Kitap Künyesi

Yazar: Mathias Enard

Çevirmen: Aysel Bora

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750713071

Sayfa Sayısı: 160

--reklam--

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Leonardo da Vinci'nin projesini reddettikten sonra, kendisinden Haliç üzerinde yapılacak bir köprü planı isteyen II. Bayezid'in davetini kabul eden Michelangelo, 13 Mayıs 1506 günü İstanbul'a ayak basar. İtalya'yı, ardında yarım kalmış bir anıtmezar projesi, kızgın ve eli sıkı bir Papa bırakarak terk eden Michelangelo, hiç tanımadığı, tehlikeler ve güzelliklerle dolu yeni bir dünyanın kapısındadır artık.

Gerçek bir olaydan yola çıkarak baştan sona tarihî dokunuşlarla gelişen ve Rönesans insanının Osmanlı dünyasının gizemleriyle karşılaşmasını incelikli ve özenli bir anlatımla işleyen roman, yaratma edimi ve uygarlığın başka bir kıyısına doğru uzanan ancak yarım kalan bir eserin simgesel anlamı üzerine büyüleyici bir düşünce aynı zamanda.

Tarihin bu unutulmuş birkaç haftasının heyecan verici sırlarının izini süren anlatı, çizdiği yetkin ve şaşırtıcı Michelangelo portresiyle de edebiyata damgasını vuracak nitelikte.

(Tanıtım Bülteninden)

Ödüller: 2012 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü

2010 Goncourt Ödülü

--reklam--

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara Alıntıları - Sözleri

  • Güzellik eski formlara sığınmaktan vazgeçip şimdinin belirsizliğine açılmaktan gelir.
  • İşin aslı, acıdan başka bir şey yok ve bizler, yakında yok olacağımızı yabancı kollarda unutmaya çalışıyoruz.
  • Belki haklısın. Belki çocukluğun en iyi tarafı, mükemmel değilse, arzularımıza uygun değilse, bize tahta şatoları kırdıran bu inatçı öfke. Belki de dehan gözünü kör etmiş. Ben senin yanında bir hiçim, bu kesin. Korkudan titretiyorsun beni. Önüne geleni kırıp geçirecek, kesinliğiyle her şeyi yakıp yıkacak o karanlık gücü hissediyorum.
  • “Siz dünyaya güzellik katacaksınız,” diyor Mesihî. “Bir köprüden daha muhteşem bir şey yoktur. Böyle bir güce hiçbir şiir, hiçbir hikâye sahip olamayacaktır. İstanbul'dan bahsettiklerinde, Ayasofya'yı, Bayezid Camii'ni ve sizin eserinizi sayacaklar, Maestro. Başka hiçbir şeyi değil."
  • “Bunlar Leonardo da Vinci nin önerdiği çizimlerden hareketle gerçekleştirilen modeller, Maestro. Mühendisler çizimi yaratıcı ama inşa edilmesi olanaksız buldular, nasıl söylemeli, Sultan hafifliğine rağmen onu bir hayli... bir hayli... çirkin buldu."
  • Her şeyden önce, çalışmak bu. Çalışma olmadan yetenek bir hiçtir.
  • "Sende bunlardan bir şeyler kalmasını nasıl isterdim. Benden bir parçayı yanında götürmeni. Uzaktaki ülkemin oraya taşınmasını..."
  • Eğer çizdiğiniz plan Padişah'a uymazsa, daha önce Leonardo da Vinci’ninkini reddettiği gibi sizinkini de reddedecektir. Leonardo mu? Leonardo da Vinci’den sonra mı geliyordu o?
  • Mimarlık, denge sanatıdır; vücut nasıl kolların, bacakların uzunluğu, kasların duruşu gibi belli yasalarla yönetiliyorsa, bir yapı da uyumunu garanti eden kurallara boyun eğer.
  • Ne zaman bir projesi tamamlanma aşamasına gelse, hem mutlu olur hem üzülür, şimdi de aynen öyle; bitirdiği için mutlu, eseri Tanrının yaratacağı kadar mükemmel olmadığı için de üzgün.
  • Ben kendimi her zamankinden de kötü, yaralı ve çok yorgun hissediyorum..
  • "Dua etmeyi öğrenmek için deniz yolculuğu yapmak gerek.”
  • Kim bilir kim, kendisinin Osmanlı Padişahı’nın yanında olduğunu Roma'ya yetiştirmiştir. Kaçınılmaz olan olmuştur. Yuvaya dönmeyecek olursa Papa'ya haber verileceğini, mahvolacağını, aforoz edileceğini, hatta öleceğini söyleyerek kendisini tehdit etmektedirler.
  • Onlar çocuk; savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk ve benzeri şeyleri anlatmayı da unutma.
  • ...işin aslı, acıdan başka bir şey yok ve bizler, yakında yok olacağımızı yabancı kollarda unutmaya çalışıyoruz.

