Kitap Künyesi
Yazar: Rainer Maria Rilke
Çevirmen: A. Turan Oflazoğlu
Tasarımcı: Medine Efe
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753552677
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ne Rilke´den önce, ne de ondan sonra izlenimin bu dingin ve yüksek gerilimine ulaşılmıştır... O bir gün, ortaçağ dinselliğinden hareketle insanlık ülküsünün ötesinde yeni bir dünya imgesine giden yolda, yalnızca büyük bir ozan değil, eşi bulunmaz bir yol gösterici olacaktır.
- Robert Musil
Rainer Maria Rilke´nin yaşama biçimi şiiri kadar önemlidir. Bu her şeyden önce, bütün yaşayışı şiire adamadır; ozanca yaşama, ozanca var olmadır. Şiiri yazmadan yaşayabilir miyim? sorusunu çok önceden kendine soran Rilke, Hayır, cevabını verdikten sonra hep şiiri için yaşamıştır. Hep şiir için yaşamaksa, hayatla sanat arasında zaman zaman seçim yapmak zorunda kalmaktır, tragedyanın ikilemiyle karşı karşıya olmaktır. İlk gençlik coşkusu dindikten sonra, geçim zorluklarıyla ve günlük yaşayışın öbür sorunlarıyla çepeçevre kuşatıldığında da ozan olarak kalabilen, ozanlığın yüksek bedelini her zaman ödemeyi göze alabilen kaç kişi vardır şiir tarihinde? Rilke´nin amacı, hayatı bütünüyle kavramak; varlığın hiçbir kesimine yabancı kalmamak, en korkunç, en iğrenç hayat durumlarını bile bütün yönleriyle kucaklamak ve türkülemek olmuştur.
--reklam--
Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları Alıntıları - Sözleri
- Sen benim kutsal yalnızlığım.
- Ruhumu nasıl tutsam da, seninkine değmese?
- Bayılırım kır zambaklarına, uzak, çaresiz, hep birini bekleyip duran; ve kızlara, saçlarına çiçek takarak ıssız pınarların orda düşler kuran;
- Kim oturmamış yüreğinin perdesi önünde kaygılı?
- Nasıl uzaklarda her şey ve geçip gitmiş!
- Ben bilir misin, sessizce Sıyrılmak isterim taşkın çevreden,
- Ve yayarım kendimi ve düşerim içime taa ve fırlatırım kendimi ve yapyalnız kalırım büyük fırtınada.
- Sonsuz özleyişlerden yükselirler sonlu eylemler zayıf çeşmeler gibi, vaktinde ve titreyerek eğilirler.
- kimsin ki sen?
- Sen bütün nesnelerin en derin özüsün, varlığının gizini suskuyla saklayan; ve her birine başka türlü görünürsün: karaya gemi gibi, gemiyeyse liman
- Bu yalnızlığın kapıları önünde ben de eşsiz ve derin bir inançla dolu olarak duruyorum; çünkü bunu, birbirinin yalnızlığını korumayı, iki kişi arasındaki birleşmenin en yüksek amacı sayıyorum. Çünkü ancak, derin yalnızlıklan ritmik olarak kesen birleşmeler gerçek birleşmelerdir.
- Ruhumu nasıl tutsam da, seninkine değmese?
- Çünkü en yakın şeyler bile uzaktır insanlara.
