Kitap Künyesi
Yazar: Yalçın Küçük
Yayın Evi: İthaki Yayınları
İSBN: 9789758725731
Sayfa Sayısı: 515
--reklam--
Şebeke 1 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kime veya kimlere daha çok teşekkür borçluyum, sayıları pek çok, ancak "en büyük" alacaklılarım kimler; buna kolay karar veremiyorum. Süleyman Bey Demirel'e mi, yoksa Turgut Bey Özal'a mı; birisi başbakan ve değeri müsteşar geldiler, ben ayrıldım. Halbuki planlamayı ve işimi ne çok seviyordum, orada az zamanda çok ve büyük işler yapmıştık; başbakanlıkta bir küçük daireyi, "uzun vadeli planlar" deniyordu, bir üniversiteye çevirmiştik, üniversiteler hep uykudaydılar, bu ülkede ilk "dış ticaret hadleri" veya ilk "üç ticaret hadleri" endekslerini biz çıkardık...
--reklam--
Şebeke 1 Alıntıları - Sözleri
- Demek ki bütün seçimler boştur ve göstermeliktir; önemli olan seçilmiş doğmaktır.
- Görüntü ile öz aynı olsaydı, bilime gerek kalmazdı.
- ...; acı hep sevgi üretmektedir.
- Bilim ise bir dizge ve uyum sorunudur; bu nedenle türkçede bilimsel olan da dahil yaratılara 'telif' diyoruz, bu gözlemleri bir dizgeye uydurmak anlamındadır ve çok yerindedir. Bu titizliği olmayana bilim adamı diyemeyiz; Copernicus'u devrimine götüren, bu uyum kaygısı idi; milyonlarca göksel gözlem Ptoleme sistemine uyarken birkaçı uyumsuzluk gösteriyordu, Copernikus, istemeyerek de olsa, bu uyumsuzları bir dizge içine alabilmek için mevcut astronomi sistemini yıkmak zorunda kalmıştı, dünyanın dönüşü kuramını işte buna borçluyuz.
- Savaş bilimseldir ve bilimsel ilerleme bir savaş yoğunlaşmasıdır.
- Görmek için mutlaka hipotez ve daha önemlisi mümkünse teori gereklidir; eğer güçlü teori varsa, bakanın gözlerini kapatarak da görmesi mümkündür.
- Bilim, imbikten geçirilmiş birikimin bir ön yargıya dönüştürülmesi değilse nedir, "ön yargı" sözcüğünü bilerek ve çekinmeden kullanıyorum. Bilim yolunda, geçerliliğini yitirinceye kadar ön yargılarımız olmalıdır.
- "Murat III döneminde, 1574-1595, ekonomik güçlüklerin baş gösterdiği sırada Yahudi bir kadının 40.000 duka değerinde bir elmas takıp gezmesinin yarattığı büyük tepki üzerine Sultan hiddete kapılarak tüm Yahudilerin öldürülmesini emretti ise de daha sonra Salamon Eşkenazi'nin etkisi ile sadrazamın, Ester Kira'nın ekisi ile ve Valide Sultan'ın ricaları ile, bir öfke anında verdiği emri değiştirerek sadece yahudilerin ve diğer gayri müslimlerin, giyim ve kuşamlarını düzenleyen, lüks eşya kullanımını kısıtlayan bir ferman buyurdu. 27 Nisan tarihli bu fermana göre Yahudiler kavuk taşımayacak, kırmızı bir şapka, siyah ayakkabı ve pamuktan bir kapama giyeceklerdi."
- Kabalistik nesirleri okumak şifre çözmek ile özdeştir.
- İngiliz sömürgecileri mi, yoksa Amerikan emperyalizmi mi daha köktenci; bu soruyu, usta elleri bileklerinden kesme ile beyinleri zaptetme operasyonlarının karşılaştırmasına indirgeyebiliriz. Kolonyalistler, İngiliz pamuklu dokuması ile rekabeti önlemek için Hint ipekli dokumacılığını katletmeyi gerekli gördüler ve sanatsal ipekli dokuyabilen ustaların ellerini kopardılar. Amerika ise, insanlarımızın kendine özgü hiçbir estetik yetisi ve değer düzeni olmaması için savaş halindedir; bu amaçla insanlarımızın beynine pamuk pres tatbik etmektedir.