--reklam--

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitaptan, Oksijen Gazetesin'de Yekta Kopan'ın Rafta Kalmasın köşesinde bahsetmesiyle haberdar oldum. Kitap II. Bayezid in daveti ile İstanbul'a gelerek Haliç üzerine bir köprü yapmaya çalışan Michelangelo nun kısa bir dönemde yaşadıklarını ve gözlemlerini anlatıyor. Şiirsel anlatıma sahip bir kitap. sayfa yapısı olarak şiirsel bir anlatım. Şöyle ki; her bölüm bir sayfa ve bölümler mısra mısra. Cümleler o kadar kısa ki ; bir türlü hangi duyguyu yaşayacağınıza bile zaman tanımıyor. Kısa cümlelerin yalnızca bir faydası var o da dönemin tarihi bilgilerini okura kolaylıkla ve okuru yormadan aktarabilmesi. Konu olarak ilgi çekici bir konusu var. Michelangelo nun Mesihi ile ilişkisi daha da detaylandırılabilir ve ikisi arasındaki ilişki psikolojik tahliller ile desteklenebilirdi. Tıpkı Orhan Pamuk un Beyaz Kale kitabında olduğu gibi. O zaman okuma zevki çok daha yüksek olurdu. (Tayfun Sürücü)

Bu yazarı ve kitabı ilk defa görmüştüm kitaplığımda. Ortak bir kitaplık olduğu için rastgele aldım ve okumaya başladım. Bir kitap düşününki beni bırakma ve her zaman okuyarak kal desin.Tam olarak bunu diyor bu kitap. Çevirmenin sayesinde olsa gerek kitap su gibi akıp gidiyor gözlerinizden. Aslında bir tarih kitabı diyebiliriz ama yorucu bilgilerle sıkmayan bir tarih bilgisi. Daha çok olaya ve duymadığımız hikayelere yer verilmiş. Bir adamın o dönemde bir adama aşık olabileceğini hatta gerçekten aşık olduğunu farkettiriyor. Yavaş yavaş devam edip kitabın sonuna doğru sezon finali yapan diziler gibi heyecana kapılmışken bitiveriyor kitap. Ve o yüzden ikinci sezon için yeni senaryolar uydurabilecek kıvama geliyorsunuz. Olayımız II.Beyazid'in Leonardo da Vinci'nin Haliç Köprüsü projesini beğenmemesi üzerine Michelangelo'yu İtalya'dan çağırması ile başlar. Her sayfası cümlelerle dolu dolu bir kitap değil. Belki kalın kitaplardan sıkılanlar için iyi bir seçenek olabilir. Çünkü göreceksiniz ki BZ Metrobüsünde iki tur attıktan sonra kitap bitiveriyor...:) (Basak Basak)

