Kitap Künyesi
Yazar: Rıfat Ilgaz
Orijinal Adı: Satılmışlar
Yayın Evi: Ad Yayıncılık
İSBN: 9573251181
Sayfa Sayısı: 159
Satılmışlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitapta, birinci sınıf bir mizah yazarının, ölümünden önce bizzat kendisinin seçtiği ve Türk edebiyatının en özgün mizah örneklerini oluşturan hikâyelerini bulacaksınız.
Edebiyata şiirle başlayan Rıfat İlgaz (1911-1993) toplumcu kuşağın gücünü artıran şiir kitaplarının ardından yayımladığı mizah hikayeleriyle de geniş bir okur kitlesine ulaştı. İlgaz'ın mizah alanında verdiği ürünlerden özellikle "Hababam Sınıfı"nı, kendi türünde bir başyapıt olarak nitelemek sanırız yanlış olmaz.
Rıfat İlgaz'ın yarım yüzyılı aşan yazarlık serüveni boyunca üst üste yeni basımları yapılan ve kuşaktan kuşağa okunagelen mizah kitaplarının özünü, balını sunuyoruz sizlere bu seçkide. Bununla hem bir mizah ustasının kendi yazdıkları arasından seçtiği örneklerin tadına varacak; hem de, okullardan Babıali kaldırımlarına, hapisanelerden sanatoryumlara uzanan çileli bir yaşamın izini süreceksiniz.
AD Yayıncılık, Aziz Nesin'le başlattığı "kendi seçtikleri" dizisinin bu ikinci yapıtını da gururla sunmaktadır.
Satılmışlar Alıntıları - Sözleri
- "Memleketimiz toptan ve perakende satılmışlar memleketi oldu."
- "Kurt oğlu kurt olmaz mı?" "O eskidendi. Şimdi kurttan mükemmel kurt köpekleri üretiyorlar!"
- Hıyardan bile söz etseniz, milliyi getireceksiniz başına! Sivri biber, dolmalık biber, çarliston biber yok artık! Milli biberimiz var...
- "İstemiyoruz dört kişilik oyun! Ancak karşı karşıya tavla... Pastıra! Alafranga oyunlardan da bezik! Yani hep ikili oyunlar. Biz dış politikada bile üçlü, dörtlü oyunlara gelmeyiz. Anlaşmalarımız bile baştan aşağı ikili.Hep karşı karşıya! Dörtlü oyun politikamıza neden mi aykırı? Karşısındaki oyuncu dü şeş attı mı, işine gelmezse şeş beş diyebilirsin ikili oyunlarda! Tanık yok çünkü. Dörtlü oyunlarda her zaman, hır çıktı mı, iki tanık hazır!
- Kriz geçiren bir eroinciye benziyordu. Bir paket eroin uzatmışlar da geri çekmişlerdi sanki. Özgürlük burnunda tütüyordu.
- "Bırakalım gençliğin devlete sahip çıkmasını! Önce devlet din tacirlerinin, cahil, çıkarcı profesörlerin elinde kalmış gençliğe sahip çıksın!"
- "Poker denilen oyun da particilik gibi... Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! Korkma salla boyuna!..."
- Memleketimiz toptan ve perakende satılmışlar memleketi oldu. Köylerde satılmışlar, kentlerde satılmışlar, mahallelerde satılmışlar, kulüplerde satılmışlar, partide satılmışlar... Amerika'ya satılıyoruz, ortak Pazar'cılara satılıyoruz. Aşiret beylerine, şeyhlere, reislere satılıyoruz. Sütçüye, yoğurtçuya, karpuzcuya satılıyoruz.
- Sonradan öğrendiğimize göre insan toptan bütünüyle satılamazdı ama emeği bal gibi satılabilirdi. Uygarlık dediğimiz kültür ve teknik çağı bu emeğin pazarlanmasıyla doğmakta ve gelişmekteydi. Emeğin hakkı ya verilir ya da verilmezdi ama bu uygarlıktan mutlaka haklı ya da haksız çöplenenler olurdu.
- Emeğin hakkı ya verilir ya verilmezdi ama bu uygarlıktan mutlaka haklı ya da haksız çöplenenler olurdu.
- ... değil tek insanı, topumuzu birden alıp topumuzu birden satabiliyorlardı siyaset pazarlarında.
- Milano'dan aldığı mayosunu giyer, uzanırdı şezlonga. Karşı balkonu da kerterizleyerek güneş banyosu ile göz banyosunu birlikte yürütmeye çalışırdı.
Satılmışlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk defa bir kitabını okuduğum Rıfat Ilgaz'ın Aziz Nesin ile bir yayınevi kurduğunu yani az da olsa ortak görüşlere sahip olduğunu söyleyebilirim. Kitap yazarımızın kendi seçtiği birbirinden değerli ve bazı hikâyeleri halen güncelliğini koruyan konular içeriyor. Bir konusu Kemal Sunal'ın Tokatçı filmindeki sahte yol istimlakı yer alıyor. Okuyunca acaba filmin arkaplanında Rıfat Ilgaz'ın da payı var mı acaba diye düşündüm. Harika hikâyeler var, mutlaka okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar. (Yasin Bektaş)
Öykü Etkinliği nin ikinci kitabı olarak gene Rıfat Ilgaz 'dan "Satılmışlar" adlı kitabı okudum. Bu kitapta, birinci sınıf bir mizah yazarının, ölümünden önce bizzat kendisinin seçtiği ve Türk edebiyatının en özgün mizah örneklerini oluşturan hikayelerini bulacaksınız. Bununla hem bir mizah ustasının kendi yazdıkları arasından seçtiği örneklerin tadına varacak; hem de, okullardan Babıali kaldırımlarına, hapishanelerden sanatoryum hastahanelerine uzanan çileli bir yaşamın izini süreceksiniz. Gülerken düşünecek, düşünürken güleceksiniz. Ben gülerken aklıma " güleriz ağlanacak halimize" sözü geldi. Dikkatimi çeken başka bir şeyde elimdeki kitap Haziran 1996 da basılmış; içindeki öyküler ise çok daha eski ama geçen 30 senede hiç bir şey değişmemiş ve öyküler güncelliğini koruyor. Hem gülmek, hem düşünmek hem de Rıfat Ilgaz'ı tanımak için okumanızı tavsiye ederim. Keyif garanti :) (Özgün Onat)
Rıfat Ilgaz denildiğinde hep aklıma Hababam Sınıfı gelir. Sanki sadece o eseri yazıp sanat hayatına son vermiş gibidir. Güdük Necmi, İnek Şaban, Hafize Ana, Kel Mahmut, Damat Ferit... Sanki evlerimize gelen kırk yıllık misafirlerimizdir. Çocukluğumda kaç kere evimizde ağırladım. Onlarla kâh gülüp kâh hüzünlendim. O yüzden, Rıfat Ilgaz'ın bendeki yeri bambaşkadır. Bu eserde, Rıfat Ilgaz'ın kendi seçtiği yazılarından oluşturduğu bir seçkiler demeti. Bir kara mizah şöleni... Kafamın karışık olduğu bir dönemde bu eseri okumak bana iyi geldi. Kafamı dağıtmama yardımcı oldu. Bu ülke, nice aydını gibi senin de değerini bilemedi, sana nice acılar yaşattı. Hayatımıza dokunduğun için teşekkürler Rıfat Ilgaz... (Gecee)
Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.
Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.
Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
- Karartma Geceleri
- Halime Kaptan
- Hababam Sınıfı
- Sarı Yazma
- Hababam Sınıfı Uyanıyor
- Apartıman Çocukları
- Şeker Kutusu
- Nerde O Eski Usturalar
- Meşrutiyet Kıraathanesi
- Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
- Pijamalılar
- Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
- Garibin Horozu
- Hababam Sınıfı Baskında
- Karadeniz'in Kıyıcığında
- Don Kişot İstanbul'da
- Yıldız Karayel
- Bacaksız Okulda
- Sınıf
- Bacaksız Paralı Atlet
- Bacaksız Kamyon Sürücüsü
- Bütün Şiirleri 1927-1991
- Dördüncü Bölük
- Yokuş Yukarı
- Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
- Bacaksız Tatil Köyünde
- Sosyal Kadınlar Partisi
- Bacaksız Sigara Kaçakçısı
- Kumdan Betona
- Yaşadıkça
- Hoca Nasrettin ve Çömezleri
- Çalış Osman Çiftlik Senin
- Radarın Anahtarı
- Öksüz Civciv
- Yarenlik
- Rüşvetin Alamancası
- Nerede Kalmıştık
- Cankurtaran Yılmaz
- Devam - Şiirler 1953
- Cart Curt
- Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler
- Satılmışlar
- Ocak Katırı Alagöz
- Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
- Kulağımız Kirişte
- Güvercinim Uyur mu
- Üsküdar’da Sabah Oldu
- Küçükçekmece Okyanusu
- Haydi Yolunuz Açık Olsun
- Uzak Değil
- Durmak Yok
- Bunadı Bu Adam
- Fedailer Mangası
- Krallar ve Kurallar
- Şevket Ustanın Kedisi
- Çocuk Bahçesi
- Altın Ekicisi
- Bütün Şiirleri 1937-1983
- Çok Küçüğüm Daha Ben
- Kesmeli Bunları
Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
- Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
- Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
- "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
- Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
- Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)
- Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
- Doğru! Dünyanın parası var İsviçre'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
- "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
- Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
- Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
- Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
- "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)
- Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
- Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
- "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
- ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
- Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
- ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)
Yorumlar
0 yorum