Kitap Künyesi
Yazar: Oğuz Tektaş
Yayın Evi: Çatı Kitapları
İSBN: 9786054337705
Sayfa Sayısı: 352
--reklam--
Seksenler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Annelerimiz eşyalarını özenle korur, bozulduklarında ertesi gün yerine yenisinin gelmeyeceğini bilirlerdi. Hemen hepsinin elinde bir iğne iplik önlüklerin sökükleri okula gitmek üzereyken ayaküstü dikilirdi. Günlerinde kek, börek, "bir çay daha!", poğaça, "Ay! Komşu tatlıda mı yaptın!" derken başlarlardı şişmanlamaya. Evlerini yuva yapmaya çalışırken yorulurlar, ama asla yorgun olmazlardı.
Sokağımızdaki teyzeler annelerimiz gibiydi. Susadığımızda evlerine girer su içerdik.
Koşar, düşer, terleriz, burnumuz akar. Üzülür, ağlarız yine akardı. Kollarımıza silerdik burunlarımızı. Gömleğimizin, kazağımızın, gocuğumuzun, uzun kollu neyimiz varsa hepsinin uçları meşin gibi olurdu.
Kelebekler konardı omuzlarımıza, uğurböcekleri en sevimli halleriyle kendilerine birinin mani söylemesini beklerlerdi. Her delikten bir kertenkele uzatır kafasını, başka bir deliğe saklanmadan önce ufak değneklerimizle kovalardık onları. Antenler yerlerini kapmadan önce leylekler yuvalarını çatılarımıza yapardı.
Elimizde Japon Çekirdekleri sokaktan gelip geçenlere bakarken çitler, soranlara adres tarif ederdik.
Hepimizin orada, uzakta köylerimiz vardı... Sadece sebze ya da tahıl ürünleri değil, yatılı misafirlerimiz de gelirdi köylerden. Bir gelen haftalarca gitmezdi.
Evci askerlerin kıyafetlerinin kokusu sinerdi duvarlarımıza. Yedikleri dayaklardan yiyemedikleri yemeklerden bahseder, bir hafta sonra yine gelmek üzere giderlerdi. Böyle olduğu halde neden mektup yazarlar anlamazdım.
Yoğurtçular, hurdacılar, kalaycılar, bileyiciler fuar alanı gibi kullanırlardı sokakları. Kendilerine has ezgileriyle bağırıp gezerlerdi. Bekçilerimiz vardı; kahverengi polislerimiz. Düdüklerini öttürür, bozacılarla beraber gecelerin sesi olurlardı.
Şoförler: "Bundan iyisini ancak Allah yapar," derlerdi efsane otobüs 302 için.
"Ne Anadol'u be! Babadol, Babadol," deyip dururdu dayım.
"O zamanlar Kumburgaz bize çok uzak, fotoğraflarımız sepya, hayatımız siyah-beyazdı. Domatesler kesildiklerinde etrafa güzel kokular yayar, evlerimizin balkonunda ya da pencere önlerinde Vita marka yağ tenekelerinde biberler, fesleğenler, çilekler yaşardı. Balkondan uzansak erik, kayısı, kiraz veya vişne toplayabilirdik belki ama misafirliğe gittiğimizde elimiz muza kayardı."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Seksenler Alıntıları - Sözleri
- Arkadaşlığı, paylaşmayı, yere düşen ekmeği üç kere öpüp başıma koymayı, yaşıma uygun oyunları hep burada öğrenmiştim.
- Bizim mahallenin kızları vardı. Herkes onları neredeyse kardeşi gibi görür, diğer mahalle delikanlılarından korumaya çalışırdık. Arada birimiz birine âşık olur, diğerlerimiz daha da sahiplenirdik bizim mahallenin kızını,bacımızı.
- Evlerimizin balkonlarında civciv beslerdik. Pazarlarda ve sokak aralarında satılan civcivlerden beş-altı tane satın alır, yazın evlerin balkonlarında,kışınsa odada kuytu bir köşede yetiştirmeye çalışırdık.