--reklam--
Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlginçtir kitabın başı ve sonu ilgimi çekerken orta ve ortasonlarında sıkıntıya, anlamsızlığa düştüm. Bazı şiirleri sırf bitsin diye okudum. Kanımca bu benim dalgınlığım, dikkatimi yeterince veremememden kaynaklandı. Anladığım kadarıyla Rilke büyük bir şair. Anlamadığım kadarıyla sanırım daha da büyük. Duino ağıtları, özellikle son dört ağıt çok manalı ve etkileyici. Sonuç olarak, zor kitap, zor şair. Berrak zihin ile okunmalı. (Murat Çalık)
seçilen şiirlerin kalitesi hakkında yorum yapamayacağım zira bilgi sahibi değilim. çeviri konusunda söylemek istediğim çok şey var ama karşılaştırmalı örneği buraya bırakmakla yetineceğim. Ben uzaklarla çevrili bir bayrak gibiyim. Sezerim gelen yelleri, yaşamam gerek onları benim daha nesneler kımıldamazken aşağlarda: kapılar usul kapanır daha, bacalarda sessizlik; titremez daha pencereler, toz ağır daha. Derken tanırım fırtınaları, deniz gibi çalkanırım. Ve yayarım kendimi ve düşerim içime taa ve fırlatırım kendimi ve yapyalnız kalırım büyük fırtınada bu çeviri bu kitaba aitti. aşağıdaki ise benim gerçek rilkem. hangi yayınevi olduğunu bilmiyorum, biraz bakınsam bulurum şu an üşendim, yaşadığım hayal kırıklığını atlatınca gidip okuyacağım^^ Sonsuz boşlukla çevrelenmiş bir bayrak gibiyim Henüz herşey sakinken, gelecek fırtınaları Önceden sezerim, kapılar sessizce kapalı, çanlar hareketsiz; Camlar henüz titremezken, ve tozlar henüz yerde dinlenirken. Daha şimdiden biliyorum gelecek fırtınaları Deniz kadar huzursuz, Dalga dalga açılıp, yeniden kendime dönerken, Sonsuz boşlukla çevrelenmiş bir bayrak gibiyim, Hep gökte yalnız, Yalnız fırtınalar içinde. (melike)
İnsan varlığının eksiklik ve yapaylığıyla dolu olmasından duyulan derin bir umutsuzluk dile gelir Rilke’de. Duino Ağıtları da bu umutsuzluğun doğurduğu melekten söz eder. -İslam’ı bütünüyle içine alan bir melek. -Vardığım kanı, Rilke’nin Doğu mistisizminden ve İslâmi kaynaklardan etkilenerek bunu dizelerine boca etmesidir. Goethe’nin de Doğu-Batı Divanı’ndan yola çıkarak Hafız’a olan hayranlığını söylersek Doğu'yu çokça fark etmek gerekir bu noktada. Nesîmi, Fuzûli veyahut Nedim’deki dizeleri gözlemleyerek sadece kendi kültürünün getirisiyle yetinmeyenlerin büyük ruhu taşıdığını düşünüyor insan. Hz. Muhammed’in detaylı tasviri, Meleğin ona olan hayranlığı ve inen ilk ayet anlatılır takdirle... İslâmi motiflere (Melek, gül, Kur’ân) bolca yer veren Rilke, melekleri semâvi, muhteşem, görkemli bir varlık olarak yansıtır. Hz. Peygamberin melekten de öte bir varlık olduğunu ifade eder Yakarış dizelerinde. Son mısrada ise Turan Oflazoğlu’nun belirttiği gibi, Hz. Peygamber’in bütün hayatını ve davasını özetlemeye çalışır: “Yapabilendi o, kulak veren ve yapandı.” (…) “Okudu o da: öyle ki, melek hayrandı. Çoktan okumuş denirdi ona artık ona, Mûtîydi o, bilendi ve erdirilendi." Ahmet Cemâl’in çevirisinden Seçme Şiirleri de okumuş olmakla birlikte yine farklı bir seçkiye farklı çevirmenden bakmak da güzel oldu doğrusu. gonderi/25749057 TİBKY’dan farklı olarak daha kapalı, anlaşılmak için çaba isteyen cümlelerle karşılaştım, tabii, yazıldığı dönemi baz almıyorum bunu söylerken. Ahmet Cemâl’in Seçkisi –Belki de çevirisi- daha yalın ve anlaşılabilirdi, en azından bunu söyleyebilirim. Rilke’nin şiir yapısı ve hayatının mercek altına alınması, dönemi ve kişisel yaşamını anlayabilmek adına bir başka kaynağa gerek duyulmaksızın oldukça doyurucu bir inceleme yazısı ortaya çıkarılmış. T. Oflazoğlu’nun sadece üç-dört cümlesinde bile bunu anlamak mümkün. “Üç kuşak vardır daima: Birinci, Tanrı’yı bulur; ikinci, Tanrı’nın üstüne