- Clausewitz, bize imkansız bir savaş teorisi vermiştir;artık savaşın temel hedefinin karşı tarafın iradesini teslim almak olduğunu öğrenmiş durumdayız, irade zaptını kalıcı kılmak için de ilk iş silahsızlandırmaktır. Mondros mütarekesine, ülkenin silahsızlandırılmasının temel koşul olarak konması ve Afganistan'da savaşın ancak bir silahsızlandırma ile biteceğinin açıklanması Clausewitz teorisine uygundur. Ancak Clausewitz, emperyalizm öncesi bir teorisyendi; şimdi temel amaç beyinleri zaptetmek ve değerler sistemini tahrip etmektir. Bunu kalıcı yapmanın yolu ise insanı yozlaştırmaktan geçiyor; yoz alçaklıktan haz alan yaratıktır. Bu nedenle yozun bir daha herhangi bir değer sistemi kazanması imkansız görünüyor; şimdilerde edebiyata yüklenen en önemli misyon buradadır.
- İşte bu yüzden, bugün yazan gençler, hakkında yazmaya değen, dert ve yorgunluğa değen tek şeyi sırf bu yolla iyi yazmalarını sağlayabilecek olan tek şeyi unuttular: Kendiyle çatışan insan kalbinin sorunlarını. Bunu yeniden öğrenmeliler. Olabilecek en bayağı şeyin korkmak olduğunu kendilerine öğretmeliler: Bunu yaparken de çalışmalarında ezeli gerçeklerden ve yüreklerinin doğrularından, geçici ve yok olmaya mahkum herhangi bir öykü içermeyen evrensel doğrulardan -sevgi ve onurdan, şefkat ve gururdan ve merhamet ve fedakarlıktan- başka hiçbir şeye yer bırakmayacak biçimde, her şeyi sonsuza kadar unutmamalılar. Yoksa bir lanet altında çalışırlar. Aşkı değil şehveti, kimsenin değerli bir şey yitirmediği yenilgileri ve umut içermeyen, en kötüsü de şefkat ve merhamet içermeyen zaferleri yazarlar. Kederleri hiçbir evrensel kedere neden olmaz, hiçbir iz bırakmaz. Kalpten değil, hormonlardan yazarlar.
- Kitap, artık silahtır. Hegemonya savaşının en güçlü silahlarından birisi artık kitaptır.
--reklam--
Şebeke 1 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Biraz ön yargı ile başlayıp, şaşkınlıkla bitirdiğim bir kitap oldu . Kitap ile hiçbir açıklama olmadığı için , kitabın isminden dolayı farklı bir beklenti ve yargı ile başlamıştım okumaya. Fakat Yalçın bey beni oldukça şaşırttı. Kitap Orhan Pamuk eleştirisi ile başlıyor. Bir bölümü tamamen ona ayırmış yazar . Orhan Pamuk'un okunan bir yazar olmaması, Yahudilikle ve sabetayizmle alakasının üzerine çok durmuş. Kitabın bir diğer kısmında Ahmet Altan'ın yazarlığı ve kitapları üzerinde çok durmuş. Kitap boyunca Orhan Kemal, Behice Boran, Halide Edip Adıvar, nazım hikmet ve birçok yazar hakkında olumlu- olumsuz görüşlere denk geliyorsunuz. Bu kişilerin siyasetle ilişkilerini kaynakçalarla incelemiş. Yazarın tarzı eleştiri olmasına rağmen yazımı çok sert değil ve merakla okutturuyor kendisini. Yazış tarzı benim çok hoşuma gitti ve güzel noktalara parmak bastığını düşünüyorum. (Bigeran)
Kitap incelemesinden ziyade Yalçın Kucuk hakkında yazmak amacım, yaklaşık 5 civarı kitabını okudum, Vardığım sonuç evet tezleri farklı belki bazen saçma Lakin iyi bir düşünce kitapları okulunun küçük ü ve onun metodunu bilmesi çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Evet metodu, bi çoğu ipe sapa gelmez olsada tezlerini ispatlamak için kullandığı argümanlar, bunları elde ediş biçimi ve kullanım yöntemi, gerçekten takdire şayan (Lightmorelight)
--reklam--
Şebeke 1 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yalçın Küçük - Şebeke 1 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Şebeke 1 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yalçın Küçük Kimdir?
Yalçın Küçük, İskenderun'a Halep'ten gelip yerleşmiş bir ailenin çocuğudur. Baba tarafından Türkmen, anne tarafından ise Kafkasyalı bir aileye mensuptur. Kabataş Lisesi'nden mezun olmasının ardından, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki öğrencilik hayatı boyunca; Fikir Kulüpleri Federasyonu, ardından Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi olan Fikir Kulübü Başkanlığı’nı yaptı. Siyasal Bilgiler’i 1960 senesinde birincilikle bitiren Küçük, 27 Mayıs Darbesinde, büyük öğrenci eylemlerinin başında yeraldı. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev aldı. Bir süre sonra Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürlüğüne getirildi, ardından istifa etti. Yalçın Küçük, buradan ayrılınca Amerika'ya gitti, Yale Üniversitesi'nde lisans eğitimi aldı. Ardından mülakatı kazanarak dört ay boyunca da Dünya Bankası'nda staj yaptı.