- İhtiyar bir teyze veya amca yoldan geçerken bize şeker dağıtır, saçlarımızı okşardı… VE O YAŞLI ADAM HİÇBİR ZAMAN SAPIK OLMAZDI.
- Soner gibi ekmeğimi bölüştüğüm bir arkadaşımın olması ne kadar da güzeldi.
- İhtilali gerçekleştirenler ise adil olduklarından dem vurup, utanmadan “Soldan ne kadar adam astıysak sağdan da o kadar astık,” diyerek, erdemlerini ve adalet duygularının ne kadar eşit olduğunu dile getiriyorlardı.
- Bol içki içildiği akşamlar sahilde ateş yakılıp, “Akdeniz Akşamları” onun olmadığı zamanlarda muadili şarkılarla vakit geçirildiği yerlerdir.
--reklam--
Seksenler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabımız adı üstünde seksen ve doksanlı yılların hafızalarımızda eskimeye yüz tutmuş olaylarını canlandırmaya yarayan sade anlatımlı kolay okunan bir kitap. İkinci kitabının daha güzel olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim. Ediyle Büdüyü, Susam Sokağını hala çok özlüyorum. Güzel bir şarkısı da vardı. Gün güneşli, insanlar neşeli Sen de gel oyna susam sokağında Dostluk ve sevgi sarıyor her yeri Gel katıl bize, verelim elele Sev dünyayı, açılır her kapı İşte susam sokağııı https://yadi.sk/i/AlOexY1p3PdZxk (DUA)
80'ler ve 90'lar... 75 doğumlu biri olarak çocukluk yıllarım...Kitabı beğenme nedenimde bu..Zaten hatırladıklarım ve aaa bak bunu unutmuştum ben dediğim ne varsa kitapda vardı .Pardon New kids on the block hariç... Nasıl unutulup da bu kitaba girmemiş hayret ettim. Zamanının en moda grubuydu...Onlara hayranlığım sene kaybetmeme neden olmuştu..;) Bu arada kitapta "Akordioncu amca " diye bahsedilen ama yazarın ismini bilemediği kişinin adı "Celal Şahin" dir. Bu da yazara benden hediye olsun. (Duygu şanlı)
--reklam--
Seksenler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Oğuz Tektaş - Seksenler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Seksenler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Oğuz Tektaş Kimdir?
--reklam--
Oğuz Tektaş Kitapları - Eserleri
- Seksenler
- Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?
--reklam--
Oğuz Tektaş Alıntıları - Sözleri
- Maçın Uzaması Olayı: Topun sahibinin eve çağırılması, balkona top kaçması ya da bin lerinin sakatlanması sonucu maçlar erken bitebilirdi. Bunun haricin de 5’te devre 10’da biter kuralı geçerliydi. Eğer maç 10’da bitecekse, ama bir 9-9’luk beraberlik varsa, maç direk olarak 11’e uzardı. Velev ki maç, 10-10 oldu, bu seferde 12’ye uzardı. Bu neden böyledir bilinmez ama yerleşik bir kuraldır. (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
- İhtilali gerçekleştirenler ise adil olduklarından dem vurup, utanmadan “Soldan ne kadar adam astıysak sağdan da o kadar astık,” diyerek, erdemlerini ve adalet duygularının ne kadar eşit olduğunu dile getiriyorlardı. (Seksenler)
- Bol içki içildiği akşamlar sahilde ateş yakılıp, “Akdeniz Akşamları” onun olmadığı zamanlarda muadili şarkılarla vakit geçirildiği yerlerdir. (Seksenler)
- Soner gibi ekmeğimi bölüştüğüm bir arkadaşımın olması ne kadar da güzeldi. (Seksenler)
- Cüneyt Arkın: Çocukluğumda ismini Cüney soyadını Tarkın sandığım kişi. O zamanlar ulama neticesinde böyle sandığımı sonradan anladım. Bir zamanların jönü, salon filmlerinin iflah olmaz âşığı, tarihi filmlerin en kahramanı, en fazla prensesin aklını başından alanı, sosyal içerikli filmlerinse en örgütçüsü, en haksızlık karşısında susmayanı... (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
