Kitap Künyesi
Yazar: Ferhan Şensoy
Yayın Evi: Ortaoyuncular Yayınları
İSBN: 9789757904120
Sayfa Sayısı: 168
Seçme Sapan Şeyler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Öyküyle deneme arasında gidip gelen geziperver yazılar bunlar. Ya da öykü türünde açık denizler özleyen, birbirlerinden çok bağımsız metinler ve fakat bütünde buluşuyorlar; insanı çerçeveleyen eşya, nebatat, hayvanlar kendi gözlerinden değerlendiriyorlar bildiğimiz, kendini çok cinfikir sanan salak insanoğlunu.
Seçme Sapan Şeyler Alıntıları - Sözleri
- Kaç kitap okusak bi şeyler biliyo oluruz Kafir bey?
- Kitap okumanın tek sakıncası , insana başka bir kitap okuma arzusu vermesi. Bu da, her ne kadar kökü dışarda bir duyguysa da sanıldığı kadar zararlı değildir.
- Matbaadan yeni gelmiş bir kitabın kokusunu, kitabı eline alıp sayfalarını çevirmeyi, kaldığı sayfanın ucunu bükmeyi, bir kitabın arasında çiçek kurutmayı, bir ağacın dibine uzanıp kitap okumayı özlemeyecek mi insan?
- Ne kadar seçme sapan şeyler yaşıyoruz,
- Ne güzel bir şeydir yeni bir güne uyanmak, perdeleri, pencereyi açıp gün ışığına kavuşmak, günün temiz havasını içine çekmek...
- Önümde yaşanacak güzel bir gün var işte! Hayattayım, yaşam devam ediyor!
- Aşırı kalabalık caddede cep telefonumu çalan tipe hiç çaktırmadan, onun mesaisi sırasında cüzdanını çalarak, cüzdanımı çalanın kıç cebinden cep telefonunu araklayarak, telefonlu ve cüzdanlı olarak, yani neredeyse zararsız ulaştım Beşiktaş vapur iskelesine.
- Belki yüzme bile bilmiyordu. Havuza gelir çevreyi keser, nerde yalnız, hoş bir bayan varsa onun yanına havluyu sererdi. Asıl işi havuz zamparalığı.
- Namazda okuması gereken duaları , latin harfleriyle küçük kağıtlara yazmıştı. Namaza durmadan önce onları seccadenin başucuna yerleştiriyor, oradan okuyarak kılıyordu namazını. Bunu günde beş vakit yaptığı için, ilerleyen zaman içinde kağıda bakmadan da okur oldu, anlamını bilmediği o duaları .
- "insanlar kimse kendilerine bi şey söylemediği halde avusturyalı avusturalyalı fransız ingiliz rus falan oldular dünyayı parselleyip böldüler ülkeler oluşturdular" satırları üstünde enine boyuna dolaştı, biraz kafası karıştı herşeyin farkındaki karıncanın.
- Sigara yasağından önce bu denli içmiyordu. Yasak bir anlamda kamçılayıcı oldu. Zaten sigaraya okulda içilmesi yasak olduğu için, yasak delme severek başlamıştı.
- Sakinleştirici yerine akşamları bir duble rakı içsem?
- Kitap okumanın tek sakıncası, insana başka bir kitap okuma arzusu vermesi.
- -Yanınızda oturan olarak, ben de içmiş kadar oluyorum. Yazık değil mi benim pırıl pırıl akciğerlerime? -Yazık tabii ... Oturmayın yanımda, siktirin gidin!
- - Kaç kitap okusak bir şeyler biliyo oluruz Kafir bey? diye sordular. - Kitap okumanın tek sakıncası, insana başka bir kitap okuma arzusu vermesi. Bu da sanıldığı kadar zararlı değildir.