daracık tapınaklar kurar ve onu zincire vurur; yoksul düşen üçüncüyse, kendi zavallı kulübeciklerini kurmak için taşlar taşır. Tanrı’nın evinden derken, Tanrı’yı yeniden araması gerekir” diyen Rilke, kuşkusuz, birinci kuşaktan saymakta kendini.” ‘Melek’ motifi ile ulaşır yaratıcıya. Özü budur. Yazgıya boyun eğmek ve ölüme duyulan ilgi yaşama düsturunu bilmek içindir. Ölüme olan derin yaklaşım, yaşama bilincini unutmamaktan öte gelir. Ne de olsa ölüm hayatın gerçeği olduğu kadar meyvesidir de ona göre. ‘Gerçek’ karşısında boyun eğişi vardır ama sadece kalp ile hissedilebilen ve görülebilen bir Varlığın karşısında. Varlık’ı yalnızca bu dünyada değil, evrenin her zerresine bakarak bulur, görülüp de gözlemlenilmekten kaçınıldığı, duyulduğu ama hissedilmekten beri durulduğu evrenin muntazam ağırlığı karşısında kendi benliğiyle hesaplaşır Rilke, ama hiç barışamaz. Belki de onu diğerlerinden farklı kılan şey budur... “Günümüzün fizikçileri, evrenin yapısı konusunda mistik ozanların yüzyıllar önce görüntülerin canlı diliyle sunduklarını, kavramların, formüllerin ölü diliyle doğrulamaktan öteye gidemiyorlar.” Evet, sayfalar dolusu bilginin veremediği gerçeği, bazen bir şiir bile verebilir. Sayfalarca yazılarak anlatılamayanların bir karikatürde bütün resmi ortaya dökmesi gibi, ehlin dışında ama o alana yönelik olanlardan daha sade, malumatsız ve doğrudan dökülen ‘gerçeklik’ ile… "Ben senin en önemsiz kullarından biriyim, küçücük bir hücreden hayata bakan ve insanlara nesnelerden daha uzak olan çekinen olup bitenleri tartmaya…" “Vatanı bulmak için vatanı terk gerek. O hâlde vazife aşikârdır, Yolculuğun seni vatanından alıp vatanına ulaştıracaktır.” Yolculuk ve Hicret. Rilke de tam bu tezahüre ses verenlerden biri. Hem kişisel yaşamında, hem eserlerinde. Yaşamıyla eserleri öylesine bütünlük içinde ki, ruhuna hüzün veren Paris'i terk etmek istemez; sıkıntılı ruh halinin yazılarını doğrudan etkilemesi, tersi durumda ise üstündeki o coşkuyu kaybedeceğini önceden görebilmesidir nedeni. Kendini hiçbir yere ait hissedemeyen ruh yapısı içerisindedir Rilke. Malte Laudris Brigge’de yansıttığı karakteri gibi, kargaşa toplumuyla arasına çektiği çizgi, bakış açısındaki karakterize tutumu belli eder tamamıyla. “Not edilen her şey, ne denli umutsuzluktan kaynaklanmış olursa olsun hala ufacık bir umut tanesi içerir.” Sözüne isnat etmiştir ne de olsa. Psikoterapiye gitmesini söyleyenlere ‘Şeytanlarımı kovalayayım derken, meleklerimi ürkütmekten korktum’ diyen, yazgıya boyun eğmiş bir ruh hali hakimdir onun kaleminde. Ve beklersin, bekler durursun Hayatını sonsuzca büyültecek olanı; Güçlüyü, olağanüstüyü, Taşların uyanmasını, Sana dönük derinlikleri. Belli belirsiz görünmektedir Yaldızlı, koyu renk ciltler kitaplıktan; Gezilmiş ülkelerdir düşündüğü bir bir resimlerdir tekrar kaybolan kadınların giysileridir. (Sergen)
--reklam--
Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rainer Maria Rilke - Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rainer Maria Rilke Kimdir?
Rainer Maria Rilke,Alman lirik şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir. Babası Josef Rilke Alman kökenli bir demiryolu memuru, annesi ise Praglı zengin bir aileye mensuptu. Çok hırslı ve kaprisli bir kadın olan annesi oğlunu kendi özlemleri doğrultusunda yetiştirmek istedi. Altı yaşına gelinceye kadar kız çocuğu gibi giydirilen Rilke, zayıf ve ince ruhu nedeniyle annesinin bu tutumundan etkilenerek başta kadınlar olmak üzere insanlarla iletişim kuramaz hale geldi. Şiirlerinde çocukluk yıllarını bir yandan içtenlikle bir yandan da korku çağrışımlarıyla anlatmasının en büyük nedeni de budur.