- İhtiyar bir teyze veya amca yoldan geçerken bize şeker dağıtır, saçlarımızı okşardı… VE O YAŞLI ADAM HİÇBİR ZAMAN SAPIK OLMAZDI. (Seksenler)
- Eti: - Bir bilmecem var çocuklar! - Haydi sor, sor - Çayda kahvaltıda yenir, - Acaba nedir, nedir? - Bisküvi denince akla, - Tamam şimdi buldum. - Hemen onun adı gelir. - Eti, Eti, Eti... (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
- Bayram Gazetesi: Yılda iki defa, “Kurban ve Ramazan” bayramlarında, diğer gazete lerden hiçbiri yayın yapamaz, sadece “Bayram Gazetesi” denen ve Ga zeteciler Cemiyeti tarafından basılan ve geliri buraya kalan bir gazete çıkardı. (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
- Evlerimizin balkonlarında civciv beslerdik. Pazarlarda ve sokak aralarında satılan civcivlerden beş-altı tane satın alır, yazın evlerin balkonlarında,kışınsa odada kuytu bir köşede yetiştirmeye çalışırdık. (Seksenler)
- " Mutluluklarının kum taneleri kadar çok,üzüntülerinin yaz yağmurları kadar kısa olması dileğiyle..." (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
- Arkadaşlığı, paylaşmayı, yere düşen ekmeği üç kere öpüp başıma koymayı, yaşıma uygun oyunları hep burada öğrenmiştim. (Seksenler)
- Bizim mahallenin kızları vardı. Herkes onları neredeyse kardeşi gibi görür, diğer mahalle delikanlılarından korumaya çalışırdık. Arada birimiz birine âşık olur, diğerlerimiz daha da sahiplenirdik bizim mahallenin kızını,bacımızı. (Seksenler)
- " Güzeldi o zamanlar her şeyin güzel olduğu kadar. " (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
- Cin Ali : Dünya tarihinin en basit çizgilere sahip, en uyumlu, düzgün, ahlak lı kahramanı. İlkokul kitaplarında bir seri olarak yayınlanmış olup, ço cuklara işte iyi bir çocuk böyle olunuru anlatmak ve okumayı öğret mek için yapılan bir çalışma. Hiçbir zaman cinliğini göremediğimiz ama dişlerini fırçalayan, hayvan sever, kitap okuyan okula giden bir çöp çocuk. Sadece kendisi çöp değil, babası anası da, arkadaşları, hay vanları da çöpten. Bunları birbirinden ayıran özellikleri; babasında bı yık ve kravat, atın koca kafası, kuzusu aynı, fili aynı... Cin Ali sürekli top atar, tutar, kırbacı ile topaca vurur, fil onu tıraş eder dururdu. (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
- İsim - Şehir: Çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunlarından biridir. Şimdiki çocuklar da oynuyorlardır umarım. Çok eğlenceli ve öğretici oyunlardandır. İsim, şehir, bitki, eşya, hayvan, artist, ülke diye sıralama yapılır, her oyuncu kağıdını kendi hazırlayarak, bildiği ismi yazardı. Ara sıra dışardan gizli yardımlar da alınırdı. Bir keresinde kardeşlerim oynarken, biri benden yardım istedi ve “O”harfi ile hayvan sordu. Ben de “Orangutan” dedim. Aldığım cevap beni şok etmişti. “Artist ismi sormadım, hayvan ismi sordum”. Neyse ben orangutanın bir hayvan olduğunu anlattım. Gerçi sonuçlar açıklanınca, bir şok daha geçir dim. Çünkü hayvan alanı boş, artist alanında ise, “Orhan Gutan” ya zıyordu. Bol tartışmalar yaşanır, etrafta bir bilen aranırdı. (Anne Beyaz Çoraplarım Nerde?)
Yorumlar
0 yorum