1966'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başladı. Yön, Emek, Ant dergilerinde, Sosyalist Devrim yanlısı yazılar yazdı. 1968-70 yılları arasında Birmingham Üniversitesi Rus ve Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde bulundu. Sovyetoloji araştırmalarını kitaplaştırdı. Bu kitaptan dolayı sekiz yıla mahkûm edildi.
1971'de doçent oldu. 12 Mart 1971 Muhtırası'ndan sonra görevden alındı. 1973-76 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinin ekonomi servisini yönetti. 1970'lerde, Türkiye İşçi Partisi'nin ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katıldı, 1973 yılı sonlarında askere alındı.
Kıbrıs Harekâtına katıldı Bu savaşta yaşadıklarını anlattığı bir anı-söyleşi kitabı bulunmaktadır. 1975'ten itibaren yayınlanan ve partiye yakınlığıyla bilinen Yürüyüş gazetesi'nin editörlüğünü yaptı. 1978'de partiden ihraç edildi. 1979'da kendisiyle beraber TİP'ten ihraç edilenlerle birlikte Sosyalist İktidar dergisi'ni çıkarmaya başladı. Aynı yıl Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi oldu. 12 Eylül Darbesi'nden sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. 1983'te Bir Yeni Cumhuriyet İçin adlı yapıtından ötürü tutuklanarak cezaevine girdi; daha sonra aklandı. 1987'de Gazi Üniversitesi'nde profesör oldu ve 1994'te emekli oldu.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra aydınların yönetime karşı örgütlenmesinde büyük çaba gösterdi. Aziz Nesin ile birlikte "Aydınlar Dilekçesi Hareketi"ni örgütledi. 1987-1992 yılları arasında Toplumsal Kurtuluş adlı sosyalist bir aylık dergi çıkardı. Daha sonra bu dergi kapanarak yerine Hep İleri adlı bir dergi çıkmıştır. "Özgür Üniversite" adıyla bilinen "Özgür Ekin Derneği"nin kurucusudur. 1993'te Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olmasını ve Matild Manukyan'ın vergi rekortmeni olmasını öne sürerek Fransa'ya gitti. Küçük, burada öğrenci olur, İranoloji ve Kürdoloji okur; Kırmançi, Sorani, Farisi öğrenir. Onomastik üzerine çalışmalarına yoğunlaşır. Daha sonra gene 1993 yılında Suriye'de Bekaa Vadisi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Bu görüşmeyi "söyleşi" adıyla kitaplaştırdı. Çeşitli sol dergiler çıkarttı. Bu arada PKK'nın medya organı olan MED-TV'de programlar yaptı. Bu dönemde dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından emredilen Abdullah Öcalan'ın yok edilmesi istihbaratını, dönemin muhalefet lideri Mesut Yılmaz'dan öğrenerek PKK'yı bilgilendirdiği ve olayı engellediği iddia edilmektedir.
28 Şubat sürecinde, 16 Eylül 1996'da yurtdışından Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na Refah Partisi'nin kapatılması için harekete geçmenin zorunluluğunu ifade eden bir dilekçe sundu. 29 Ekim 1998'de Türkiye'ye geri döndü ve "Kürtçülük Propagandası" yapmaktan suçlu bulunarak iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000 yılında tahliye oldu.
2000'li yılların başından itibaren Türkiye'nin yakın tarihiyle ilgili iddialar ve eserler sunarak isimbilim araştırmalarına yöneldi. "Avdeti" kültürü, Sabetayizm, İbraniyet, kripto Yahudilik, gizli din taşıma, çift dinlilik konuları ile ilgilendi.
7 Ocak 2009 tarihinde, Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılmak üzere İstanbul'a sevk edilen Yalçın Küçük 11 Ocak 2009 tarihinde tutuklandı. 12 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. 3 Mart 2011 tarihinde aynı soruşturma kapsamında evi arandıktan sonra yeniden gözaltına alındı. 6 Mart 2011 çıkarıldığı nöbetçi mahkemede tutuklandı.
