Güldü. O kadar güzeldi ki; tıpkı günün tepenin ardından kendini gösterişi gibi, ayın güneşle dünya arasından çekilip aydınlığı serbest bırakışı gibi. Kahroluyordum onun gülüşünün güzelliğiyle. (Kara Yarısı)
  • Ölüme o kadar içerlemiyordum o yaşımdayken. Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım. (Sarıyaz)
  • bizim millet unutmaya meraklıdır. dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
  • Bir yoncanın dört yaprağı gibi dizilmiştik masanın etrafında. (Kara Yarısı)
  • Ama insan hayat dediği şeyin, olmasını bekledikleri değil de başa gelmesi hiç umulmayanların toplamı olduğunu böylelikle öğreniyordu. (Diğerleri)
  • “Ölmek ne bilmiyorum. Merak da etmedim hiç.” (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
  • “ İnsanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. Bu yan, başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur.” (Sarıyaz)
  • Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya ! (Sarıyaz)
  • “Allah’ından, kitabından bulsun kim kimin hayalini, neşesini çalıp gittiyse.” (Olduğu Kadar Güzeldik)
  • Ankara’yı sevmek ,şehirde sevilecek tek şeyin Ankara olduğunu bilmektir. (Kara Yarısı)
  • "Bir de mektubunuz var." Şaşırdım haliyle. Bir kere mektup yazmak mı kaldı şu devirde, ona şaşırdım evvela. (Sarıyaz)
  • "Her zaman derim, biraz sevgi, biraz şefkat, insana dair her meseleyi halleder!" (Diğerleri)