Dokuz yaşına geldiğinde annesi ile babası boşandı ve Rilke annesinin yanında Viyana'ya gitmek zorunda kaldı. Babasının toplumda elde edemediği saygın yeri edinmek amacıyla 1886'dan sonra St. Pölten'e ve Bohemya'daki Maehrisch-Weisskirchen'de askeri okullara devam etti. Beş yıl sonra Linz Ticaret Akademisi'ne kaydını yaptırdı. Rilke'nin eğitimi bununla da bitmedi. Özel derslerin yanı sıra Prag'da edebiyat ve sanat tarihi de okudu. İlk şiirleri Yaşam ve Şiirler'in yayınlanması bu yıllarda oldu.
1896-99 yılları arasında öğrenimini Münih ve Berlin'de sürdüren Rilke, Münih'te yaşayan kadın şair Lou Andreas Salome ile tanıştı. Daha önceki yıllarda Nietzsche'nin aşık olduğu bu kadının Rilke'nin sanatçı kişiliğinin gelişmesinde büyük rol oynadığı belirtilir. Salome ile birlikte 1897'de Berlin'e, 1898'de Floransa'ya bir yıl sonra da Rusya'ya giden yazar, Rusya'da Tolstoy tarafından karşılanıp dönemin ünlü ressamı Pasternak ile tanışınca büyük mutluluk duydu. Kremlin'de tanık olduğu Ortodoks Paskalya Yortusu ve Rus halkının dindarlığı yazar üzerinde önemli etkiler bıraktı. İki yıl sonra yine Lou Andreas'la birlikte ikinci kez Rusya'ya giden Rilke, ülkenin güney bölümünü de dolaşarak yeniden Tolstoy'la buluştu. Bu geziden sonra ruh sağlığı bozulan yazarı terk edenler arasında Salome'de bulunuyordu.
Ressam Heinrich Vogeler'in çağrısına uyan Rilke, Worpswede'ye yerleşti ve 1901 yılında evlendi. Ancak bu evlilik sadece bir yıl devam etti. Boşanmasından bir süre sonra Rodin'in yaşamını yazmak amacıyla Paris'e gitti. Bir süre sonra da Rodin'in özel sekreterliğini yapmaya başladı. Hem Paris'teki yaşamı hem de Rodin'in kişiliği Rilke'nin yaşamında adeta dönüm noktasını oluşturdu. Rodin üzerinde araştırma yapmaktan çok onun sanatı ışığında Paris'teki yaşamını dile getirdiği Auguste Rodin, yazarın düzyazı türündeki ilk önemli yapıtıdır. Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanını tamamladıktan sonra bir yıl boyunca Kuzey Afrika'yı dolaşan yazar, 1912'de Kontes Marie von Thurn und Taxis adlı bir soylunun Trieste yakınlarındaki Duino Şatosu'na yerleşti. 1909'da Paris'te tanıştığı Kontes, Lou'dan sonra Rilke'nin sanatını belirleyen ikinci güçlü kadın oldu ve yazar bu tarihten sonra yeni bir yaratıcılık sürecine girdi. Duino Ağıtlarını da burada yazdı.
Birinci Dünya Savaşı yıllarını genellikle Münih'te geçirdi. Bir ara Viyana'daki savaş arşivinde çalışan yazar 1919'da İsviçre'ye, üç yıl sonra da Wallis Kontu'na ait olan ortaçağdan kalma Muzot Şatosu'na yerleşti. Orpheus'a Soneler'i burada yazdı. 1923 yılında Lösemiye yakalandı ve sağlığı giderek bozuldu. 51'inci doğum gününü kutladıktan birkaç hafta sonra 29 Aralık 1926'da Montreux yakınlarındaki Valmont'ta hayata gözlerini kapattı.