--reklam--
Yalçın Küçük Kitapları - Eserleri
- Çökmeden
- Gizli Tarih
- Caligula
- Şebeke 1
- Türkiye Üzerine Tezler 1
- Aydın Üzerine Tezler 1
- Sırlar
- Tekeliyet 1
- Epilepsi ve Orgazm
- Aforizmalar
- Sol Müdahale
- Tekelistan-1
- Kürtler Üzerine Tezler
- Bilim ve Edebiyat
- Aydın Üzerine Tezler 2
- Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü
- Çöküş; Gizli Tarih
- Çıkış - Ansiklopedi 1
- Atamanoğlu Fatih
- Türkiye Üzerine Tezler 2
- İsyan 1.Cilt
- Fitne
- 21 Yaşında Bir Çocuk Fatih Sultan Mehmet
- Tekelistan
- Türkiye Büyülü Hapishanem
- İsyan 2.Cilt
- Tekeliyet 2
- Cumhuriyet'e Karşı Küfür Romanları
- Aydın Üzerine Tezler 5
- Aydın Üzerine Tezler 3
- Bir Soran Olursa
- İtirafçıların İtirafları
- Türkiye Üzerine Tezler 5
- Aydın Üzerine Tezler 4
- Emperyalist Türkiye
- Türkiye Üzerine Tezler 3
- Tenkit
- Haberci
- Sosyalist Açıdan Ekonomik Politik
- Kir Teorisi
- Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar
- Türkiye Üzerine Tezler 4
- Estetik Hesaplaşma
- Hasta Despot
- Quo Vadimus - Nereye Gidiyoruz?
- Aydınlık Zindan
- Yürüyüş
- Putları Yıkıyorum
- Ders 1 - Küçülme Savaş
- Küfür Romanları
- Sicil
- Bakış
- Bir Dikine Ülke
- Davalarım
- TÜRKİYE ÜZERİNE TEZLER ÖZEL EDİSYON
- Kurtuluş Yazısı
- Türkiye'de Marksist Damar Var
- Sol Marksizm
- Çıkış
- Planlama Kalkınma ve Türkiye
- Kürt Bahçesinde Sözleşi
- Devlet ve Hürriyet
- Tarihçe
- El Kitabı
- Bir Yeni Cumhuriyet İçin
- Seçme Teknik Çalışmalar
- Aydın Üzerine Tezler 2
- Endüstrileşme Sürecinin Temel Sorunları
- 100 Soruda Planlama,Kalkınma ve Türkiye
--reklam--
Yalçın Küçük Alıntıları - Sözleri
- Şimdi soru şu: Marx ve Engels, günlük yazılarında Türkofil olarak görünüyorlar. Hep Osmanlı devletinden yana bir tutum alıyorlar. Şu nedenle: Marx ve Engels, Rus çarlarının despotluğundan tiksiniyorlar. Rus çarlığının gerilemesinin dünya devrimini yaklaştıracağını düşünüyorlar. Bu, Osmanlı'dan yana bir eğilimi belirliyor. Böyle bir durum Osmanlı aydınının Marksizme yakınlık duymasını kolaylaştırıcı görünüyor. Ama olmuyor. Neden olmuyor? (Bilim ve Edebiyat)
- Politize olmuş sermaye sınıfını düşünmemiş olmak, Marx ve Lenin düşüncesinin büyük zaafiyetidir. Burjuvazinin çocukluk çizgilerini, olgunluk dönemlerine ve hatta monopoli düzlemine uzatıyorlar. Zaaftır ve hatta hastalık ve şimdi, dünyanın her yanında "marksistler", marksizmin bu çocukluk hastalığının ilacını bulmaya çalışıyorlar. (Gizli Tarih)
- Kazakistan programında konuştuğum Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, röportajın bir yerinde şöyle demişti: "Yahu şu AB'ye baktığınız ve ilgi gösterdiğinizin yüzde 25'i kadar bize ilgi gösterin!" Banu Avar (Çökmeden)
- Görmeyince daha iyi görüyorum.Teorik insan,somuttan uzaklaştığı ölçüde gerçeğe daha çok yaklaşıyor. (Aforizmalar)
- İnsanlarımızın “çalmak” ve “yatmak” dışında istemeyi tümden unuttukları bir çağdayız. Şimdi Orta Çağ’dayız. (Çöküş; Gizli Tarih)
- "Normal bir ilişki için, "Bazı esasları düşünmek zorundayız" dedik. Bunlar, birincisi sonuna kadar yurtsever olmak, İkincisi, önce vatanla, halkın özgürlüğüyle evlenmek ve dördüncüsü, ancak bu ilk üçü layıkıyla yerine getirildikten sonra kadın-erkek ilişkilerinin bir anlamı olabilir!" (a.ö.) (Kürt Bahçesinde Sözleşi)
