Kitap Künyesi
Yazar: Arthur Schopenhauer
Çevirmen: Ahmet Aydoğan
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9789754686685
Sayfa Sayısı: 104
--reklam--
Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır: kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler... Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır.
--reklam--
Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine Alıntıları - Sözleri
- “Çehrelerin büyük çoğunluğunda izleri belirgin olan sıradanlığın damgası, bayağılığın ifadesi gerçekte şuna dayanır: Bu çehrelerde bunların bilmelerinin istemelerine sıkı sıkıya bağlı olması, bu ikisini birbirine bağlayan sağlam zincir ve bundan ileri gelen, irade ve onun amaçlarıyla ilişki içerisinde olmadıkça şeyleri kavrama imkânsızlığı görünür hale gelir. Diğer taraftan bütün yüksek kabiliyet ve yetenek sahibi adamların birbirlerine (aynı ailenin mensupları olarak kabul edecek denli) aşikâr benzerliğini oluşturan dehanın ifadesi, yüzlerinde aklın iradenin hizmetinden özgürlüğünü, serazatlığı, bilmenin istemeye baskınlığını açık seçik biçimde okumamızda saklıdır. Istırabın her türü istençten-istemeden kaynaklandığı, beri tarafta bilme kendi içinde ve kendi başına istirapsız ve sakin-dingin olduğu için, bu onların iradenin ve onun ihtiyaçlarının hizmetine tabi olmayan yüksek alınlarına ve açık, nüfuz edici bakışlarına muhteşem bir görünüm, deyiş yerinde ise tabiatüstü, gayrı dünyevi sükûnet (asûdelik) verir.”
- Çoğu kez köpeğimin zekiliğinden ve zaman zaman ahmaklığından hayrete düşmüşümdür; insanlarla da hemen hemen aynı şeyleri yaşadığımı söyleyebilirim.
- Öyle kimseler vardır ki çehrelerine masum bayağılığın ve kişilik düşüklüğünün damgası vuruludur, hatta öyle çehreler vardır ki tek bir bakış insanda kirlenme hissi uyandırır.
- Bön ve can sıkıcı olmanın sırrı bizim her şeyi söylememize dayanır.
- Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder.
- Sıradan insanlar insan gibi görünürler;fakat benzer hiç bir taraflarını görmedim ben.
- Elmasların değeri nasılsa insanlarınki de öyledir: Nasıl ki elmasların belli bir büyüklük, saflık ve kusursuzluk derecesine kadar belli ve sabit bir fiyatı vardır, ama bu derecenin ötesine geçildiğinde paha biçilmez ve alıcısı bulunmaz ise...
- Dil bir insanın sadece düşüncelerini ele verir, oysa çehre tabiatın düşüncesini dışa vurur.
- Ahlakta iyi niyet her şeydir...
- “Kant, "yaşamsal güçler" üzerine bir kitapçık yazdı; fakat ben onlar üzerine bir ağıt yazmak istiyorum, çünkü onların vurma, çakma, dövme, atma, savurma biçiminde savurganca ve lüzumsuzca kullanımı bütün hayatımı günlük bir işkenceye çevirdi. Şüphesiz buna gülecek insanlar - hem de çok sayıda vardır, çünkü gürültüye karşı duyarlı değillerdir; ne var ki muhakemeye, düşünmeye, şiire ya da sanata, sözün kısası her türden zihinsel-düşünsel izlenime duyarsız olan tam da bu insanlardır: Beyin dokularının çok küt ve kaba niteliğine mal edilmesi gereken bir gerçektir bu. Diğer taraftan neredeyse bütün büyük yazarların yaşamöykülerinde ya da kişisel ifadelerinin kayıtlı olduğu her yerde gürültünün entelektüel insanlara tattırdığı acıya dair şikâyetlere rastlarım. Sözgelimi Kant, Goethe, Lichtenberg, Jean Paul buna ornek olarak gösterilebilir ve aslında konudan söz açılmadığı durumda bunun tek nedeni buna sıra gelmemiş veya fırsat düşmemiş olmasıdır.”
- Yer yüzünün tadı tuzu olarak bizler dünyanın selleri fırtınaları, yanımıza yöremizi istila etse, hayatın gaileleri , duygularımızı heyecanlarımızı tahrik etse de,zihinsel hayatımızın gereklerinin peşinde koşarken bizi asla hiçbir şeyin rahatsız etmesine izin vermemeli ve köle kadının değil, özgür kadınları çocukları olduğumuzu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız.