Seçme Sapan Şeyler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Bıkmadan usanmadan direnmek zorundayız.": “Merhabalardan bir demet.” Spoi ve Gilleri bulunmamaktadır. Böyle giderse daha çok söyleyeceğiz: “Ne kadar seçme sapan şeyler yaşıyoruz”. Ki bu ve fotokopisi kalıplaşmış cümleleri "Herşeyin boku çıktı lan memlekette..." ye lehimleyeceğiz. İşin enterkasmayan tarafı, "sinirlere boğum boğum düğüm atan yanı bu" nakarat hep aynı. Özü ortak noktaya odaklanıyor ökelenmelerimizin: Yönetim. ‘Ülkenin en büyük derdi ülkeyi yönetenler’, diyor son verdiği röportajda Ferhan Şensoy. "İktidarın sanata ve sanatçıya bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?", sorusunu ise şöyle cevaplıyor: "İktidarın sanata ve sanatçıya yönelik bir bakış açısı yoktur!". Nett! “Öyküyle deneme arasında gidip gelen geziperver yazılar bunlar.” Nesneler ferhanca konuşturularak, zaman zaman tek başına, dembedem de nesnedaşlarıyla, olaylara yorumcu ve eleştirmenleşiyorlar. Bilmem kaç sayfa sonrasında, solumda pinekleyen çayın n'türk şikayetlerde bulunduğunu merak eritmiyor değildim açıkçası. Öyle ki empatilerden paronayaklaştım, neyse ki "Streslendim de duruldum." ≈)) Şunu da söylemeden geçemeyeceğim diğer paragrafa. Zira sinirsel katsayım günbegün everestleşmekte. Kitaplarının çoğunun yeniden basılması (ulaşılabilenler çok çok pahalı) ve her eserinin fiyatına düzenleme getirilmesi gerekli. Ustanın, yazdıklarıyla, filmleri ve dizileriyle, bendeki etkisi çok fazladır. Sadece okumak, izlemek, gülmek değil ona olan hayranlığım. Dik duruşuna, yanlışı gördüğü yerde dilinden ferhangi şeyleri esirgememesine, ülkenin haline rağmen yüzündeki tebessümü eksik etmeyip "Ülkenin sürekli geriye gidişi çok hızlandı. Bıkmadan usanmadan direnmek zorundayız.", demesine... İbrahim: Kaç cigaramız kaldı? Muzaffer: Cigaramız diye genel bi durum yok. Hemen üstteki replikleri okuyunca duygulanıyorsanız anlayabilirsiniz n'demek istediğimi. Zaman ayırıp okuyanlara mersilerden bir demet, keyifli okumalar ≈)) (Kitaphan)
İlk kez Ferhan Şensoy okudum ve kesinlikle son olmayacak. Bu güzide eser 24 adet deneme ve öykü arasında gidip gelen ustanın da deyimiyle seçme sapan şeyler bulundurmakta. Hayattan kesitler sunan bu seçmelerin ortak yanı Ferhan Şensoy'un dillendirdiği nesneler. Mesela tuzluk, kapı kolu, para, küllük, menekşe... Konuşuyorlar ama tabi insanlar duymuyor daha çok kendi aralarında. Kapıyı sert kapiyoruz ya kapı yavaş ulan diyor gibi işte :) Bunu da çok başarılı yapmış gerçekten keyif alarak bazı yerlerde de güle güle okuduğum bir kitap oldu. Yazar Ferhan Şensoy olunca buna şaşırmadım tabi bekliyordum. Kitabı okuduktan sonra etrafıma daha değişik bakmaya başladım. Mesela elimde tuttuğum kitap ya da çay içtiğim bardak benim hakkımda neler söylüyor acaba dedim. Överler mi söverler mi bilemiyorum artık ama onların da fikir beyan edebildiği bir ortam gayet keyifli olabilirdi diye düşündüm. Sonuç olarak kesinlikle okuyun derim kısa bir kitap, keyifle okuyacağınıza eminim. (S.)
Geziperver denemeler, öyküsel geziler: 24lük öykü/deneme arası barındıran Seçme Sapan Şeyler’i bitirmenin tadı garip. Ferhanağbi’nin söylediği üzre geziperver Seçme Sapan Şeyler, kitaplarının en farklısı diyebilirim. Olaylar birbirinden bağımsız, kısa/yarım kalmış hissi veren bir kitap. Düşbükü’nde 17(+3) varken, bundaki 24 hikayenin farkı nedir diye soracak olursanız aslında tüm cevap burada başlıyor; 24 hikayenin yimdördü de insanı çerçeveleyen şeylerle ilgili. Yani; eşyaların, hayvanların, nebatatın kendi gözünden yapılan bir değerlendirme gibi. Kitabı kendi kitaplarından ve çoğu kitaplarından ayıran en büyük özellik bu. Akla gelmeyecek açılar barındırıyor oluşu. Çok keyifli, güldüren, kendi argosuyla barışık bir kitap. Okumaktan keyf aldım, umarım Ferhanağbi kalemin bu kısmını hiç bırakmaz. (Sermest)
Kitabın Yazarı Ferhan Şensoy Kimdir?