Sanatçı kişiliği: Şiirlerinin yanı sıra çağdaş Alman romanının öncüsü sayılan Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı eseriyle de ün kazanan Rilke, ekonomik bunalımların ve kapitalist gelişmelerin belirlediği sanattan uzak bir çağın içinde yetişmiş, gerek yaşamı gerek yapıtlarıyla hayatı mekanik, cansız bir hale getiren duygulardan yoksun modern çağa, insanların birbirine ve kendi kendisine yabancılaştıran, yalnızlığa iten yaşama biçimine karşı gelmeye çalışır. Yazarın yaşamını belirleyen olaylar, onun sanatında da büyük değişimlere yol açmıştır. İlk dönem şiirlerinde görülen gelişmede sevgilisi Lou'nun ve birlikte yaptıkları Rusya gezisinin payı büyüktür. Dilin duygulara seslenen ses özelliklerine büyük bir duyarlılıkla yaklaştığı Saatler Kitabı, Rilke'nin Rusya yaşantısını ve Paris yıllarının etkilerini yansıtır. Kitap üç bölümden oluşsa bile sanki uzayıp giden bir şiir havasını taşımaktadır. Rilke'nin nesnelere ve dış dünyaya bakış acısından kaynaklanan yeni bir Tanrı imgesi, özellikle ilk bölümün temelini oluşturur. Tanrı'yı bu dünyanın dışında değil, evrenin her zerresinde bulur; art arda sıraladığı imgelerde, Tanrı'nın varlığını yaşar. İlk baskısı Saatler Kitabı'ndan önceye rastlayan çağı ve konusu bakımından olduğu kadar yazarın sanatındaki gelişmeyi yansıtması açısından da geçiş niteliği taşır. Rilke'nin ikinci baskıya eklediği 37 şiirde Paris yaşantısının etkisi büyüktür. Güz Günü ve Akşam gibi tanınmış şiirler, bu baskıya eklenenler arasında olup yeni bir döneme geçişin izlerini yansıtır.
Sanatsal yaşamının ikinci döneminin başlıca iki yapıtından biri olan, Rodin ve Paris kentinin etkilerini taşıyan Yeni Şiirler adlı kitaptır. Burada artık Tanrı, aşk, ölüm gibi konulardan dış dünyaya nesnelerin dünyasına geçiş sözkonusudur. Panter ve Roma Çeşmesi adlı şiirlerinde nesnelerin kendisinden yola çıkan Rilke, kişisel duygularına ve izlenimlerine yer vermeksizin salt nesneyi tanımlar. Dış dünyaya bakışının değişmesindeki en büyük etkiyi ise yıllarca yanında yaşadığı Rodin sayesinde elde etmiştir. Yeni Şiirler ile Alman edebiyatında 'nesne şiiri' adı verilen yeni bir tür oluşturan Rilke'nin yaratımları, Rodin'in yapıtlarında olduğu gibi plastik nesneler olmayıp 'yazılı nesnelerdir'. Bu şiirlerinin temelinde yatan ve Rilke'nin 'görmeyi öğrenmek' olarak nitelendirdiği dış dünyaya bakış ilkesi, Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanı için de geçerlidir. Kişinin kendisine ve çevresine yabancılaşması, büyük kent insanının yalnızlığı, insanın varlığını oluşturan ölüm korkusu gibi konuları geleneksel roman kalıplarının dışına çıkarak işleyen bu yapıt, genç bir Danimarkalı şairin Paris yaşantısını anlatan bir günce biçimindedir. Romanda Rilke'nin Prag'la ilgili çocukluk anıları, Rusya ve İskandinavya yolculukları, özellikle de onu derinden etkileyen Paris yaşantısının etkileri görünmektedir.
--reklam--
Rainer Maria Rilke Kitapları - Eserleri
- Duino Ağıtları
- Bütün Şiirlerinden Seçmeler
- Malte Laurids Brigge'nin Notları
- Genç Bir Şaire Mektuplar
- Orpheus'a Soneler
- Çünkü Zordur Sevgi
- Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları
- Dua Saatleri Kitabı
- Sancaktar
- Genç Bir Kadına Mektuplar
- Beyaz Mutluluk
- Uzak Gece Rüzgârı
- Tanrı'dan Öyküler
- Auguste Rodin
- Bütün Öyküler
- Cezanne Üzerine Mektuplar
- İmgeler Kitabı
- Düşten Taç
- İyi Ruhlara Adak
- Advent
- Gece mi Tek Gerçeğimiz?