- Sıradan, sığ ve basit kafaya sahip birine bir dahinin, büyük bir kafanın eseri tavsiye edilse, nikris (gut) hastalığından mustarip birisi top oyununa davet edildiğinde ne kadar zevk duyarsa o da bundan o kadar haz duyacaktır.
- “Nedir bütün bunlar?” ya da: “Bunlar gerçekten nasıl teşekkül etmişlerdir?” Eğer birinci soru büyük açıklığa ulaşır ve sürekli olarak mevcudiyetini hissettirirse bu filozofu ortaya çıkaracaktır ve tam olarak aynı şekilde diğer soruda sanatçı yahut şairi.
- Ahlâkta iyi niyet her şeydir fakat sanatta hiçbir şey; çünkü sanat sözcüğünün zaten gösterdiği gibi, önemli olan sadece ve sadece yetenektir.
- Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir.
--reklam--
Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
/insanların çoğu, fazlasına değil ancak ihtiyaçlarını karşılayacak kadar paraya sahipse akıl için de aynı şey söz konusudur; insanların çoğu iradenin hizmetini karşılayacak kadar, yani hangi işlerle uğraşıyorlarsa onun icaplarını yerine getirecek kadar akla sahiptirler. işin gerekleri yerine getirilip de karınları doyduğunda ağızlarını açıp esnemeye başlarlar ya da kendilerini maddi bedeni zevklerin kucağına, olmadı kağıt ve yazar oyunları gibi çocukça eğlencelerin avuntusuna bırakıverirler yahut incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler üzerine çene çalmaya veya giyinip kuşanıp birbirlerine durduk yere saygı göstermeye ve iltifatlarda bulunmaya can atacaklardır." . boş muhabbet yapanlardan uzak durun diyor kesinlikle! zira harcanan vaktin sizin için değerli olduğunun farkındaysanız bu sizin üstün farkindaliğiniz :) . insansı erdemin yani aklın ihtiyaçlarını, yapısını, gereksinimlerini ve konumu irdelenmiş gerekli ve gereksizlik unsurları, irade ve zekanın paralelliği, zeka farklılıkları her şey gözden geçirilmiş, gözlemlenmiş ve özümsenerek schoupnehauer in kaleminden dökülmüş. . zihin için faydalı, loplari kurcalayan ayrıntılar yeterince var, akılda kalıcı aklı uyandırıcı, sorgulama gereksinimi; acaba bu mudur?? . ve daha sonra tekrar istifade edilir mi? ee yani... edilir. (Sinan Afşar)
Değindiği noktalar okurken sizde ampul yakıyor. Kitabı yorumlara bakarak okumaktan ziyade kitabı okumanızın sizin için doğru olup olmadığını kitabı okurken fark ediyorsunuz. Eğer doğru kitapsa sizin için, emin olun olumlu yönde gelişiminize yarar sağlayacaktır. (kerem özdemir)
Schopenhauer'den ilk okuduğum kitaptı bu. Kitap 6 makaleden oluşuyor. Ana teması aklın iradenin etkisi altında kullanılması ve irade dışındaki özgürlük alanında kullanılması (deha) olan makaleler kendi özellerinde "eğitim" gibi genel konudan "at arabalarının kırbaç seslerinin verdiği rahatsızlık" gibi bir konuya kadar çeşitlilik gösteriyor. Konusu eğitim olan makaledeki fikirleri oldukça etkileyici bulduğumu söyleyebilirim. Dikkatimi çeken ilk nokta Schopenhauer'in kendi milletinden olan yazarların fikirlerine oldukça aşina olması. Sık sık alıntılara ve göndermelere rastlamak mümkün. Benzer bir duruma Nietzsche'nin okuduğum tek kitabı olan Tragedyanın Doğuşu'nda da rastlamıştım. O da sık sık Alman düşünür ve yazarları kendi fikirlerine ortak ediyordu. Kitap bir felsefe kitabına göre oldukça anlaşılır bir dile sahip. Bahsedilen soyut kavramlar sık sık somut örneklerle de açıklanmaya çalışılmış. Şahsen örnekleri pek başarılı bulduğumu söyleyemem, anlatılmaya çalışılan konsepti basitleştiriyor gibi geliyor bana "akılla iradenin ilişkisi şarapla üzümün ilişkisine benzer" gibi cümleler. Yazarın fikirleri konusundaki fanatikliğini okurken hissetmek oldukça keyifliydi. Kendi alanı olmayan konularda bile yargıda bulunmakta çekinmemiş, birini aşağı birini üstün bulduğu