Ferhan Şensoy (d. 26 Şubat 1951, Çarşamba, Samsun) Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu; roman, deneme, günlük, televizyon dizisi ve film senaryoları yazarı, şair ve Ortaoyuncular tiyatro topluluğunun kurucusudur.
Tek kişilik oyunu Ferhangi Şeyler, 7 Mart 1987 'den beri aralıksız devam eden en tanınmış oyunudur. Birçok kesim tarafından Ferhangi Şeyler'in stand-up komedilerinin ilham kaynağı olduğu düşünülse de, kendisi bunu "Ferhangi Şeyler’den etkilenmiş olabilirler ama Ferhangi Şeyler bir stand up değildir." diyerek açıklamıştır. Kel Hasan Efendi'den günümüze gelen Ortaoyuncuları Kavuğu'nu Münir Özkul'dan devralmış ve Rasim Öztekin'e devretmiştir.
Her oyununa emeği geçenlere, zaman gözetmeksizin oyun gelirlerinden pay vererek mali olarak da Türk Tiyatrosu'nda kendine özgü bir yer edinmiştir.
2021 Haziran ayında anjiyo geçiren, ardından da anjiyoya bağlı olarak gelişen komplikasyonlar nedeniyle tedavi görmeye başlayan usta sanatçı, tüm müdahalelere rağmen 31 Ağustos 2021 tarihinde 70 yaşında vefat etmiştir.
Ferhan Şensoy Kitapları - Eserleri
- Kalemimin Sapını Gülle Donattım
- Eşeğin Fikri - Her Türkün El Kitabı
- Hacı Komünist
- İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You
- Falınızda Rönesans Var
- Ayna Merdiven
- Kazancı Yokuşu
- Başkaldıran Kurşunkalem
- Oteller Kitabı
- Elveda SSK
- Denememeler
- Afitap'ın Kocası İstanbul
- Düşbükü
- Şahları da Vururlar
- Rum Memet
- FerhAntoloji
- Seçme Sapan Şeyler
- Gündeste
- Güle Güle Godot
- Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı
- Karagöz ile Boşverinbeni
- Kedittin Direniş
- Dündeste
- Gecedeste
- Çok Tuhaf Soruşturma
- Haldun Taner Kabare
- Derdeste
Ferhan Şensoy Alıntıları - Sözleri
- Durumun derhal bir faksla Ulaştırma Bakanlığı'na bildirilmesinin bir yararı olur mu? Olmaz. Çünkü Ulaştırma Bakanı hiç bir zaman otobüse binmez. Sen ne kadar faks çekersen çek, o bu konuya eremez, kimin, nereye, nasıl ulaştığının hiç farkında değildir. Otobüse binmeyen bir Ulaştırma Bakanı bizim otobüssel sorunlarımızı çözebilir mi? Hayır. O zaman ona ne gerek var? O da zaten, şu an Ankara'da kimi sokaklarda trafiği kestirerek, başkent trafiğinin içine-ederek bakanlığına ulaşmanın derdin de. O olmasa, Ankara'da o sokaklarda, o kadar karışmayacak trafik ve herkes daha çabuk ve rahat ulaşacak. Ulaştırma Bakanının ulaşımı engelliyor olması salakça! (Rum Memet)
- Fikrini söyle... Hıyarca da olsa belirt. Belirt ki ne kadar hıyar olduğun anlaşılsın. (Çok Tuhaf Soruşturma)
- Biz hiçbir şarkıyı baştan sona söyleyebilen bir millet değiliz. (Hacı Komünist)
- Gayet iyi anlaşamıyoruz.. (İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You)
- Bolluk kelek bir durum Kıtlık gayet güzeldir, Parası olan için! (Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı)
- Tiyatrodan korkmayınız. Tiyatro hayatın aynası. Aynaya bakmaktan korkuyorsanız, eve dev aynası alınız! (Kedittin Direniş)