- En iyi eleştiri bir ölü üzerine yazılabilir. Çünkü insan, maymunun yapısına bir anahtar oluyor. Gelişmenin sonu, eleştirinin başı oluyor. Bu yüzden kapitalizm doğunca feodaliteyi yazmak imkan dahiline giriyor. Çünkü feodalizm artık ölmüştür. Sosyalizm bir gerçeklik olunca, kapitalizm ölüyor. Bu yüzden Lenin'in kapitalizm eleştirisi, Marx'ınkine göre, daha eksiksizdir. (Bir Soran Olursa)
- Korku ahlak silicisidir. ... Ahlaklı yaşamak için ölüm korkusunu yenmeye mahkûmuz. (Cumhuriyet'e Karşı Küfür Romanları)
- Türkiye’de faşizan denemeler her zaman İslam’a muhtaçtır. (1976) (İslam’ın faşist bir din olduğunu değil, faşizm için kullanıldığını anlamak durumundayız.) (Haberci)
- ...bilimsel ve felsefi alanlarda, politik gerekler fazla zorlamadığı zamanlarda, Lenin Marx'ın sormadığı sorulara vakit ayırmak istemiyor. (Sol Marksizm)
- Ve 3 Kasım 2002 "seçim değil darbe" dedim,hep tekrarlamak istiyorum. Bu darbeyi fiilen tertipleyenler, 2001 Ağustos'a kadar, Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ve yerine bıraktığı Hilmi Özkök ile yardımcıları Kemal Derviş ve Devlet Bahçeli'dir. Darbenin halkla ilişkilerini Sedat Ergin yürütüyordu,görevinin başındadır. (Fitne)
- Demokrasi bir devlet durumudur ve her zaman, özgürlükten önce sınıfların varlığını ve devletin sürekliliğini anlatıyor. (Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü)
- "Evlilik, en gizli özel mülkiyettir. İster imam nikahı olsun, ister kilisede tamamlansın ve isterse laik yerel yöneticiler tarafından imzalansın, nikah, bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Temelinde birlikteliği başlatmak değil, sürekliliğini güvence altına alma kaygısı var. Nikah, sevginin tükeneceği korkusudur. Bu nedenle sevgiyi tüketmektir." (Kürt Bahçesinde Sözleşi)
- En iyi misyonerlik, kendine yaptırılandır. Bütün bunlar Türkiye'de yapılmıştır. Oktay Sinanoğlu (Çökmeden)
- Türkiyede'ki toplumsal dinamiğin en yavaşlatıcı ekseni, hiçbir zaman aktif bir demokrat köylü hareketine sahip olmamasıdır. (Aydın Üzerine Tezler 1)
- En iyi bellek silici, işsizlik ve ölümdür. (Küfür Romanları)
- ..Benim gördüğüm ise, Yunanistan'da neredeyse her ilçe, her mahalle veya her semtin, "nea" olduğudur; nerdeyse her yerleşim yerinin başında bir "yeni" sözcüğü yar. içim yandı; Yunanilerin acılarını duydum ve içime akınca, içimin yangınından yüzüm kızardı. Yunaniler, bizim yanlışlıkla "yunani" dediğimiz, bizim kızgınlıkla "rum" dediğimiz bu insanlar, Elenler, nerede ise Elen topraklarının her yanında bir "nea" Anadolu yerleşim yeri kurmuşlar. Anadolu'dan, atalarının ve kendilerinin de yaşadıkları topraklardan sökülüp atılınca, burada, hep "yeni" Anadolu kent ve kasabalarını yaşatmaya başlamışlar; acılarını duyunca ben de yandım. (Yürüyüş)
- Dünyada ortaklık ülküsü kadar güzel ne var? Kant, iyiyi istemenin kendisi iyidir, diyordu. Her işte ortaklığı istemenin kendisi ise çok iyidir. Bize yakışıyor. Bize, çok soyut olarak utanmazlıkları görüp, üstüne keskin bir hat olarak gitmek yakışıyor. (Yürüyüş)
- İlkel insanı hedonist olarak tarif etmesek, nasıl tarif edebiliriz ve bu bir. İkincisi, büyük acı ve korku, kazıyıcıdır, insanı ilkelleştirirler. (Atamanoğlu Fatih)
- Anlamamın kişisel hazzı, (...) mümkün olan kişisel kızgınlık ve kırgınlıkların tümünü ortadan kaldırıyor. Geriye toplumsal sorun, toplumsal sorumluluk ve tartışma gereği kalıyor. Toplumsal kızgınlık ve kırgınlıklarım benim değildir; ortadan kaldırılmasına göz yumamam. (Estetik Hesaplaşma)
Yorumlar
0 yorum