iki konsepti "kara kalem çalışması" ve "yağlı boya çalışması" örnekleriyle karşılaştırıyor. Kendisi bir sanatçı olmamasına rağmen kara kalemi yağlı boyadan daha aşağı görme yetkisini kendisinde bulup bunu da felsefi argümanına örnek olarak kullanabiliyor. Konuyla hiçbir alakası olmayan bir noktada Hegel'e amiyane tabirle giydirmesi hoşuma gitmese de beni güldürdü: "Akıllı, basiretli yurttaşlarıma, eğer bir daha sıradan bir kimseyi büyük bir dahi diye ilan etmek isterlerse, bunun için Hegel gibi, tabiatın, yüzüne en anlaşılır harflerle ve kolayca okunabilecek bir yazıyla 'sıradan kimse' damgasını bastığı birahaneci kılıklı birisini seçmemelerini öneririm.". Öte yandan en son makale olan "Gürültüyü Kanıksama Neyin Belirtisidir?" yazısında düşünürün at arabalarının kırbaç seslerinden rahatsızlığını o kadar gerçekçi bir şekilde okuyoruz ki karşımızda kanlı canlı huysuz bir dedenin yakınmalarını dinliyor gibiyiz adeta. Şehirdeki bu kırbaç ve kapı çarpma gürültüsünün bir milletteki zihinsel üretime topyekün zarar vereceğini savunan yazar günümüz şehirlerinden herhangi birisinde ne yapardı acaba? :) (Beyza)
--reklam--
Kitabın Yazarı Arthur Schopenhauer Kimdir?
Arthur Schopenhauer (d. 22 Şubat 1788, Danzig - 21 Eylül 1860, Frankfurt), Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.
--reklam--
Arthur Schopenhauer Kitapları - Eserleri
- Bilmek ve İstemek
- Düşüncenin Çağrısı
- Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
- İnsan Doğası Üzerine
- Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
- Bilim ve Bilgelik
--reklam--
- Felsefe Tarihinden Kesitler
- Hayatın Anlamı
- Aşkın Metafiziği
- Fikirlerin Bilgisi Üzerine
- Eristik Diyalektik
- Akıl Sağlığı
- Ölümün Anlamı
--reklam--
- Din Üzerine
- İdeal ve Gerçek
- Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine
- Güzelin Metafiziği
- Okumaya ve Okumuşlara Dair
- Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisi
- İstencin Özgürlüğü Üzerine
--reklam--
- Merhamet
- Üniversiteler ve Felsefe
- Hiçliğin Mutlu Sessizliği - Aforizmalar
- Arthur Schopenhauer - Bir Filozofun Huzurunda
- Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine
- Hayatın Bilgeliği
- İsteme ve Tasarım Olarak Dünya
--reklam--
- Okumak Yazmak ve Düşünmek Üzerine
- Akıl Zayıflığı
- Varolmanın Acısı
- Aşk ve Cinnet
- Mantıksal Düşünce Doktrini
- Edebiyat Dersleri
- Parerga ile Paralipomena
--reklam--
- Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 2
- Arthur Schopenhauer - Toplu Eserler 1
- Kişilik Oluşumu ve Sorunları
- Yaşamın Bilgece Deneyimleri
- Aforizmalar
- Ruh Görme Üzerine
- Dünyanın Istırabı Üzerine
--reklam--
- İrade Felsefesi
- Mutlu Olma Sanatı
- Kötümserlik Üzerine
- Fikir Mimarları Dizisi 19
- On Women
- Müxtəlif Predmetlər Haqqında Düşüncələr
- The Horrors and Absurdities of Religion
--reklam--
- Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine
- Studies in Pessimism
- Parerga ve Paralipomena 2
- Seçme Yazılar
- Mutluluk Kendi Kendine Yetenlerindir
- Düşünceler
- Kadınlar ve Diğer Konular
--reklam--
- The Art of Literature
- Aklın Yolu
- Writings Of Schopenhauer On Various Themes, Vol. 1
- Aşkın Metafiziği
- Həyat Müdrikliyi Aforizmləri
- Cinsel Aşkın Metafiziği
- Metafizik İhtiyacı
--reklam--
- Doğadaki İsteme Üzerine
- Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
- Kant Felsefesi Eleştirisi
--reklam--
Arthur Schopenhauer Alıntıları - Sözleri
- les grandes pensées viennent du coeur* Büyük düşünceler kalpten gelir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
- “Her şeyin niçin olduğunun bir temeli vardır.” (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