- Kalem ve Kılıç
- Sonuncular
- Bana Tören
- Beyaz Prenses - Sancaktar
- Keşiş Yaşamı Üzerine
- Yoksulluk Ve Ölüm Üzerine
- Hac Üzerine
- Bütün Hikayeleri
- Toplu Şiirleri
- Seçme Şiirler
- Floransa Günlüğü
- Sanat Üstüne
- Yeni Şiirler
- Toplu Şiirler 1
- İsa Çocuk
- Toplu Şiirler 2
- Poems
- Ji Şaireki Ciwan Re Name
- The Dark Interval: Letters on Loss, Grief, and Transformation
- Resimlerin Kitabı
- Ahead of All Parting
- Seçme Mektup ve Şiirler
- Keşiş Yaşamından Haçtan
- Hazreti Meryem’in Hayatı
- The Duino Elegies & The Sonnets to Orpheus
--reklam--
Rainer Maria Rilke Alıntıları - Sözleri
- Kendi kalbi önünde hiç kimse sınavı başaramaz. (Çünkü Zordur Sevgi)
- . Bir süredir görüyorum, her şey nasıl değişiyor. Bir şey yükselir ve hareket eder ve öldürür ve kedere neden olur. ... (Resimlerin Kitabı)
- Henüz soğumadın ve çok geç değildir, oluşmakta olan derinliklerine dalman için, orada yaşam usulca kendini ele verir. (Keşiş Yaşamı Üzerine)
- Çocukluk her şeyden bağımsız bir ülke. İçinde kralların yer aldığı tek ülke. Ne diye sürülüp atılalım buradan? Ne diye bu ülkede kalmayalım, bu ülkede yaşlanıp olgunlaşmayalım?... Ne diye 'başkalarının' inandıklarına inanmaya alıştıralım kendimizi? (Bütün Öyküler)
- ...önemsiz olanların bütün kaygı ve yoksulluğunu, bütün korkmuşluğunu ve jestlerini onun evine taşımakla, eline bırakmakla, kalbi üzerine yerleştirmekle dindar oluyordu insan. (Auguste Rodin)
- Nasıl tutayım ki ruhumu değmesin diye seninkine? Nasıl tutup da kaldırayım onu senin üzerinden başka şeylere? Ah karanlığın ortasında yitik bir şeylerin içine koyayım isterdim ruhumu yabancı, sessiz bir yere, senin derinliklerin titreşirken titreşmeyen. Lakin her şey, bize dokunan, sana ve bana İkimizi birden alıyor, iki telden çıkan tek ses çıkaran yayın çekişi gibi Hangi enstrümanın teliyiz? Hangi kemancı tutuyor elinde bizi? Ah, güzel şarkı. (Toplu Şiirleri)
- Dünyada adalet diye bir şey kalmadı. ;çünkü adalet adaletsizliğin sultası altına girdi. Bugün adalet zincire vurulmuş, acınacak bir durumda. Haksızlık gülüp eğleniyor kendisiyle.. (Tanrı'dan Öyküler)
- "Koyu saçları yumuşak..." (Sancaktar)
- Çünkü salt yalnız olana açıklanır ve aynı türden bir çok yalnıza hazır verilir dar birinden daha fazlası. Çünkü herkese Tanrı diye görünür bir başkası... (Toplu Şiirleri)
- . Gönül almayı hırsınız haline getirin. ... (Seçme Mektup ve Şiirler)
- Çevresindeki her şeyi ne çok sevdiğini duyumsadı ansızın. (Sonuncular)
- Kollarından boşluğu fırlat soluk aldığımız uzaya; belki kuşlar daha derin bir uçuşla duyar genişleyen havayı. (Kalem ve Kılıç)
- İKİMİZ oturuyorduk düşünceler içinde asma yapraklar alacağından-sen ve ben- ve kokulu saçmalıklar arasında üstümüzde vızıldıyordu bir yabanarısı bir yerden. (Toplu Şiirler 1)
- Sanki hiç yaşamamış gibi hissediyorum kendimi; çünkü o yolu asla bulamadım. (Bütün Hikayeleri)
- Düşün, hangi yaşam daha çok yaşantı içler düşündeki resimlerden? Ve seninledir daha? (Beyaz Prenses - Sancaktar)
- nasıl tutayım ruhumu ki, dokunmasın seninkine? (Toplu Şiirleri)
- "Bilgisinin bütün canlı ağırlığıyla dolu olarak, geleceği gören birisi gibi, etrafında yaşayanların yüzlerinin içini görüyordu." (Auguste Rodin)
- Ruhumu nasıl tutsam da, seninkine değmese? (Seçilmiş Şiirler ve Duino Ağıtları)
- Güneş, bizim memlekette yaz ortasında olduğu gibi, ağır. Fakat biz yaz mevsiminde vedalaşmadık. Kadınların elbiseleri yeşillikler arasında boylu boyuna parlıyordu. Ve şimdi atlarla hep gidiyoruz. Şu halde mevsim sonbahar olmalı; hiç değilse mahzun kadınların bizi düşündükleri yerde. (Sancaktar)
- Dünyanın her ışıksız dönüm yerinde vardır böyle kalıttan yoksun bırakılmışlar; ne önceki onlarındır, ne gelecek olan daha. (Duino Ağıtları)
Yorumlar
0 yorum