- Dünya erkekler dünyası kaldıkça, erkekler bütün kilit noktaları elde tuttukça ve onları kurulu düzenin oyun kuralları uyarınca, yani bir sömürü düzeni içinde yönettikçe, kadınlar da kendilerini ellerindeki tek silahla savunmaya çalışıyorlar. Bu silah, onun güzelliği, dişiliği, çekiciliği, fettanlığı ve zekâsıdır. Erkeklerin zayıf noktasına yöneltilen bu silahla, çıkar koparılmak istenir. Bunu evlenme yoluyla yapanlara bu düzen akıllı ve namuslu, başka yoldan yapmaya kalkanlara da başka bir şey diyor. Oysa namussuz olan, kadını bu derekeye zorlayan erkekler hegemonyasıdır. (Haldun Taner Kabare)
- - Baskı rejimleri mizahçıyı, daha ince mizah yapmaya zorluyor. Mizahın bıçağı bileniyor. (Kedittin Direniş)
- -Ne iş yapıyor? -Bir çeşit mafya. -Zaten artık herkes mafya. Bir mafyanın içinde bulunmayan adamdan sayılmıyor... (Elveda SSK)
- Niye anlatır bu meddah, dere tepe düz giderek? Nedir zoru? Kim zorluyor onu buna? Çağının sıkıntısını ruhunda fırtınayla yaşayan yalnız yalnız adamlardır, meddah dediğin. Anlatarak bir kıssa'yı, hissesiyle çağını değişime zorlayandır, insandan, insanlıktan yana, eğriyi doğruyu gösterendir. Franko döneminin ispanyol meddahları, döner döner Franko'yu anlatır. Karl Valentin bir uyumsuz meddahtır onun işi Adolf Hitler! Sen De Gaulle'ü Coluche'e sor! Denetimden geçen meddahın işi elbet daha zor! Feylesoftur meddah, al gözüm seyreyle, al kulağım kabakulak, al beyincik ben yoruldum, sen yorumla! Meddah, çok tehlikeli bir tip! Aristofanes'in başı hergün belada, Nefi canını verir, dili uğruna, çünkü meddah bir söylüyor, pir söylüyor, ondan sonra ne söylesen "söz" olmuyor. Çağdaş toplum meddahını hoşgörmeli, ona kulak vermeli, meddahına sahip çıkmayı bilmeli, çünkü meddah toplumun sesi. (Denememeler)
- kimi çoğul yalnızlıklar... (Gündeste)
- “Arkadaşsız yürünmüyor ısırganlı yol.” (Ayna Merdiven)
- Ülkenin içinde bulunduğu manzara karşısında bu kadar insanın mutlu olabilmesini aklım almıyor. (Kedittin Direniş)
- Şahımızın önünde boynumuz kıldan ince Şairem ki ölüme giderim geze geze Şiirler ölmüyor ki şairler öldürülse Şiirler ölmüyor ki şairler öldürülse. (Şahları da Vururlar)
- “(…) eczacılık fakültesini bitiren araba galerisi açıyor, iktisat fakültesini bitiren meyhaneci oluyor, İlahiyat okuyor kaymakam oluyor, hukuk fakültesinden çıkan bankacı oluyor, sanat tarihi okuyan milli piyango bayii açıyor, bilgisayar mühendisi bir otelin havuz müdürü oluyor, çok okullar okuyup hiç bir şey olamayan çok!” (Falınızda Rönesans Var)
- .- Ben aynı kanıda değilim! .- Kim aynı kanıda . - Hangi kanıda? .- Kanada ! (Güle Güle Godot)
- Sizi rahatsız eden laiklik mi? Biliniz ki laiklik ortadan kalkmayacak. Buna, Atatürk'ün cumhuriyeti emanet ettiği türk gençliği izin vermez. Atatürk mü sizi rahatsız eden? Orda, bi dakka durun! Durmaktan kastım; saygı duruşu! (Kedittin Direniş)
- Bir tür bayram değil midir, direniş? (Güle Güle Godot)
- Bir gün öyle bir üfleyeceğim ki bu sigaranın dumanını pencereden, yerle bir olacak rutubetli duvar; bizim evden deniz görünecek. (Denememeler)
- Senin halkın aç geziyor Ver toprağı köylüye Umudumuz Musaddık Biz bu şahtan usandık (Şahları da Vururlar)
Yorumlar
0 yorum