- Güzelin nadiren yararlı olanla birleştiğini görürüz. Uzun ve narin ağaçlar meyve vermez, meyve ağaçları ufak tefek, bodur ve çirkindir... En güzel binalar, kullanışlı, işe yarar binalar değildir; bir tapınak barınacak bir mesken değildir. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
- Hafıza düşünülmüş bir şeyi düşünür. (Düşüncenin Çağrısı)
- Okumaksızın geçen boş zaman bir tür ölüm, insanın canlı canlı gömülmesidir(Seneca, 82) (Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine)
- Bir düşüncenin esas yaşamı sadece kelimelerin sınır noktasına varıncaya kadar sürer. Orada taşa dönüşür, donakalır ve hayatı sona erer, fakat hayvan ve bitki fosilleri gibi ölümsüzdürler. Geçirdikleri kısa yaşamları bir kristalin kesilme anına benzer. Çünkü düşüncemiz kelimeleri bulduğu andan itibaren içtenliğini kaybettiği gibi ciddi olmaktan da çıkar. Başkaları için varolmaya başladığı andan itibaren içimizde yaşamaya devam etmesi son bulur, tıpkı bir bebeğin annesinden kopup kendi benliğine adım atmaya başlaması gibi. Şairin de dediği gibi: "Beni itirazla şaşırtmayın! İnsan konuşmaya başladığı anda yanılmaya da başlar." (Edebiyat Dersleri)
--reklam--
- Dünya cehennemin ta kendisidir ve insanlar da bir yandan zulüm gören ruhlar, öte yandan cehennemdeki şeytanlardır (Dünyanın Istırabı Üzerine)
- Dar kafalılık ve ahmaklık her zaman ve her yerde, bütün durum ve koşullarda, anlayıştan, zekâdan ve yetenekten nefret ettiği kadar şu dünyada başka hiçbir şeyden böylesine içten ve yürekten nefret etmez. (Üniversiteler ve Felsefe)
- Kendisinin görgül karakterine dair edindiği kesin bilgi kişiye edinilmiş karakter denilen şeyi sağlar. O kişi iyi ya da kötü kendi özelliklerini ve bu yüzden kendisine ne için inanıp inanamayacağı ya da kendisinden ne beklenip beklenemeyeceğini kesinlikle bilir. Görgül karakteri sayesinde önceden sadece doğallıkla oynadığı rolünü artık artistik ve yöntemli bir şekilde ciddiyet ve kayrayla, söylendiği gibi karakterine hiç vefasızlık etmeden oynar. Kişi ne zaman karakterine sadık kalmazsa kendisi hakkında yanılır. (İstencin Özgürlüğü Üzerine)
- Doyum dilenciye atılan sadaka gibidir, sadaka onu bugün canlı tutar, böylece onun sefaleti yarına uzatılabilir. (İsteme ve Tasarım Olarak Dünya)
- “Yaptığımız her eylemde ilk önce “İnsanlar ne der?” diye düşünmekteyiz. Hayat sıkıntılarının neredeyse yarısı sırf bu yüzden oluşmaktadır.” (Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar)
- Keder içerisinde neşe, neşe içerisinde keder. (Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine)
- Hayat. hayat ismiyle anılır, ama gerçekte ölümdür o. (Hayatın Anlamı)
--reklam--
- Voltaire “Saadet sadece bir rüyadan ibarettir.” der ve ekler:Sinekler örümcekler tarafından,insanlarsa acılar tarafından yenilmek üzere vardırlar. (Merhamet)
- Kavrayışı bir suç, doğumu bir ceza, yaşamı bir iş ve ölümü de bir gereklilik olan bir insan, kendisiyle nasıl gurur duyabilir ki? (İnsan Doğası Üzerine)
- Çünkü her nesne gölge verir; her cisim kesinlikle özgül ağırlığına karşılık gelen bir ağırlıkla düşer... (Ruh Görme Üzerine)
- Hayal gücü mahsulü olan her eser işkenceler içerisindeki insan yüreğinin kasılmalarını ve çırpınmalarını seyrettiğimiz bir gösteri kutusudur. (Hayatın Anlamı)
- Zihinsel bir uğraşı içermeyen boş zaman ölümdür ve diri diri gömülmektir." (Aforizmalar)
- Felsefe, sığınılacak bir limandan çok çıkılan bir yolculuğa benzer. (Yeterli Temel İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine)
- Bu sıkılma hali varoluşun kendi içinde değersiz olduğunun dolaysız bir kanıtıdır, çünkü sıkılma hali varoluşun boşluğunu algılamaktan başka bir şey değildir. (Dünyanın Istırabı Üzerine)
Yorumlar
0 yorum