Mathias Énard, 1972'de Fransa'da doğdu. Doğu Dilleri Enstitüsü'nde Arapça ve Farsça eğitimi gören yazar, Ortadoğu'ya uzun süreli yolculuklar yaptı. 2000 yılından beri Barcelona'da yaşıyor ve Barcelona Üniversitesi'nde Arapça dersleri veriyor. Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, 2010 yılı Goncourt des Lycéens Ödülü'nü kazanmıştır. Yine müthiş bir öneri ile geldim bugün, ki bende bir öneri üzerine okudum. Şahsen değer verdiğim hocamın önerilerini hiç araştırmadan arka kapak yazısını okumadan alırım daha güzel oluyor. Bu kitapta da öyle oldu.. İlk sayfayı çevirdiğimde şunlar yazıyordu: “Onlar çocuk; savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk ve benzeri şeyleri anlatmayı da unutma.” Sayfaları çevirmeye başladığınızda kitaba adını veren bu coşkuyu da bir nebze olsun tadacağınıza inanıyorum… Kitap, Kipling'in Life's Handicap (1891) adlı eserinden bu alıntı ile başlar. Alıntıdaki çocuk bizler yani okur; savaşları, kralları ve filleri anlatırken aşk ve benzeri şeylerden bahsetme sorumluluğunu üstlenen ise yazar Mathias Enard'dır. Hikaye, İtalyan rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci'nin, Sultan ll. Beyazıt talebiyle Haliç (golden horn) için tasarladığı köprü ile başlar. Da Vinci'nin hayali bu uzunluktaki açıklığı geçen yekpare ilk köprü tasarımıdır. Tasarım, dönemin mühendislik yeteneklerinin çok ötesinde olduğundan reddedilir. Golden Horn Bridge adlı tasarıma ait orijinal eskizlerin Milano Bilim Müzesi'nde saklandığı rivayet edilir. Sultan ll. Beyazıt aynı kaygı ile yine İtalyan rönesans sanatçısı Michelangelo'yu İstanbul'a davet eder. Yazılı tarihe göre sanatçı bu daveti reddetmiştir. Ancak tarihçi; Michelangelo ile kardeşleri arasındaki yazışmalardan, Vatikan kütüphanesi'nde bulunan Ayasofya'ya ait planlardan ve Osmanlı arşivi dökümlerinden yola çıkarak sanatçının daveti reddetmeyerek İstanbul'da bir süre ağırlandığı sonucuna varıyor. Kitabında da yer verdiği mektup ve belgelerdeki ayrıntıları baz alarak Michelangelo'nun Kostantinapol macerasını kurguluyor. Savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlatırken, aşk ve benzeri şeyleri de unutmuyor elbet yazar. Kısaca kitap eşsizdi, hacimce küçük olabilir ama içerisinde kurulu olan cümleler ile öyle güzel doyuruyor ki insanı. Okumanızı öneririm. Şimdiden keyifli okumalar. (Kitaptar Picasso)

--reklam--

Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Mathias Enard - Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Mathias Enard Kimdir?

Mathias Énard, 1972'de Fransa'da doğdu. Doğu Dilleri Enstitüsü'nde Arapça ve Farsça eğitimi

gören yazar, Ortadoğu'ya uzun süreli yolculuklar yaptı. 2000 yılından beri Barcelona'da yaşıyor ve Barcelona Üniversitesi'nde Arapça dersleri veriyor. Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara, 2010 yılı Goncourt des Lycéens Ödülü'nü kazanmıştır.

--reklam--

Mathias Enard Kitapları - Eserleri

  • Hırsızlar Sokağı
  • Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara
  • Mıntıka
  • Pusula

--reklam--

Mathias Enard Alıntıları - Sözleri

  • “Azra'nın nerede, ne zaman öldüğünü bilmiyorum. Herhalde Evin Hapishanesi'ndedir. Ben de onunla öldüm. Çok daha önce...” (Pusula)
  • “... koltuğumun altında bir paketle kütüphaneden geldiğimi görünce ee, derdi, hâlâ Leyla’ya Mecnun musun?” (Pusula)
  • tüm oğullar, babalarının kaderlerinin oğulları, o kaderin adı ister Açlık olsun ister Cesaret olsun isterse de Acı olsun, (Mıntıka)
  • ...yolculukları kabul etmek gerekir, onlar kaderin öteki adıdır. (Hırsızlar Sokağı)
  • “... sadece aşk bizi ötekine açar: bir feragat ve ergime olarak.” (Pusula)
  • Mimarlık, denge sanatıdır; vücut nasıl kolların, bacakların uzunluğu, kasların duruşu gibi belli yasalarla yönetiliyorsa, bir yapı da uyumunu garanti eden kurallara boyun eğer. (Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara)
  • Hayat bir dizi yanlış cevaptan ve yanlış anlamalardan ibaret.. (Hırsızlar Sokağı)
  • İşin aslı, acıdan başka bir şey yok ve bizler, yakında yok olacağımızı yabancı kollarda unutmaya çalışıyoruz. (Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara)
  • Belki haklısın. Belki çocukluğun en iyi tarafı, mükemmel değilse, arzularımıza uygun değilse, bize tahta şatoları kırdıran bu inatçı öfke. Belki de dehan gözünü kör etmiş. Ben senin yanında bir hiçim, bu kesin. Korkudan titretiyorsun beni. Önüne geleni kırıp geçirecek, kesinliğiyle her şeyi yakıp yıkacak o karanlık gücü hissediyorum. (Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara)
  • Güzellik eski formlara sığınmaktan vazgeçip şimdinin belirsizliğine açılmaktan gelir. (Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara)
  • “Sosyoloji gerçekten de bir dövüş sporu!” (Pusula)
  • Kim bilir kim, kendisinin Osmanlı Padişahı’nın yanında olduğunu Roma'ya yetiştirmiştir. Kaçınılmaz olan olmuştur. Yuvaya dönmeyecek olursa Papa'ya haber verileceğini, mahvolacağını, aforoz edileceğini, hatta öleceğini söyleyerek kendisini tehdit etmektedirler. (Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara)
  • ...ne okuduysam oyum, ne gördüysem oyum... (Hırsızlar Sokağı)
  • ...kurban edilen hayvanların kanının içinden usul usul aktığı mide bulandırıcı kanalların suladığı üstü örtülü pazaryerlerine asılı inek karkasları üzerinde, savaştan sonraki ölü et kokusu da aynı böyle olmalı, sinekler daima kazanır, ... (Mıntıka)
  • “Ben katil değilim, bir katilden daha fazlasıyım. Faslı değilim, Fransız değilim, İspanyol değilim, bunlardan daha fazlasıyım. Müslüman değilim, bundan daha fazlasıyım. Bana ne isterseniz onu yapın. (Hırsızlar Sokağı)
  • Benlikte daima ötekinden mevcuttur.. (Pusula)
  • ...ister İspanya'da cumhuriyetçi ister Fransa'da faşist isterlerse de İsrail'de Filistinli olsunlar hepsinin de hayalinde Aphrodite'in Truvali oğlu Aeneas'ın kaderi, şehirleri yıkılan mağluplar da sıra kendilerine gelince başka şehirleri yıkmak, tarihlerini yeniden yazıp zafere tahvil etmek ister,... (Mıntıka)
  • ...kendimi çok yaşlı hissediyorum, isterdim ki bu katar sürsün, sürsün ta İstanbul'a ya da Siraküza'ya kadar, sonuna kadar gitsin, o bilsin en azından yolun sonuna kadar gitmeyi düşündüm ah nasıl da acınasıyım bu ritmiyle insanın ruhunu bir neşterden daha keskin yaran trende kendime merhamet ettim, salıyorum her şey uzasın her şey kaçışıyor her şey daha zor zamanlar demiryolları boyunca akıp giderken isterdim ki bırakayım beni öylece bir yerden diğerine taşısınlar, ... (Mıntıka)
  • başkalarının katliamları daima daha az rahatsız edici, Hafıza daima seçici ve tarih daima resmîdir (Mıntıka)
  • Ben kendimi her zamankinden de kötü, yaralı ve çok yorgun hissediyorum.. (Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara)